Geri Bildirim
Hayrettin Şahin

Hayrettin Şahin

9.2/10
21 Kişi
·
36
Okunma
·
2
Beğeni
·
411
Gösterim
Adı:
Hayrettin Şahin
Unvan:
Psikolog
Doğum:
Kilis, Türkiye, 1972
Kilis ilinin bir köyünde doğmuşum. İsim seçme özgürlüğüm olmadığı için annemin babasının (dedemin) ismini bana vermişler. Yıllarca dedenle adaşsın onun gibi akıllı adam olacaksın, olmalısın diye gaza getirildim. İyi de oldu hani. İlk öğretimi Kilis'te ( YBO) okudum. Orta ve lise eğitimini Gaziantep'te aldım. 1988 yılında Gaziantep Lisesi'nden mezun oldum. Hacettepe üniversitesinin psikoloji bölümünü kazandım. 1993 yılında aynı bölümden mezun oldum. Klinik psikolojide Yüksek lisans çalışmalarını özel bir üniversitede yaptım. Türkiye nin Tokat, Kastamonu, Niğde, Ankara gibi yerlerinde görev yaptım. 1998-2005 yılları arasında Gaziantep te kendi özel iş yerimde çalıştım. 4 yıllık bir devlet tecrübem oldu. 1997 yılından beri hipnozla ilgileniyorum. Hipnoterapistim. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı, yerel tv’lerde programlar yaparak halkımızı, insan psikolojisi, konusunda aydınlatmaya çalışıyorum. Mesleğimle ilgili konferanslar seminerler veriyorum. Metafizik, felsefe, parapsikoloji, din ve edebi konulara ilgi duyuyorum.

2004 yılında 'Sonumut Psikolojik Hizmetler Merkezi'ni kurdum ve yönettim. Daha sonra 'Sonumut Psikolojik Hizmetler Merkezi'ni bırakarak

“ALFA PSİKOLOJİK DESTEK MERKEZİ'ni kurdum. Halen kendi kurumumda uzman arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Benim şu anda çalıştığım kurum

'Alfa Psikolojik Destek Merkezi'dir. İlk kitabım olan

'Kekemelik ve güncel tedavi teknikleri' adlı kitabım 2008 yılında piyasaya çıktı. 2014 Yılında ise

“Kekemelik ve 5 boyut Terapisi” adlı kitabımı çıkardım. Bu ikinci kitabımız kekeme kardeşlerimiz tarafından çok sevildi. Bir yılda 5 baskı yaptı. Şu anda yoğun olarak bu ikinci kitabım satılıyor. Üçüncü kitabım ise

“Panik atak dört ayaklı bir fildir”. Şimdi dördüncü kitabıma başladım. Bu kitabım ise kişisel gelişim ağırlıklı olacak.
#AlfaPsikolojiYayınları
#PanikAtakDörtAyaklıBirFildir
#Okuyorum

" PANİK ATAK HASTALIK DEĞİL ,
DÖRT AYAKLI BİR FİLDİR ."

Ben böyle söyledim ya hemen itirazlar gelmeye başlıyor.

- Eeee hoca, senin söylediğinde laf mı? Adam çıkmış televizyona, internete avazı çıktığı kadar bağırıyor. “PanikAtak bir hastalıktır ve sadece psikiyatristler tedavi edebilir” diyor. Sende “hastalık değildir” diyorsun.

- Sevgili kardeşim sizler kendinizi hasta hissetmezseniz sağlık sektöründe çalışan bizler ekmeğimizi nasıl kazanacağız. Bakın sizin için ekmeğimden vaz geçiyorum ve “panikatak” hastalık değildir diyorum.

Şimdi sen bu satırları okuyorsan muhakkak panikatak yaşayan birisin. O zaman sana neden hastalık olmadığını anlatayım.

Hastalık kavramı bizim ülkemizde maalesef çok yanlış kullanılıyor. Kadın çocuk doğurmak için hastaneye yatıyor. Doktorumuz hemen kadına “hasta” diye hitap ediyor. Şimdi soruyorum.

“Doğum yapan kadın hasta mıdır?” Değildir. Doğum yapması onun sağlıklı olduğunun işaretidir. Bir başka kadın kısırlık tedavisi görür. Onun adı da hastadır. Depresyon yaşayan birisi hasta mıdır? Kesinlikle değildir. Depresyonda olması onun çözüm bekleyen sorunlarının olduğunun işaretidir. Şimdi biz sağlıkçılar bu vatandaşa sen “hastasın” demezsek bize gelir mi? Gelmez tabi.

Sevgili panikatak yaşayan arkadaşım; şimdi sana gerçekleri anlatacağım derken meslektaşlarım ve psikiyatrist ağabeylerim bana kızacaklar. Onların gönül koymasını göze alarak anlatmaya devam edeyim.

Panikatak bedensel olarak gösterdiğimiz bir tepkiyi tamamen yanlış yorumlamaktır. Olaylara yanlış bir bakış açısı ile bakmaktır. Şimdi panikatak yaşarken gösterdiğiniz tepkileri aşağıya yazayım.

1- Şiddetli çarpıntı, kalp atımlarını duyma

2- Endişe hali

3- Soluğun kesilme hissi

4- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma

5- Bulantı ya da karın ağrısı

6- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma

7- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu

8- Üşüme ürperme ve ateş basması

9- Terleme

10- Titreme ya da sarsılma

11- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma hissi

12- Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme

13- Uyuşma ve karıncalanma duygusu

14- Ölüm korkusu

Bu belirtilerin çoğu sizde varsa panikataksınız denir size. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği deliğe. Bakalım gerçekten bu belirtileri göstermek panikatak olduğumuzun işareti mi? (Şimdi bir hikaye)

Seni Ilgaz Dağına gönderiyorum.(Beni de götürmeyi unutma sakın). Kış mevsimi… Yemyeşil çam ağaçları… Ama bembeyaz bir kar örtüsü her tarafı kaplamış. Sen doğru kayak merkezine gidiyorsun. Otele yerleştin. Kayak pistine çıkıp kaymaya başlıyorsun. O sırada yolunu şaşırıyorsun ve aşağılara doğru kaymaya devam ediyorsun. Bir dere kenarına geldin. Tam bu sırada karşına kocaman bir ayı çıktı. Ayı aç. Kaçacak yerin yok. Koca ayının şakası yok. Karşında duruyor, gözlerinin içine bakıyor. “Tatlım bana yanaklarından bir öpücük verir misin? ” diyor. İşte tam bu anda panikatak esnasında gösterdiğin bütün belirtileri bedenin göstermeye başlıyor. O anda bir doktor gelip “ Arkadaş sen hastasın, ondan dolayı ayıdan korkuyorsun ” dese ne dersin. Ulan senin (……….) Sövmek yok. Sövmek yok. Mesaj alındı. Panikatak esnasında gösterdiğin tepkilerle, ayı karşısında gösterdiğin tepkiler aynı… Ayı dışsal bir uyarıcı, panikatak esnasında hissettiğin ölüm korkusu içsel bir uyarıcı... Tek fark bu… İşte sen bu tepkileri “kalp krizi geçireceğim, öleceğim vb.” değerlendirdiğin için her atak esnasında ölüp ölüp diriliyorsun.

Peki panikatak nedir?

Şimdi bir hikaye daha anlatayım. Çok güzel bir evin var. İçi değerli eşyalarla dolu… Evini hırsızlara ve art niyetli insanlara karşı korumak istiyorsun. Eve alarm sistemi kuruyorsun. Bir gün alarm gürültü ile çalmaya başlıyor. Tam bu anda ilk iş olarak alarmı kapatmaya çalıyorsun. Alarmın neden çaldığını düşünmezsin. Panikatak içinize attığınız, bastırdığınız duyguların artık size zarar verdiğini haber veren bir uyarıcıdır. Sen uyarıcıyı dinlemek yerine ona kızıyorsun. Alarmı kapatmaya çalışıyorsun. Doktora gidip ilaç alıyorsun. Alkol kullanıyorsun. Tek derdin alarmı kapatmak. Şimdi uyarıcılık görevini yapan panikatak’a kızmak doğru mu? Önemli olan içerideki hırsızları bulmak, yakalamak ve kodese göndermektir. İŞTE BİZ TERAPİLERDE BUNU BAŞARMANIZI SAĞLIYORUZ. Panikatak bir sebep değil sonuçtur. Sonucu ortadan kaldırmak sebebi ortadan kaldırmaz.
Ask ile depresyon arasındaki fark

Psikoloji biliminde, bazı psikologlar depresyonla aşk yada obsesif-kompülsif bozukluk (okb) ile aşk arasındaki benzer noktaları bulmaya çalışıyorlar.
Depresyon ile aşk arasındaki benzer davranışlar nelermiş?
1- Depresyondaki kişi bir şeyi kara kara düşünür. Aynı şey aşk yaşayan kişi içinde geçerlidir.
2- Depresyon hastaları tek bir nesne veya tek bir kişi üzerine odaklanabiliyor. Aşık olan kişi de saatlerce sevdiğini düşünüyor.
3-Depresyon hastaları saplantılarının mantık dışı olduğunu bilmekle birlikte, bu saplantıdan kurtulamadıklarını itiraf ediyorlar. Aşkın gözü kördür, deriz. Aşık kişilerde mantıksal düşünme yetilerini belli bir süreliğine kaybediyorlar.
4- Depresyondaki kişilerin günlük yaşantılarındaki hareketleri yavaşlar ve azalır. Aşıklar da aynı şekilde ağır çekim yaşamaya başlarlar.
5- Depresyon hastaları genelde yemeden, içmeden kesilirler. Aşıklar da aynı dertten muzdariptirler.
6- Depresyondakiler damardan şarkılar dinlerler. Aşıklar da aynı tarz müzikten hoşlanırlar.
7- Depresif vakaların iş verimi azalır. Aşıklar da çalışamazlar, okul başarıları, iş verimleri anında düşer.
Bu belirtileri çoğaltabiliriz. Depresyonla aşk arasındaki tek fark şuymuş. Aşık olan kişinin beyni mutluluk hormonunu (seratonin) çokça salgılarken depresyondaki kişinin beyni bu hormonu daha az salgılıyormuş. Aradaki fark sadece seratonin hormonu. Aşık bir arkadaşınıza depresyondaymış gibi davranabilirsiniz yani. Aşık insanlara yada depresyon yaşayanlara mantıksal önerileriniz hiç fayda etmez.
Hayrettin Şahin
Sayfa 9 - Alfa psikoloji yayınları
Başkalarının doğrusuna saygı duymayı,kabullenmeyi içinize sindirirseniz esas özgürlüğü yakalarsınız.
Hayrettin Şahin
Sayfa 181 - Alfa psikoloji yayinlari
.
.
.
"Sen benim kim olduğumu düşünüyorsan ben oyum. Eğer bana anlamsız anlamsız bakarsan ben anlamsız olurum. Bana rengarenk bakarsan cıvıl cıvıl bir kuş olurum. Eğer bana önyargı ile bakarsan öyle olurum. Bana iyilikle bakarsan bir melek, bana nefretle bakarsan bir katil olurum. Neden mi? Çünkü ben bir aynayım. Aynaya yansıyan senin görüntündür. "BEN" aynasında "SEN" görünüyorsun. Lütfen bana "sen kimsin?" diye sorma. Dön kendi aynana "ben kimim?" diye sor..."
.
.
Yazarlarımız farklı konu başlıkları altında kısa hikayelerle süsleyip birebir terapi uyguluyorlar.
Aslında okumuyorsunuz. Karşılıklı sohbet ederken düşünüyor, hayatınızı gözden geçiriyor ve kendinize çok şeyler katıyorsunuz..
.
Ama işin özü kendinde bitiyor. Karşındakini ney yada nasıl görüyorsan içine döndüğünde asıl sorunun kendinde olduğunu görüyorsun..
.
Başkalarına ayna tutmak yerine kendi aynamıza baktığımızda ne çözülecek sorun ne de takılacak dert kalıyor...
.
Psikoloji denilince herkeste bir önyargı oluşur.
Onu yapma, bunu yapmalısın, sen bunu demelisin gibi uzayan emir kipleri cümleleri olarak düşünülür.
Bu kitap size sadece ayna görevi yapıp kendinizi gösteriyor.
Nasıl ki aynanın karşısında süslenirken geçen zamanı farketmezsin bu kitaba da bir başladığını biliyorsun içine bir alıyor ki birde kendini çıkışta görüyorsun ...
.
Hemde bedava terapi yapıyorsun ..
.
Icinizdeki öküzleri çıkarmanın zamanı gelmedi mi ?
.
Emeğinize kaleminize sağlık @reyhan.erdgn @psikologsahin ve @alfakitap
.
.
.
#İçimeÖküzOturdu
#PsikologHayrettinŞahin
#PsikoterapistReyhanErdoğan
#AlfaPsikolojiYayınları
#KendineAynaTut
#HerseyinÇözümüKendiİçınde
#HümeyranınKütüphanesi

Hayrettin Şahin
Reyhan Erdoğan
Panik atağın bir çok tanımını yapmak mümkün. Panik atak; önyargı, ilizyon, birikim, algı yanılmasıdır kısaca. Vücudunuzun alarm sistemini devreye sokmasıdır. Birikim demiştik, tek bir olaydan kaynaklanmayan zaman içerisinde gözardı ettiğiniz şeylerin bilinçaltı kovasının tamamen dolmasıyla dışa vurumu olarak özetlesem sanırım yanlış olmaz. "Savaş ve Kaç" mekanizmasının tetiklenmesi sonucu; soyut ve somut olan her tehlike karşısında aynı tepkiyi gösterir vücudunuz ️Panik Atak.
Panik atağınızın ardında yatan nedenleri görmeye başlıyorsunuz. Düşmanınızı önce tanıyor sonra çözüm yolları oluşturuyorsunuz. Bunu yapmanızı sağlayacak birçok egzersiz mevcut. Her bireyin gelişim süreci farklı olduğu gibi hangi alıştırmanın bireye daha uygun olacağıda deneyerek bulunmasıyla gerçekleşecek bir süreç. Panik atağı incelerken opsesyon, anksiyete, depresyon, anksiyete ve diğer psikolojik rahatsızlıklarınıza dair bilgileride bulacaksınız. Öyle güzel el uzatıyor ki kitap size bir anda sorunlarınızın aslında incir çekirdeğini doldurmadığını görüyorsunuz.
Akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap karşılıklı sohbet havasında ilerliyor ve sizi teorik bilgilere boğmadığı için bir dost elinin sizi sarıp sarmaladığını duyumsuyorsunuz. Kitaba ne zaman başlayıp bitirdiğinizin bile farkına varmayacaksınız emin olun. Psikoloğumuzunda dediği gibi bu 'Sahte Kabadayı'dan -panik atak- kurtulmanın hazzını yaşayacaksınız.
Dünyada neden var olduğumuzu, mutlu olabilmenin ya da mutsuz olabilmenin sadece kişinin bu dünyayı ne kadar önemsediği, dünyaya nasıl baktığıyla alakalı olduğunu, huzuru,sevgiyi bizde saklandığını kısa kısa ve anlaşılır hikâyelerle terapi niteliğinde ele almış yazarlarımız.
Okuduğunuzda kendinizi sorgulamaktan geri alamıyorsunuz ve çoğu hikâyede kendi kendinize 'hakikatende öyle' diyorsunuz.
Sanırım mutluluk ve huzur için dünyaya sıkı sıkı sarılmak yerine biraz daha gevşek sarılıp hırslarımızdan, elde ettiklerimizden daha çok daha çok, daha üstü bir fazlası demekten vazgeçip biraz kanaatkar olup, elimizdekiyle yetinmeyi bilmeyi ögrenmeliyiz. Yazarlarımızında kitapta bahsettiği gibi " çağımız stres çağı... telaş çağı... gerginlik çağı... sokak gergin, ev gergin, televizyonlar gergin, iş gergin. Bir insanın neredeyse 24 saati gerginlik içinde geçiyor ve buna gerçektende can dayanmaz."
Bu stresli çağdan biraz uzaklaşıp düşünmek, içimizdeki öküzü kovmak istiyorsanız mutlaka bu kitabı okuyun! Çünkü okuduğunuzda kesinlikle eskisi gibi olmayacaksınız. Kitapla ve sevgiyle kalın.
Sevgili Ahmet Şerif İzgören bir kitabında kendisini "kişisel gelişim" değil "kişisel gerileyiş" kitapları yazarı olarak niteler. Kitabın ilk yarısında aynı şeyi bizzat bu iki psikologumuz için de düşündüm. Ancak burdaki kişisel gerileyiş kötü anlamda değil. Bizlere kişisel gelişim deyip başarının,zengin olmanın kısacası hırsın peşinde koşarken hayatı ve ayaklarımıza serilen karanfilleri gülleri kaçırdığımızı hatırlatıyorlar. Eh ne de olsa doktora avukata ihtiyacımız olduğu kadar bakkala manava inşaat işçisine de ihtiyacımız var. Olmuyorsa zorlamanın kendimizi yıpratmanın mantığı olmadığını vurguluyorlar. Kısa bölümlü olması ve bölümün içinde hikayelere yer verilmesi ve terimlerden ziyade günlük dil kullanılması okunmayı çok kolaylaştırıyor. Ben büyük bir keyifle ve severek okudum. Umarım sizler de okur ve keyif alırsınız. Kitapla kalın.
▪️Evet kitabı içime sindire sindire okudum. Kitabın özü şu: siz ne iseniz, hayatınızda, yaşadıklarınızda, gördüklerinizde odur.

Kötüyseniz kötü, iyiyseniz iyidir!

İşin sırrı kendi özünüz. Evren ve insanlar aynanız. Sizde bir aynasınız.

▪️Gerginliğe, asabiyete, kavgaya, kıskançlığa hiç gerek yok. Relax please sadece sevin ve saygı duyun. Biri size bişey mi dedi "öyle mi?" Deyin geçin

▪️Hikayelerle çok güzel örneklendirilmiş bu kitap, sanki yakınınızdan biri size tavsiye de bulunuyormuş gibi kaleme alınmış ve oldukça samimidir. Kendinize an itibariyle çeki düzen verebilirsiniz ️

▪️Yalnız tek kusuru gözüme batan yazım yanlışları mevcuttur. Yazarımızın bilgisine.
#kitapyorum
#reyhanerdoğan
#hayrettinşahin
#sadeceaptallarherşeyibilir
İnsanın kendini sorgulamasını sağlayan harika bir psikolojik roman. Hayatı sevmek için insan önce kendini sevmeli diyor.
Dünya malı size bağlanmaz siz ona bağlanıyorsunuz diyor.
İnsanlık çocukça davranmadığı için masumiyetini kaybetti, lütfen siz kaybetmeyin. Çocuklar gibi masum olun hayata onların gözüyle bakın..
Kendini olduğun gibi kabul ettiğinde ve kendini sevdiğinde mutluluk ve huzur kapılarının ardına kadar açıldığını göreceksin.. Ben kendimi olduğum gibi seviyorum engelime rağmen yaşamak çok güzel. Anın tadını çıkarıyorum..
#SadeceAptallarHerşeyiBilir
#yorumum; bir insan biliyorum diyorsa hiçbir şey bilmiyordur. Yeni şeyler öğrendikçe okudukça hiçbir şey bilmediğimiz anlıyoruz. Harika bir kitap okudum. Hikayelerle çok güzel mesajlar vermiş. Her insan bu hikayelerden be mesajlardan kendine alıp uygulamalı. Her insanın okuması gereken çok güzel bir eser. Sayın yazarlarımız Reyhan Erdoğan'a ve Hayrettin Şahin'e çok teşekkür ederim. Yüreğinize sağlık. Kaleminiz daim olsun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hayrettin Şahin
Unvan:
Psikolog
Doğum:
Kilis, Türkiye, 1972
Kilis ilinin bir köyünde doğmuşum. İsim seçme özgürlüğüm olmadığı için annemin babasının (dedemin) ismini bana vermişler. Yıllarca dedenle adaşsın onun gibi akıllı adam olacaksın, olmalısın diye gaza getirildim. İyi de oldu hani. İlk öğretimi Kilis'te ( YBO) okudum. Orta ve lise eğitimini Gaziantep'te aldım. 1988 yılında Gaziantep Lisesi'nden mezun oldum. Hacettepe üniversitesinin psikoloji bölümünü kazandım. 1993 yılında aynı bölümden mezun oldum. Klinik psikolojide Yüksek lisans çalışmalarını özel bir üniversitede yaptım. Türkiye nin Tokat, Kastamonu, Niğde, Ankara gibi yerlerinde görev yaptım. 1998-2005 yılları arasında Gaziantep te kendi özel iş yerimde çalıştım. 4 yıllık bir devlet tecrübem oldu. 1997 yılından beri hipnozla ilgileniyorum. Hipnoterapistim. Yerel gazetelerde köşe yazarlığı, yerel tv’lerde programlar yaparak halkımızı, insan psikolojisi, konusunda aydınlatmaya çalışıyorum. Mesleğimle ilgili konferanslar seminerler veriyorum. Metafizik, felsefe, parapsikoloji, din ve edebi konulara ilgi duyuyorum.

2004 yılında 'Sonumut Psikolojik Hizmetler Merkezi'ni kurdum ve yönettim. Daha sonra 'Sonumut Psikolojik Hizmetler Merkezi'ni bırakarak

“ALFA PSİKOLOJİK DESTEK MERKEZİ'ni kurdum. Halen kendi kurumumda uzman arkadaşlarımla beraber çalışıyorum. Benim şu anda çalıştığım kurum

'Alfa Psikolojik Destek Merkezi'dir. İlk kitabım olan

'Kekemelik ve güncel tedavi teknikleri' adlı kitabım 2008 yılında piyasaya çıktı. 2014 Yılında ise

“Kekemelik ve 5 boyut Terapisi” adlı kitabımı çıkardım. Bu ikinci kitabımız kekeme kardeşlerimiz tarafından çok sevildi. Bir yılda 5 baskı yaptı. Şu anda yoğun olarak bu ikinci kitabım satılıyor. Üçüncü kitabım ise

“Panik atak dört ayaklı bir fildir”. Şimdi dördüncü kitabıma başladım. Bu kitabım ise kişisel gelişim ağırlıklı olacak.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 54 okur okuyacak.