Hasan Tahsin Feyizli

Hasan Tahsin Feyizli

9.5/10
37 Kişi
·
57
Okunma
·
15
Beğeni
·
1.212
Gösterim
Adı:
Hasan Tahsin Feyizli
Unvan:
Yazar,Türk, alim, Kurra hâfız, öğretmen, çevirmen, elektrik mühendisi, mucit, profesör
Doğum:
Kırşehir, 1934
1934 yılında Kırşehir'de doğdu.

1944 senesinde mahallelerinde bulunan bir kimseden Kur'an harflerini öğrendi.

1946'da Kırşehir'de bulunan bir Kur'an kursuna yazıldı. 1948 yılında 14 yaşında hafızlığını tamamladı. 13 yaşından 15 yaşına dek İstanbullu Arap Hoca'nın öğrencisi Kırşehir Ağır Ceza Hakimi Nazım Akyüz'den talim ve tecvid dersleri aldı. Ayrıca yine Kırşehir'de iken müderris hukukçu Müfit Kurutluoğlu'ndan Arapça öğrendi.

1950 senesinde Kırşehir'den ayrılıp İstanbul'a yerleşti. Ermenekli Saffet Efendi'den Arapça dersleri aldı. Çok zaman kaybetmeden, o sıralar yeni açılmış bir okul olan İmam Hatip'e kaydoldu. İmam Hatip yıllarında Celaleddin Ökten, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Davudoğlu, Mehmet Sofuoğlu, Ali Rıza Sağman ve Nurettin Topçu dahil olmak üzere pek çok tanınmış isimden dersler gördü.

Lise yıllarında yazları Radyo ve Elektrik Atölyesi'nde radyo ve elektrik bilgilerini öğrendi, İmam Hatip'i bitirince fark derslerini vererek sanat okulundan mezun oldu. 1952'de Beyoğlu Müftülüğü'ne bağlı Hasköy'de müezzinlik yapmıştır.

İmam Hatip'i bitirdikten sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne kaydını yaptıran Feyizli, İmam Hatip'in olduğu gibi Yüksek İslam Enstitüsü'nün de ilk mezunlarındandır. Burada Nihat Sami Banarlı, Tahir Alangu gibi kıymetli isimlerden dersler aldı. İslâm Enstitüsü'nde öğrenciyken Bostancı Altıntepe'de 4 sene imamlık yaptı.

Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdikten sonra Anadolu'nun birçok yerinde din dersi öğretmenliği ve idarecilik yaptı. Gaziantep'te öğretmenken, Kilis'te büyük bir kurra hafız yaşadığını duyan Feyizli, iki sene boyunca haftanın üç günü Kilis'e giderek bu hafızdan kıraat-ı aşere okuyup diplama aldı ve böylece kurra hafız oldu. Kıraat eğitimini tamamlayınca, Gaziantep Musiki Cemiyeti'ne devam ederek makam bilgilerini pekiştirdi. İmam Hatip'te öğretmenliğe devam ederken Teknik Okul'un Elektrik Bölümü'nü bitirerek elektrik mühendisi oldu, 6 ay Elektrik Santralleri'nde staj yaptı. Üç fazlı elektrik motorlarının yanmasını önleyen bir icadı vardır. İcat Avrupa'da da kabul görmüş olup patentlidir.

İmam Hatip'te öğretmenken elektrik atölyesi açıp üç yıl boyunca (1973-1976) işleten Feyizli, ilmî çalışmalarına engel olduğunu söyleyerek atölyesini kapatmış, hayatını tamamiyle ilim yolunda geçirmeye karar vermiştir. Bu kararı doğrultusunda 1976'dan 1980'e kadar birçok çeviriye imza atan Feyizli'ye 1980'de bir meal yazması teklif edilmiştir. Teklifi kabul eden Feyizli meşhur meali Feyzü'l Furkan'ı 1985'te bitirip 1989'da ilk baskısını yayımlamıştır. İlk baskıdan sonra Feyizli'nin üzerinde çalışarak daha da kapsamlı hâle getirdiği Feyzü'l Furkan, 1998'de Akit Gazetesi tarafından tekrar basılmıştır. [2]

1985'te Almanya'ya giden Feyizli, 2007'ye dek Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde tebliğ ve irşad faaliyetlerinde bulunmuş olup 2007'de Türkiye'ye kesin dönüş yapmıştır.

2004 yılında Holllanda Rotterdam İslam Üniversitesi'nde yüksek lisansa başlayan Feyizli, 2007 yılında “Kıraat-ı Asım ile İmam-ı Nafi'yi Karşılaştırmalı Arapça Yazma” tezi ile yüksek lisansını tamamlamıştır. “Kur'an'da Hukuk ve Ahlak İlişkisi” teziyle 2012 yılında Avrupa İslam Üniversitesi'ne doktorasını veren Feyizli, 2015 yılında Türkiye'de ilk defa "Kıraat-ı Aşere"yi kitaplaştırmış, bu kitabıyla Avrupa İslam Üniversitesi'nden doçent unvanını almıştır. Bu kitap Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanacaktır. Makaleler yayımlamaya devam Feyizli'nin kısa bir süre sonra profesör olması beklenmektedir.

2010'dan 2016'ya dek 6 yıl boyunca, Ankara Taceddin Dergâhı'nda her hafta pazar günü gerçekleşen sohbetleriyle Kur'an-ı Kerim'i baştan sona tercüme ve tefsiriyle anlattı.[3] Sohbet kayıtları internette mevcuttur.[4]
بسم الله الرحمن الرحيم
الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ
“O (Rab) ki beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.”

Şuara-78
Ibrahim Sûresi / 41.Ayet

41. “Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği kıyamet gününde beni, annemi, babamı* ve tüm mü’minleri bağışla.”
بسم الله الرحمن الرحيم
وَاتَّقُواْ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللّهِ ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ
''Öyle bir günden sakının ki (hepiniz) o gün Allah'a döndürüleceksiniz.
Sonra herkese kazandığı(nın karşılığı ) tastamam verilecek ve
onlar asla haksızlığa uğratılmayacaklardır.

Bakara-281
بسم الله الرحمن الرحيم
قُل لِّمَن مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُل لِلّهِ
De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki: “Allah’ındır.”

En'am-12
بسم الله الرحمن الرحيم
وَآتَاكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَتَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ الإِنسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ
(O Allah), kendisinden isteyebileceğiniz her şeyden size verdi.
Öyle ki Allah’ın nimetini sayacak olsanız, sayamazsınız.
(Buna rağmen) doğrusu insan (yine de) çok zalim, çok nankördür.

İbrahim-34
بسم الله الرحمن الرحيم
وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ
''Andolsun ki;
biz sana apaçık ( her şeyi bildiren ) ayetler indirdik.''

Bakara; 99
بسم الله الرحمن الرحيم
وَقُلْ جَاء الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu.”
Çünkü batıl, daima yok olmaya mahkumdur.

İsra-81
بسم الله الرحمن الرحيم
اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
''Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında alır, ölmeyenin de uykusunda (alır). Sonra hakkında ölümü hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte (eceline) kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır''

TEFSİRİ:
(Bu âyet-i kerîmede ve En’âm sûresinin 60-64. âyetlerinde hem uyku ile ölüm hem de uykudan uyanmakla diriliş arasındaki benzerlik ve fark açıklanmaktadır. Uyku, zayıf ve küçük bir ölüm; ölüm ise büyük ve şiddetli bir uyku. Uykudan uyanış, hayata dönüş; ölümden diriliş ise ebedî yaşayıştır. Her iki halde de insanın ruhu bir hayattan başka bir hayata geçmektedir. Aralarındaki tek fark, insan uykuda (rüyada) bilinçli değildir. Fakat ölümden sonra yaşayışta yani dirilişte her şey onun için apaydınlıktır (bk. 6/60-61). İşte Kur’an açısından ölüm; yokluk, kayboluş ve bitiş değil, aksine bir hayattan başka bir hayata geçiştir, bir değişimdir, bir başlangıçtır. Kazanılan mükâfatlara karşılık Allah’ın rızası ve cennet, cezalara karşılık Allah’ın gazabı ve cehennem olan, dönüşü ve sonu olmayan bir dünyada yaşamaktır.)
Not : Bu yazdıklarım tamamen şahsi hissiyatimdir .Kur'an'in "Rabbin kelimelerini yazmak için okyanuslar mürekkep olsaydı, hatta ona bir misli daha ilave edilseydi, okyanuslar bitip tükenecekti ama, O'nun kelimeleri bitmeyecekti."(Kehf sûresi)
ayetinde belirtildiği gibi o ummanı tarif etmek ,rengarenk nakislarini desen desen yansıtmak konusunda üzülerek söylüyorum gerçekten acizim ve o derinliğe ve ilme sahip değilim.

Kur'an kelime olarak "çokça okunması gereken " anlamını taşıyormus.Tekrar tekrar okumalı ,duymalı ,nakıslarini temasa ediyor gibi hayran hayran seyre dalmaliyiz.Kur'anı Kerimi okurken aslında bu zamana kadar ne kadar kayıtsız davrandığımı hissettim.Aslında en özel kitap o iken.Klişe ve ezbere bilgilerle yetinmek nefsimizin hoşuna gitmiş olmalı demek ki.En basiti Kur'an Kerim'i bu yaşıma kadar 6666 ayet olarak bilirken bunun uzunluğuna kisaligina göre değiştiğini esasen 6236 ayetten oluştuğu bilgisini edinmem karşısında gerçekten üzüldüm.Belki de sayıya takilmayalim diyeceksiniz yine bu konuda işi ehil olanlara havale edip sadece kendimdeki araştırma acziyetinin altını çizmeye çalışıyorum,bir müslüman olarak durumun vahimiyetini görmenizi istediğim için.


Cenabı Allah'in "Muhakkak ki bu Kur'an'ı biz indirdik ve onu koruyacak, muhafaza edecek, devam ettirecek de biziz..." (Hicr, 15/9) ayetinde buyurduğu gibi ezelden gelip ebede kadar bütün çağların sesi ,soluğu ;göklerden gönüllere boşalan bir beyan caglayani adeta.Neler yok ki içerisinde ailevi ,toplumsal disiplinler,terbiye ile alakalı konular,
hukuk kuralları,inananların alacağı dersler,geçmişe ve geleceğe ait haberler vermesi,Güneş sistemi ,uzay boşluğunda yüzen sistemler ,ideal aile yapısı gibi insan,varlık ve kainat gibi yorumlarıyla az sözle çokça manalara gelebilen eşsiz uslubuyla mest eden,herkesin basvurabilecegi dupduru bir kaynak,en karanlık dönemlerin dahi bulandiramayacagi engin bir umman...


Birçok dikkatimi çeken konu oldu emin olun.Bir yandan meal okumaya çalışırken bir yandan da anlatılanları kalbimde ozumsemeye çalıştım.Araştırma ihtiyacı duydum çoğu bilmediğim hususlarda.Anlayamadığım ,idrak edemediğim yerler de oldu tabiki.Aslında Allah Kur'an'in tarifini kendi içersinde yapıyor zaten.Hidayete sevk eden ,insanın anlamakta zorlandığı hususlari açıklayıcı,tedbir aldirici,dönüştürücü,itminan edici ,hatirlatici,nasihat edici,
zikrettiren ,aklettiren ,iç huzuru sağlayan gibi...Kuran bizleri samimi samimi uyarıyor adeta en yakın arkadaşınız ,
hayirhahiniz ,dostunuz gibi.Bak dostum ! Düşünmez misiniz ? Ne zaman ,nereye kadar (!)?..Sukretmez misiniz ? O halde nefsimize ağır gelse de Kuran garip kalmamalı ,
arkadaşımıza sıcak davranmalı ,
ilgilenmeli,meşgul olmalı onunla.Rabbimizin bize gönderdiği ilahi ikramdan kana kana içmeli ...Kur'an'in altın ikliminde soluklamali ,varlığıyla unsiyet kazanmali ruhlarimiz..O altın iklime kapıyı aralayıp içeriye girdigimde özümden uzaklaşan ,kendimden kaçan ,kendimden uzaklaşan ve kendime yabancilasan beni gördüm.Halime acıdım .
Okudukça ,yudumladikca kendimle tekrar tekrar yüz yüze geldim,Allah'in bana verdiği değer ve kıymet ölçüsünde kendimi tanımaya ,fitratin gayesini anlamaya ,Oku! diyor ya ayette kendimi yeniden oku'maya yani kendimi yeniden tanımlamaya çalıştım .O altın iklimin yumuşak ve şefkatli atmosferinde kaybettiğim yolumu ,yitik kimliğimi bulup özüme ermeye çalıştım.
Kaybettiğim kendimle buluşmaya ,yamalarimi dikmeye çalıştım .

Maalesef ki kendi adıma söylüyorum.Kur'an çok özel bir kitap olmasına rağmen Rabbim affetsin bir hikaye kitabı gibi masal kitabı gibi dinlemişim.Anlatılanlar beni ilgilendirmiyormus gibi duymamazlıktan gelmişim.Kuran eger bana indirildiyse muhakkak Rabbim'in bana vermiş olduğu mesajı vardır suuruyla bakamamisim.Kur'an kalbimize girmemiş.En çok biz yabancıyız.Kalbilestirememisiz yani.Allah muhakkak Kur'an'da yer verdiyse elbetteki hayatımızdan bir parça vardır suuruyla yaşamamız gerekiyor oysaki.

Yani ayetin muhatabı biz isek -ki öyle- ayeti kendimizde kalbilestirmemiz sart ! Kur'an okundukca,meşgul oldukça Kur'anlasır.Obur türlü sayfaları olan siradan bir kitaptan öteye geçmez ki.Okudukça tekrar tekrar gönlümüze doğması lazım.

Maalesef biz Kur'an'a sadece raflarda ,kiliflara koyup astigimiz duvarlarda,gelinlik kızların altından geçtiği,gölgesinde golgelendigi sığınak olarak paha biçilmez değeri (!) verdik.Gölgesinde golgelendigimiz ama yasantimizin tamamen zıt olduğu saygı hani (!)Sembol mananin derinliğini tasimiyor maalesef.Uzaklastirici saygılar var bizde.Elimizi suremedigimiz .Biz millet olarak maalesef saygimizdan hiç oku'muyoruz (!) Bir de şunu belirtmek istiyorum .Kur'an okundukca yakinlasilasacaksa okunmalı.Niyet halis değilse ,okundukca uzaklasilacaksa veya kendi kotuluklerine kılıf aranacaksa okunmamali.Çok üzülüyorum hak ettiği değeri bulamamasindan.Efendimiz (asm) 'in dediği gibi Kuran arkadaşlığı nasip etsin Rabbim.

Kur'an hem bu dünyamızı hem de ahiretimizi kucaklayan mücevher dolu bir umman.Yalnız o ummandan istifade etmek,Kur'an'ın ruhuna nüfuz etmek ,onun ışıktan dünyasına sızmak bizlerin onunla alakasina bağlı.Onunla unsiyet kazanmamiza bağlı.Rabbim anlamayı, istifade edebilmeyi ve Hz.Ayşe validemizin de belirttiği gibi Kur'an ahlakiyla ahlaklanmamizi nasip etsin inş.Amin...
Ufka Yolculuk 5. Yarışması olan meal yarışmasına katılırken onların çalışma kitabını almıştım. Meali hazırlayan Hasan Tahsin Feyizli idi. Meale çalışmaya başladığımda bu mealini çok güzel hazırlandığını farkettim. Örneğin:

Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.
( SÂD 34. Ayet ) Diyanet İşleri Meali.

Andolsun ki biz, Süleyman’ı imtihan ettik de (şiddetli hastalığı sırasında onu) tahtının üstüne bir ceset (gibi) bıraktık. (Bir müddet) sonra o yine (bize bağlılığı sayesinde eski sağlığına) döndü. Hasan Tahsin Feyizli meali.

Ayetin Arapçasına baktığımda diyanet işlerinin Arapça kelimeleri birebir çevirip meali öyle hazırladığı gördüm. O yüzden diyanet işleri mealinde tahtın üzerine bırakılan cesedin kim olduğu belirsiz. Ve ardından Hz Süleyman'ın tövbe etmesi akla sanki Hz Süleyman'ın o cesetten sorumlu olduğunu getiriyor. Ama Hasan Tahsin Feyizli mealinde Arapça kelimeler birebir çevrilip anlam bütünlüğünü tamamlayan kelimeler parantez içinde verilmiş. Bu mealde o cesedin hastalıktan zayıflamış olan Hz Süleyman olduğunu anlıyoruz. Sadece diyanet işleri mealinde değil bir çok mealde sadece birebir çeviri yapılmış durumda bu yüzden Kur'an'ı anlamak zorlaşıyor. Bu tarz belagatlı ayetlerin sayısı çoktur. O yüzden ek kelimelerle tamamlanıp anlam bütünlüğünün sağlanması çok çok güzel olmuş.

Ayrıca bu mealde bir ayette geçen konunun altına düşülen notlarla açıklamalar yapılmış. Kur'an'ın farklı yerlerinde geçen aynı konular ayet sonlarında numaralarla belirtilmiş. Bakara 34 Meleklerin Adem(as)'a secde etmelerini konu edinir mesela. Ayet sonunda numaralandırma ile bk. işaretiyle aynı konunun başka hangi ayetlerde geçtiğine sizi yönlendiriyor. Böylelikle Kur'an'a bir bütün olarak bakma fırsatı elde ediyorsunuz

Okuduğum diğer mealler içinde en beğendiğim meal bu oldu. Kur'an'ın açıklamalı ve anlaşılır bir mealini okumak isterseniz kesinlikle Feyzu'l-Furkan'ı tavsiye ederim
Açıkçası incelemeye hangi kitaptan başlasam diye düşünürken Yaratıcının bu SON ve EVRENSEL mesajını incelemezsem ne ilahiyat okumamın ne de ilahiyatçı olmamın yararı var dedim.
Elimdeki eser 2010 baskısına ait yer yer genişletme ve değiştirilme yapılmış.(oldukça iyi olmuş)
Okuduğum diğer meallere nazaran (Ali Bulaç, Diyanet Meali, Elmalılı Meali) yeri ayrı ha bir de Hüseyin Atay meali var ki o başka bir yazıya inşaallah.
Dilinin açık ve güzel oluşu, kırık meal yerine cümle meal tercih etmeleri okuyucuyu sıkmıyor. Dipnot ve açıklamalar ise oldukça doyurucu. Bazen bir ayetin sebebi nuzulunu anlatıyor bu dipnotlar bazen de ayette geçen olay, yer, zaman veya kişi hakkında bilgiler veriyor böyle olunca da siyak ve sibak yani ayetler arası bağlantı daha iyi kavranıyor.
Uzın lafın kısası hala vaktiniz varken bir okuyun derim. (bence)
Tefsir okumak uzunlugu itibariyle insanin nefsini zorlayan bir durum ve bazi tefsirlerin uzun ve dillerinin agir olması insanları tefsir okumaktan uzaklaştırmaktadır.
Oysa ki Kur an in anlamının kavranması herkesin malumudur ki çok önemlidir.
Hasan Tahsin in meal tefsiri kısa sade ve hic sokmadan anlaşılır bir şekilde Müslümanların hizmetine sunulmuş. Kendisinden Allah razi olsun.
"Butun kitaplar tek bir kitabi anlamak icin okunur" Feyzul Furkan tefsirli meali bi grup ile beraber okuyoruz.az az belki karinca hizinda lakin ozumseyerek.Ciltli tefsirler gibi olmasa da her daim elimizin altinda cantamizda bulundurmamiz gereken bir tefsir.
Bu kadar çok kitap okuyup, ilk okumamız gereken kitabın mealini neden bu kadar geç okuduğuma dair kendime kızsamda; zararın neresinden dönülürse kardır diyerekten ilk kez bitirebilmem nasip oldu, çok şükür.

Bir kereyle kalmayacağı ve okuduğum okuyacağım en güzel kitap olduğu şüphesiz.. Umarım orada bir yerde , her neredeysen, sen geç kalmazsın benim kadar..

( ,,, çok sevdiğim ve bu konularda benden daha daha ilgili bilgili bir arkadaşım önermişti bu yayınını ve günde 1-2 sayfa okuyarak başladım sonrasında neden bu kadar az okuyorum ki dedim ve zamanla günde yarım meal ve iş yogunluk vs durumlarına göre günde 2-3 meal okuya okuya bitirdim. Bundan sonra ki niyetim arapça okuduktan sonra ardından aynı cüzün surenin mealini okuyarak bitirmek daha çok anlamak kavramak, inşAllah.. Paylaşmak istedim- nereden nasıl başlayayım diye düşünenler benim gibi gözünde büyütenler için.. )

Edit: Dogru yere dogru inceleme ekleme için 2. kez paylaşıyorum. Uyarı ve bilgi için teşekkürler. Ve 2. kez anlattığım şekilde başladım, her okumada daha güzel daha anlamlı daha kalıcı olacak, inşallah.. İyi okumalar.
Şüphesiz benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. 6/EN'ÂM-162
Bu mukaddes kitap her müslümanın yaşam kılavuzudur. Hadis'de de işaret edildiği gibi müslümanca ölmenin yolu müslümanca yaşamaktan geçiyor.
Rabbim, bilerek okuyanlardan ve okuyup amel edenlerden eylesin
Başucu kitabımız olmalı.
Okunmalı tekrar tekrar..
・・・
"Bütün kitaplar, tek bir kitabı daha iyi anlamak için okunur.”... Her zaman söylediğimiz bir cümledir bu. Ama gerçek bu mudur? Bugün kaç kişi kitabını okumaktadır? Mübarek harflerini, kelimelerini usulünce, kaidelerine uyarak okuyanlarımız elbette var. Bununla birlikte onu okumaktan maksat anlamak, idrak etmek, hayatımızda uygulamak, kendimize yaşam kılavuzu edinmek ise; bu konuda ne kadar eksikli olduğumuzu itiraf etmeliyiz.
Yıllardır Kur’an’ı ölülerimize, hastalarımıza okuduk; bir tek kendimize okuyamadık. Halbuki Kur’an ölüleri değil dirileri uyarmak için; kalbi, kafayı ve hayatı yeniden düzenlemek için gelmiştir... Ramazan aylarında hatimler indirdik. Onu hep el üstünde tuttuk, yüksekçe yerlerde sakladık. Ama kalbimize ve yaşantımıza indiremedik... Kur’an indirildiği dönemde gerçek anlamda anlaşılan, anlaşıldığı için yaşanılan bir kitaptı. O günden bu güne dört bir yanı aydınlatmış ve bize kadar ulaşmıştır. Onun nuru kıyamete kadar devam edecektir.
Bugün, Kur’an’a tabi olduğunu söyleyen Müslümanlar onun amaçlarından habersiz yaşamaktadır. Günümüz dünyasında yaşayan insanların Müslümanlığı, Kur’an’ın getirdiği ve öğrettiği Müslümanlık mıdır? Maalesef, hayır... Hayatımızdaki olumsuzluklar onu anlamak için gayret sarf etmemekten kaynaklanmaktadır. Kur’an ile günümüz müslümanları arasında ciddi bir iletişim ve anlama sorunu vardır. "
. . .
>Devamı için:
http://www.internetpazar.com/...amiyla-bulusmak.html
Oku emriyle başlayan ve hayatı tek kelimeyle anlatan bu kutsal kitap ilk kitabımdır.Hayat oku aktır ama herşeyi tek kitapları değil.Kuranı Kerim ise en çok okunan kitaptır.Yazarın çevirisini beğendim.Ama ben yinede tefsirden yanayım.Hayatı nasıl yaşayacağımızı bilmeden yola çıkamayız.Kuralları ise kendimiz koyamayız.Bir futbolun bile birsürü kuralı var.Messi bile topa elle müdahale edemez.Yani kim olursan ol cezayı yersin.Kuarala uymak zorunda.Herkes kafasına göre kural koymamış ortak kural var.Hayatta Allahın bize sunduğu kurallar çerçevesinde özgürüz.Bazıları nefes aldığını yürüdüğünü gördüğünü özgürlük saymıyor maalesef Allah hidayet erdirir Allah en büyüktür
Hayatımızın anlamı, yaşam kılavuzumuz Kur’an-ı Kerim’in tefsirli mealine Recep Ayı’nda başladım. Ramazan’ı yarılarken tamamladım. Çok şükür. Rabbim anlayanlardan ve hayatına geçirenlerden eylesin. .
Her insan hayatı boyunca en azından bir kere meal hatmi yapmalı demişti bir hocam. Ne demek istediğini meali hatmettiğim şu zamanda anladım. .

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Tahsin Feyizli
Unvan:
Yazar,Türk, alim, Kurra hâfız, öğretmen, çevirmen, elektrik mühendisi, mucit, profesör
Doğum:
Kırşehir, 1934
1934 yılında Kırşehir'de doğdu.

1944 senesinde mahallelerinde bulunan bir kimseden Kur'an harflerini öğrendi.

1946'da Kırşehir'de bulunan bir Kur'an kursuna yazıldı. 1948 yılında 14 yaşında hafızlığını tamamladı. 13 yaşından 15 yaşına dek İstanbullu Arap Hoca'nın öğrencisi Kırşehir Ağır Ceza Hakimi Nazım Akyüz'den talim ve tecvid dersleri aldı. Ayrıca yine Kırşehir'de iken müderris hukukçu Müfit Kurutluoğlu'ndan Arapça öğrendi.

1950 senesinde Kırşehir'den ayrılıp İstanbul'a yerleşti. Ermenekli Saffet Efendi'den Arapça dersleri aldı. Çok zaman kaybetmeden, o sıralar yeni açılmış bir okul olan İmam Hatip'e kaydoldu. İmam Hatip yıllarında Celaleddin Ökten, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Davudoğlu, Mehmet Sofuoğlu, Ali Rıza Sağman ve Nurettin Topçu dahil olmak üzere pek çok tanınmış isimden dersler gördü.

Lise yıllarında yazları Radyo ve Elektrik Atölyesi'nde radyo ve elektrik bilgilerini öğrendi, İmam Hatip'i bitirince fark derslerini vererek sanat okulundan mezun oldu. 1952'de Beyoğlu Müftülüğü'ne bağlı Hasköy'de müezzinlik yapmıştır.

İmam Hatip'i bitirdikten sonra İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'ne kaydını yaptıran Feyizli, İmam Hatip'in olduğu gibi Yüksek İslam Enstitüsü'nün de ilk mezunlarındandır. Burada Nihat Sami Banarlı, Tahir Alangu gibi kıymetli isimlerden dersler aldı. İslâm Enstitüsü'nde öğrenciyken Bostancı Altıntepe'de 4 sene imamlık yaptı.

Yüksek İslam Enstitüsü'nü bitirdikten sonra Anadolu'nun birçok yerinde din dersi öğretmenliği ve idarecilik yaptı. Gaziantep'te öğretmenken, Kilis'te büyük bir kurra hafız yaşadığını duyan Feyizli, iki sene boyunca haftanın üç günü Kilis'e giderek bu hafızdan kıraat-ı aşere okuyup diplama aldı ve böylece kurra hafız oldu. Kıraat eğitimini tamamlayınca, Gaziantep Musiki Cemiyeti'ne devam ederek makam bilgilerini pekiştirdi. İmam Hatip'te öğretmenliğe devam ederken Teknik Okul'un Elektrik Bölümü'nü bitirerek elektrik mühendisi oldu, 6 ay Elektrik Santralleri'nde staj yaptı. Üç fazlı elektrik motorlarının yanmasını önleyen bir icadı vardır. İcat Avrupa'da da kabul görmüş olup patentlidir.

İmam Hatip'te öğretmenken elektrik atölyesi açıp üç yıl boyunca (1973-1976) işleten Feyizli, ilmî çalışmalarına engel olduğunu söyleyerek atölyesini kapatmış, hayatını tamamiyle ilim yolunda geçirmeye karar vermiştir. Bu kararı doğrultusunda 1976'dan 1980'e kadar birçok çeviriye imza atan Feyizli'ye 1980'de bir meal yazması teklif edilmiştir. Teklifi kabul eden Feyizli meşhur meali Feyzü'l Furkan'ı 1985'te bitirip 1989'da ilk baskısını yayımlamıştır. İlk baskıdan sonra Feyizli'nin üzerinde çalışarak daha da kapsamlı hâle getirdiği Feyzü'l Furkan, 1998'de Akit Gazetesi tarafından tekrar basılmıştır. [2]

1985'te Almanya'ya giden Feyizli, 2007'ye dek Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde tebliğ ve irşad faaliyetlerinde bulunmuş olup 2007'de Türkiye'ye kesin dönüş yapmıştır.

2004 yılında Holllanda Rotterdam İslam Üniversitesi'nde yüksek lisansa başlayan Feyizli, 2007 yılında “Kıraat-ı Asım ile İmam-ı Nafi'yi Karşılaştırmalı Arapça Yazma” tezi ile yüksek lisansını tamamlamıştır. “Kur'an'da Hukuk ve Ahlak İlişkisi” teziyle 2012 yılında Avrupa İslam Üniversitesi'ne doktorasını veren Feyizli, 2015 yılında Türkiye'de ilk defa "Kıraat-ı Aşere"yi kitaplaştırmış, bu kitabıyla Avrupa İslam Üniversitesi'nden doçent unvanını almıştır. Bu kitap Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanacaktır. Makaleler yayımlamaya devam Feyizli'nin kısa bir süre sonra profesör olması beklenmektedir.

2010'dan 2016'ya dek 6 yıl boyunca, Ankara Taceddin Dergâhı'nda her hafta pazar günü gerçekleşen sohbetleriyle Kur'an-ı Kerim'i baştan sona tercüme ve tefsiriyle anlattı.[3] Sohbet kayıtları internette mevcuttur.[4]

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 57 okur okudu.
  • 73 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.