Hasan Yılmaz

Hasan Yılmaz

Yazar
8.1/10
143 Kişi
·
509
Okunma
·
14
Beğeni
·
1138
Gösterim
Adı:
Hasan Yılmaz
Tam adı:
Doç. Dr. Hasan Yılmaz
Unvan:
Eğitimci Yazar ve Psikolog
Bir büyüğüm yıllar önce şöyle demişti:
"Bir yerde dayak atan ve dayak yiyen birini görürsen, dayak yiyene değil dayak atana acımalısın. Çünkü asıl zavallı ve çaresiz olan odur. Dayak atan bu davranışı ile şunu söylüyor: Sana ulaşmanın, seni ikna etmenin, sana bir şeyler öğretmenin bir yolu, bir yöntemi var. Ancak ben bu yöntemi bilmiyorum. Bu bilgi ve beceriksizliğimden dolayı da seni döveceğim."
Ünlü bir kişi olan Helen Keller'e:
-"Kör olmaktan daha kötüsü nedir?" diye sormuşlar.
Cevap olarak:
-"Kör olmamak, ama yine de hiçbir şey görmemek" olmuş.
Sınıfta dolaşırken, kısa bir süre için basit ve nazik bir şekilde birkaç öğrencinin omzuna dokunun..
Unutmayın; siz elinizle öğrencinin omuzlarına değil, bir kalbe dokunuyorsunuz..
Biliyor musunuz; ben, bana şöyle seslenen öğretmenlerimden hiçbir şey öğrenemedim:
'- Hey sana söylüyorum lan, sana sana eşşek kafalı!'
Bu öğretmen, dünyanın en iyi biyoloji ya da tarih öğretmeni olsa bile... Belki sınıfımı geçecek kadar notu elde etmek için çalıştım. Ama sadece sınıfımı geçtim.
«Bana yaşına göre: "Evlat, Genç, Delikanlı, Oğlum, Arkadaş " ifadelerinden birisi ile seslenen öğretmenlerimi ise hep sevdim. Onların anlattıkları daha anlamlıydı benim için. Hatta zorlandığım bazı derslerde bile "o güzel insanın, o güzel hatrı için" daha çok çalıştım ve başardım»
243 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Öğretmenler ve öğretmen adayları için bildiri niteliğinde bir kitap. Sayfalarca not çıkartarak okudum. Ufkumu açtı adeta. Kuru kuru öğüt vermek için yazılmamış , fark edersiniz.. Yazar içten, bildiklerini paylaşmış ve tek derdi yeni nesil..
"Önce insan, sonra öğretmen" olmak isteyenlere... şiddetle tavsiyemdir.
243 syf.
·10 günde·8/10
Başları çok güzel. Adeta kendimi buldum kitapta ama ortaya gelince biraz sıkıldım. Kendini çok fazla tekrar etti. Sonlara doğru biraz daha toparladı. Kitabın başına 10 ortasına 6 sonuna 8 puan veriyorum. Ve ortalama 8 ile bitiriyorum. Meslektaşlarıma da tavsiye ediyorum. Okursanız pişman olmazsınız.
243 syf.
·411 günde·10/10
Özellikle ilkokul öğretmenleri sizler bu kitabı lütfen okur musunuz!...
Gönül isterdi ki sadece ilkokul öğretmenlerine değil de lisede görev yapan bizlere de hitap etsin. Buna rağmen ben yine de kendime uydurmaya çalıştım ;) Kitabın içeriğinde bol bol yaşanmışlıklara yer verilmiş okuması gayet keyifliydi, aslında benim başucu kitabımdı. Kocaman yavrularıma (öğrencilerime) daha iyi yol gösteren olmak adına kendimi geliştirmek ve farkında olmadan yaptığım yanlışlarımı düzeltmek adına iyi bir yol gösterenim oldu. Tüm öğretmen arkadaşlarıma tavsiye edilir.
(Aslında kitap bana hediye geldi ve kırışmasın diye okumaya kıyamadığımdan aylardır bitirilmeyi bekliyor hatta yıl olmuş :) Arkadaşıma sonsuz teşekkürlerimi buradan bir kez daha sunmak istiyorum.)
243 syf.
·6/10
İçeriğinde öğretmenlere çok sayıda öneride bulunulan eğitim destek kitabıdır. Benzer kitapları çok fazla okuduğum için bana yeni bir fikir katmadı, farklı bir düşünce geliştiremedi zannımca ama bu tür kitaplar okumayan bir eğitimciye faydalı olacağı kanaatindeyim.
Kitabın ilk baskı yılı 2001 dolayısıyla bu yıllarda okuma fırsatı bulan eğitimciler için çok katkı sunmuştur ancak günümüzde yeni bir fikirmiş gibi bahsettiklerine o kadar aşinayız ki bana maalesef rutin, hatta bir parçada sıkıcı geldi. Bir üniversitede öğretim üyesi olarak görevine devam eden yazar Hasan Yılmaz’ın eline ve emeklerine sağlık, okuma deneyimi nispeten az olan öğretmenlere bütüncül bir şekilde sunduğu öneriler pratik ve faydalı olacağı muhakkaktır. Eğitim için yapılan her tür çabayı destekliyoruz, teşekkür dileklerimizi iletiyoruz yazara, selam ve saygıyla...
243 syf.
·23 günde·8/10
Kitaptaki bazı iddialı cümleleri, kitabın yazılış amacındaki kutsal niyet ile pek bağdaştıramadım. Hoş, bir yerde haklılık payı da var. Kitapta bazı mesajlar birkaç yerde verilmiş, tekrar tekrar aynı şeyleri okuduğum oldu. Öte yandan deneyimli bir öğretmenden uygulaması basit ve başarı getirmiş tavsiyeler almak çok değerliydi. Her şeye rağmen, ben tüm yazılanları uygulamak adına heyecan duyduğum birçok şey öğrendim.
Berol
Berol Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..'u inceledi.
243 syf.
·Puan vermedi
Henüz kişisel gelişim kitaplarının sayısı şu anki kadar çok değildi ve mesleğimin ilk yıllarında okumuştum. Yazarına da mail atmıştım okuduktan sonra. Hasan bey çok memnun oldu yorumlarıma. Çok faydasını gördüm. Yalın diliyle şiirlerden verdiği örneklerle her öğretmen adayının keyif alıp bakış açısını geliştireceği bir kitap. Ayrıca kişisel gelişim kitaplarının pek çoğu yabancı yazarlar tarafından yazılmıştır. Mutlaka katacağı bir şeyler vardır. Ama kendi kültürel yapınız, aynı sosyo ekonomik içinden gelen birinin yazdıkları ve önerdikleri daha sıcak, daha ulaşılabilir ve uygulanabilirdir diye düşünüyorum.
243 syf.
·Beğendi·9/10
Bir öğretmen adayı olarak 4. Sınıfta değil de bu kitabı 1. Sınıfta okumayı çok isterdim ama olsun nasip bugüneymiş. "Dersin öğretmeni değil, " öğrencinin öğretmeni" olmak isteyenlere...
320 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Dikkat spoiler içerir.
Emniyet özel harekat birimlerini Kur'an ve eğitimlerini veren efsane yarbay Korkut Eken hakkında yazılmış bir araştırma eseri. Büyük rol aldığı Diyarbakır uçak operasyonu ile başlayan kitap, sonrasında Susurluk kazası ile devam ediyor. Bu süreçte komisyona verdiği ifade, Tarık Ümit olayı, Sedat Peker ile olan ilişkisi ve almadan arasının bozulması, Sedat Bucak hakkında düşünceleri detaylıca anlatılıyor. Sonrasında ülkenin genel siyasi olayları hakkında bilgiler veriliyor. MIT kuruluşu, 12 Mart, Gladio, Arif Doğan ve JİTEM, Veli küçük ve Korkut Eken ilişkisi, meşhur MIT raporu ve kuraklığın karışması, eski bir teşkilat mensubunun özellikle zamanın müsteşarı Şenkal Atasagun aleyhine yazdığı mit içindeki olayları anlattığı mektup gibi konulara yer veriliyor. Konu ile ilgilenenler için fena değil diyebileceğim bir kitap.
243 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Öğretmenlik mesleğine yeni başlayacak olanlar yada mesleğinden soğumaya başlayan, kendini yetersiz hisseden öğretmenler için çok iyi motive edici bir kitap. Kendinizi sınıfınızda başarılı buluyor ve aktif çalışıyorsanız bilin ki kitap sizi çok sıkacak ve yarıda bırakabilirsiniz . Yazar çok güzel noktalara aralarda hikayelerle, örneklerle değinmiş.
243 syf.
İnsan, insan olabilmek için de yine bir insana ihtiyaç duyar, toplumsal bir varlık olarak. Tıpkı yazarın da baba olduktan sonra hayatın farklı boyutuna geçtiğinden, olgunlaşmaya başladığından söz ettiği gibi. Bir insanın sorumluluklarını almaya başlamak, onu yetiştirmeye başlamanın da ilk adımlarıdır.
Çocuklar ilk adımlarını düşe kalka atmayı öğrenirken birden koşmaya başlamasını arzularız. Biran önce ve herkesten fazla matematik öğrensin yabancı dil öğrensin de onun başarılarıyla mutlu olalım isteriz eksikliklerimizi tamamlamak istercesine. Bu hatada, başarı düzeyini arttırmak hatta öğrenci sorumluluğunu üstünden atmaya çalışan eğiticilerin de büyük bir payı vardır. Çoğu veli de bu açmazın içine düşer, öğretmenin direktifleri doğrultusunda.. Her ikisi de ister ki öğrenci başarılı olsun aynı zamanda robot gibi yerinde otursun, mümkün olduğunca konuşmasın, sormasın hep çiçek olsun kaktüs olup rahatsızlık vermesin. Oysa çocuklar ya da gençler, fikirlerini, edindiği bilgileri sorgulayıp tartışmadığı sürece gelişme imkânını elde edemeyecek, sadece verilenle yetinmeyi ezberlemeyi öğrenecektir.
Başkalarına tabi yetişen öğrenci modeli kendi mesleğini seçemez dahası yeteneğini keşfetmek gibi bir farkındalığa sahip olamaz. Gelecekleri hakkında da onları tanıdığını iddia eden günün popüler mesleklerini tercih eden ebeveyn ya da rehber öğretmenler karar verici olur. İşte mutsuz verimsiz sadece günü kotarma peşinde olan, çalışan modelleri de böylesi yanlış tercihler sonrası ortaya çıkmaktadır.
Yazar yol göstericiliğini tecrübelerinden çıkarımlar ve örnek hikâyelerle süsleyip anlatımına canlılık katmış. İlgi çekici olanlara değinmekte fayda görüyorum. Öğretmenin sıkıcı olması birçok öğrencinin derse odaklanamaması dersin içine girememesinde olumsuz etkendir. Öğretmenin heyecandan uzak aynı ses tonuyla dersi okuyarak bitirmesi zamanla öğrenciyi o dersten ve konudan uzaklaştıracaktır. Öğrenciyle aktif yapılmayan söz hakkı verilmeyen ders sadece öğretmenin zamanını doldurup görevini tamamladığı hissi yaşamasına yarar. Yazar ne kadar ilgi çekici olduğunuzu denetlemek için de küçük bir testle yine kendinizin kontrolü yapmanız gerektiğini, basit bir ses kaydıyla fark edebileceğinizi söylüyor. Bu konu temelde önemlidir çünkü öğrenci derse odaklanıp katılmadıktan sonra öğretmeye çalıştığınız hiçbir şey kazanım haline gelmeyecektir.
Yine ilerleyen sayfalarda rastladığım bizzat tanık da olduğum, ‘bir linç takımına katılmak’ diye nitelendirilen öğretmen odalarında rastlanan kulis olayı. Bir dönem vekil öğretmenlik yaparken her gün bir öğrenci masaya yatırılır; olumsuz görülen bütün özellikleri, tembel yaramaz, dersin akışını bozuyor diyerek gündeme oturtulur, nöbetçi öğretmen de koridorda bahçede de yaramazlık ettiğini söyler ona şahitlik ederdi. O çocuk öyle kabul edilip neden ya da ne yapılabilir gibi çözümün peşine pek düşülmezdi. Yazar da basit ama insan hayatında fark yaratabilecek ‘yankı’ hikâyesinden bahsediyor. Yankıyı “hayatın kendisi” olarak nitelendiriyor. Eğer daha fazla sevgi istersen daha fazla sevgi ver, daha fazla nezaket ve anlayış istersen daha fazla nezaket ve anlayış göster. Aslında hayatın düsturu olmalı, çünkü hayat verdiklerinizi bir şekilde size döndürüyor. Bunu da kendini doğrulayan kehanet varsayımıyla bağdaştırıyor. Tıpkı büyüklerimizin dediği gibi: “Bir insana kırk defa deli dersen deli olur.”
Çocuklara olumsuz şeyleri söyleyip eleştirel yaklaşmaktansa ‘gelecek sefer’ kelimesiyle başlayıp devamında pozitif bir alana sürüklemeliyiz. Bu yaklaşım hem suçlama ifadelerinden uzaklaşıp kendini değersiz hissettirmeyecek hem de negatif davranışları ortadan kaldırmasına yardımcı olacaktır. Verilen cezalar yapılan hatanın bedelini ödemiş hissi yaratır ki bu da o davranışta hiçbir şekilde olumlu değişim getirmez. Çünkü ödediği bedel aynı hatayı tekrarlama isteği uyandıran bir kısırdöngü halini alır.
Daha iyi ve doğruyu elde ederek doyuma ulaşan, bir hayata sahip olmak da sürekli öğrenme sonucu gerçekleşebilecek bir kazanımdır. Yazarın da vurguladığı gibi öğrenmenin yaşı yoktur; öğrenmek ve gelişmek en büyük zenginliktir. Yarattığınız farkla bunu daha çok hissederek yaşayacaksınız. Yaş haddine takılmadan öğrenmeyi, gelişmeyi hayat felsefesi edinen insanlar aynı zamanda bu zenginlikten payını alanlardır.
Yazarın öğretmenlere önemli vurgularından biri de öğrencilere öğretmeyi hedeflediği ders konusunu hazırlarken öncelikle kendisinin bu konunun önemini kavraması ve hayata geçirmede örnekler verebilmesi gerektiğidir. Aksi takdirde hedeflenen kazanımların hiçbiri gerçek anlamda kazanılmayacaktır. Aslında öğrenci de kendini önemli hissetmek, öğretmeni tarafından takdir edilmek, varlığının farkına varıldığını bilmek ister. Her birinin farklı değerler taşıyan birbirinden apayrı acı ya da tatlı birçok hikâyesi vardır. Sizin tavrınız, bu hikâyenin bir parçası olmanızı sağlayacak ya da hep dışında bırakacaktır. Tıpkı yazarın hatırlattığı kırlangıç hikâyesindeki gibi.
Hayatta tek başına gösterilen çabayla, hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmanın bir acizlik olduğunu düşünüyorum. Kendi yaşamımdan bir örnek vermek isterim. İş dolayısıyla bir dönem bulunduğum kırsal alanda öğrendiklerimi paylaştığım anneler ve derslerine destek olduğum birkaç öğrenciyle yaşadığım manevi doyum pek az şeyde hissedebileceğim türdendi. Çünkü yaptığınız iyilik ya da gösterdiğiniz fayda bir başkasında çoğalıp zincirleme bir etki yaratabilirsiniz, kurtarılan her bir denizyıldızı hikâyesi örneğindeki gibi. Öğretmenin görevi de öğrenciyi kaybetmek değil kazanmaktır. Herkesin ayrı bir değer taşıdığına ayrı bir dünya olduğuna inanmasıdır.
Öğretmen öğrencinin psikolojik durumunu hissedebildiği gibi, öğrenciler de aynı şekilde bunun farkına varabilir. Öğretmenin mutsuz ya da gergin halini hissedip olumsuz bir şekilde etkilenebilir. Sınıfta bulunan birçok öğrencinin o günkü ruh haline zarar verebileceği gerçeğini hatırlayıp gülümseme gibi pozitif etkisi olan mimik ve jestlerini öğrencilerinden esirgememelidir. Hata yaptığında özür dilemeyi ya da yapılan basit de olsa güzel bir davranış için teşekkür etmeyi bilmelidir. Sadece başarı değil gayret göstermek de takdir edilmelidir ki öğrenci o sınıfa korku ve kaygıyla girmesin. Korkunun başarının önünde daima önemli bir engel olduğu unutulmamalıdır.
Yazar hayatında olumlu değişimle fark yaratmayı esas alan kişisel eğitim kitabı tarzında aynı zamanda kutsal bir amaca hizmet eden değerli bir eser ortaya çıkarmış. Hayat uzun bir yolsa, öğretmen olma yolunda da tecrübelerden, hikâyelerden ders çıkarılarak oluşturulan rehber niteliğindeki bu eser, insan yetiştiren herkesin okuması hatta yetinmeyip notlar da alması gereken bir kitap..

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Yılmaz
Tam adı:
Doç. Dr. Hasan Yılmaz
Unvan:
Eğitimci Yazar ve Psikolog

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 509 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 251 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.