Hazret İnayet Han

Hazret İnayet Han

Yazar
8.0/10
8 Kişi
·
21
Okunma
·
9
Beğeni
·
1.544
Gösterim
Adı:
Hazret İnayet Han
Unvan:
Sufi Öğretmeni ve Müzisyen
Hazret Inayet Han Hindistan'daki Mysore bölgesini 18.yüzyılda yönetmiş olan müslüman Tipu Sultan'ın akrabasıdır. İlk nota sistemini Hint Müziğine uyarlayan Maula Baksh Gize Khanın torunudur. Ruhani ögretmeni Chisti tarikatının Nizamiye kolundan Muhammed Abu Hashim Madani'nin talebesidr. Batı dünyasına Sufizm'i anlatmak amacıyla Hindistan'dan 1910 yılında kardeşi Mahaboob Han ve Muhammed Ali Han ile birlikte ayrıldı. Başlangıçta müzisyen olarak dolaştı batı ülkelerini ve giderek ruhani öğretmen yönü ağır bastı. Batıda Sufizm hakkında sayısız konuşma yaptı ve bu konuşmaları talebeleri tarafından kitaplara dönüştürüldü.Üslubu çok açık ve anlaşılır olduğu için olağanüstü ilgi buldu.

Hazret Inayet Han Ora Ray Baker isimli Amerikalı bir bayanla evlendi ve dört çocukları oldu: Noor (1913), Vilayat(1916), Hidayat (1917) ve Khair-un-Nisa (1919). Aile Paris yakınlarındaki Suresnes kasabasında yaşadı.

Khan 1926 yılında Hindistan'a döndü. Delhi şehrindeki Nizamuddin Dergahı yakınında kendine bir mezar yeri belirledi. Cisti tarikatının Nizami kolunun kurucusu Şeyh Nizamuddin Evliya'nın türbesi ve dergahı yanında herkese açık türbe ve dergahı bulunmaktadir.5 Şubat 1927 tarihinde dünyaya gözlerini yumdu.

Üslubu ve Sufi Hayat Görüşü ABD, Avrupa ve Türkiye' de yaşayan birçok modern insana hitap etmektedir.
İnsan hazdaki acıyı ve acıdaki hazzı, kayıptaki kazancı ve kazançtaki kaybı görebilmelidir.
Hazret İnayet Han
Sayfa 44 - Okyanus Yayınevi
Mistik der ki: hoşa gitsin veya gitmesin, içinde bulunduğunuz durumu anlamaya, o durumdan azami fayda sağlamaya çalışın. Bu anlayışa sahip olmadığımız bir hayat, istediklerinizi barındıran karanlık bir odaya benzer. İstediğiniz her şey oradadır ama ışık yok.
Hazret İnayet Han
Sayfa 63 - Okyanus Yayınevi
Kimsenin aleyhine söz söylemeyin, kimse hakkında konuşulan kötü sözleri duymayın, hiçbir kötülüğü görmeyin.
Müzik, insan olmanın bir parçasıdır. Biz insanlar dilsel bir tür olduğumuz kadar müziksel bir türüz. İşitsel sistemimiz ve sinir sistemimiz müziğe karşı olağanüstü hassastır. Az sayıda insan hariç, her birimiz müziği algılar; tınıyı, ses perdesi aralıklarını, ezgileri ve ritmi ayırt ederiz.
125 syf.
·3 günde·8/10
Beni böyle güzel kitaplarla buluşturan Allah’a hamd olsun. :)

Hep gönlüme takılan bir şeydi, din ayrımı, dil ayrımı, ırk ayrımı, İnsan ayrımı... Düşün düşün çıkamıyorum içinden. Neden böyleyiz, neden kabullenemiyoruz, neden ayrıştırıyoruz... Müslümanız diyoruz, bizden olmayanı elimizden geldiğince ötekileştiriyoruz, yargılıyoruz. Hristiyan diye, Ateist diye, Budist diye, daha daraltıyorum, Alevi diye, Sünni diye, Kürt diye, Atatürkçü diye, İslamcı diye, Sağcı diye, Solcu diye, diye diye diye! Bitmiyor!
Ben müslümanım ve önce kendime bakacağım. Başkasının dinine değil, önce bizim dinimize bakacağız. Müslümanlık bu değil! İnsan ayrıştırmak Müslümanlığın neresinde? Dini savunacağım diye insanlarla ağız dalaşına girmek, yok yere insan kırmak Müslümanlığın hangi kuralı? İslam dinine, dinimize asıl zayiatı veren bizleriz. Ve vazifelerimize kulak asmadıkça daha çok zarar vereceğiz...
İnansın veya inanmasın, insanî değerlerini taşıyor mu, merhametli mi, yüreğinde sevgi barındırabiliyor mu, hoşgörü gösterebiliyor mu, önce bunlara bakıyorum ve öyle yapmaya da devam edeceğim.

Bütün bunları anlatmamın sebebi, Hazret İnayet Han’ın muazzam öğretisi.
Kendisi bir din hocası değil, müzik ve tasavvuf ustası.
“Sufizm ne Batı’ya, ne Doğu’ya ne de herhangi bir millete veya dine aittir. Sufizm insanlığın çığlığına bir cevaptır,” diyor İnayet Han.
Sufizm aslında bir yaşam tarzı, hayata farklı bir bakış ve iç yaşamı keşfetme yoludur. Sufizmin kendisiyle Sufi Tarikatları birbirlerinden farklılardır. Tarikatlar Sufizmden kaynaklanan kurumsallaşmış olgulardır. Ve Sufizm felsefesinin sadece tarikatlar tarafından temsil edilemeyeceğinden bahsediliyor. Tarikatlar ile Sufizm ayrılamadığından Sufizm olgusu büyük bir kesim tarafından toptan reddediliyormuş.

Esasen kendi özünü aramasıyla yola çıkıyor ve bu yolda Sufi metodunu kullanıyor. Aslında Sufizmi bir nevi yeniden yorumluyor. İnsanların dengeli yaşayabilmeleri ve mutlu olabilmeleri için maneviyata yönelmeleri gerektiğini ve bunu maddiyatı ve modern hayatı reddetmeden yapılabileceğini öğretiyor. Hazret İnayet Han, bu nokta da insanları hiçbir şekilde din, dil, ırk hususunda ayırt etmeden kendisine öğrenci olarak kabul ediyor.
Düşünsenize, insanların mutlu olabilmesi için, iç huzuru yakalayabilmesi için, ayırt etmeden çaba gösteren bir insan...

Önce bizlere ruhun tabiatından bahsediyor. Ruh ve zihin ilişkisine değiniyor. Diyor ki, “Ruh bir cennet kuşudur, cennette özgürce yaşar. Onun ilk hapishanesi zihin, sonra da vücut olur.” Ruhun ve zihnin işleyişi hakkında ziyadesiyle bilgi ediniyorsunuz. Daha sonra, kitap soru cevap şeklinde devam ediyor. Öğrenci soruyor, Sufi cevaplıyor. Meditasyon nedir, niçin yapılır, faydaları nelerdir, iç bilincin gelişimi, manevi olgunlaşma, gibi bir çok soruya cevap veriyor.
Kitapta size meditasyonu nasıl yapacağınız tarif edilmiyor. Meditasyon kişiye özel olarak veriliyormuş. Benlik, zihinsel arınma, yoğunlaşma, konsantrasyon, gibi konularda günlük uygulanabilecek pratik bilgiler veriyor. İncil’den, Budizm’den alıntılar yapıyor. Yapmış oldukları zikirler, vazifelere de değiniyor.

Öğrenci soruyor, herkes için geçerli olan ve en iyi diyebileceğiniz bir çalışma yöntemi var mı?

İnayet Han cevaplıyor, Doğuda bir simge vardır, bir tür oyuncak; biri gözlerini, biri kulaklarını, biri de ağzını örten üç maymun. Meditasyonun, içsel büyümenin anahtarı budur. Fakat aynı simgeyi günlük hayatta da ahlaki bir bakışla görebiliriz ki, oda şudur: kötülüğe kulağını, gözünü, ağzını kapa. İnsan bu ilkeye bağlı kalabilirse büyük aşama kaydedebilir; günlük hayatta bu üç ilkenin uygulanması onu çok ilerilere götürebilir. Kimsenin aleyhine söz söylemeyin, kimse hakkında konuşulan kötü sözleri duymayın, hiçbir kötülüğü görmeyin. Kulaklarımızı ve dudaklarımızı kapamadan yalnızca gözlerimizi kapatıyorsak hiçbir şey başaramayız.
Ve bunun gibi bir çok değerli tavsiye...

Mevlana’ya benzetiyorlar İnayet Han’ı. Onu da örnek alıyormuş zaten kendine.
Gel, gel... Kim olursan ol, yine gel...
Senin için çabalayarak, ayrıştırmadan, sana bir şeyler öğretmek istiyor. Kendini keşfetmeni, huzuru bulmanı istiyor İnayet Han. Çünkü sen huzur bulursan, hepimiz buluruz. Oku! :)
160 syf.
·Beğendi·10/10
Bir insanın sufi olma yolunda nasıl bir yol izlemesi gerektiğini, mana ehlinden olmayı, nefs terbiyesinin ayrıntılı olarak yazıldığı bir eser...

Eser, ana başlıklara ayrılmış olup aşama aşama yol gösteriyor.
Sufi Eğitimi
İçimizdeki Güç
Nefesin Gizemi
Uykunun Gizemi
Suskunluk
Mistik Dinlenme
Manyetizma/ Çekim Gücü
Meditasyon
Meditasyon Yolu
Kişiliği Geliştirme Uygulamaları

Günlük hayatımızda irade ve irade dışı karşılaştığımız olaylara bakış açımızı bir sufi gibi sevgi, saygı, adil, suskun, hoşgörülü, affedici, kendi ruhunun ışığı ile örnek bir insan olabilmenin yanı sıra içimizde taşıdığımız ruha ulaşıp mana ehlini nasıl keşif edebileceğimizin yolu gösteriliyor...
125 syf.
·Beğendi·8/10
Eser, Sufiliğe nasıl gidilir sorusuna cevap niteliğinde...

Kitap, Sufizm'in bir yaşam felsefesi olduğunun, örneğin meditasyon kelimesinin ilk olarak akla Hinduzm ve Budizm'i getirdiğini oysa ki bu iki isim yerine tefekkür ve riyazet kavramlarının ilk olarak gelmesi gerektiğine vurgu yapıyor...

Sufizm'in hiç bir dine ait olmadığını savunan yazar bunun bir yol olduğunu anlatarak kişilerin öncelikle kendi iç dünyalarını arındırmalarını ve bu arındırmanın sadece zikir veya ibadet ile olmayacağını, kişinin tüm hayatını nefsten arındırarak bu yolda ilerleyebileceğini yalın bir dil ile anlatıyor...

İslam inancına göre zikrin bu yolda etkilerinin neler olduğu ile beraber İncil'den de ayetlere yer verilmiş...

İnsanın ruhunun bedende hapis halinin, özgür kalmasının nasıl mümkün olacağını, bunun için meditasyonun ne kadar önemli olduğunu, madde dünyasından mana dünyasına geçişin ancak zihni susturup, mana ile mümkün olacağının anlatıldığı bu eser, soru cevap halinde yazılmış...

Bu tarz kitaplara ilgi duyuyorsanız okumanızı tavsiye ederim...
96 syf.
·Beğendi·9/10
İnsanın madde dünyasından ziyade mana dünyasında kendini nasıl şifalandıracağı ile ilgili tasavvuf ile harmanlanmış güzel bir eser...

Kişinin önce zihnini arındırmasını ve bu arınmanın ardından inancı ile yaratılmış bütünü sevip, saygı duyma ile devam edebileceğini öğütlüyor...

Eser de,insan enerjisinin kendini şifalandırma gücüne sahip olduğunu, bunun ise önce kendinize inanmanız ile mümkün olabileceğini savunuluyor...

Bütün hastalıkların kaynağının, hayattan bezmişlik, korkular ve zihin gücümüz ile ortaya çıktığına dair örneklere yer verilmiş...

Bedenin ruh ile bütünleşmesini ve bu bütünleşmeyi sağlayacak nefesi doğru kullanmamız gerektiği, nefesin şifalandırma gücü olduğunu, duanın etkisini, ses titreşimlerinin ve ellerimizde ki doğuştan var olan ovma ( özellikle annelerin çocuklarının bir yeri ağrıdığında ilk başvurdukları eylem olan) dürtümüzün mana dünyamızda ne kadar etkili bir yöntem olduğu anlatılıyor...

Yazım dili sade ve akıcı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Hazret İnayet Han
Unvan:
Sufi Öğretmeni ve Müzisyen
Hazret Inayet Han Hindistan'daki Mysore bölgesini 18.yüzyılda yönetmiş olan müslüman Tipu Sultan'ın akrabasıdır. İlk nota sistemini Hint Müziğine uyarlayan Maula Baksh Gize Khanın torunudur. Ruhani ögretmeni Chisti tarikatının Nizamiye kolundan Muhammed Abu Hashim Madani'nin talebesidr. Batı dünyasına Sufizm'i anlatmak amacıyla Hindistan'dan 1910 yılında kardeşi Mahaboob Han ve Muhammed Ali Han ile birlikte ayrıldı. Başlangıçta müzisyen olarak dolaştı batı ülkelerini ve giderek ruhani öğretmen yönü ağır bastı. Batıda Sufizm hakkında sayısız konuşma yaptı ve bu konuşmaları talebeleri tarafından kitaplara dönüştürüldü.Üslubu çok açık ve anlaşılır olduğu için olağanüstü ilgi buldu.

Hazret Inayet Han Ora Ray Baker isimli Amerikalı bir bayanla evlendi ve dört çocukları oldu: Noor (1913), Vilayat(1916), Hidayat (1917) ve Khair-un-Nisa (1919). Aile Paris yakınlarındaki Suresnes kasabasında yaşadı.

Khan 1926 yılında Hindistan'a döndü. Delhi şehrindeki Nizamuddin Dergahı yakınında kendine bir mezar yeri belirledi. Cisti tarikatının Nizami kolunun kurucusu Şeyh Nizamuddin Evliya'nın türbesi ve dergahı yanında herkese açık türbe ve dergahı bulunmaktadir.5 Şubat 1927 tarihinde dünyaya gözlerini yumdu.

Üslubu ve Sufi Hayat Görüşü ABD, Avrupa ve Türkiye' de yaşayan birçok modern insana hitap etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 40 okur okuyacak.