Giriş Yap

Heinrich Von Kleist

Yazar
7.6
470 Kişi
Tam adı
Bernd Heinrich Wilhelm von Kleist
Unvan
Alman Şair ve Romancı
Doğum
Oder, Frankfurt, Almanya, 18 Ekim 1777
Ölüm
Wannsee, Almanya, 21 Kasım 1811
Yaşamı
Bir şair, oyun yazarı, roman ve öykü yazarı olan Heinrich von Kleist 1777 yılında Frankfurt'ta doğdu ve 1811 yılında öldü. Yetersiz ve kısa bir eğitim hayatından sonra 1792 yılında Prusya ordusuna girdi ve 1799 yılında teğmen rütbesiyle ordudan ayrıldı. Ardından Viadrina Üniversitesinde hukuk ve felsefe eğitimi aldı. 1800 yılında Berlin’de Maliye Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladı. Ertesi yıl Kleist'ın düzensiz umursamaz ruh halı onu Paris'e ziyaret etmeye sürükledi ve sonrasında İsviçre'ye yerleşti. Orada yakın arkadaşlar edinen Kleist onlara ilk tragedyası olan Schroffenstein Ailesi adlı eserini okudu 1802 yılının sonunda Almanya’ya dönen Kleist Goethe, Shiller ve Wieland’ı Weimar’da ziyaret etti. Leipzig ve Dresden’de kısa bir süre kaldıktan sonra Paris’e geri dönen Kleist ardından Berlin’deki görev yerini Königsberg’teki bir devlet dairesi olarak değiştirdi. 1807 yılında Dresden’e giderken Fransız askerleri tarafından ajan suçlamasıyla tutuklandı. Cezaevinden çıktıktan sonra Dresden’e giden Kleist'ın yolu Heinrich Müller ile kesişti ve birlikte 1808 yılında Phöbus gazetesini çıkardılar. Kleist 1809 yılında Prag’a gitti ve en sonunda Berlin'e yerleşti. Orada Berliner Abendblätter gazetesini çıkardı. O sıralar ümidini kaybetmiş ve hayata küsmüş olan Henrietti Vogel'in entelektüel ve müzik konularındaki başarılarına kendini kaptıran Kleist onunla birlikte ölmeyi kabul etti ve 1811 yılında 21 Kasımında Potsdam yakınlarındaki Wannsee nehri kıyısında Vogel'e ateş edip öldürdükten sonra kendisi de intihar etti. Kleist’ın bütün hayatı ideal ve hayali mutluluğu bulmaya çabalamakla geçti ve bu onun çoğu eserine yansıdı. Kleist kuzey Almanya’nın şu ana kadar gelmiş geçmiş en önemli Romantik dönem Dramacısı olarak sayılmaktadır.

İncelemeler

Tümünü Gör
132 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
"bir insanın sürdürdüğü en acı dolu hayat" (ölüm mektubu)
Kim bu HEINRICH VON KLEIST? - alman oyun, öykü yazarı ve şair. Bu kadar mı? Bence hiç değil. Önce
Stefan Zweig
'in
Kendileriyle Savaşanlar: Hölderlin, Kleist, Nietzsche
kitabında yer aldığı bölümü okudum. Fazla etkileyiciydi; yaşadığı hayat, içinde olduğu kasvetli ruh.. Hayatı boyunca her an yollardaydı, bir evi bir huzuru yoktu. Yurtsuzdu... Sürekli kendiyle savaş içindeydi. Kleist'in uçurumu içeridedir, Bu yüzden ondan kaçamaz. Kendi gölgesi gibi hep yanında taşır. Onun hayatı hayat değil, sadece sona doğru bir kovalamacadır. Neredeyse hiçbir görüntüsü yoktur. Zweig ona 'Portresizin Portresi' der. Eserlerinde; Dostoyevski gibi o da uzun uzun hazırlıklara, ince ince örülmüş dolambaçlı yollara, dehlizlere ihtiyaç duyar. "Harika bir ölüm" hayali kuruyordu. Beraber ölmek için, bir uçurum yoldaşı bulmak için sürekli bir sevgili aradı, sonunda buldu da... 1811 yilinda henuz 34 yasinda iken intihar etti, değeri her sanatçıda olduğu gibi öldükten sonra anlaşıldı.
Stefan Zweig,
Kleist için şöyle demiş: alman edebiyatında onun öyküleri kadar gözlemci,donuk ama o oranda da ustaca bir maddecilik sergilenmemiştir.duyduğu gerilim ve acı karşısında okurun dudaklarını ısırdığını görebiliriz. AMPHİTRİYON kitabına gelirsek, Moliére'den esinlenerek yazılmış. Konusu olarak fazla ilginçti. Batı edebiyatında ilk defa işlendiği söylenilen, aldatılan bir erkek hikayesi... Hem güldüren hemde düşündüren trajikomik bir tiyatroydu, keyifle okuduğum ve çok sevdiğim bir kitap oldu. Son olarak Kleist'in bir sözüyle bitirmek istiyorum: "İnsan gözlerinin başardığı en yüksek şeyi yaptım ben. imkansızı denedim. her şeyimi şansa bıraktım. sonucu belirleyen zar, duruyor, duruyor anlamıyorum bunu- ve kaybettiğimi." ✿✿✿
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
128 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Bu tarz olan tiyatro kitaplarını pek sevmesemde yeni tarzlardanda fikir sahibi olmak için okumuş olduğum kitaplardan birisidir. Başta kitabın mantığını çözmekte zorlansamda 2. Perde de olayı anladım. Baş karakterlerin tıpa tıp benzeri olan karakterler türüyor aslında. Karakterlerin gerçekliği bir anda değişiyor. Kim asıl karakter kendinizi nasıl ispatlarsınız buna değiniyor gibi aslında. Kitabın eğlenceli kısmı burada başlıyor . Bir yandan sinir olurken bir yandan eğleniyorsunuz. Asıl garip olan ise Tanrı ve meleği sizin karakterlerlerinizi almış kahramanlar olması.
·
1 yorumun tümünü gör
120 syf.
·
Puan vermedi
Fakat adalet duygusu, onu haydut ve katil yaptı”
DİPÇE : Hans Kohlhase(1500-1540) yılları arasında yaşamış,  bir Sakson asilzadesinin keyfi bir uygulaması sonucu haksızlığa uğradığından, adaleti kendi sağlamak üzere Saksonya eyaletine karşı mücadeleye girişmiş bir tüccardır... Yazar H.V. Kleist bu gerçek hikayeyi Michael Kohlhaas adıyla 1800'lü  yıllarda  kaleme aldığında adalet kavramı aynı sancıları yaşıyordu ve biz şimdi bu satırları okurken de adaletin bir toplumsal olgu olarak sosyal hayatın her merhalesinde aynı dikenli tellere takıldığını görmekteyiz. Keyfiliğin, paranın, gücün ve vicdansızlığın... Hal böyle olunca 1500'lü yıllarda Hans'ın( Michael Kohlhaas) adalet sağlayıcılar tarafından  teslim edilmeyen hakkını;  yakıcı bir intikam hırsıyla, kendi yöntemleriyle almak istemesi ne derece yadsınabilir, sorununu kendi çağının da ötesinde bir soru olarak sorduğunu görürüz. Eserin odağı bu sorgulamadır. Toplum sözleşmesi bir kere ihlal edildiğinde bireylerde ortaya çıkan vahşi doğanın sorumlusu kimdir? Asilzade'nin hukuk sistemindeki akraba, dost ve arkadaş kayırmalarına takılan Kohlhaas; tüm yasal yollardan çevrilirken,  kabaran öfkesini hangi dini öğreti ile dizginleyebilir? Değil midir ki tüm inançlarda öncelikle adaletin sağlanması  salık verilsin. Michael Kohlaas en başından adaletin sağlanması uğrunda fedakarlıklarla kayıplarla yol alır.Bu onun itkisi, kamçılayıcısı olur. Fakat bir yerde kopuş yaşar. Kentin ve halkının hayatına  yakıcı dokunuşlardan kendini alamaz.Bu ziyan tablosu içinde, halkın Elektör'e (yöneticiye) karşı gelinebilineceğini de gösterir. Sivil itaatsizliğin  boyutlarına dikkat çeker, sonuç tahmin edilse de bu algının varlığı belki bir ışık doğurur. Bu gerçek hikayeye yazarın kendi dokunuşları çok güzeldir. Evet, geçen asırlar adalet kavramının güncelliğini yüceltirken değişen toplum düzeni ve yasal düzenlemelere rağmen aksaklıkların hep aynı kaynaktan beslenmesi üzücüdür ama çingene kadının kehanetiyle gelen mistik dokunuş, yazarın ümitvar oluşunu ve okurun da adaletin er ya da geç belki öte alemde yerini bulacağını fısıldar. Eser "Adalet İçin" adıyla da sinemaya uyarlanmış. 1001 kitap listesinde de yer alan bu  uzun öykü okuma listenize girebilir.Esen kalın.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42