Hatice Kübra Tongar

Hatice Kübra Tongar

Yazar
8.8/10
2.560 Kişi
·
7,4bin
Okunma
·
1.010
Beğeni
·
18bin
Gösterim
Adı:
Hatice Kübra Tongar
Unvan:
Türk Pedagog
Orta öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi`nin süper lise bölümünde tamamladı. Lisans eğitimini ilahiyat ve sosyoloji üzerine yaptı. Lisans süresince, dalının uzmanı eğitimcilerden 1000 saatlik çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda ihtisas dersleri aldı. Çocuk gelişimi üzerine edindiği bilgi ve deneyimi annelerle paylaşmak için 2007 yılında kadincakararinca.com internet sitesini kurdu. Bu adres aracılığı ile her gün binlerce anneyle buluştu. Yazı yazmak, ilkokul yıllarında başlayan kompozisyonlarla birlikte, hep hayatında oldu. Makaleleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Çocuğa dair birçok projede metin yazarlığı yaptı. Türkiye`nin ilk interaktif çocuk CD projesi olan "Muallim Çocuk"un metinlerini yazdı. 2009 yılında Minik Bebeğime Afiyetle isimli kitabı, 2011 yılında 10 kitaptan oluşan Masal İstediğin Gibi Bitsin seti, 2013 yılında 0-1 yaş bebek bakımını anlatan Anneciğim Beni Tanıyor musun? isimli kitabı ve 2014 yılında 1-5 yaş çocuğunun gelişimini kaleme aldığı Anneciğim Ben Büyüyorum isimli eseri yayınlandı. Halen ulusal radyo ve televizyon kanallarında çocuk eğitimi programları hazırlayıp sunmaya, Moral Dünyası ve Çocuk ve Aile Eğitimi dergilerinde aileye dair sayfalar hazırlamaya, Moral FM radyosunun kurumsal metin yazarlığını yapmaya ve Allah`ın biricik emanetleri olan İsmail Enes ve Ahmet Eymen`e hakkıyla emanetçi olabilme duasında bulunmaya devam ediyor.
İnsanlar hata yapar, hatalar konuşulur, sonuçları yaşanır, bedelleri ödenir ama hiçbir insan bağırılarak küçük düşürülmeyi hak etmez. Hele ki karşımızdaki küçük bir çocuksa...
AMA BEN İNSAN OLMAYI SEÇMEDİM Kİ!
ALLAH beni böyle yarattı. Belki ben seçme hakkı istemeyecektim. Böylece melekler gibi hep cennette olurdum, ühü ühüüüü. Öncelikle bilmelisin ki, SEN İNSAN olmayı seçmezdin.
Çünkü yoktun! ALLAH'ın bize (İnsan olmak mı, yoksa hayvan olmak mı istersin) diye sorabilmesi için önce bizi yaratması gerekirdi.
O zamanda zaten yaratılmış ve bir şey olmuş olurdun.

Hiç yaratılmamış, ortalıkta tek bir zerresi bile olmayan "yok" olan birine tercihi nasıl sorulur ki?

Hem farkında mısın, "Ben insan olmayı seçmezdim ki" derken bile bir "seçim" hakkı istiyorsun ALLAH'tan.

"İnsan olmasaydım" demek, "ne olacağıma ben seçseydim" demektir sonuçta. Yani yine seçebilin bir varlık olmayı seçiyorsun, haberin yok.

Diyelim ki bu mümkün oldu ve neyi
'' seçeceğiniz'' bize soruldu.

{{O zaman da yüzde bin milyar trilyon katirilyon
eminimki, yine insan olmayı seçerdik.}}

Bana inanmıyorsan, gel de birlikte düşünelim.
İnsan olmasak, başka ne olabilirdik?
BALIK? BOĞA? AT? YILAN? KELEBEK? BÖCEK? TIRTIL? ASLAN? ZÜRAFA? AYI mı olmak isterdik?

Yoksa İnsan olmak yerine ; yerlerde yuvarlanıp
duran bir taş, hareketsizce duran toprak, belki
kesilecek ya da kuruyacak bir ağaç, tek mevsim gün ışığı görebilecek bir yaprak mı olmayı seçerdik?

Masa sandalye, kağıt, kalem, koltuk, tahta falan da olabilirdik tabii, eğer istersek.

Ya da ne bileyim, belki insan olacağıma gökyüzünde asılı duran bir yıldız, alev alev yanan lav, yerine çakılı duran bir dağ ya da çoskunca akan bir nehir olsaydım da diyebilirdik.

Ama oturup şöyle bir düşününce ; bence bütün bunları (seçmez) yine (İnsan) olmak isterdik.

[[Hatta sürekli cennette olup Rabbini zikreden bir melek olmayı bile istemezdik bence]]

Çünkü ALLAH' ı zikretmeyi seçebilmek, mecburen bunu yapıyor olmaktan çok daha büyük bir mesele.

Düşünsene;
Maç yaparken topu almak için sana faul yapan arkadaşına kötü sözler söyleyebilecekken,
(güzelce uyarmayı SEÇMEK)

Dondurmayı mideye indirip çöpüne yere atabilecekken, (bir çöp kutusunu aramayı SEÇMEK)

Sınavda koluna kopya yazıp hile yapabikecekken, çalışıp bileğinin hakkıyla not almayı SEÇMEK)

Bir hata yaptığında annene (ben yapmadım)
diyecekken, doğruyu söyleyip (özür dilerim demeyi SEÇMEK)

Yayalar için yeşil ışık yanmadan koşarak karşıya geçebikecekken,( ışığın yanmasını bekleyip kurallara uymayı SEÇMEK)

Ramazan ayı geldiğinde "Ben daha küçüğüm ''
deyip yemekleri hobini gırtlak midene yollayabilecekken, (oruç tutup ALLAH'ın emrine uymayı SEÇMEK)

Ezan okunduğunda oyununa ara vermeden devam edebilecekken, "Ayy Rabbim beni Çağırıyor " deyip (Seccadenin başına koşmayı SEÇMEK)

İşte seni (İNSAN) yapan şey bu seçimlerin.
Hem de nasıl bir insan?
Meleklerden bile güzel.

.....
%39 (68/176)
Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası vardır hani. Oğluyla yolda giderken önce oğlunu bindirir eşeğe, kendi yürürken. Etraftakilerin ayıplamasıyla kendi biner, oğlu yürür devamında. Bencil diye söylenenleri duyar da devamında, oğluyla beraber binerler eşeğe. Bu sefer de merhametsiz olmuştur hoca diğerlerinin nazarında. En son çare ikisi de yürürler eşeğiyle yan yana. Enayi damgası yerler nihayetinde. Duymuşuzdur mutlaka bu fıkrayı. Ben bu ve diğer türevi kitapları okurken aklımda hep bu fıkra, sesli sesli güldüm adeta:))

İki masum, samimi ve riyasız çocuğun emanetçisiyim. Hiperaktivite sendromu öntanısı ile birkaç muayane çabası ile normal olduğu müjdelenen, yaramazlıkları fıtratının gereği kabul edilen 5 ve 2 yaşında iki oğlum var hamdolsun. Hangi sosyal ortama gitsem ‘’ Allah yardımcın olsun’’ diye dualar hediye edilen, herkesin çeşitli çözüm önerileri sunduğu minik bir çete. Geçen aylarda dedesinin koca lcd ekran televizyonunu patlatan, dün apartmanın girişindeki komşunun camına ‘merak ettim anne nasıl kırılacak koca cam’ diyerek taş fırlatan minik bir çete.

Kayınvalidemin artık bizi eve kabul etmekte zorlandığı:-‘’Terörist kızım bunlar, psikolog mu psikiyatrist mı bir götür yarın’’ dediği...
Kayın pederimin -‘’ Bunlara okumak lazım kızım, nazar bu nazar’’ dediği...
Genetiğinin suçlandığı, her çeşit önerinin itinayla denendiği ( terapi cd leri, enerjısı yüksek suni gıdalardan kaçınma .. vs vs ) iki yaramaz.

Öğrencilik yıllarımda bir hadis okumuştum ‘’ Çocuğun yaramazlığı zekasındandır’’ mealinde. Ve yıllarca dualar biriktirmiştim halisane ‘yaramaz ve zeki’ çocuklarımın olmasına vesile. Şimdi bu yorgunlukla Rabbimin ''Mucib'' ismini tefekkür edip gülmeye çalışıyorum ben de.

Kütüphanemde yerini alan, yeni nesil annelere hitaben kopyala yapıştır misal yazılan okuduğum 6. kitap bu. Tıp kitapları dışında diğer kitapları vakit israfı kabul eden eşimin 10 yıl sonra ilk hediyesi kitap olarak. Muhtemel kütüphaneme hiç bakmadığı için diğer benzerlerini de göremedi. Ancak artık kitaplardan çare arayacak hale geldiyse dedim kendime; önyargısız okumak lazım elbet.

Artık kıdemli anne olarak mevki atladığımı düşündüğüm şu hengamede; müsadenizle, hoşgörünüze sığınarak kendi fikirlerimi yazmak istiyorum ben de.
Elbet katıldığım, alkışladığım doğru tespitlerin yanı sıra; yazarı da tenzih ederek…

Yarım bıraktım çünkü, okurken kendimi morbid obez hastalara elindeki katı diyet listeleriyle ‘’yemek yemeyeceksin’’ diye ahkam kesen robot drlar gibi hissettim. Kişisel gelişim kitapları misal kesin hükümler sıralayıp, mükemmeliyetçilik ilahına tapan yeni nesil anneleri fırsat bilip geliştirilen yeni ticari kapan olarak görüyorum bu tarz kitapları. Ve en az 6 kitabı da bitirdiği halde, dün camdan atlamak üzere zıp zıp zıplayan oğluma bas bas bağıran ben; bu kitapların amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. Zira her çocuk ayrı bir âdem, her âdem binlerce alem. Ve çözümler de binlerce. Ki zaten çözüm aranacak bir patolojı olarak görmek te ayrı bir patolojı sanki. Kuralların, hedeflerin, düsturların fıtriliği bozduğunu, samimiyeti gölgelediğini düşünüyorum artık.

Dün AVM'de yeni panik bir anne gördüm tam da anlatmak istediğime tercüman. Minik oğlu önden yürüyor biraz, arkadan kurulmuş robot gibi 24 saatlik kurulu kamera hassasiyeti ile kitabın ezberlettiği şeyleri tekrarlıyor titizlikle hem de defalarca, o anın keyfini çıkarmak yerine :
-‘’Efe, sana güveniyorum. Sen iyisin. Sen yapabilirsin.
Ben sana güveniyorum. Sen başarabilirsin.. sen başarılısın..
Efe SEN Yaparsın..’’
….

Peki ne çözüm buldun sen derseniz??
Her çocuk özeldir ve artık sınırlarımı kaldırdım ben de. Çözüm aradığım bir problem olarak görmek yerine, onları o şekilde kabullenip, içimden geldiği gibi, samimane, sevgiyle … hal diliyle …

Artık ben de ayakkabılarımı çıkarıp yağmurda ıslanıyorum onlarla. Evin duvarları her renk boya. Ben de dün çizdim kocaman bir ay duvara. Ben de ‘’kral şakir’’ izliyrum tv de artık. Ben de zeytin çekirdeklerini tükürüp yarış yapıyorum. Kızdığımda bağırıyorum da, içime yapmacık atmaktansa. Bazen kıçlarına elimle şaplak da atıyorum. Ama sonrasında kocaman sarılıp öpüyorum. Nihayetinde öfke de, kızgınlık da, affetmek de, sakinleşmek de fıtri duygular( – abartmadan ELBETTE-) . İleride zaten bu duygularla tanışacaklar diye düşünyorum. Ve bugünleri bir daha hiç yaşayamıyacağım ben, bunu biliyorum.

Bir de, yeni okuduğum bir hadiste; ‘’BENİM’’ çocuklarım diye övünürken, emanetçisi olduğunu unutup, sahiplik iddiasıyla tüm hisseyi kendine veren moda annelere hitaben –biri de benim muhtemel- diyor ki: ‘’Terbiyenin onda dokuzu duadır. ‘’ Rab sıfatıyla her şeye Malik, Kadir, Alim RABB’E halisane anne duası..

Son olarak oğlumun ifadesiyle…
Robot X, haydi birleşşşş:)))))
Sevgiler, saygılar, selamlar ..
160 syf.
İyi günler efenim. Ben bir selamlar, merhabalar... Nasıl başlasam bilemiyorum. Bir kitap daha bitti bir günde. Rahat bir saatte bitirdim. Yazı tipi büyük, resimlerle desteklenmiş. Bazı cümleler var ki 4 yaşındaki de anlar fakat bazı cümleler özellikle de kitabın sonundaki birkaç cümleyi ben bile dikkatli okumasam ayrıntıları kaçırabilirdim. Kitabın öyle roman gibi bir işleyişi yok. Yazar zaten diyor, bir ablanız konuşuyormuş gibi hissedeceksiniz diye. Zaten uzun süredir sosyal medyadan takip ettiğim bir yazardı. Sesi kulağımda okudum. (:
Sosyal medya demişken, videolarında Allah'ım Ben Geldim ve bu kitabın seri olduğundan bahsediyor. Onu da okuyacağım ancak fazla büyük beklentiyle başlamayın okursanız siz de. Bunlar çocuklara dini aşılamak için yazılmış kitaplar.
Ben +9 yaşa uygun diye düşünüyorum. Neden 8 puan. Yazar kitabın içinde örtünmekten fazlasıyla bahsetmiş. 2 kıssa anlatıp hadisler ve ayetlerle desteklemiş ancak burayı çok uzatıp, tek tek cevaplayacağım dediği soruları yanıtlamadan kitabı bitirmiş.
Tesettür ile ilgili 5N1K soruları var dedi. İki tanesini tam, eksiksiz cevapladı. Sorularımın cevaplarını bulamadım. Kafamda çok soru işareti var. Küçükleri çizimler eğlendirebilir ama daha çok bilgi kaynaklı olsaydı kapardı 9 puanı. Kitabın sonlarına doğru çok hızlı bir çıkış vardı. Onun yerine sindire sindire anlatsaydı daha iyi olabilirdi. Yazar, psikolog. Dediğim gibi sosyal medyadan takip ediyorum, çok iyi bir anne. Yani çamaşır bulaşık anlamında demiyorum. Çocuk nasıl eğitilir, özgüven, aile ortamı... Birçok yazısını okudum. Ve belki de çocuk kitabı olduğundan umduğunu bulamadım. Çok eleştirdim galiba. Benden bu kadar. Okuduğunuz için teşekkürler. Kitaplı günler. Sevgiler... ♥
184 syf.
·Beğendi·10/10 puan
ADETLERLE DEĞİL AYETLERLE ÇOCUK
EĞİTİMİ

Anne baba adayı olan herkesin okuması gereken bir kitap...

Pek çok anne-baba çocuğunun yoğrulması gereken bir hamur olduğunu düşünerek ebeveynlik yapmaya başlar. Çocuğunu şekilsiz bir hamur, kendini ona istediği şekli verecek bir sanatkâr zanneder. Oysa her çocuk dünyaya kendi şekliyle ‐yani kendi fıtratıyla ‐ gelir. Anne babaya düşense, çocuğunun fıtrat programını korumak ve kendi fıtratını ortaya koyabileceği alanı ona açmaktan ötesi değildir.

İşte bu kitap; mahremiyet eğitiminden haz öteleme eğitimine, çocuk beslenmesinden öfke kontrolüne kadar pek çok önemli eğitim başlığını adetlerin değil, ayetlerin ön gördüğü yöntemlerle siz ebeveynlerin istifadesine sunuyor. Tüm ebeveynleri, çocuğunun boş sayfalarını yazma telaşından çıkarıp, zaten yazmış olan Kudret'in (cc) satırlarından ayet ayet okumaya davet ediyor.
176 syf.
·3 günde·7/10 puan
Çocuk !!!
Bedeni ve mantık yaşı büyük olmayan ama bizlerle aynı ruhu taşıyan, daha temiz bir kalbe sahip olan kişi... Herkesin geçirdiği evrenin adıdır çocukluk.

Yazar kitabında hep annelere seslenmiş lakin ben kabul etmiyorum. Çocuk anne ve babanın en ortak ilgi alanıdır ve her iki veliyi de alakadar eder. Kitapta çocuğa bağırma dışındaki diğer seçenekler güzel bir dil ile anlatılmış, lazım olana altın niteliğinde bilgilerdir bunlar. Her ebeveynin okuması bilmesi gereken hususlardır. Çünkü çocuk deyince akan sular durulur.

Şu hayata bırakabileceğimiz yeğane mirasımızdır evlatlarımız. Bizler hanlar, hamamlar yapabilecek insanlığa üniversiteler, vakıflar bırakabilecek güçte değiliz. Lakin çok saygın, terbiyeli, vatanını milletini seven evlatlar yetiştirip insanlık yararına fayda sağlayabiliriz.

Erkek gözünde kadın olmak, yani ev hanımı olmak kolay gözükür. Ne var evi temizle yemek yap sonra at kendini kanapeye akşama kadar uyu... Arada bir çocuk ile ilgilen vesaire... Ama durum hiçte öyle değildir. Ben ev hanımların üzerindeki yükün biz erkeklerin üzerinde olandan kat be kat daha fazla olduğunu düşünüyorum. Allah onları başlarımızdan eksik etmesin ve hepsinin ‘anneler günü’ kutlu olsun.

Kitabı neden okudun derseniz eğer, bence bir çok kitaptan faydalı bir kitap ve çok güzel bilgiler sahibi oldum. Yazarın akıcı dili ve hayattan bazı kesitler sunması, hikayeler ile anlatımını bezemesi daha da okunası bir hal alıp okuyucuyu sıkmadan süreklilik sağlıyor. Kadın erkek herkesin bilmesi gereken bilgilerle dolu hoş bir kitap. Okumanızda fayda vardır.

Sevgi ile kalın.
144 syf.
·3 günde
BU KİTAP 10-100 YAŞ ARASI HERKESE UYGUNDUR!

Yarın öbür gün biri yanına gelip de,

‘Boş ver yaaa! Yaşlanınca kılarsın.’
‘Senin kalbin temiz zaten, namaz kılmasan da olur.’
‘Senin namazın kabul olmaz ki! Sen kiiim, namaz kılmak kiiim?!’
‘Amman yaa koskoca ömür! Kim her gün beş vakit namaz kılacak şimdi? Zor iş!’
‘Sen namaz kılmasan da Allah affeder.’
‘Allah’ın senin namazına ihtiyacı mı var?’
‘O kadar işin gücün arasında namaz kılmaya vakit yok ki!’

…gibi cümleler fısıldarsa ona ne cevap vereceğini artık biliyorsun.

Bu cevapları arkadaşlarına da söyle bence.
Günde 5 defa kendine de söyle.
Sonra her ezan çağrısında dön ve Rabbine şöyle de:

‘ALLAH’IM BEN GELDİM!’

Keyifli okumalar:)
184 syf.
·4 günde
Hatice Kübra Tongar sosyal medyadan da takip ettiğim nadir yazarlardan birtanesi, üç çocuk annesi ve gerçekten okuyucularına örnek bir yazar diyebilirim, kitabın içeriğine gelecek olursak, her bölümde ayrı konulara değinmiş, besmelenin önemi, Kur'an'ın önemi, çocuklarla çocuk olmanın peygamberimizin çocuklarla olan muhabbeti, yaklaşımı, hadisleri ve çocukları nasıl yetiştirmemiz gerektiğine dair bir çok örnek içeren bir kitap bence her ebeveynin okuması gereken bir kitap, tavsiye ederim iyi okumalar:)
144 syf.
Hatice Kübra Tongar'ı ve ktiapalarını çok duymuştum kendisiyle tanışmak bu kitabıyla oldu,iyi ki de oldu.
Günlük hayattan örnekleriyle,eğlenceli,sohbet havasındaki anlatımı ile bence herkesin özellikle de çocuğu olanların kütüphanesinde mutlaka olması gereken bir kitap. Namazı, korkutmadan, zorlamadan, gerekçeleriyle ve tüm soruları mantıklı açıklamalarıyla öyle güzel anlatmış ki bir çırpıda ve zevkle okuyup bitiriyorsunuz.
Kitabın kapağına bakıp çocuklar için yazıldığını düşünüp okumamazlık etmemenizi tavsiye ederim.
#OkumakNeGüzelŞey
144 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı kızıma almıştım ama arka kapağında 10-100 yaş arası herkes okusun deyince aldım elime kitabı başladım kızımla birlikte sayfalarını çevirmeye...
Öyle güzel anlatmış ki yazarımız verdiği örnekler, kullandığı kelimeler tam da minik yavrularımıza göreydi. Gülerek okuduk anladık. Bir anne olarak yanlışlarımı da gördüm ara ara demem şu ki evlatlarımızdan önce okumalıyız ki evlatlarımıza iyi örnek olalım. Ve çocuklarımız da bu kitabı okuyarak bir çok şeyi öğrenip seveceklerdir...
RABBİM böyle insanlardan ALLAH razı olsun :)
184 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitabın kapağındaki söz çok hoşuma gitti. "Adetlerle değil, ayetlerle çocuk eğitimi." Doğru söze ne denir.

Kitap yalın bir dile sahip ve bölüm bölüm olması daha kolay okunmasını sağlıyor. Her bölümdeki konuya girişte bir ayet paylaşması güzel olmuş. Konuları ayet ve hadisler ile gül kokulu efendimizin örnek kıssaları ile desteklemesi çok iyi.

Hem bilimsel hem de dini boyutuyla çocuk yetiştirmenin inceliklerini ele alan güzel bir eser. Çocukları olan olmayan ya da yakın zamanda olacak olanların mutlaka okuması gerekli. Daha erken okumayı arzu ederdim.

Sadece çocuk yetiştirmeye dair değil, kendi eksiklerimizi bir anne baba olarak, eş olarak da bazı kusurlarımızı bize hatırlatıyor. Bir çok noktada farkındalık oluşturuyor.

Beni en çok etkileyen her zaman olduğu gibi Alemlere rahmet olarak gönderilen güzeller güzeli peygamberimizin çocuklara gösterdiği önem, nezaket, müsahama oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hatice Kübra Tongar
Unvan:
Türk Pedagog
Orta öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi`nin süper lise bölümünde tamamladı. Lisans eğitimini ilahiyat ve sosyoloji üzerine yaptı. Lisans süresince, dalının uzmanı eğitimcilerden 1000 saatlik çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda ihtisas dersleri aldı. Çocuk gelişimi üzerine edindiği bilgi ve deneyimi annelerle paylaşmak için 2007 yılında kadincakararinca.com internet sitesini kurdu. Bu adres aracılığı ile her gün binlerce anneyle buluştu. Yazı yazmak, ilkokul yıllarında başlayan kompozisyonlarla birlikte, hep hayatında oldu. Makaleleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Çocuğa dair birçok projede metin yazarlığı yaptı. Türkiye`nin ilk interaktif çocuk CD projesi olan "Muallim Çocuk"un metinlerini yazdı. 2009 yılında Minik Bebeğime Afiyetle isimli kitabı, 2011 yılında 10 kitaptan oluşan Masal İstediğin Gibi Bitsin seti, 2013 yılında 0-1 yaş bebek bakımını anlatan Anneciğim Beni Tanıyor musun? isimli kitabı ve 2014 yılında 1-5 yaş çocuğunun gelişimini kaleme aldığı Anneciğim Ben Büyüyorum isimli eseri yayınlandı. Halen ulusal radyo ve televizyon kanallarında çocuk eğitimi programları hazırlayıp sunmaya, Moral Dünyası ve Çocuk ve Aile Eğitimi dergilerinde aileye dair sayfalar hazırlamaya, Moral FM radyosunun kurumsal metin yazarlığını yapmaya ve Allah`ın biricik emanetleri olan İsmail Enes ve Ahmet Eymen`e hakkıyla emanetçi olabilme duasında bulunmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 1.010 okur beğendi.
  • 7,4bin okur okudu.
  • 430 okur okuyor.
  • 3.416 okur okuyacak.
  • 108 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları