Henry Edward Watts

Henry Edward Watts

Yazar
7.3/10
3 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
29
Gösterim
Adı:
Henry Edward Watts
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
1826
Ölüm:
1904
Don Kişot’un modern kitaplar arasındaki “en mutlu” kitap olup olmadığı da tartışma konusudur. Yazarın kendi ifadesiyle bu kitap, “melankolik ruhlar için bir meşgale” olarak tasarlanmış olsa da, eserin ruhunu inceleyenler Don Kişot’ta mutluluktan çok keder bulmuştur. Şüphesiz ki, komedi çok derinse de, kaynağı gözyaşlarına dayanır; mutlu sıfatı eserle ilişkilendirilen bakış açısına yapılmış bir yakıştırmadır.
Her ne kadar eğitimli kesimin burun kıvırmasına ve alayına maruz kalmış olsa da, Don Kişot'un ilk yıllarında oldukça eşsiz ve geniş bilinirliğe hızlıca kavuştuğunu söyleyebiliriz. Toplum, kitabı oldukça neşeli ve hevesli bir şekilde karşılamıştı. Kitabın tehlikeli olduğu ve yakılmak için toplandığı, bu yüzden yazarın tıpkı Bully Bottom gibi toplumu temin edip "isminin hakkını vererek" korkularını yatıştırmak zorunda kaldığını iddia eden teori, 1848 yılında El Buscapie’yi ("Maytap ya da Arayan") yazıp bunun Cervantes’in eseri olduğunu iddia eden Adolfo de Castor adlı bir sahtekâr tarafından yaratılmış bir kurgudan başka bir şey değildir. Böyle bir şeye gerek yoktu; çünkü Don Kişot en başından beri olağanüstü derecede başarılıydı.
Cervantes, baladlar ve soneler yazmak dışında oyun yazarı olarak da şansını denedi ki, dehası bu alanı tamamen kavrayabilseydi, bir yazar olarak en çok kazanç sağlayacağı alan bu olurdu. Kısa süre içinde olağanüstü bir gösterişe ve lükse bürünecek olan İspanyol komedisi o sırada olgunlaşma yıllarına yeni yeni girmekteydi. Lope de Vega henüz olağanüstü oyun yazarlığı yeteneğini sergilemeye başlamamıştı. Hatta, Cervantes’in sahnelenmek üzere oyun yazan ilk büyük İspanyol yazarı olduğu söylenebilir.
Cervantes’in döneminde, dil en mükemmel seviyesine ulaştığında neredeyse yazmayı bilen herkes kafiyeler yaratıp kendine şair diyordu. Sayıları o kadar fazlaydı ki, aydınlar arasında alay konusu haline geldiler. En üretken şairlerden olan Lope de Vega “her sokakta dört bin şair” diye yazmıştır. Şiir yazmak o kadar olağan bir sanattı ki, liberal eğitimin bir göstergesi olmaktan çıkmıştı. Kendi şairlik yeteneği hakkında alçakgönüllü davranan Cervantes poetambreleri (şair bozuntularını) alaya alarak “yedi aylık şairlerden oluşmuş yirmi bin kişilik bir ordu”, “atın gölgesinde bile durmaya layık olmadıkları halde üzerine binmeye çalışan işe yaramaz avam takımı” diye yazmaktadır.
Cervantes, bu aç ozanlar topluluğu arasında hayatını kazanmak için çabalamak zorundaydı, fakat kendi yeteneğinin farkında değildi. Ayrıca yardım alabildiği bir arkadaşı ve düzenli bir müşterisi de yoktu. Hayatını kalemiyle kazanmaya çalışan ilk kişi olduğu iddia edilebilir. O dönemdeki diğer büyük yazarların hepsinin bir işi ya da başka bir gelir kaynağı vardı.
Cervantes, dünyanın gözünde Don Kişot ismiyle ebediyen bağlı bir isimdir. Kitapla yazarı o kadar yakından ilişkilidir ki, onları ayrı ayrı incelemek imkansızdır. Tıpkı Don Kişot'un Cervantes’in yansıması olması gibi, Cervantes’in hayat hikâyesinde de Don Kişot'un izlerini bulmak mümkündür. Hem yerli hem de yabancı binlerce kişi, hakkında yazılar yazmış ve Don Kişot'un ne amaçla yazıldığı gizemini çözmeye çalışmıştır. Bunun için Cervantes’in hayatından bir bölümü okumaktan başka bir şey yapmaya gerek var mı? Yazar bariz bir şekilde kitabın çocuklar, yetişkinler ve yaşlılar tarafından eşit derecede sevilmesi için yazıldığını söylediği halde bir gizem yaratılmasına gerek var mı? Bırakalım yazarın amacını açık açık belirtmesine inanmayan ve gizli bir amaç olduğunu düşünenler ima teorilerine sarılsınlar.
Kitabı ve amacını anlamak için yazarı tanımalıyız. Cervantes’in hayatı da en az kahramanınki kadar romantik, tuhaf maceralarla dolu, tehlikeler ve dertlerle çevrili, cesur bir kararlılık ve neşeli bir iyi niyetle yaşanmış bir hayat.
Cervantes, en erken 1602 yılında Don Kişot’u yazmaya başlamış olmalıdır. 1603 yılında ailesiyle birlikte Valladolid’e gittiğini biliyoruz.
Don Kişot’u basma ayrıcalığına ancak 26 Eylül 1604 günü erişilmiştir. Telif hakkı on yıl süreyle kralın matbaacısı Francisco Robles’e satılmıştı, yazarın aldığı para ise kayıtlarda bulunmamaktadır. Kitap Madrid’te Juan de la Cuesta tarafından basılmış ve Ocak 1605’te yayınlanmıştır.
Bu sırada Cervantes hâlâ Valladolid’de yaşamaktaydı, ayrıca kitabın basımında hiçbir görev üstlenmemiş gibi görünüyor. 1605 yılında Madrid’te yapılan baskı oldukça özensizdi. Hem yazım, hem de diğer türden her türlü hatayla doluydu; fakat baskı kalitesi açısından Madrid’in önde gelen matbaacısı Cuesta’nın diğer kitaplarıyla aynı seviyedeydi.
Don Kişot ilk basıldığında yazarın dostları tarafından soğuk bir şekilde karşılandı. Eleştirmenler ve edebiyat çevreleri bu tuhaf yenilik karşısında şaşkınlığa uğramışlardı, bunun itici mi hayranlık verici mi olduğuna karar veremiyorlardı. Edebiyat dünyasında buna benzer bir kitap daha önce ortaya çıkmamıştı.
En azından o tarihe kadar Cervantes’le zayıf da olsa bir arkadaşlık bağı bulunan Lope de Vega ona karşı olan kişisel nefretini dışa vuran ilk insanlar arasındadır. Kitap henüz çıkmamışken, müşterisi Sesa Dükü’ne kasabadaki haberleri iletmek için kaleme aldığı mektubunda, “Şairler hakkında konuşmayacağım. Birçoğu gelecek sene tomurcuklanacak fakat hiçbiri Cervantes kadar kötü değil, hiç kimse de Don Kişot‘u övenler kadar aptal değil” diye yazmıştır. İtiraf edilmelidir ki, Lope de Vega'nın kitaptan nefret etmek için haklı sebepleri vardır. O sırada şöhretinin zirvesinde (“Çağın Anka Kuşu”, prenslerin sevgilisi ve toplumun mutluluğu) olsa da, çevresindekilerin ve hayranlarının (ki bazıları Don Kişot çıktıktan sonra Cervantes’in peşini ölene dek bırakmamıştır) bazılarının kitabı okumuş olduklarını tahmin edebiliriz. Okudukları bu bölüm, cesur önsöz, o eşsiz ironi eseriydi. Cervantes bu bölümde büyük Lope’yi “boğmuştu”, eserlerini büyük bir rahatlıkla değerlendirmiş, gösteriş düşkünlüğüne, gururuna ve savurganlığına gülmüştü. Lope’nin komedilerinin Toledo Canon’u tarafından kabaca değerlendirildiği kırk sekizinci bölümde de mevcuttu. Hiç kimsenin büyük Lope hakkında kötü bir şey söylemeye cesaret edemediği bu dönemde, Kutsal Kilise tarafından Cervantes’in en zalim rakiplerinden biri olarak görülen bu yazar hakkında bu kadar cesur bir metin yazmak aydınlar ve edebiyat çevreleri arasında oldukça büyük bir şaşkınlığa yol açmış olmalıydı. Diğer tarafta ise, İspanyol aydınlarının onurunu koruyan bir diğer dahi Quevedo vardı. Kendisi her zaman Cervantes’in hayranı ve yakın arkadaşı olmuştur. Ayrıca bir sonraki nesilden olduğu halde Don Kişot‘u hoş karşılayan ve yazarına saygıyla yaklaşarak hikâyesindeki ana karakterleri oyunlarına ekleyen Calderon da bu taraftadır.
160 syf.
Henry Edward Watts, Miguel de Cervantes isimli biyografi türündeki eserinde, İlk modern roman sayılan ve tarihin en çok okunan kitaplarından olan Don Kişot’un yazarı Miguel de Cervantes'in hayatını, Don Kişot romanındaki edebi metne benzer yakınlıkta akıcı bir üslupla hoş bir şekilde anlatmaktadır.

İyi bir hayat hikâyesi yazmak,
bir hayat yaşamak kadar zordur.
Oğuz Atay

Yazarın biyografisi

Adı:
Henry Edward Watts
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
1826
Ölüm:
1904

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.