Handan Akdemir

Handan Akdemir

ÇevirmenEditör
8.4/10
1.570 Kişi
·
3.909
Okunma
·
3
Beğeni
·
604
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
196 syf.
·5 günde·8/10 puan
Vakalara gittiğimde hastaların yaşam hikayelerini dinleyince çok şükür insanlar neler yaşıyormuş diyerek durumuma şükrediyorum.Benim en duygulandığım olaylardan birisi de hamile bir kadın ve eşini alıp hastaneye götürürken eşinin karısına "Canım bugün inşallah sana kuru pasta alabileceğim"dedi.Gerçekten bunları duyunca hiç bir zaman ulaşılmaz yada bulunmaz gibi olmayan bir şeyin başka insanlar için ne kadar önemli olabileceğini görmüş ve elimdekilerinin değerini anladım.En çok tebessüm ettiğim olayda on iki ayın erkek çocuğunun hipertermi vakasında yaşadım.Hasta daha önce de gittiğim bir hastaydı Efe beni görürmez ben bu doktor abiyle hastaneye gitmek istemiyorum o bana hep derslerimi soruyor sormasın soracaksa gelmem annesi de oğlum gel abin sormaz dedi bende gel sormayacağım dedim Efe'ye söz verdiğim gibi davrandım ama o abi hadi yine matematik soruları sorar mısın ?Annesi de oğlum titriyorsun hani abin sormasın diye söz aldın efe de olsun sorsun o benim bilgiç abim dedi öyle söyleyince dudaklarımın kenarında tebessüm oluştu.O gün Efenin ateşini düşürüp hastaneye teslim ettikten sonra da çocuk hastalarıma davranışlarımı daha etkin ve dikkatli olmam gerektiğini görmüş oldum.

Hastalarımın yaşam hikâyelerinde olduğu gibi hem duygulanıp hem de tebessüm ettiğim tüm duyguların yer aldığı bir kitap.Şermin Yaşar'ın hayata bakış açısı,sosyal sorumluluk projelerinde yer alması, kelimeleri istediği yerde istediği şekilde kullanması ve güzel yüreğiyle okumaya doyamadığım yazarlarımızdandır.Yazarın kelimeleri kullanmaya gücünü kitapta farklı olan iki duyguyu da bir arada kusursuz bir şekilde aktarmasıdır.Kitabın konusuna gelecek olursam on altı yaşındaki genç bir kızın babasız büyümesini ve Müjdat'ın sevdiği insanlara kavuşma mutluluğunu okumaktayız.Ayrıca en çok dikkatimi çeken Nevzat'ın doktor olmak isterken bir konuşma sonrasında ekmek yapmaya başlaması oldu.Bu kitabın tek beğenemediğim yanı yazar sanki bu kitabı yazarken sanat sanat içindir değildir de sanat toplum içindir görüşüne göre yazmış gibi bir hava vermiş olması oldu.
Tavsiye Ederim... :)
144 syf.
·1 günde·10/10 puan
Muhtemelen birçoğunuzun tanıdığı kadın; Neslican Tay. Namıdiğer “Demir Kadın”.

“Belki kaybedeceğim ama savaşırken kaybedeceğim!” Bu cümleyle tanıyoruz onu, ama bu cümlenin ardında yatan gerçekleri de öğreniyoruz kendi yazdığı satırlarda.
19 yaşına birkaç gün kala hastalığını öğrenme süreci ile başlayıp tüm samimiyetiyle ve tüm gerçekleriyle yazmış her şeyi. Ailesiyle ilişkisi, onların verdiği destek, beraber ağlayıp beraber gülmeleri..

Kanserle mücadelenin, bir karakterin diziden ayrılması için iki bölüm oynanması kadar kolay olmadığını, karakterin diziden ayrılması için mecburi olarak ölmesinin gerçek hastaları ne kadar negatif etkilediğini ve daha birçok gerçeği anlatmış. Tam üç kez yakalandığı kanser hastalığını, her seferinde daha da güçlenerek ringe davet etmiş. Yaşamak uğruna bir daha çocuk sahibi olamayacağından korksa da, bacağını feda etse de, asla tükenmeyen umuduyla ayakta kaldı o ringde. Çünkü umudu biterse yaşama hevesi, yaşama hevesi biterse de savaşacak gücü biterdi. Ama o kazanmayı seçti ve bu uğurda savaştı.

Neslican sadece hastalara değil, yaşama hevesini kaybetmiş herkese ilham verdi. Hayallerini gerçekleştirmek için iyileşmeyi bekledi. İki yıl boyunca hiç pes etmeden kanserle mücadele etti. Hastalıkla ringde savaşırken bir yandan da eğitimine devam etmek için sınava girdi ve istediği bölümü kazandı. Psikoloji bölümü öğrencisi olan Neslican, henüz mezun olamadan hepimize ders vermeyi başardı. Kendisi umudu, yaşam sevinci ve inadıyla, başta kanser hastaları olmak üzere hepimize umut oldu.

İncelemeyi Teoman’ın “Çoban Yıldızı” şarkısını bırakarak noktalıyorum.

https://youtu.be/BaRLonlJDOI

Sen benle kal
Çoban yıldızı
Hep benle kal
Zamanın varsa

Keşke hep bizimle kalabilseydin Neslican, mekanın cennet olsun..
196 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ah Şermin Yaşar...
Nasıl tatlı bir anlatım, nasıl sıcacık hikayeler...
Ne anlatsa dinlerim, ne yazsa okurum heralde.
Daha önce Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu’nu okuyup çok beğenmiştim, şimdi de bu kitabını. İtiraf etmeliyim ki Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu daha iyiydi.
Amaaa sanmayın ki bu okunmaz.
Gelirken Ekmek Al’ ı okurken anlıyorsunuz bu cümlenin yakınlığı, samimiyeti ne kadar perçinlediğini;
Diğer Müjdatlar Gibi’ de sizin de kalbiniz sıkışıyor;
Kız Kim’de kocaman bir şaşkınlık yayılıyor yüzünüze;
Bize Bi’ Çay’da kocaman bir tebessüm; Sıcacık’da tam olarak böğrünüzde kocaman bir taş, okuduğumdan beri durup durup “Ah be Bahri diye üzülüyorum...
Kitap okumayı sevmiyorsanız bile sevdiriverir bu Şermin :)
144 syf.
·2 günde·10/10 puan
Seni tanımasaydım yine üzülür müydüm gidişine bu kadar bilmiyorum Nesli..
Seni o kontrolsüz çoğalan hücrelerinle alay ettiğin zamanlar tanımıştım. Ve biliyor musun sana hiç üzülmedim. Çünkü buna hiç izin vermedin. "Bir bacaktan çok daha fazlasıyım" cümlesinin içini dolduran mücadelene sevdalandım. Sadece ismini bile duymak, ufak tefek şeylere sol bacağımı kaybetmiş kadar üzüldüğüm durumlara utanmak için yetiyor. Evet sol bacak..
"Benim için sol bacağınızı da sevin" demiştin o gün. Senin sayende ne hayatlar sevildi be Demir Kadın. Kaç kişi çıktı evden şortunu giyip tek bacakla dışarı. Kaç kişi umursamadı yoksunluğunu bir uzvunun. Kaç kişiye hayat oldun. Kaç kişiye umut oldun daha 19'unda bi bilsen..
Bende senin sol bacağını sevdiğin gibi seviyorum şimdi hayatı. Ve her sevilmez yerinde sen geleceksin aklıma hayatın. Kontrolsüz çoğalan haydut hûcrelerle savaşından öpüyorum seni.
Kanser 1 kere sen 3 kere kazandın Nesli..
Bu savaşın kazananı sensin..
Huzurla uyu..
196 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Şermin Yaşar'ın tatlı diliyle, sıcacık hikayeler okudum.
Öyküler fazlasıyla bizden ve samimi,yazarın dilini çok sevdim.
Elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir yandan da bitmesin diye dua edeceğiniz bir kitap. Sizi her öyküde zaman tüneline götüren, kimi kalbinizin derininde bir hüzün hissettiğiniz kimi gülmeden edemediğiniz , kimi zamanda sizi düşündüren muhteşem bir kitap.
On altı yaşında bir genç kızın babasını hiç görmemesi ve yıllar sonra onun eve geliyorken annesinin çok olağan bir şekilde "Gelirken ekmek al." cümlesindeki şaşkınlığı tabiri caizse fevkaledenin fevkindeydim efendim..
Yalnız kitapta favori öyküm "Bize Bi Çay " oldu. Çok romantikti be...
Okuma tarzınız ne olursa olsun bence herkese hitap eden bir kitap mutlaka okunmalı.
harikaydı efendim. Tek kelime ile harika..
İyi okumalar...
196 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Not : Kitap okuma alışkanlığı kazanmak isteyenler için şiddetle tavsiye edilen bir kitap daha.

Not : Okuma alışkanlığı olan arkadaşlarım için ise " okuyacakları " kitap listesine eklenmesi gerekecek bir kitap.

Son zamanlardaki en keyif alarak okuduğum kitaplardan biriydi. Belki de birincisi demem daha güzel olur. Gündelik hayattan hikayeler sunmuş yazarımız. Esnafların , acı çeken kadınların ve hikayelerdeki kardeşlerin arasındaki yaş farkının hep iki olması dikkatimi çekti. Yer yer eski kelimeleri kullanmış olsa da kitaptaki dil ve anlatım kesinlikle güzeldi. Uzun cümleler ve çoğaltılmış örnekler bazen sıkıcı gelse de anlatmak istediği düşüncenin dışına çıkmadığı için pek fazla olumsuz etki de bulunmamıştır. Ayrıca hikayelerde kendinizi bulabilme ihtimaliniz de çok yüksek. Bazen diyorum ki teknoloji keşke bu kadar ilerlemeseydi de insanlar sevgilerini , aşklarını , dostluk ilişkilerini hep eskiye göre yaşasaydı... Özlem duyduğum o günlere götürdüğün için teşekkür ederim Şermin Yaşar. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Denemek isteyenler için mutlaka okunması gereken bir kitap keyifli okumalar dilerim
196 syf.
·2 günde·10/10 puan
Bir öyküyle başlayıp bir öyküyle bitiyor her şey.
Öyküler birer pencere açıyor edebiyatın arka sokağına.
Öyküler karlı bir kış akşamı, sobanın ateşinin tavana vurduğu kıvranan ışıklar. Kırmızı. Turuncu. Sarı.
Öykü, bir yazarın kalemiyle şekillenen bir ebru tuvali. Onun salınımlarıyla renk renge karışıyor, savruluyor. Bir lâle, bir yaprak, bir insan silüeti.
Öyküler. Bir çocuğun başucuna asılmış bayramlıklar, erkenden kalkılan bayram namazı. Öyküler bir çocuğun göğsündeki umut, hayal, heyecan.
Öyküler yağmur yağarken sokak köpekleri ıslanmasın diye duvar kenarına bırakılan koliler, serçeler için pencere kenarlarına konulan ekmek kırıntıları. İncelik, nâiflik, merhamet.
Öyküler karanlıkta parlayan bir çığlık. Bir isyân. Bir hayalkırıklığı bazen.
Bir öyküyle başlayıp bir öyküyle bitiyor her şey.

Ondandır edebiyatın öykü yüzü, gönlüme hep daha fazla hitâp etmiştir.
Henüz tanıştığım Şermin Yaşar ’ın kalemi, tek kelimeyle anlatılacak olursa: nâif. Çocuk ruhuna aşinâlığının kokusu bu eserinde her öyküsüne sinmiş, şöyle ki o bir çocuk gözü, o kaç yaşında olursa olsun bir çocuğun gözüyle yazıyor. Onun gözünden ilgisiz bir baba, onun gözünden hasta bir anne, onun gözünden bencil bir kızkardeş ya da fedâkar bir abi.
Aile içi acıları mizâhi bir üslupla, sanki türkü söyler gibi anlatıyor Şermin Yaşar . Dudağınızın kenarını kıvıran, acı bir tebessüm gibi.
Biraz buruk.
Biraz kekre.

Çok sevdim.
‘Gelirken ekmek al’ hasreti, ‘Yine Muazzez’ sevdayı, ‘Olanlar oldu’ mizahı, ‘Tuzlu Fıstık’ acıyı, ‘Bize bi Çay’ kopmaz bağlılığı, ‘Diğer Müjdatlar Gibi’ kaybolan hayalleri getirdi, sıra sıra dizdi kapıma.
Her öyküyü ayrı ayrı sevdim.
Bir kez daha genç kadın yazarlarımızla gurur duydum.
Yüreğine sağlık Şermin Yaşar . Başka kekre hikâyelerde buluşmak üzere.
196 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok iyiydi çoookk!!!

Kitap 18 öyküden oluşuyor ve her biri birbirinden güzel hikayeler.Okurken duygudan duyguya geçiyorsunuz.Yeri geliyor üzülüyor,duygulanıyorsunuz yeri geliyor sesli gülüyorsunuz.Tamamen bizden içimizden bir kitap olmuş.Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.Ben çok beğendim.Kalemine sağlık Şermin Yaşar diğer kitaplarını çok merak etmeye başladım :))
Başımıza bir iş geldiğinde, bunu aksilik olarak kabul edebiliyor ve sineye çekiyoruz; bu aksilik ikinci kez geldiğinde, geldi mi üst üste gelir diyoruz, üçüncüsü tekrar ettiğinde her şey de senin başına geliyor diyerek rahatlıkla kanaat bildiriyoruz, sonraki tekrarlardaysa başına bu kadar çok şey geliyorsa, demek ki tüm bunları hak ediyor diyoruz.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 3.909 okur okudu.
  • 163 okur okuyor.
  • 1.766 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.