Hatice Kübra Tongar

Hatice Kübra Tongar

Yazar
7.8/10
199 Kişi
·
452
Okunma
·
103
Beğeni
·
3.279
Gösterim
Adı:
Hatice Kübra Tongar
Unvan:
Türk Pedagog
Orta öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi`nin süper lise bölümünde tamamladı. Lisans eğitimini ilahiyat ve sosyoloji üzerine yaptı. Lisans süresince, dalının uzmanı eğitimcilerden 1000 saatlik çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda ihtisas dersleri aldı. Çocuk gelişimi üzerine edindiği bilgi ve deneyimi annelerle paylaşmak için 2007 yılında kadincakararinca.com internet sitesini kurdu. Bu adres aracılığı ile her gün binlerce anneyle buluştu. Yazı yazmak, ilkokul yıllarında başlayan kompozisyonlarla birlikte, hep hayatında oldu. Makaleleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Çocuğa dair birçok projede metin yazarlığı yaptı. Türkiye`nin ilk interaktif çocuk CD projesi olan "Muallim Çocuk"un metinlerini yazdı. 2009 yılında Minik Bebeğime Afiyetle isimli kitabı, 2011 yılında 10 kitaptan oluşan Masal İstediğin Gibi Bitsin seti, 2013 yılında 0-1 yaş bebek bakımını anlatan Anneciğim Beni Tanıyor musun? isimli kitabı ve 2014 yılında 1-5 yaş çocuğunun gelişimini kaleme aldığı Anneciğim Ben Büyüyorum isimli eseri yayınlandı. Halen ulusal radyo ve televizyon kanallarında çocuk eğitimi programları hazırlayıp sunmaya, Moral Dünyası ve Çocuk ve Aile Eğitimi dergilerinde aileye dair sayfalar hazırlamaya, Moral FM radyosunun kurumsal metin yazarlığını yapmaya ve Allah`ın biricik emanetleri olan İsmail Enes ve Ahmet Eymen`e hakkıyla emanetçi olabilme duasında bulunmaya devam ediyor.
İnsanlar hata yapar, hatalar konuşulur, sonuçları yaşanır, bedelleri ödenir ama hiçbir insan bağırılarak küçük düşürülmeyi hak etmez. Hele ki karşımızdaki küçük bir çocuksa...
...bir baba bilmelidir ki, çocuğu için yapabileceği en iyi şey çocuğunun annesini mutlu etmektir.
"Çocuklarınızı kendi zamanınızın öğretilerine göre değil, içine doğdukları zamanın gerçeklerine göre yetiştirin."

Hz. Ali
Ne zaman ki ebeveynler televizyonu kapatıp kitap okumaya başlarlar, çocuk da - hiçbir söze gerek kalmadan - kitapların dünyasına merak duymaya başlamış olur.
Anne olmak, bir kadının hayatını başlı başına değiştiren ömürlük bir sorumluluğun adıdır.
Ona gücümüzün yettği çocukluk yıllarında ceza vereceksek, artık gücünüzün yetmeyeceği ergenlik dönemi için bir planımız var mı?
Çocuğunuzun olumsuz bir davranışı terk etmesinin nedeni cezadan korkuyor olması ise, ceza verecek biri ortalarda olmadığında onu olumsuz davranışlardan ne uzak tutacak?
Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası vardır hani. Oğluyla yolda giderken önce oğlunu bindirir eşeğe, kendi yürürken. Etraftakilerin ayıplamasıyla kendi biner, oğlu yürür devamında. Bencil diye söylenenleri duyar da devamında, oğluyla beraber binerler eşeğe. Bu sefer de merhametsiz olmuştur hoca diğerlerinin nazarında. En son çare ikisi de yürürler eşeğiyle yan yana. Enayi damgası yerler nihayetinde. Duymuşuzdur mutlaka bu fıkrayı. Ben bu ve diğer türevi kitapları okurken aklımda hep bu fıkra, sesli sesli güldüm adeta:))

İki masum, samimi ve riyasız çocuğun emanetçisiyim. Hiperaktivite sendromu öntanısı ile birkaç muayane çabası ile normal olduğu müjdelenen, yaramazlıkları fıtratının gereği kabul edilen 5 ve 2 yaşında iki oğlum var hamdolsun. Hangi sosyal ortama gitsem ‘’ Allah yardımcın olsun’’ diye dualar hediye edilen, herkesin çeşitli çözüm önerileri sunduğu minik bir çete. Geçen aylarda dedesinin koca lcd ekran televizyonunu patlatan, dün apartmanın girişindeki komşunun camına ‘merak ettim anne nasıl kırılacak koca cam’ diyerek taş fırlatan minik bir çete.

Kayınvalidemin artık bizi eve kabul etmekte zorlandığı:-‘’Terörist kızım bunlar, psikolog mu psikiyatrist mı bir götür yarın’’ dediği...
Kayın pederimin -‘’ Bunlara okumak lazım kızım, nazar bu nazar’’ dediği...
Genetiğinin suçlandığı, her çeşit önerinin itinayla denendiği ( terapi cd leri, enerjısı yüksek suni gıdalardan kaçınma .. vs vs ) iki yaramaz.

Öğrencilik yıllarımda bir hadis okumuştum ‘’ Çocuğun yaramazlığı zekasındandır’’ mealinde. Ve yıllarca dualar biriktirmiştim halisane ‘yaramaz ve zeki’ çocuklarımın olmasına vesile. Şimdi bu yorgunlukla Rabbimin ''Mucib'' ismini tefekkür edip gülmeye çalışıyorum ben de.

Kütüphanemde yerini alan, yeni nesil annelere hitaben kopyala yapıştır misal yazılan okuduğum 6. kitap bu. Tıp kitapları dışında diğer kitapları vakit israfı kabul eden eşimin 10 yıl sonra ilk hediyesi kitap olarak. Muhtemel kütüphaneme hiç bakmadığı için diğer benzerlerini de göremedi. Ancak artık kitaplardan çare arayacak hale geldiyse dedim kendime; önyargısız okumak lazım elbet.

Artık kıdemli anne olarak mevki atladığımı düşündüğüm şu hengamede; müsadenizle, hoşgörünüze sığınarak kendi fikirlerimi yazmak istiyorum ben de.
Elbet katıldığım, alkışladığım doğru tespitlerin yanı sıra; yazarı da tenzih ederek…

Yarım bıraktım çünkü, okurken kendimi morbid obez hastalara elindeki katı diyet listeleriyle ‘’yemek yemeyeceksin’’ diye ahkam kesen robot drlar gibi hissettim. Kişisel gelişim kitapları misal kesin hükümler sıralayıp, mükemmeliyetçilik ilahına tapan yeni nesil anneleri fırsat bilip geliştirilen yeni ticari kapan olarak görüyorum bu tarz kitapları. Ve en az 6 kitabı da bitirdiği halde, dün camdan atlamak üzere zıp zıp zıplayan oğluma bas bas bağıran ben; bu kitapların amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. Zira her çocuk ayrı bir âdem, her âdem binlerce alem. Ve çözümler de binlerce. Ki zaten çözüm aranacak bir patolojı olarak görmek te ayrı bir patolojı sanki. Kuralların, hedeflerin, düsturların fıtriliği bozduğunu, samimiyeti gölgelediğini düşünüyorum artık.

Dün AVM'de yeni panik bir anne gördüm tam da anlatmak istediğime tercüman. Minik oğlu önden yürüyor biraz, arkadan kurulmuş robot gibi 24 saatlik kurulu kamera hassasiyeti ile kitabın ezberlettiği şeyleri tekrarlıyor titizlikle hem de defalarca, o anın keyfini çıkarmak yerine :
-‘’Efe, sana güveniyorum. Sen iyisin. Sen yapabilirsin.
Ben sana güveniyorum. Sen başarabilirsin.. sen başarılısın..
Efe SEN Yaparsın..’’
….

Peki ne çözüm buldun sen derseniz??
Her çocuk özeldir ve artık sınırlarımı kaldırdım ben de. Çözüm aradığım bir problem olarak görmek yerine, onları o şekilde kabullenip, içimden geldiği gibi, samimane, sevgiyle … hal diliyle …

Artık ben de ayakkabılarımı çıkarıp yağmurda ıslanıyorum onlarla. Evin duvarları her renk boya. Ben de dün çizdim kocaman bir ay duvara. Ben de ‘’kral şakir’’ izliyrum tv de artık. Ben de zeytin çekirdeklerini tükürüp yarış yapıyorum. Kızdığımda bağırıyorum da, içime yapmacık atmaktansa. Bazen kıçlarına elimle şaplak da atıyorum. Ama sonrasında kocaman sarılıp öpüyorum. Nihayetinde öfke de, kızgınlık da, affetmek de, sakinleşmek de fıtri duygular( – abartmadan ELBETTE-) . İleride zaten bu duygularla tanışacaklar diye düşünyorum. Ve bugünleri bir daha hiç yaşayamıyacağım ben, bunu biliyorum.

Bir de, yeni okuduğum bir hadiste; ‘’BENİM’’ çocuklarım diye övünürken, emanetçisi olduğunu unutup, sahiplik iddiasıyla tüm hisseyi kendine veren moda annelere hitaben –biri de benim muhtemel- diyor ki: ‘’Terbiyenin onda dokuzu duadır. ‘’ Rab sıfatıyla her şeye Malik, Kadir, Alim RABB’E halisane anne duası..

Son olarak oğlumun ifadesiyle…
Robot X, haydi birleşşşş:)))))
Sevgiler, saygılar, selamlar ..
Çocuk !!!
Bedeni ve mantık yaşı büyük olmayan ama bizlerle aynı ruhu taşıyan, daha temiz bir kalbe sahip olan kişi... Herkesin geçirdiği evrenin adıdır çocukluk.

Yazar kitabında hep annelere seslenmiş lakin ben kabul etmiyorum. Çocuk anne ve babanın en ortak ilgi alanıdır ve her iki veliyi de alakadar eder. Kitapta çocuğa bağırma dışındaki diğer seçenekler güzel bir dil ile anlatılmış, lazım olana altın niteliğinde bilgilerdir bunlar. Her ebeveynin okuması bilmesi gereken hususlardır. Çünkü çocuk deyince akan sular durulur.

Şu hayata bırakabileceğimiz yeğane mirasımızdır evlatlarımız. Bizler hanlar, hamamlar yapabilecek insanlığa üniversiteler, vakıflar bırakabilecek güçte değiliz. Lakin çok saygın, terbiyeli, vatanını milletini seven evlatlar yetiştirip insanlık yararına fayda sağlayabiliriz.

Erkek gözünde kadın olmak, yani ev hanımı olmak kolay gözükür. Ne var evi temizle yemek yap sonra at kendini kanapeye akşama kadar uyu... Arada bir çocuk ile ilgilen vesaire... Ama durum hiçte öyle değildir. Ben ev hanımların üzerindeki yükün biz erkeklerin üzerinde olandan kat be kat daha fazla olduğunu düşünüyorum. Allah onları başlarımızdan eksik etmesin ve hepsinin ‘anneler günü’ kutlu olsun.

Kitabı neden okudun derseniz eğer, bence bir çok kitaptan faydalı bir kitap ve çok güzel bilgiler sahibi oldum. Yazarın akıcı dili ve hayattan bazı kesitler sunması, hikayeler ile anlatımını bezemesi daha da okunası bir hal alıp okuyucuyu sıkmadan süreklilik sağlıyor. Kadın erkek herkesin bilmesi gereken bilgilerle dolu hoş bir kitap. Okumanızda fayda vardır.

Sevgi ile kalın.
Yazarı sosyal medya üzerinden takip ediyorum ancak kitabını okuyunca daha bi saygı duydum kendisine.
Kitapta, Kur'an ı Kerim'den ayetler ışığında insanın fıtratında bulunan ve bugün bu kişilik fıtratından yola çıkarak doğumundan itibaren nasıl bir birey yetiştirilmesi gerektiği, Peygamberimiz yaşamından örneklerle bizlere güzel bir şekilde sunuluyor. Hatice Hocamızın emeğine yüreğine sağlık. Kitabı özellikle hanım kardeşlerimin okumasının çok faydalı olacağını not düşerek , bayların da faydalanabileceğini belirtmek istiyorum. Tavsiye eder iyi okumalar dilerim.
Çocuklarınıza süt ile birlikte Kuran'ı Kerim'den öğütler verin. Boyları büyürken kalpleri ve imanları da büyüsün.”
Ömer Muhtar
Böyle demiş Şehit Ömer Muhtar .bu kitap bunu çok güzel açıklamış ve buna güzel örnekler vermiş.. yeri geldiğinde hikayelerle anlatmış. Hatice Kübra tongar Güzel bir sade bir dille yazmış .ilk defa böyle bir kitap okuyorum ve bayağı beğendim .bize ne öğretiyor klasik Anadolu kültürüne ve insanların genel geçer inançlarından farklı olarak ayetlerle bize çocuk gelişiminin anlatıyor açıkçası ayetleri çok güzel seçmiş ve çok güzel konuya bağlamış.
Ha bu arada annelerin okuması daha yararlı olur diye naçizane fikrim.:)
Hoşgörü kavramı en çok gücü yetmeyenlere has olmalı. Özellikle de çocuklara. Daha yaşamın zorluklarına karşı tecrübesiz, çoğu şeyden bihaber masum ve kırılgan çocuklara. Çevreden nasıl görürlerse, ne şekilde yetişirlerse ilerde onlar da öyle bireyler yetiştirecekler. Sevgisiz, anlayışsız, çabuk sinirlenen, tahammülü olmayan insanlar nasıl bizim eserimizse tam aksi de bizim elimizde. Dini konularda olabildiğince iyi bir eğitim vermeliyiz. Zorlamadan, sevdirerek ve istekli bir şekilde olmalı. Küçüklükten alışsın yok efendim dini bilgisi olsun oyunu sonra da oynar, oğlum/kızım benim bile bilmediğim şu şu sureleri biliyo şeklindeki düşünceler bir süre sonra küçük yaşta kocaman sorumluluklarla cebelleşen bireyler meydana getiriyor. Yazdıklarım yanlış da anlaşılmasın Kuran okumak en çok küçüklere yakışıyor tabiki öğrenmeleri çok güzel ama oyun oynaması eğlenmesi gerekirken yetişkinlerden daha fazla ders çalışmaları onları soğutuyor isteksizleştiriyor. Hele ki bu eğitimde zorlama aşırı ikaz ve en olmaz olası şiddet varsa...
Tek dini konuda değil okul dersleri, günlük hayattaki sorumlulukları, aile arası iletişimleri ve daha bunlara benzer pek çok konuda samimi bir şekilde yaklaşırsak, onlara sevdirerek zorlanmadan olayların üstesinden gelmelerini sağlarsak daha huzurlu bir yaşamları daha doğrusu yaşamımız olur.
Mark Manson'ın dediği gibi "Mutluluk sorunları çözmekten kaynaklanır." Hala çok geç değil. Sorunlarımızı kabul etmemeliyiz üstesinden gelmeli ve iyi bireyler yetiştirme konusunda bir adım atmalıyız.
.
Her ebeveyn ve eğitmenin farkında olması gereken konulara değinmiş yazar. Vize haftasında olsam bile elimden düşürmeden okudum. Bilinen konular bile bazen hatırlanmak tekrar edilmek ister ya tam da öyle bir kitap. Tavsiye etiketlerde üst sıraları alıyor benim listemde
Tesettür konusunda aklında bin bir türlü soruları olan genç kızlara hitaben yazılmış olan kitabın dili oldukça akıcı ve samimi.
"Niçin örtünmeliyim, nasıl örtünmeliyim, örtünmek bana ne kazandırır veya ne kaybettirir?" gibi sorular ve daha niceleri cevap buluyor satırlarda.
Tesettür konusunda ikilemde kalmış gençlik çağındaki kızlara güzel bir hediye olarak düşünülebilir.
Hamd olsun bizleri örtmeye değer görüp kıymetlendirene.
Ve selam olsun emre iraat edip değerini koruyanlara.
Bağırmayan Anneler....

Bir çok yerine post-it yapıştırmakla birlikte altını çizerek epey yordum kitabı. Benim için ders niteliğinde, her cümlesi düşünülüp yazılmıştı. Kitabı uzaklara koyup asla kopya çekmemekle birlikte aklımda neler kaldıysa -bakalım- kitabı anlatmak istiyorum.
Yine bana neler kattığıyla alakalı bir giriş yapacağım. Sonuna kadar okumak istemeyenler için BEĞENDİM- TAVSİYE EDERİM, şimdi şu "beğendim" i açalım;

Hatice K. Tongar sosyal medyadan takip ettiğim biriydi. Her gün attığı gönderilerle bilgilendirici ve hak verdiğim fikirlerini paylaşıyordu. Sonunda kitabını okumaya işte bu sebeple karar verdim: fikirlerini onaylıyorum.

Bağırmayan Anne.. Baba... Abla.. Abi... Öğretmen...
Bağırmayan İnsan.
İyi de neden bağırmıyoruz?
Kitap bunu uzun uzun anlatıyor. Empatimize başvurarak okuyucuya da onaylatıyor. "Evet, doğru bağırmamalıyım"


'Bağırmak en ilkel bir geribildirim. Ve çocuğa hiç bir katkısı olmayan, aksine zararları olan bir tutumdur' desem kim karşı çıkabilir ki? Peki kim kendinden küçük birine bağırmamış şu zamana kadar?

Sırf kendimizden küçük diye bağırma hakkına(!) sahip olmuşuz. Bu insafsızlık. Hele ki canını yakmak?
Çocuklar yaramazlıklarıyla büyükleri çileden çıkarıyor. Ee, bu çocuklar canavar mı?
Dinimizde insanlar ahsen-i takvim suretinde yaratılıyor. -doğuyor-
Bebek=Masumiyet
Bizi çileden çıkartan kim peki? Tüm bu yaramazlıklar....
Yine kendimiz. Çocuğun bile isteye kötülük yaptığını hiç duymadım. Yaramazlık diye adlandırdığımız mesele çocuğun iç dünyasında ne demek? Niyeti ne?

Kitapta çok güzel bir örnek var, çocuk evi süslemek için mutfakta bulduğu haşhaş kavanozunu etrafa serpiyor. Anne bağırmamayı seçip "Neden böyle yaptın?" diyor ve aldığı cevap şu şekilde, "Evi süsledim senin için Anneciğim."
Bu şekilde düşününce ortada bir "yaramazlık" durumu kalmıyor.

Çocukların "yaramazlık" diye adlandırdığımız davranışlarının altında yatan bir çok nedenden biriydi bu.

•Neden bağırıyoruz?
•Bağırmak ve disiplin anlayışı?
•Ödül-Ceza?
•Bağırmayıp ne yapacağız?
•Bağırmanın çocuklar üzerindeki etkisi?
•Çözüm yolları - Örneklemeler

Gibi sorulara -ve daha fazlasına- kitapta cevap bulabilirsiniz. Yararlı ve okunması lazım bir eser. Her noktasına katılıyor ve Bağırmayan bir insan olmaya niyet ediyorum.
Anne- çocuk ve kişisel gelişim alanında çok güzel bir eser. Anne olmadığım halde yeğenlerime karşı ya da diğer çocuklara karşı bana doğru gelen ama aslında yanlış yaptığım birçok şeyi fark ettim. Hemcinslerime ve okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
Anne ve anne adaylarının okuması gereken bir Kitap herkes anne Olabilir ama bağırmadan anne olmak zordur çok güzel bir rehberlik yapmış Hatice hanım zoru nasıl kolaylaştırıriz onu anlatmış
Yazar Hatice Kübra Tongar' ın ,bu ikinci kitabı " Fıtrat Pedagojisi " Serisine devamı niteliğinde.Hazreti Adem'den Hazreti Muhammed'e kadar peygamberlerin çocuk eğitim metodlarını ayetlerin ışığında anlatıyor.Tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hatice Kübra Tongar
Unvan:
Türk Pedagog
Orta öğrenimini Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi`nin süper lise bölümünde tamamladı. Lisans eğitimini ilahiyat ve sosyoloji üzerine yaptı. Lisans süresince, dalının uzmanı eğitimcilerden 1000 saatlik çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda ihtisas dersleri aldı. Çocuk gelişimi üzerine edindiği bilgi ve deneyimi annelerle paylaşmak için 2007 yılında kadincakararinca.com internet sitesini kurdu. Bu adres aracılığı ile her gün binlerce anneyle buluştu. Yazı yazmak, ilkokul yıllarında başlayan kompozisyonlarla birlikte, hep hayatında oldu. Makaleleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Çocuğa dair birçok projede metin yazarlığı yaptı. Türkiye`nin ilk interaktif çocuk CD projesi olan "Muallim Çocuk"un metinlerini yazdı. 2009 yılında Minik Bebeğime Afiyetle isimli kitabı, 2011 yılında 10 kitaptan oluşan Masal İstediğin Gibi Bitsin seti, 2013 yılında 0-1 yaş bebek bakımını anlatan Anneciğim Beni Tanıyor musun? isimli kitabı ve 2014 yılında 1-5 yaş çocuğunun gelişimini kaleme aldığı Anneciğim Ben Büyüyorum isimli eseri yayınlandı. Halen ulusal radyo ve televizyon kanallarında çocuk eğitimi programları hazırlayıp sunmaya, Moral Dünyası ve Çocuk ve Aile Eğitimi dergilerinde aileye dair sayfalar hazırlamaya, Moral FM radyosunun kurumsal metin yazarlığını yapmaya ve Allah`ın biricik emanetleri olan İsmail Enes ve Ahmet Eymen`e hakkıyla emanetçi olabilme duasında bulunmaya devam ediyor.

Yazar istatistikleri

  • 103 okur beğendi.
  • 452 okur okudu.
  • 49 okur okuyor.
  • 463 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları