Hasan Fehmi Nemli

Hasan Fehmi Nemli

ÇevirmenEditör
8.2/10
570 Kişi
·
914
Okunma
·
1
Beğeni
·
545
Gösterim
Adı:
Hasan Fehmi Nemli
Unvan:
Türk Çevirmen, Editör
Doğum:
Zara, Sivas, Türkiye, 1950
ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. 15 yıl üretim mühendisliği yaptı. Şimdiye dek Rousseau, Voltaire, E.A. Poe, E. Abbott Abbott, C.H. Hinton, A. Machen, Lord Dunsany, Richard Burton'dan yaptığı çeviriler yayımlandı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
160 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Iki boyutlu bir dunya ortaminda yasayan bir kare'nin yasamini anlatan yazar iki boyutlu dunyada yasamayi anlatmaya calismis ve bence eglenceli ayni zaman da anlamasi güç olan bir kitaptı. Matematiksel olarak kadının ,erkegin, yoneticilerin vs. Konumlandirmis . Kadını düz bir çizgiye benzetmesi oldukça garip , zengin yöneticileri de beşgen , altıgen gibi çokgenlere benzetmesi eglenceliydi. Sadece bununla kalmadi benim icin dünyayı derin bir düşunceyle anlamaya itti. 1984 yılında yazılmıs bir kitap ama şuan ki durumu anlatır gibiydi....
701 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Poe ile tanışmam Detachment filminden bir sahne ile olmuştu ve okuma listeme eklemiştim.
(https://youtu.be/PKXJDBuGDi0)

Yaşamından çok şey aktarmış yazılarına, bu sebeple okumayı düşünenlere daha iyi analiz edebilmeleri açısından öncesinde yaşam hikayesini okumalarını tavsiye ederim. Gerçi bu tüm yazar ve şairler için geçerli. Aslında yazılanlar yaşamlarından sızanlar bir nevi... Bu yüzden önemsiyorum.

Poe, ikisi de oyuncu olan anne babanın ikinci çocuğu olarak 1809 da doğmuş. Doğumundan kısa bir süre sonra babası aileyi terk etmiş, annesi de bir yıl sonra tüberkülozdan ölmüş. Böylece yetim ve öksüz kalan Poe'yu John ve Frances Allan çifti sahiplenmiş ama resmî olarak evlat edinmemişler. (Allan soyadını bu tüccar aileden almış.) Daha sonra Poe nun gençlik yıllarındaki alkol, kumar borçları ve eğitim masrafları nedeniyle John Allan'la arası bozulmuş. Üniversitesiyi parasızlıktan bırakmak zorunda kalmış. Takma ad kullanarak 1827 yılında orduya katılmış. Bu dönemde yayımcılık kariyerine de başlamış. Kendisini büyüten Frances Allan'ı da 1829 yılında kaybetmiş. Şair ve yazar olmak isteyen Poe, West Point Okulundan başarısız olarak ayrılmış. Yaşamını yazarak sürdürmeye çalışmış. 1836 yılında 13 yaşındaki teyzesinin kızı, Virginia Clemm ile evlenmiş. Ancak eşi henüz 24 yaşındayken, 1847'de tüberkülozdan kaybetmiş. Poe'nun özel hayatında sıkıntılarla devam ederken iş yaşamında da durum farklı değil. Edebiyat dergilerinde eleştirmen olarak yazıyor, ancak hayatını kıt kanaat geçindirebilen maaşını ya zorla alıyor ya hiç alamıyor. Yaşadığı dönemde de sık sık eleştirilen bir yazarmış, tabi kendisi de döneminde yaşayanları hicvetmekle ünlü. Poe nedeni hala açıklanamayan bir nedenden 40 yaşında hayata veda ediyor. Poe'nun değeri ne yazık ki öldükten sonra anlaşılmış.

2019 da New Yorkta düzenlenen bir müzayede de Francis Wahlgren'in "Amerkan edebiyatının kara lalesi olarak bilinir." dediği Allan Poe ya ait Tamerlane 800 bin dolara satılmış.
(https://www.ntv.com.tr/...Bx0cUSTU6IijZ3TKT8vQ)

Poe, yaşadığı dönemde asıl olarak satir tarzında dergiye yazdıkları ile ünlü. Ve yine haftalık yayınlanan, 19. yy da revaçta olan gotik türündeki kısa öyküleri ile.

Kitaba genel olarak bakacak olursak; 1. cilt 3, 2. cilt 4 başlık altında toplanan öykülerden oluşuyor.

1. Cilt, ilk bölüm: Dehşet Öyküleri; 18 öyküden oluşuyor.
Hikâyeler, gotik yapıya uygun olarak okuru kasvetli bir ortam ile karşılıyor. Soğuk, huzursuz, ürpertici bir sessizliğin olduğu; bazen de boğuk seslerin, tiz çığlıkların olduğu yankılar, gaipten sesler; puslu, ölümün renkleriyle çevrelenmiş; terk edilmiş, mistik ögelerin imgeleri ile tedirgin edici, dehşet veren bir mekan kurguluyor yazar. Tüm duyularınıza hitap ederek sizi o atmosfere hazırlıyor adeta.

Karakterlerinde ise yine aşkınlık içgüdüleri hissediyorsunuz; ölümle yaşam arasında olan, tuhaf ızdıraplar çeken, isterik, bölük pörçük anıları olan, tuhaf figürler... Bu karakterlerin sezileri kuvvetli, olacakları tahmin ediyorlar ama bir tür yazgılarına teslim olmuşluk var, ne yapsalar da değişmeyeceğini düşünüyorlar.

Benim favorilerimin çoğu bu bölümden oldu, tabi bu bölümde öykü sayısı da fazla.

(***spoiler içerir.***)

Randevu
İki aşığın fiziksel olarak kavuşmalarının mümkün olmaması nedeniyle (kadın başkası ile evli) karşılaşılan saatte zehir içip ölümle daimi olan ikinci hayatlarında buluşmaları...

Ligeia
Yazarın sevdiği kadını anlatırken kullandığı büyülü ifadeler beni çok etkiledi. Muhteşem güzelliği, ileri derede bilgilere sahip olması, hatta metafizik konularında kendisine öğretmenlik yaptığını büyük bir özlemle anlatır. Ölen eşine bu kadar bağlı olmasına rağmen, aynı zamanda onu unutmak ister ve Ligeia nın zıttı görünüme sahip biriyle 2. evliliğini yapar. Ancak o hastalanıp öldüğünde, Ligeia'nın hayatta kalma arzusu, iradesi ve mistik bilgileriyle birleşerek, ölen kadının bedeninde yeniden hayata dönmesini sağlıyor.

Usher Malikanesinin Çöküşü
Burda iki kardeşin yaşadığı malikanenin kasveti aslında onların ruhunu yansıtıyor. Kitabın son sözünü yazan eleştirmen, erkek ve kız kardeşin ensest ilişkide olduklarından erkeğin vicdan azabından dolayı yaşarken öldüğü, kızın ölürken yaşam mücadelesi verdiğine değinmiş. Bu öyküyü ile başlayan ve Poe nun birçok öyküsünü sinemaya aktaran yönetmenin konuşması duyduğu heyecanın hala canlı olması benim ilgimi çekmişti. (https://youtu.be/18nHtX8k4eE)

William Wilson
Ana karakterimiz, çocukluk döneminden kalma, bastırmaya çalıştığı duygular nedeniyle kendisiyle savaşan, kendi kendini huzursuz eden, buhranlara sürükleyen, bölünmüş bir ruha sahip. Kendisini mahvedenin yine kendisi olduğu gerçeğini fark ettiğinde bir nevi ikiz ruhunun şu sözleri beni çok etkiledi. "Sen kazandın! Ölüyorum. Ama bundan böyle sen de ölüsün; Dünyada, Ahret ve Umut için ölüsün!...gör kendi kendini nasıl katlettin!"

Kuyu ve Sarkaç
Ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkûmun tüm zorluklara rağmen, akıllıca uygulamalarıyla ve sonunda tam ölmek üzereyken, belki de mücadelesini hiç yitirmediğinden şans eseri kurtuluşu. Eleştirmen, kendi yüreğinin derinliklerindeki karanlığa doğru yolculuk etmekte, diye yorumlamış.

Boşboğaz Yürek
Akıl sağlığı yerinde olmayan bir kişinin yanında bulunduğu yaşlı ve zengin adamı öldürmesi ama vicdanının sesini bastıramaması nedeniyle suçunu kendi itiraf etmesi. Vicdanı bu kadar net ele almasından etkilendim bu öyküde.

Oval Portre
Burda ressamın işine aşk derecesinde bağlı olup, karısının bu durumu kaldıramaması ve adamın işine sevdasından bunu görememesi... ancak bu kadar naif anlaşılabilirdi gibi geliyor bana. #65648809

Terslik Şeytanı
Burda hepimizin zaman zaman yaptığı, başımıza gelen olumsuzlukların sorumluluğunu almak yerine bir günah keçisi bulup onu suçlamamızı anlatıyor. Eleştirmen notunda, Frenolojide yıkıcılık organı diye adlandırılan yapıdan, Poe terslik şeytanı diye bahsettiğine yer vermiş ve eğer bir terslik varsa, ahlaki sorumluluğun reddedilmesinde aranmalıdır bu diyor.

2. Bölüm: Gizemli Öyküler ve Dedektif Öyküleri; 8 öyküden oluşuyor.
Poe, dedektif öykülerinin prototipini vermiştir.
T.S. Eliot, Poe hakkında şunları söylemiş: "İnsan, bir dedektif öyküsünde keskin bir zekanın işleyişini takip etmekten zevk alır. Zekâ keskinliğinde ve bunu sergileme tarzındaysa hiç kimse Poe nun Mösyö Dupin'inin eline su dökemez."

Bu bölümdeki favorilerim:
Morgue Sokağı Cinayeti
Marie Rogêt'nin Esrarı
Çalınan Mektup
Altın Böcek

3. Bölüm: Politik ve Edebi Taşlamalar; 14 öyküden oluşuyor.
Bu bölümdeki karakterler: (çoğu döneminde yaşayan) aristokratlar, yazarlar, şairler... Alegorik ifadelerle onlara karşı ironik bir dille yaptığı göndermelerle dolu.

Poe nun dili alegorilerle dolu, sırlı bir dil. Okuyucusu tarafından çözülmeyi bekliyor. Bu sebeple okuduğum kitapta önsöz ve sonsözün olması çok iyiydi. Ben diğer basımlarını incelemedim ama biraz araştırdığımda bu yayınevini tavsiye eden birçok yorum okudum. Ayrıca kitapta, Poe nun doğumundan ölümüne kadar; hem şahsi hayatındaki gelişimleri hem de dönemdeki siyasi, edebi gelişimleri sunan 15 sayfalık bir kronolojik çizelge var; bu dönemi kafamda oturtmama yardımcı oldu diyebilirim. Ek olarak, öyküleri okurken Tim Burton'un animasyonlarını izliyormuş hissine kapılmamı sağlayan, Harry Clarke gibi isimlerin yaptığı çizimler de çok güzel. Çeviri Hasan Fehmi Nemli'ye ait. Özellikle Dehşet ve Dedektif öykülerini tavsiye ederim.

Jules Verne, Charles Baudelaire, Arthur Conan Doyle başta olmak üzere birçok yazarı etkileyen Poe'nun okunması gerektiğini düşünüyorum.

Eğlenceli bir animasyonla Edgar Allan Poe yu kısaca tanıtan videoya göz atabilirsiniz:
https://youtu.be/8lgg-pVjOok

Bu arada gizemli öyküleri ile tanınan Poe nun ölümü arkasındaki sorular da hala devam etmekte ilgisini çeken olursa diye ekliyorum:
https://youtu.be/JNG6AaCNYJ4

Keyifli okumalar...
115 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Hikayemiz Çizgiülke'de yaşayan bir kare'nin hikayesi. Yer isimleri, kişi isimleri ezberlemek zorunda değilsiniz. Tüm karakterler ilkokuldan tanıdığımız geometrik şekiller :)

Klasik polisiye kitaplarından sıkıldıysanız yada farklı, çok farklı bir kitap okumak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle size tavsiye ederim. Çok farklı boyutlarda gezeceksiniz:

1 Boyut: Noktaülke. Sadece tek bir nokta var, başka hiçbir kimse, hiçbir şey yok, hareket yok. Ülkede tüm varlık tek bir noktadan ibaret. Nokta çok mutlu.

2 Boyut: Çizgiülke. Burada düz çizgiler, ikizkenar üçgenler, eşkenar üçgenler, kare, beşgen ve çokgenler var. Sağa sola, ileri geri hareket var ama aşağı ve yukarı hareket yani yükseklik ve derinlik yok. Tüm görüntü çizgilerden ibaret ama herkes birbirini tanıyabiliyor. Bu kısım kitapta çok güzel anlatılmış. Bu ülkede de herkes çok mutlu.

3 Boyut: Uzayülke. Küp ve küre gibi cisimler var. Her yöne hareket serbest.

4 Boyut: Düşünceülke olabilir... (Einstein'a göre dördüncü boyut zaman)

Bu boyutlarda gezerken anlamaya çalışacak, düşünecek ve fikir cimnastiği yaparken çok keyif alacaksınız.

Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda Çizgiülke'yi ve orada yaşayanları, sınıfları tanıyoruz. Tam Çizgiülke'den sıkılmaya başlıyorsunuz ki kitabın ikinci kısmı başlıyor; diğer ülkeler ve ülkelerin birbirlerini anlayamaması. Bu sizi çok farklı felsefik düşüncelere sürükleyecek. 1884 yılında bir kişinin tüm bunları nasıl düşünüp yazdığına hayret edeceksiniz. Bu kitap belkide size geometri ve matematiği sevdirecek, yaşadığımız hayatın boyutlarını daha iyi anlamanızı sağlayacak. Bu kitabı keşfedin derim.
715 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
(Giriş bölümü 1. cilt incelemenin başında, tekrar olmasın diye eklemedim. Bütünlük oluşturması açısından dileyenler bakabilir: #67026844)

Kitaba genel olarak bakacak olursak; 1. cilt 3, 2. cilt 4 başlık altında toplanan öykülerden oluşuyor.(1.cilti daha önce incelemiştim.)

2.cilt, 1. Bölüm: Mizah ve Yergi Öyküleri; 7 öyküden oluşuyor.
Adından anlaşıldığı üzere yine satirler var. Ama okuması bir önceki bölüm kadar yorucu değil.

(***spoiler içerir.***)

Burdaki favori öyküm: Gözlük
Okumaya başlarken hiç böyle bir son beklememiştim, ilginç bir öykü. Poe burda ilk görüşte aşk ile dalga geçiyor. Yakışıklı miyop genç, gözlüğü görüntüsünü bozduğunu düşündüğü için kullanmıyor. Ve bir tiyatroda güzel ve genç olarak gördüğü bir kadına sırılsıklam aşık oluyor, birkaç kez daha vakit geçirip gencin ısrarıyla apar topar evleniyorlar. Evlendikten sonra kadının ısrarı ile gözlük takıp bakınca genç afallıyor, kadın açıklıyor, tüm olanlar aklı beş karış havada olması sebebiyle ders vermek için onun planı. Bu olaydan sonra genç gözlüksüz dolaşmıyor tabi.

2. Bölüm: Fantezi ve Uçuş Öyküleri; 19 öyküden oluşuyor.
Poe nun hayal gücü çok zengin. Buna ek olarak verdiği bilimsel ayrıntılarla da inanırlık kazandırıyor. Öyküleriyle hemen her konuyu ele almış: Felsefe, Tarih, Coğrafya, Tıp, Matematik, Fizik, Filoloji, Simya... ve bunları fantastik bir biçimde sunmuş. Özellikle bu bölümde bunu daha çok hissettim.

Bu bölümde favori öykülerim:

Eiros ile Charmion un Sohbetleri
İncildeki Kıyamet ilgili kehanetlerden esinlenilerek yazılmış bir öykü. 1835 te görülen Halley kuyrukluyıldızının insanlarda yarattığı dünyanın sonu geliyor mu karmaşasını öykülemiş. Poe, burda akıldan çok sezginin önemini vurguluyor, ben de iç seziye önem verdiğimden ilgimi çekti.

Eleonora
Bu öykü Poe nun kendi hayatından izler taşımakta. Eleonora ile ölen eşini kastediyor bence ve ona aşkını kıskanılacak biçimde sunuyor. O yokken bile varmışcasına yanındaymışçasına hissetmek... Onunla gezdiği yerleri hayaliyle gezip onun verdiği duyguları tekrar tekrar yaşamak... Öykünün sonu ise hayatına başkasını alsa bile Eleonora sının derinlerde hala canlı kaldığını hissettirdi bana.

Minos ile Una Arasında Karşılıklı Konuşma
Evren, ruh, varoluş bilinci, ölüm, hayat... gibi kavramlarda bilgiye duyuya bağlı soru cevaplarla ilgimi çekti.  Evreni kutsal bir bütünlük olarak gören kültürlerde, sanatçı aynı zamanda din adamı, kahin ve bilim adamıydı. Poe, insanın bakış açısının bütüncül olduğu, bölmelere ayrılmadığı o dönemlere altın çağ gözüyle bakmaktadır, diye notu var eleştirmenin. Bu bakış açısını benimsedim.

Bir Uyanık-Uyurla Sohbet
Ben spiritüel bilgileri seviyorum, bu öykü de de mesmerizmden bahsetmesi ilgimi çekmişti. Eleştirmenin söyle bir notu var. Poe zamanında mesmerizm 3 dala evrildi: Akışkan Kuramı, Zihinsel Iyileştirme hareketi, Spiritüalizm.

Sözcüklerin Gücü
Hiçbir şey ölmez, hiçbir şey ölemez. Ağızda  çıkan en değersiz söz bile Zamana atılmış bir tohumdur ve Sonsuzluk boyunca büyür, demiş Thomas Carlyle. Bu öyküde de ana tema bu. Eleştirmen, Poe nun metafiziğini anlamak isteyenler için en önemli öyküsünün bu olduğunu belirtmiş, bence de öyleydi.

3. Bölüm: Keşif ve Serüven Öyküleri; 1 roman, 2 öyküden oluşuyor.
Bu bölümde Poe'nun yazdığı tek roman olan Arthur Gordon Pym'in Öyküsü var ve favorimde bu oldu. Burda August'un ölümü beni çok etkiledi, sanki kendi arkadaşımı sırdaşımı kaybetmiş gibi hissettim. Anıları hayalimde canlandı sanki birlikte geçirmişiz gibi. Onun ölmesini beklemiyordum, sonrasında cesedini köpekbalıkların yemesi, arkadaşlarının gözlerini kaçırması ama o sesleri duyması, o anki hisleri beni çok etkilemişti, böyle sorgulatan pasajlar daha vardı. Sonu biraz belirsizdi, Amerika'ya geri dönüyorlar ama nasıl...

Diğer ikisinde Amerikada ayak basmamış muhteşem güzellikteki toprakları keşfe çıkan, kürk ticareti yapmak için avcılık yapan kahramanlarımızın; bir taraftan da Siu, Karaayaklar gibi yerli kabilelerle, vahşi doğayla olan maceralarını konu alıyor. Ama Astoria yı okumak bana çok zor geldi, düz yazı olarak kaleme alındığından baya sıkıldım diyebilirim. Zaten Astoria, Kürk Ticareti yapan kişinin, bizzat girişimcinin isteğiyle, yaşadıkları yazılmış.

4. Bölüm: Doğa Öyküleri; 5 öyküden oluşuyor.
Bu bölümde bir tabloyu betimler gibi, biraz abartıyla, hayalinize muhteşem görüntüler getirecek şekilde detaylandırıyor.

Poe nun dili alegorilerle dolu, sırlı bir dil. Okuyucusu tarafından çözülmeyi bekliyor.

Özellikle Fantezi ve Uçuş Öyküleri ve Arthur Gordon Pym in Öyküsünü tavsiye ederim. Jules Verne, Charles Baudelaire, Arthur Conan Doyle başta olmak üzere birçok yazarı etkileyen Poe'nun okunması gerektiğini düşünüyorum.

Eğlenceli bir animasyonla Edgar Allan Poe yu kısaca tanıtan videoya göz atabilirsiniz:
https://youtu.be/8lgg-pVjOok

Bu arada gizemli öyküleri ile tanınan Poe nun ölümü arkasındaki sorular da hala devam etmekte ilgisini çeken olursa diye ekliyorum:
https://youtu.be/JNG6AaCNYJ4

Keyifli okumalar...
115 syf.
·3 günde·Beğendi
Önsözünü çok sevdiğim Isaac Asimov’un yazdığı, hayal gücünüzü geliştirecek, eğlenceli, enteresan bir düşünce kitabı.
Algılarımızın sınırlarını görmek ve bu sınırları aşmak adına, fiziksel, zihinsel ve toplumsal olarak farklı algı becerisine sahip toplumları okuyoruz. Noktaülke, çizgiülke, düzülke ve uzayülkede geometrik cisimler üzerinden evreni algılama biçimleri aktarılmış. Düzülke’de sadece iki boyut algısı olan bir Kare’nin, üçüncü ve daha üst boyutları keşfetmesi, tek boyutlu bir dünyada olsaydık nasıl olurdu, 5. ve 6. boyutlara ulaşsak neler yapabiliriz gibi birçok soruyu düşündüren, merak ettiren bir eser. Düşünsenize doğuştan kör olan birisine rengi nasıl anlatırsınız? Ya da doğuştan sağır olan birine müziği? Acaba dünyada bizim algılayamadığımız kimbilir neler var?
İnsan zihninin sınırlarını ve bu sınırları aşmaya meraklıysanız okumanızı tavsiye ederim.
Ece Demirici
Ece Demirici İki Novella: Inssmouth Üzerindeki Gölge - Zamanın Uçurumunda'yı inceledi.
223 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Bazı yazarlara karşı daha hiçbir kitaplarını okumadan seveceğime dair bir duygu besliyorum. Kesin bu yazarı ve kalemini çok seveceğim diyorum. Lovecraft da o yazarlardan biri. Daha hiçbir eserini okumadan sevdiğim bir yazardı kendisi. Fakat Lovecraft'ı tahayyül bile edemeyeceğim kadar sevdim. İki novella da kusursuzca yazılmış. İlk novellayı okurken adeta müthiş bir gerilim filmi izliyormuş hissine kapıldım. İkincisi ise içine çeken bir bilim kurgu filmi izliyormuş tadı verdi. İlk novellada bir soy bilimcinin İnssmouth isimli bir kasabaya, yolunun üstünde olması sebebiyle ve aslında daha çok da merakının yönlendirmesiyle birlikte bir şehir turu yapmak ve konuşulanların doğruluğunu araştırmak isteyip gitmesi ile başlıyor. Fakat şehirde gezindikçe dedikoduların gerçek olduğu fakat gerçeklerin daha derin gizemler içerdiği ortaya çıkıyor. Bu novellanın beni en etkileyen kısmı, sonda ortaya çıkan asıl gizem olan ; soy bilimcinin yılar önce paçasını zor kurtardığı yarı insan yarı balık olan Insmoutlıların soyundan gelmesi, sonunda onlara benzemesi ve hatta tiksindiği bu yaratıkların yaşam biçimini keyifle benimsemesi oldu. İkinci novella ise, bir ekonomi profesörünün hafızasını kaybetmesi ve ikinci bir kişiliğe sahip olması ile başlıyor. Profesör, hafıza kaybı sonrası geliştirdiği bir ikinci kişiliğe sahip olduğuna inanıyor ve bu ikinci kişilik muazzam bilgilere vakıf fakat bu duruma profesörün ailesi de dahil olmak üzere çevresi hoşgörüyle bakmıyor ve profesörümüz ne kadar yazık ki bir başına kalıyor. Yıllar sonra kendi kişiliğine dönüyor fakat zihninde ikinci kişiliğinden kalma bilgi kırıntıları olmakla birlikte değişik rüyalar görüyor, değişik mekanlara seyahat ediyor ve önceleri hayal ürünü zannettiği şeylerin; araştırmaları sonucu, aslında ikinci kişilik dediğinin Yüce Irk isimli bir ırka mensup birinin zaman-uzay aşırı yaptığı zihin seyahatlerinden kalma şeyler olduğunu keşfediyor. Ve aslında her şey de burada başlıyor . Profesör kendine tek inan kişi olan oğlu ile birlikte psikoloji bilimi üzerine çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalarını özellikle Yüce Irk denilen gizemli yaratıkları ve başına gelen olayın gizemlerini ortaya çıkarmak için yapıyor. Bu novellayı okurken Lovecraft'a büyük bir saygı duyarak okudum. Çünkü böyle bir dünya yaratmak ve bunu yüz sayfaya sığdırabilmek için gerçekten edebi dehaya sahip olmak gerekir ve Lovecraft o dehaya fazlasıyla sahip. Bu novella birçok bilim kurgu filmine ilham olmuştur diye düşünüyorum. Bu kurgudan esinlenerek bir sinema filmi yapılmış mı açıkçası bilmiyorum. Fakat sinemacı olsaydım bu hikayeyi mutlaka kullanırdım. Gerçekten hayran olunası bir kalem. Tek kelimeyle muhteşem.
1026 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Sanırım, bu yılı arkamda bıraktığımda, ben ne okumuşum diye ardıma baktığımda, gözüme ilk takılacak kitaplardan biri oldu.

Lovecraft o kadar harika yazıyor ki bunu ancak Lovecraft okurları anlayabilir.
Belki bir iki öyküsü ile sizi tatmin etmemiş olabilir ama kesfedildiginde harika bir yazar diyebilirim.

Lovecraft okuyunca tanışacağınız bir kaç şeyi sizinle paylaşayım. Mesela "Randolph Carter" gibi düş gezgini, ya da Lovecraft'a özgü mekanlar "Arkham, Innsmouth, Kadath..", ya da belli başlı yaratıkları olan "Cthulhu, Nyarlathotep". Ya da en çok bilmeniz gereken şeylerden biri de "Necronomicon" gibi akıl almaz şeylerle dolu bir kitap. Bu kitabın adını kesinlikle Lovecraft'tan esinlenmiş yazarlarda göreceksiniz. Demedi demeyin.

Dunsany, Poe gibi yazarlardan etkilenen Lovecraft emin olun onlar kadar güzel yazıyor, belki daha güzel. (Evet, kesinlikle benim için öyle. Harika) Ek olarak Clark Ashton Smith'i de okumanızı tavsiye ederim.

Kitap boyunca romanlarında yaptığım gibi yine "Musica Cthulhina"nın bu güzel albümünü dinledim. https://www.youtube.com/...2oJ5dXcBjOYM32H7UYqQ . Harika bir şekilde gerim gerim gerilip, o harika atmosferleri hissediyorsunuz. Bence deneyin.

Bu arada aldığım en güzel sevgililer günü hediyesiydi. :)) Harika. <3
160 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Geometrik bir bilimkurgu yolculuğuna ne dersiniz. Baş karakterimiz, iki boyutlu Düzülke' de yaşayan bir Kare. Kare aracılığıyla Düzülke' de yani iki boyutlu bir dünyada yaşamın ve burada hakim olan düzenin nasıl olduğunu öğreniriz. Sorgulamayı seven kahramanımız Kare, bununla kalmayıp tek boyutlu çizgiülke, noktaülke ve üç boyutlu dünyamız yani uzayülkeyi bize kendi gözüyle anlatmaya çalışırken, sınırları aşarak, aslında sınırların kafamızda olduğunu gösterir. 1884' te yayımlanan Düzülke' yi, kök salmış düşüncelerimize bir itiraz olarak kabul ederek ve bunları aşmadaki karşılaşılan engelleri matematik aracılığıyla anlatan eğlenceli bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Fehmi Nemli
Unvan:
Türk Çevirmen, Editör
Doğum:
Zara, Sivas, Türkiye, 1950
ODTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. 15 yıl üretim mühendisliği yaptı. Şimdiye dek Rousseau, Voltaire, E.A. Poe, E. Abbott Abbott, C.H. Hinton, A. Machen, Lord Dunsany, Richard Burton'dan yaptığı çeviriler yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 914 okur okudu.
  • 33 okur okuyor.
  • 1.032 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.