Hilal Eren

Hilal Eren

Çevirmen
8.5/10
24 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
58
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
176 syf.
·3 günde·8/10
"Ben hasta bir adamım. Zalim bir adamım ben. Albenisi olmayan biri, sanırım karaciğerinden hastayım ama hastalığımla ilgili hiçbir bilgim yok. Hatta ne hastası olduğunu bile bilmiyorum doktorlara ve tıbba saygım olsa da hiç hastaneye gitmedim, gitmeyi de düşünmüyorum. Koyu, batıl inançları olan bir adamım. " diye başlıyor kitap. Esasında bu giriş cümlesi ile kitap hakkında bize birseyler fısıldıyor olsa da yine de süprizlerle açık olun. Bu arada,benim için en iyi kitap giriş cümlesidir.

Iki bölümden oluşan kitabın birinci kısmında aforizmalar barindiran çıkarımlar, kişisel çözümlemeler, ikinci kısımda ise karakterin başına gelen birtakım olaylar anlatılıyor. Okurken "ya bu kadar dengesiz olabilir mi insan? Obsesif misin? " gibi karakterle konuşurken kendinizi bulabilirsiniz. Kendisiyle çelişen, paradoksları olan bir karakterin resmini o kadar başarılı çizmiş ki Dosto,karşınızda olsa bazen katıla katıla gülersiniz, bazen de koca bir yumruk atmak isteyebilirsiniz.
176 syf.
·Puan vermedi
Yerin altında olanı göremeyeceğimizi düşünürüz ama bu onu bulamayacağımız anlamına gelmez. Yeraltından notlar’ da da bizi şaşırtmayacak bir Dostoyevski karakteri var. İnsan olmanın tüm kinini ve bencilliğini saklayamayan bir karakter. Dostoyevski “ hepimiz Gogol’ün Palto’ sundan çıktık.” der fakat hepimizin onun kitaplarından fırladığımızı söylemez. İnsanlar olarak Dostoyevski kitaplarından fırladık, yaptığımız seçimlere bağlı olduğumuzun korkunç gerçekliğiyle.
176 syf.
·2 günde·8/10
Bu kitaptan önce okuduğum ilk 19.yy Rus edebiyatı eseri Gogol'un Palto'su olmuştu. 'Küçük İnsan' kavramını edebiyata sokan Gogol aynı zamanda Dostoyevski'nin de ustalarından sayılmaktaydı. Bu sebeple Dostoyevski'ye başlamam gerektiğini biliyordum, birkaç güvendiğim kişinin önerisiyle de kendimi bu kitabı okurken buldum. İyi ki de bulmuşum.

Kitabın ön sözünü okuduktan sonra bu kitaba hazırlık aşamam o kadar uzun sürdü ki herkes incecik kitabı hâlâ bitiremememe şaşırıyordu. Dostoyevski'nin hayatını, kitabı yazdığı dönemde bulunduğu ruh hâlini, içinde yaşadığı toplumu en ince ayrıntısına kadar öğrenmem gerekiyordu ve öyle de yaptım. Aksi takdirde bu kitap bana şu an kattığı kadar yeni fikir katmazdı diye düşünüyorum.

Kitaba gelecek olursak ilk bölüm yani 'Yeraltı' bölümü diğer bölüme göre kısa da olsa beni çok daha fazla etkiledi. Yazarın bizi o ruh hâline bu kadar çabuk sokuşu ona hayran olmamı sağladı. İlk bölümde anlatılan çoğu olgunun ve psikolojik çıkmazın örnekleri de ikinci bölümde verildiğinde bu kitabın kitaplığımın baş köşesinde duracağını biliyordum.

İnsan ırkının bu kadar iyi analiz edildiği ve okuyucuya yansıtıldığı başka bir kurguyu hayal dahi edemiyorum. Pozitif bilimlere uymaya çalışırız biz, her şeyi hatta iyiyle kötüyü bile bir mantığa oturtmaya çalışırız, sorunlara karşı duyarsız kalırız çoğu zaman hatta belki de 'farkında olmayız'... İşte karşımızda buna karşı çıkan bir 'Yeraltı İnsanı' var. Yazarın yarattığı bu 'Yeraltı İnsanı' sadece içe kapanıklıktan ibaret biri değil, çok daha fazlası. Okurken karakterin içinde bulunduğu birçok 𝘱𝘢𝘳𝘢𝘥𝘰𝘬𝘴 göze çarpıyor. Bence tam da bu yüzden kitap oldukça sürükleyici ve etkileyiciydi.

Karakterimiz içinden geldiği gibi davranamıyor ve bunu yapabilen bireylere imreniyor. İçinde yaşadığı çelişkileri dışarı yansıttığında hem kendisine hem de çevresindekilere zarar veriyor, tıpkı Liza'ya yaptığı gibi. Ayrıca kendisini toplumda bir yere koyamıyor ve sık sık yaşam amacını sorguluyor. Tüm bu duygular okuyucuya benzersiz bir şekilde aktarılmış, Dostoyevski felsefe yeteneğini bolca konuşturmuş.

Kitap hakkında en sevdiğim şey ise yazarın dönemin Rusya'sını Rus halkına kusursuz bir şekilde aktarabilmiş olmasıydı. İnsan özgür seçimleri olmadığı sürece bir hiçtir, diyor karakterimiz ve Dostoyevski de sosyalizmin bu özgür seçimleri engelleyeceğini düşünenlerden. Sık sık farkındalık kavramına değiniliyor. Farkındalığı yüksek ve zeki insanların toplumda önemli bir yere gelemediği ve ayrıca acı içinde kıvrandıkları belirtiliyor. Sınıfsal farklılık da gözler önüne seriliyor:
"Yağmur yağarken saray yerine tavuk kümesine rastlasam belki de ıslanmamak için kümese girerim ama yine de beni yağmurdan korudu diye minnettarlığımdan ötürü kümese saray gözüyle de bakamam. Siz bu durumda bana gülersiniz ve bu durumda ha kümes, ha saray ne fark eder ki dersiniz. Ben de size derim ki, yaşamda tek gayem ıslanmamak olsaydı dediğinize ben de katılırdım."

Ayrıca araştırmalarıma göre kitaptan silinen bazı kısımlar var. Metnin orijinalinde "İsa'ya ve Tanrı'ya inanmak buradan çıkış yolumuzdur." tarzı bir mesaj varmış lakin sansürlenmiş. Dostoyevski'nin ne kadar muhafazakâr bir Ortadoks olduğunu ve mistik bir görüş benimsediğini bildiğiniz zaman hikâye bu mesaj ile çok daha tamamlanmış oluyor, çok daha yol gösterici oluyor. Günümüz okuyucusu içinse önemi barındırdığı varoluşçu kavramların yanı sıra başta da dediğim gibi insan psikolojisini çok iyi analiz eden bir kitap olması. Bazı yerlerde sanki karşınızda bir ayna varmış gibi hissediyorsunuz. Ve ben insanlığın bu aynaya ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim.
İyi okumalar...
176 syf.
·10/10
Yeraltı, kişiliğin karanlıkta kalan kısmı gibi... İnsanın içindeki iyi ile kötünün ayırdına varmasıyla indiği bu izbe mekandan notlar oldukça cezbedici... Herkesin ömründe yaşayamayacağı bu derin tecrübeyi yaşayan Dostoyevski'nin notları farklı bir dünyadan değil, bilakis insanın kendi dünyasından iç sesiyle şekillenmiş. Kendi yalnızlığından sıyrılma çabası içindeki insanın kuyu misali iç dünyasına sarkıttığı kovadan çıkanlar, gayet insani duygular olmasına karşın, okuyanın ruhunda yeni keşfedilmiş hisler gibi bir etki yaratabiliyor. Dostoyevski basit olarak tasnif edilebilecek bir hikayeye sizi hazırlarken evinizin yolunu bulabilmeniz için size ayrıntılı bir dünya haritası sunuyor. İlk bölümde dünya haritasına bakıyorsunuz. İkinci kısımda ise evinizin yolunu yani kendi ruhunuzun yansımasını karakterde buluyorsunuz. Muhakkak okuyun derim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.