Hasan Yılmaz

Hasan Yılmaz

8.0/10
47 Kişi
·
158
Okunma
·
3
Beğeni
·
582
Gösterim
Adı:
Hasan Yılmaz
Tam adı:
Doç. Dr. Hasan Yılmaz
Unvan:
Eğitimci Yazar ve Psikolog
«Bana yaşına göre: "Evlat, Genç, Delikanlı, Oğlum, Arkadaş " ifadelerinden birisi ile seslenen öğretmenlerimi ise hep sevdim. Onların anlattıkları daha anlamlıydı benim için. Hatta zorlandığım bazı derslerde bile "o güzel insanın, o güzel hatrı için" daha çok çalıştım ve başardım»
“Takvim yaşınız ne olursa olsun, beklentileriniz tükendiği ya da hedef ve beklentimizi belirleyemediğimiz gün YAŞLANMIŞSINIZ demektir.”
Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye!
Önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği sonra hızla çekildi yukarıya...
Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü.
Neye benzerdi acep gökyüzü.
Bir yanda büyük bir merak bir yanda ölüm korkusu…
"Dudağı yarıklar " denir, şanslıdır onlar,
hani görüp de gökyüzünü, insanı; oltadan son anda kurtulanlar.
Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği.
Oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, çaresiz uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden bir kedi yalanarak baktı gözünün içine, yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu.
Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına.
Bir an öylece baka-kaldı Sonra sevinçle dibe daldı.
Gitti tüm kederimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti, irkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme.
Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye?
Bir gün dedim, bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz,
Son ana kadar hep bir umudum olsun diye...
Ünlü bir kişi olan Helen Keller’e “Kör olmaktan daha kötüsü nedir?” diye sormuşlar. Cevap olarak, “Kör olmamak, ama yinede hiçbir şey görmemek.” demiştir.
Bir gün öğretmen evinde oturuyorum.Saat 15.00.Ortam tenha ve sessiz. Sadece gazete okuyan bir öğretmen var.Daha sonra X lisesinde Y derslerini okutan bir öğretmen olduğunu öğrendim meslektaşımın yanına, aynı okulda görev yapan bir başka öğretmen geldi. Gazete bırakıldı ve sohbet başladı.Yeni gelen öğretmen söze başladı:"Üstad,dün senin 3-A'ları bir sınav yaptım, Allah seni inandırsın 45 kişilik sınıftan sadece 4 kişi iki alabildi, geri kalanların hepsi bir..." dedi ve bastı kahkahayı.Bunu anlatırken yüzünde hatta bedeninin tümünde,yaptığı işten haz duyduğunu gösteren belirtiler vardı.Diğer öğretmen sabırsızlıkla söze girdi:"O da bir şey mi? Sen benim geçen hafta yaptığım sınavın sonuçlarını görsen ! iki yok iki..."O da basdı kahkahayı.O sırada kapıdan giren bir başka öğretmen de katıldı sohbete.Onun anlattıklarında da benzer şeyler olduğunu duyunca dayanamadım."Beyler sizin mesleğiniz nedir ?"diye sordum.Şaşkın şaşkın baktılar. "Sizinle bir oyun oynayalım dedim."Varsayalım ki sizler cerrahsınız ve burası da tabibler odası.O zaman bu anlattıklarınız şu şekilde olacaktı: Üstad,Allah seni inandırsın ameliyat masasına yatan her 5 hastadan 4'ünü öbür dünyaya gönderiyorum. Sonra kahkaha atmanız gerekiyordu.Varsayalım ki siz avukatsınız burası da baro; o zaman; "Aldığım 6 davadan 5'ini kaybetmezsem içim rahat etmez" deyip gülmeniz gerekiyordu. Varsayalım ki siz bakkalsınız, bu durumda da "Dükkana gelen her müşteriden 3'ünü kazıklamazsam ne olayım..." Keşke bu mesleklerden birine sahip olsaydınız. Kısa bir süre içinde ne hasta, ne müvekkil, ne de müşteri bulabilirdiniz. İflas ederdiniz.Ne yazık ki öğretmensiniz. Her zaman ve her şart altında müşteri bulabiliyorsunuz.Ve istediğiniz gibi de katlediyorsunuz.Halbuki bizim mesleğimizin bu özelliği bizim daha fazla sorumluluk hissetmemizi gerektirmeli,öyle değil mi?" Sonra ne mi oldu? "Hadi biz ihale oynayalım!" dediler ve diğer masaya geçtiler.
«Yoklama defterinden tanımadım sizi,
Benim haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karsılarken aksamı
Nane sekeri uzattı en tembeliniz
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın
Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
Palto ayakkabı yüzünden
Kiminiz limon satar balık pazarında
Kiminiz Tahtakalede çaycılık eder
Biz inceleye duralım aç tavuk hesabi
Tereyağındaki vitamini
Kalorisini taze yumurtanın
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
Çevresini ölçtük dünyanın
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asyadan konuştuk
Laf kıtlığında
Birlikte neler düşünmedik
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mi karışmadık
Güz rüzgarlarında dökülmüş
Hasta yapraklara mi üzülmedik
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
Kendimizi unutarak»
*Rıfat Ilgaz
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyorlardı. Aniden çocuk düştü ve şiddetli bir acı içinde bağırdı:"Ahhhh" hemen sonra dağdan gelen "Ahhh" sesi onu şaşırttı. Merak içinde " kimsiniz?" diye haykırdı. Fakat sadece" kimsiniz?" Cevabını aldı. Bu cevap onu kızdırmışti. Bu kızgınlık içinde tekrar bağırdı:" siz bir korkaksiniz!", ve ses cevap verdi:"siz bir korkaksiniz !"
Babasına baktı ve sordu: " bu olanlar nedir?" " Oğlum" dedi adam, "Kulak ver , dikkat et şimdi!" Sonra baba bağırdı:"Ben sana hayranım!" Baba bağırmaya devam etti:" sen harikasın!" , Ve ses cevap verdi:" ben sana hayranım" , "sen harikasın!"
Çocuk saskindi fakat halen ne olup bittiğini anlamamisti.
Baba durumu açıkladı:" İnsanlar bu durumu 'yankı' diye isimlendirirler, fakat bu durum tam anlamıyla HAYATIN kendisidir. Hayat daima senin ona verdiğini sana geri verir! Hayat senin eylemlerinin bir aynasıdır. Eğer sen daha fazla sevgi istersen , daha fazla sevgi ver!
Eğer daha fazla nezaket istersen, daha fazla nezaket ver! Eğer daha fazla anlayış ve saygı istiyorsan, daha fazla anlayış ve saygı ver! Eğer sen insanların sana karşı daha saygılı ve sabırli olmasini istiyorsan , daha fazla sabır ve saygı göster! Doğanın bu kuralı bizim hayatımızın her cephesinde söz konusudur."
Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendirmezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar ve değerini bilmezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler. Dikkatli olun... Farkında olun... Ve bir düşünün bakalım acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?
Başarısız olursanız bu size zarar verir, fakat hiç denemezseniz baştan başarısızlığa mahkum olursunuz.
bir ogretmenin mutlaka okuması gereken bir kitap,bitirdikten sonra kitaplığın en ücra köşesine koymak yerine elinin altında tutacağı kitapların yanına koyulmalı.
Öğretmenler ve öğretmen adayları için bildiri niteliğinde bir kitap. Sayfalarca not çıkartarak okudum. Ufkumu açtı adeta. Kuru kuru öğüt vermek için yazılmamış , fark edersiniz.. Yazar içten, bildiklerini paylaşmış ve tek derdi yeni nesil..
"Önce insan, sonra öğretmen" olmak isteyenlere... şiddetle tavsiyemdir.
Henüz kişisel gelişim kitaplarının sayısı şu anki kadar çok değildi ve mesleğimin ilk yıllarında okumuştum. Yazarına da mail atmıştım okuduktan sonra. Hasan bey çok memnun oldu yorumlarıma. Çok faydasını gördüm. Yalın diliyle şiirlerden verdiği örneklerle her öğretmen adayının keyif alıp bakış açısını geliştireceği bir kitap. Ayrıca kişisel gelişim kitaplarının pek çoğu yabancı yazarlar tarafından yazılmıştır. Mutlaka katacağı bir şeyler vardır. Ama kendi kültürel yapınız, aynı sosyo ekonomik içinden gelen birinin yazdıkları ve önerdikleri daha sıcak, daha ulaşılabilir ve uygulanabilirdir diye düşünüyorum.
Her öğretmenin ve öğretmen adayının okuması gereken kitap. Nasıl öğretmen olunmalı? Dersler nasıl daha eğlenceli işlenir? Etkili sınıf yönetimi nasıl olmalı? Bu sorulara cevap bulacağınız bir eser.
Özellikle öğretmen adayları ve mesleğe yeni başlayanlar için çok güzel bir yol gösterici olmuş kitap. Benim okurken not aldığım birçok yer oldu. Ve mesleğe başladıktan sonra da ara ara açıp okumak isteyeceğim bir gelişim kitabı oldu.

Bu arada kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısmı gayet hızlı bir şekilde okudum ama ikinci kısımda yazar ilk kısımda anlattıklarının tekrarına düşmüş. Verilen örnekler bile aynı yani öyle bir tekrar bu! Kitabı okurken bu durum beni çok yordu. Ama kitaptan olumlu yönde etkilendiğim gerçeğini de değiştirmedi.
sayın hasan yılmaz bey .. bu kitabı oğlum ankarada öğrenciyken alıp bana hediye getirdi...büyük bir merakla okumaya başladım ancak bir öğretmen olarak mesleğin başında dilden dile dolaşan ve benim de bildiğim öyküleri hocam kendi başından geçmiş gibi yazmış .. bu beni üzdü.. güvenim sarsıldı..
Her öğretmenin veya adayının kesinlikle bu güzel tecrübelerden faydalanmasını isterim. Kafaya kadar gibi dıkte edıcı ogretıcılık yerine çok sade ve çok naıf bir biçim hazırlanan bu eserın daha da yaygınlasmasını isterim.
Bir öğretmen adayı olarak 4. Sınıfta değil de bu kitabı 1. Sınıfta okumayı çok isterdim ama olsun nasip bugüneymiş. "Dersin öğretmeni değil, " öğrencinin öğretmeni" olmak isteyenlere...
Üniversiteden hocamın güzel sözlerle güzel hislerin oluşmasına aracılık ettiği guzel kitap. Öğretmenliğin gönül mesleği olduğunu bir kez daha bize hatırlatan bu güzel kitabı sadece öğretmenlerin değil, anne - baba olan herkesin okuması gerekiyor bence..
Bir öğretmen olarak ilgiyle okudum ve bir çok meslektaşıma tavsiye ettim. Yine birkaç öğrencime ödül olarak verdiğim kitaplardan biri. Filmini de izledim, izlettirdim ama okurken ki keyfi filmde yakalayamadım. Bence konusu bakımından herkesin okuması gereken kitaplardan biri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan Yılmaz
Tam adı:
Doç. Dr. Hasan Yılmaz
Unvan:
Eğitimci Yazar ve Psikolog

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 158 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 88 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.