Haşim Hüsrevşahi

Haşim Hüsrevşahi

YazarÇevirmen
8.8/10
2.931 Kişi
·
16,3bin
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.362
Gösterim
Adı:
Haşim Hüsrevşahi
Unvan:
Doktor, Yazar, Şair, Aktivist, Çevirmen
Doğum:
Tebriz, İran, 1950
Haşim Hüsrevşahi (d. 1950, Tebriz, İran), İranlı Azeri kökenli yazar, şair, aktivist ve çevirmen.

İlk eğitimini Tebriz'de, lise eğitimini Tahran'da bitirdi. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İran, Almanya, Kanada ve Amerika'da tıp eğitimine devam etti. 1990 yılında Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kalp Hastalıkları Uzmanı dalında doçentlik unvanını kazandıktan sonra ailesiyle birlikte Kanada'ya göç etti. Ontario Azerbaycan Kültür Merkezi ve Kanadalı-İranlı Yazarlar Birliği kurucu üyesidir. Fikir ve ifade özgürlüğü aktivisti ve insan hakları savunucusu olarak uzun yıllar bu yolda mücadele vermiştir. Azerice, Farsça ve Türkçe şiir, kısa öykü ve denemelerinin yanı sıra çeviri şiir ve öyküleri değişik ülkelerde yayımlandı.​

Komşu Aç Kapıyı Uluslararası Edebiyat Şenliği'nin fikir babası ve bu şenliğin düzenleme komitesi başkanıdır. Dil Tutulmalarımve Dil Açmalarım adlı iki toplu şiir kitabı ve Ölümü Gözlerinden Gördüm ve Azalya adlı iki romanı yayımlanmıştır. Bahar, Laçın ve Ali adlı üç çocuk babası. PEN Türkiye üyesidir.
ne kadar sevecendin örümcek katil


baba kokladı onu
kardeş kokladı
amca kokladı onu
dayı kokladı
komşu delikanlı ve kasap ve yargıç da !

şimdi vücudunun kokusu kaplamış tüm şehri
evler, dükkanlar, camiler, mezarlıklar ve
karakollar

bayanlar baylar
sıkıca tıkayın burnunuzu lütfen
bu
dün gece
bu soğuk caddenin köşesinde
sessizce boğulan
bir fahişenin cesedidir.

Leyla Fercami
56 syf.
·1 günde
Her ne kadar çocuk kitabı olarak biliniyor olsa da herkesin okuyabileceği bir kitap. Yaşadığı yerin monotonluğundan sıkılan merakını gidermek için yeni yerler keşfedip görmek isteyen, özgürlüğüne düşkün Küçük Kara Balık: Annesinin ve birlikte yaşadığı topluluğun tüm karşı çıkışlarına rağmen cesurca davranıp; merakının peşinden gittiği, hayatı keşfe çıktığı, yepyeni maceralardan geçtiği ve okuru da peşinde götürdüğü kısacık bir hikaye. Eğer okumadıysanız okuyun derim ama çocuklarınıza ya da kardeşlerinize mutlaka okutun.
56 syf.
·1 günde·10/10
Güney Azerbaycan (Tebriz) Türklerinden Samed Behrengi'nin müthiş eseri. Eser bizde 12 Eylul dönemi yasaklanmış, iranda ise hala yasaktir. Kitabı içerik olarak Küçük Prense benzettim. Orada çocuk üzerinden mesaj veriliyordu burada küçük kara balık üzerinden. Çocuk kitabı gibi görünse de her yaştan insan okuyabilir. Küçük Kara Balık hayatı sorgulaması bakımından görüp görebileceğiniz en devrimci balıktır :)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
56 syf.
·8/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Küçük Kara Balık kitabını yorumladım:
https://youtu.be/qdtfAc2tZWs

https://i.ibb.co/...8-78f5ffe8bec6-1.jpg Bu fotoğraftaki mutluluktan, gözlerin içinde yansıyan gelecek umudundan, dişlerdeki mutluluk rengini gördükten sonra Küçük Kara Balık kitabını hangi yetersiz kelimeleri kullanarak yorumlayabilirim ki?

"Bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir." Mustafa Kemal Atatürk

Küçük Kara Balık, kendi küçük su birikintisinden çıkıp yaşamın sınırlarını tanımak istedi. Aslında bu belki de kendi kimliğinin sınırlarıydı? İnsanın sadece yaşadığı ülkeden ve ona dayatılan fikirlerden ibaret olmadığını ailesine ve bütün toplumuna kanıtlamak istedi. Fakat toplumu onu dışladı. Ülkesi ondan nefret etti. Kitap, 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandı ve İran'da da hâlâ yasaklı kitaplar arasında. Peki neden? Nedenini söyleyeyim :

"İnsanları öteki dünyanın cezalarıyla korkutmazsak, hayatın zorluklarına katlanmaları için yüreklendirmezsek, bu dünyada süngü, yumruk, tepelemekle yıldırmazsak, yarın başımız belada demektir." Sadık Hidayet

İşte nedeni yukarıdaki cümlede yazıyor.

İktidarlar sizin kitap okumanızı ve bilinçlenmenizi istemezler. Çünkü kitap okumak, aklınızda önceden oluşmamış düşünceleri, siyasi ve tinsel devrimleri yeşertebilecek bir başkaldırıdır. Küçük Kara Balık'ın gerçekleşememiş distopyası olan versiyonu, kitapların okunmasının engellendiği bir dünya olan Cesur Yeni Dünya'dır diyebiliriz.

Küçük Kara Balık kitabı eğer herhangi bir çocukta bir iç güneş, gözlerinde bir parıldama, ağzında bir tebessüm, aklında bir soru işareti, aynı kitabın sonundaki diğer balıktaki gibi bir "acaba?" sorusu canlandırabiliyorsa Atatürk'ün dediği gibi yarının yetişkinleri olacak çocuklarımız için de hâlâ bir umut var demektir...

Çünkü, küçük kara balık;
Korkmadı,
Zorluklara katlanmak için boynunu eğmedi,
Yılmadı,
Toplumun ve ebeveynlerinin ne dediğine bakmadı,
Baskılara aldırmadı,
Sonunda ne olacağını bilmediği halde sonuna kadar gitti,
Hiç kimsenin konuşamadığı Ay ile bile konuştu! :

Ay : "Dünya o kadar büyük bir yer ki, her tarafını gezmen mümkün değil."
Küçük Kara Balık : "Olsun! Gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum." (s. 36)

Ey insanlar! Umarım fikirlerinizle, başkasının hayatlarına etki edecek düşüncelerinizle, cesaret edemediğiniz bütün amaçlarınızla ve tinsel devrimlerinizle siz de bir gün gidebildiğiniz yere kadar gitmeyi tercih edersiniz. Unutmayın ki, bütün mucitler, bilim adamları, filozoflar, astronomlar ve öğretmenler de bir gün çocuktular!
56 syf.
·1 günde·8/10
“Küçük Kara Balık”, 12 Eylül darbesi döneminde ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede yasaklanmış olup günümüzde de İran’da yasaklanan kitaplar arasında bulunmakta. Peki bu yasakların sebebi ne?

Kitap 56 sayfadan oluşuyor ama yasaklanması gerektiğini düşündüklerine göre, yeteri kadar mesaj içeren bir kitap olduğunu okumadan da anlamak mümkün gibi gözüküyor. Özgürlüğü, başkaldırıyı, sorgulamayı, değişimi, keşfetmeyi, düşünmeyi, kalıp düşünceleri yıkmayı anlattığı için korkmuş olmalılar diye düşünüyorum.

Gelelim kitabın konusuna. Küçük kara bir balığımız var başrolde. Bir gün annesine ırmağın nereye gittiğini görmek istediğini söylüyor. Annesi ise ben de düşünürdüm küçükken ama ırmağın başı sonu olmaz diyip çocuğunun hayal gücüne pranga takmaya çalışıyor. Kara balık buna karşı gelip dünyayı keşfetmek istiyor. Bu dünyanın sadece ırmağın yaşadığı kısmından ibaret olmadığını biliyor. Hapsedildiği sınırların dünyanın tamamı olduğuna inanmıyor. Annesi ise bu tavrını çocuğunun gösterdiği başkaldırı, saygısızlık, soysuzluk olarak nitelendirip çocuğunun “ahlakını” bozduğu gerekçesiyle kara balığın arkadaşı olan salyangozu suçlu ilan ediyor. Bu şekilde devam edip kitabı tamamen anlatmayacağım. Kara balığın serüveni bu şekilde başlıyor. Evini terk edip dünyayı keşfe çıkıyor. Yolda birçok badire atlatıyor ama yolun sonunda bilmiyoruz ona ne olduğunu, tahmin ediyoruz. Ümitli bir çocuksak yoluna devam ettiğini düşünüp bir yerden çıkacağını biliyoruz; değilsek verdiği son savaşıdır fakat birini kurtarmıştır orada diyoruz ve içimizi hüzünlü bir sevinç kaplıyor.

Son sayfalara kadar gayet iyi idare eden kara balık, ölüm üzerine düşünüp felsefe yapmaya başladığı anda dikkati dağılarak balıkçılara yem oluyor. Sizce bu bir tesadüf mü? Bir bakın şöyle etrafınıza; ölümü, yaşamı; iyiyi, kötüyü; var oluşu, yok oluşu ve nicesini düşünmeyenler ne kadar dertsiz, tasasız yaşamlar sürüyorlar. Biz de anca her akşam oturup kös kös düşünelim mutluluğa, deliksiz uykulara layık olup olmadığımızı.

Kitabı okuyanlara bir soru bırakıp bitiriyorum incelemeyi. Küçük Kara Balık’ın sonunu siz yazacak olsaydınız, nasıl bitirirdiniz bu hikayeyi?
56 syf.
·9/10
Merhabalar hâla çok severek tekrar tekrar okuduğum kitaplardan biri olan Küçük Kara Balık hayal kurmaktan ve koşmaktan korkmayan muazzam bir eserdir.Çocuklarımızda kesinlikle okuması gereken bir eser çünkü azmi asla pes etmemeyi,hayatta kalmayı,merakımızı canlı tutmamızı,ilerlemekten korkmadan yaşamamızı anlatmaktadır.Kitabı okurken Küçük Prens,Martı ve Şeker Portakalı aklıma gelmişti kesinlikle onlar kadar muazzam bir eser.Sayfaları çevirdikçe satırlarda kendinizden bir şeyler bulacaksınız.Kitap çok akıcı ve sade bir şekilde kaleme alınmış ve çok kısa olduğundan bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap.Asla daha ileriye gitmekten korkmayın ve çevrenizdeki kötü niyetli insanlar için bir dikeniniz olmalıdır.
Keyifli Okumalar Dilerim
56 syf.
·1 günde·10/10
Bu kitabı okumaya başladığımda bu kadar derin mesajlar veren bir kitap olacağını düşünmemiştim. Zaten 7 yaş üstü çocuklara masal kitabı olarak yazılmış. Ancak kitabı okuduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim ve çocuklara masal kitabı olmanın ötesinde adalet, eşitlik, dogmayı sorgulama, direnebilme kavramlarını vurgulayan bir kitap olduğunu, bu sebepten 12 Eylül sürecinde Türkiye'de yasaklandığını ve yazarın ülkesi olan İran'da ise halen daha yasak olduğunu öğrendim. Küçük Kara Balık için, "Dünyanın en devrimci balığı," demişler.
Keşke hepimiz de birer küçük kara balık olsak... Dünya daha güzel bir yer olabilirdi sanırım. Ayrıca kesinlikle Küçük Prens kadar değer görmesi gereken bir kitap.
56 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İngilizcede bir tabir vardır "Think out of box!" diye. Olaylara dışarıdan bakmak, farklı düşünmek, alternatif çözüm yolları üretmek manasında. Bu bakış açısı doğuştan gelen bir yetenek de olabilir, güzel bir eğitim ile geliştirilebilir de. Bazı "balıklar" tüm dünyayı içinde yaşadıkları akvaryumdan ibaret sanır ve bazı "balıklar" da akvaryumun dışında ki dünyayı merak ederler. "Küçük Kara Balık" da maceracı ruhlu, meraklı, "kutunun dışını düşünen" farklılığı kabullenmeyen, kendini bastırmak isteyen diğer balıklara karşı mücadele eden cesur bir balıktır. "Küçük Prens" gibi ince fakat dolu olan bu kitabı okuyun, çocuklarınıza mutlaka okutturun.
296 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap özlem ’le birlikte okuduğumuz ilk kitap olup bizim için çok değerli ve özel olmuştur. Furuğ ile ortak yaşadığımız şeyler ve Furuğ’un eşsiz gücü yüreklerimizi birbirimize ılık yaz esintileriyle daha çok yakınlaştırmış, Furuğ’un şiirleri gökkuşaklı yağmurlarla gözlerimizden süzülmüştür..

Bir kadın yazar seçmemi istemişti ama hangi kitabını okuyacağımıza kendi karar vermişti:) Hediye ettiği onca şeyle beraber gelen o kutuda ilk baktığım şey Furuğ’un hangi kitabını seçtiğiydi… Gerisi yağmurlu baya anlatmayayım :)
https://hizliresim.com/BzzagV

Kitabı bana hediye edişinden, okurken eşlik edişinden ve daha ekleyemeyeceğim kadar çok sebepten ötürü Yıldızıma teşekkür ederim:) Varlığın en güzel hediyem...


Yaralarım Aşktandır sadece bir şiir kitabı değil, Furuğ’un biyografisini barındıran, şiirini ince ince inceleyen enfes bir kitap…
Bu kitapla Furuğ’un ne kadar güçlü bir kadın olduğunu, ona ne derlerse desinler yaptığı işten vazgeçmeyişini, tutkusunu görüyorsunuz...Ta yüreğinizde hissediyorsunuz..

‘Ürkmüş’ şiirinde dediği gibi:

“dinlediklerinde şiirlerimi yüzüme
hoş kokulu bir çiçek gibi açan
fakat yalnız olduklarında beni
fahişe bir deli diye adlandıran”

Aslında buradaki kısa bir özet sayılır Furuğ’un şiir hayatından. Furuğ’a şiirlerini beğendiklerini söyleyip yayımlayanlar, onun ardından adını çıkarıp magazinsel olarak bunu kullananlar doluydu çevresinde. Ama onu yıldırmadı tüm bunlar.
Kocası, çocuğu bir yaşına bile gelmeden ya şiiri bırakırsın ya da oğlunu bir daha göremezsin dedi. O boşandı ve oğlunu görememek pahasına devam etti … Oğlunu da göremedi bir daha…Oğlu Kami’ye gelecek umutlarıyla şiirler yazdı:

“bu son ninnimdir yavrucağım
senin beşiğinin yanında salınır
belki bir gün bu yaban çığlığım
gençliğinin göklerinde yankılanır”
(Senin İçin Bir Şiir)

“seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma alamayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım”
(Tutsak)

Yaraları aşktandı ışıktan kadının… Ama hiçbir yarasını saklamadı şiirinden. Açıkca aktı mürekkebiyle, utanmadı, sıkılmadı, insani, kadınsal tüm duygusunu hissini, şehvetini döktü kağıtlara…
İyi ki de döktü. Yoksa bu yola ışık olamayacak, yola çıkanlara öncü olamayacaktı.

“ben çıplağım, çıplağım, çıplak
sevgi sözcükleri arasındaki duraksamalar gibi çıplak

ve tüm yaralarım benim aşktandır
aşktan, aşktan, aşktan”

Ölümüyle ilgili Esther. Sema ‘ın şu iletisini de ekliyorum. Mutlaka okuyun… (bkz: Furuğ Ferruhzad Kazası ve Ölümü)

İncelemenin şiirli kısmını bu parçayla dinlemenizi tavsiye ediyorum..
https://soundcloud.com/...o-1/sad-piano-violin

Bizleri soğuk mevsimin başlangıcına inandıran Furuğ’a ve soğuk mevsimlerde bile bana ağustos mevsimini yaşatan Özlem’e…
İnci Küpeli Kız’dan…

“Yüreğinde birikmiş yangılı kelimeler
Sızım sızım sızlatır içini, dile gelmez
Tene vuran dolu taneleri gibi

Kanatmış ruhunu hak etmediği ithamlar
Buydu insanlar: acımasız ve çirkin
Senin devrim gibi duruşunu
Yıkmaya çabaladılar

Sen ki dile getirdiğin için tutkunu
Çekinmeden döktüğün için arzunun nehrini
Ne adi bir fahişe
Ne aşağılık bir kadın oldun
“onların dilinde”

Onların dilleri de yalandı,
Duyguları da,
Yüzleri de.

Gerçek olan senin o içten şiirindi
Ölümünün üzerinden yarım asır geçmişse
Hala büyüyorsa bahçeye diktiğin eller
Bu rayihalı şiirinden
Bu yüreğinde büyüttüğün kökleri toprakla kaynaşmış
tutku ağacından

Sen, dediğin gibi
Ölümünün ardından hiçbir iz bırakmadan
giden insanlar gibi olmadın
Farklı olmak istedin/oldun…
Şiirinle pencereler açtın yüreklerde
Açılan pencerelerden gökyüzü yağdı
Sicim gibi…

Adın gibi, anlamı gibi ışık oldun
Kararmış, bastırılmış, yaralı gözlere.
Yılmadın, karanlığı delip geçtin
büyük çaresizliklerin.
Ve Furuğ’u oldun
Şiirin…

Sen inandırdın herkesi
Soğuk mevsimin başlangıcına
Ve o soğuk mevsimde
Ellerini bıraktın şiirlerinin
Yaralı üşümüş bir halde…
56 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kitabı okurken aklıma “İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.” Sözleri geldi. İnceleme yapmaktan vazgeçtim ve !!!

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! (1927)

Kitapta anlatılmak istenen tam olarak bu !!!

Sevgi ile kalın...

Yazarın biyografisi

Adı:
Haşim Hüsrevşahi
Unvan:
Doktor, Yazar, Şair, Aktivist, Çevirmen
Doğum:
Tebriz, İran, 1950
Haşim Hüsrevşahi (d. 1950, Tebriz, İran), İranlı Azeri kökenli yazar, şair, aktivist ve çevirmen.

İlk eğitimini Tebriz'de, lise eğitimini Tahran'da bitirdi. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra İran, Almanya, Kanada ve Amerika'da tıp eğitimine devam etti. 1990 yılında Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Kalp Hastalıkları Uzmanı dalında doçentlik unvanını kazandıktan sonra ailesiyle birlikte Kanada'ya göç etti. Ontario Azerbaycan Kültür Merkezi ve Kanadalı-İranlı Yazarlar Birliği kurucu üyesidir. Fikir ve ifade özgürlüğü aktivisti ve insan hakları savunucusu olarak uzun yıllar bu yolda mücadele vermiştir. Azerice, Farsça ve Türkçe şiir, kısa öykü ve denemelerinin yanı sıra çeviri şiir ve öyküleri değişik ülkelerde yayımlandı.​

Komşu Aç Kapıyı Uluslararası Edebiyat Şenliği'nin fikir babası ve bu şenliğin düzenleme komitesi başkanıdır. Dil Tutulmalarımve Dil Açmalarım adlı iki toplu şiir kitabı ve Ölümü Gözlerinden Gördüm ve Azalya adlı iki romanı yayımlanmıştır. Bahar, Laçın ve Ali adlı üç çocuk babası. PEN Türkiye üyesidir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 16,3bin okur okudu.
  • 59 okur okuyor.
  • 3.643 okur okuyacak.
  • 29 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları