Harold Bowen

Harold Bowen

Yazar
7.8/10
5 Kişi
·
5
Okunma
·
1
Beğeni
·
70
Gösterim
Adı:
Harold Bowen
Tam adı:
Harold Gardiner Bowen, Sr.
Unvan:
ABD Deniz Kuvvetleri Amirali.
Doğum:
Providence, Rhode Island, ABD, 6 Kasım 1883
Ölüm:
Providence, Rhode Island, ABD, 1 Ağustos 1965
Covel'in en güzel sayfaları Edirne şenliklerine can veren eğlenceleri, (bazısını ayıp bulduğu) raksları, hokkabazların güreşleri, mahitapları, alayları anlatan sayfalarıdır. Ayrıca Padişahı, Mustafa Efendi'yi, Sadrıazamı, imam Vani Efendiyi de anlatıyor. Mustafa hakkındaki sözleri burada tekrarlanmıya değer:
Şöyle bir bakınca, çirkin, ters yüzlü (ve herhalde ters huylu) bir çocuk; bununkinden daha Rus yüzü olamaz (çoklarını gördüğüm için bu hususta hüküm verebilirim), çalı gibi kaşları var, kısa basık bir burnu, ucunda da küçük bir etbeni; yüzü yassı, yuvarlakça, alnı dar, gözleri açık renk, kaşları da öyle, saman rengine çalıyor; kulaklarına gelince, daha irisi görülmemiştir.... Annesi Rus, babasında da Rus kanı var.
1599 yılında İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in, Osmanlı Devleti ile ilişkilerini geliştmek adına bir hediye gönderir. 1599 Devlet kağıtları arasında şöyle bir kayıt geçiyor " Büyük Türk'e öyle büyük ve acaip bir hediye gidiyor ki bütün öteki milletleri, bilhassa Almanları şaşkına bırakacaktır. " Herkesi şaşırtacak olan bu hediye bir Orgdu; hem de öyle aleladelerinden değildi. Adeta kocaman bir Ergundu; saatleri vuruyor, kurulunca havalar çalıyordu; üstünde de yalandan bir çalılık vardı, bunun dallarında yapma karatavuklar ile ardıç kuşları ötüyor, kanatlarını çırpıyorlardı.
Mundy İskenderun'a uğramıştı, orasını şöyle anlatıyordu:
Havası hiç de iyi değil, çünki koca dağlar yüzünden sabahları saat dokuz ona kadar güneş görmüyor, sisten balçıktan kurbağadan geçilmeyen bir bataklığın da yanında.
Türkler----'' Rumlar, Ermeniler, Yahudilerle bir ilişiği olmayanlar '' ve bilhassa Anadolu Yürükleri--- öyle namusluymuş ki zaptiyeye hemen hemen lüzum kalmıyormuş. '' Türkler bir şey çalmayı hor mu görüyorlar, insana yakışmayacak kadar aşağılık mı görüyorlar, yoksa, gerçekten şiddetli değilken kanunlardan mı korkuyorlar bilinmez, hırsızlık yahut yankesicilik edenlerine hiç rastlanmıyor. ''
Hemen onların ardından Büyük Türkün kendisi geldi, büyük bir debdebe ve tantana içindeydi, duruşlarında hareketlerinde eşsiz bir azamet vardı, iki yanında sadece birer içoğlanı vardı, onlar da altın dokuma giymişlerdi; kendisi güzel bir doru ata binmişti, üstü başına da güzel bir kavuk geçirmişti, kumaşı aşağı yukarı on beş yarda var ipekle pamuktan dokunmuş, biraz Kalküta dokumasını andırıyor, ama çok daha ince çok daha makbul bir dokuma, tepesinde de beyaz devekuşu tüyünden küçük bir sorguç var, atı da her bakımdan kendine uygun bir şekilde benzemiş.
Byron Yunanlıların tarafını tuttuysa da mektuplarında ve şiirlerine kattığı notlarda Türkler hakkında iyi sözler kullanır; mesala, '' Para işlerinde müslümanları daima dürüst, kendi çıkarını düşünmekten çok uzak buldum '' yahut '' Taşralı bir Türk ağasından, yani arazisine yerleşmiş bir Türk kibarından, daha saygı değer, dost yürekli, güler yüzlü bir insan bulunmaz '' der.
Urquhart, taşra Türklerinin gerçek değerlerini ancak altı yıllık bir habaplıktan sonra anlayabildiğini, ama sonunda onlardan '' Avrupa'da bilinmeyen en esaslı kaideleri... temizliği, nazikliği, fedakarlığı ve açık sözlülüğü '' öğrendiğini söylüyor. Bu sözler belki Türkleri övmek için olduğu kadar Avrupa'yı yermek için de söylenmiştir.
Redhouse'un Türk şiiri hakkındaki denemeyi yazmaktan maksadı şunu göstermekti ki: kendi kabahatleri değilken, siyasi mürailik, dini taassup, ve kökleşmiş kanaatler yüzünden son zamanlarda o kadar yanlış tanınan ve tanıtılan Türkler... savaş ve siyaset meydanlarında büyük işler başardıkları kadar şiir ve edebiyat sahasında da her zaman muvaffakiyet kazanmışlardır.
78 syf.
·1 günde
Eserin giriş kısmı mutlaka okunmalı çünkü eserin nasıl ortaya çıktığı ilk çevirisi gibi önemli bilgiler veriliyor. Eser 4 bölümden oluşuyor 1699 yılına kadar ki kısımından başlayarak 1922 ve sonrası ile son buluyor. Bahsedilen tarihler arasında Türkiye- İngiltere arası münasebetin nasıl başladığını ve sonraki gelişmeleri İngiltere'den Osmanlı coğrafyasına görevli ya da seyyah olarak gelen kişilerin eserlerinden takip ettiriyor.
78 syf.
·65 günde·Beğendi·6/10
Kanun-i döneminde başlayan İngiliz tüccarların Anadolu üzerine seyhate çıkan Seyyahların gözlemleriyle Türk Milleti en ince ayrıntılarına kadar anlatışmış. Yer yer yergiler olsa da genel olarak Türklerin eşsiz Ahlaki değerlere sahip olduklarını, istemeyerek olsa da ifade etmişlerdir. Levent Company'den tutun diğer İngiliz şirketilerinin kuruluşunu ve yayılışı güzel bir şekilde ele alınmış. Okuyun bir şey kaybetmezsiniz kesinlikle

Yazarın biyografisi

Adı:
Harold Bowen
Tam adı:
Harold Gardiner Bowen, Sr.
Unvan:
ABD Deniz Kuvvetleri Amirali.
Doğum:
Providence, Rhode Island, ABD, 6 Kasım 1883
Ölüm:
Providence, Rhode Island, ABD, 1 Ağustos 1965

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 5 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.