Hilary Rose

Hilary Rose

Yazar
8.2/10
9 Kişi
·
17
Okunma
·
0
Beğeni
·
10
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
112 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Bir nörobilimciden nörobilim alanına eleştiriler diye özetleyebiliriz kitabı. Son yılların dünyadaki en popüler alanlarından bir şüphesiz nörobilim. Bunun için de çok fazla ilgi çekiyor. Yapılan her çalışma manşet oluyor. Çünkü insana dair en büyük gizem beynin nasıl çalıştığı ve bilinç konusu. Bundan dolayı ülkeler insan genom projesinden sonra insan beyin projeleri duyurmaya başladılar. Kitap tam işte bu noktada bu projelerin içinde yer alan nörobilimcilerin yeteri kadar kanıt olmamasına rağmen yapılan çalışmaları büyük gelişmelermiş gibi sunmasını eleştiriyor. Yazar, nörobilimcilerin projelerine ve çalışmalarına daha fazla fon sağlayabilmek için böyle bir yola başvurmanın onları siyasetçilerin ve ilaç şirketlerinin etki alanına girmesine neden olduğunu belirtiyor. Bunun da bilimden uzaklaşmaya neden olduğunu ve alanın istismar edilmesine sebep olduğunu söylüyor. Üstüne üstlük eğitimden ruh sağlığına kadsr birçok alanda nörobilimden mucizevi çözümler bulmasına neden olan bir beklenti oluşturulduğunu, oysa şu anda böyle bir şey için çok erken olduğunu belirtiyor. Ben bunun haklı bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. son zamanlarda her şeyin başına 'nöro' kelimesinin getirilmesi bunu açıkça ortaya koyuyor. Nörobilim birçok konuda bize yardımcı olacaktır muhtemelen ama bunu tek başına yapması olanaksız.
Nörobilim ile ilgilenenlerin kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum.
112 syf.
·3 günde·2/10
Yeni akademik disiplinlerin hepsinin önündeki “nöro” öneklerini nasıl değerlendirmeliyiz? Nöro-ekonomi, nöro-pazarlama, nöro-etik, nöro-estetik, nöro- psikanaliz! Her yerde nöro ekini görmeye başladık. Bilimin ve toplumun birbirine şekil verdiğini ve nörobilimin beynimizi anlamamıza büyük ölçüde yardım ettiğini düşünen nörobilimci Steven Rose ile sosyolog Hilary Rose bu kitapta, nörobilimin gerçekten zihnimizi değiştirip değiştiremeyeceğini inceliyorlar. Nörobilimin kapsamlı bir tanıtımının da yapıldığı kitapta, yazarlar indirgemeci yaklaşımın aksine, nörobilimin beyni toplum ve benliğin ortak ürünü olarak ele alması gerektiğini söyleyerek, neoliberalist teknobilimcilerden ayrılıyorlar. Yazarların kitabın başlığındaki soruya verdikleri cevap “evet”, ama bu o kadar basit bir evet değil. Nörobilimin hayatlarımızı değiştirebilmesi için toplumun da dönüşmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.
“Bu kitap kültürel modaların üstüne cesurca gidiyor.”
Scientific American
“Bu kitapta nörobilimsel fikirlerin ayrıntılı bir incelemesi ve neoliberal ideolojinin kapsamlı bir eleştirisini bulabilirsiniz.”
Counterfire
112 syf.
·Beğendi·7/10
"Bir demet nörondan başka bir şey değilsiniz"

Bilimlerin"merak"tan öte "güç" olarak anılmaya başlandığı Sanayi Devriminden bu yana, bilimleri "evrensel fayda" olarak empoze edip aslında çıkarları uğruna istedikleri gibi yönlendiren, bencil bir ekonomi anlayışıyla karşı karşıyayız.

20. yüzyılın sonlarına doğru diğer bilimleri de etkisine alıp çığ gibi büyüyen sinir bilim, günümüzde -ülkemizde olmasa da-Avrupa ülkeleri meclis toplantılarının gündemi haline gelmiş ve akla hayale sığmayan fonların sağlandığı kolektif bilim haline gelmiştir.

2008 Küresel Ekonomik Krizinden ekonomiyi iyileştirme yollarını arayan devlet adamları çareyi "nöro" ekinde bulmuşlardır. Bu bağlamda ne tür projelerin geliştirildiğini, projelerin asıl hedefleri Sosyolog Hilary Rose'nın kaleminden --eleştirileriyle birlikte- zaten okuyacaksınız.

Bizler sinir bilimi; nörolojik rahatsızlıkların tedavi edilmesi, özellikle nörogenetik engellerle doğmuş çocukların hayat kalitesinin artırılması, psikiyatrik hastalıkların tedavi edilmesi gibi yönlerini biliyoruz. Günümüzde "nöro" ön eki insanları sosyoekonomik açıdan ne kadar etkilediğini de biliyoruz. Bunun en somut örneğini ,biz okuyucular, raflarda görebiliriz.

Hamilelikten itibaren bebeğin beyin gelişimini maksimum seviyeye çıkarma çalışmaları, hayat boyu öğrenme eğitimleri, askerlerin harita performanslarını artırmak için geliştirilen nöro-teknik cihazlar.. bu yönlerini daha önce değerlendirdik mi ? Sadece bununla da kalmıyor bu pastadan en büyük payı ilaç sektörü almaya devam ediyor.

Geliştirilen bunca projenin, sağlanan fonların amacı aslında ne olabilir ? Evet "güç". Onlar planlarını "nöro" ön eki arkasına gizleyerek, bizleri de "nöro" ile kandırıp yollarına devam ediyorlar. Bu uygulamaların 2008 krizinden sonra İngiltere'de ortaya çıkması da şaşırtıcı değil. "Zihinsel Sermaye" dedikleri kavramdan yola çıkarak, özellikle sosyoekonomik açıdan yetersiz büyüyen çocukların, nasıl "ekonomi" haline getireceklerinin planlarını yapıp duruyorlar.

İlk başta hepimize güzel planlar gibi gözükebilir ancak tüm bunlar olurken büyüyen dünyada, insanlar arası eşitlik, adalet, toplum refahı gibi kavramları göze almadıkları aşikar. Zengin ve yoksul arasındaki fark çığ gibi büyümeye devam ediyor.

İncelememin uzun olduğunun farkındayım ancak kendi fikirlerimi de -yazarların desteğiyle- sunmam gerekiyordu. Anlaşılacağı üzere "nöro" denen bilimin daha çok sosyal bilimler açısından değerlendirmesini okuduğumuz bu kitapta, insanların sinir bilime katılırken nelere dikkat etmesi gerektiğini, gözlerini nasıl açması gerektiğinden bahsediyor. Kitapta sinir bilimin kısaca tarihinden bahsedildiği enfes olmuş diyebilirim. Ancak tek kalemden yazıldığı için sorgulamakta fayda var, bundan dolayı başka kalemlere de göz atmak gerekiyor.

Yazar aynı zamanda 3. bölümde feminist politikaları atıfta bulunmaktan çekinmemiş.

Okuyunca daha iyi anlayacaksınız ama yazara katılmadığım yerlerden biri de şu oldu: Kitapta her bölümde özellikle vurguladığını düşündüğüm, İngiltere'nin nöro-eğitim programları çerçevesinde özellikle sosyoekonomik açıdan yetersiz çocuklar üzerine yaptığı çalışmalarda, çocukların okula aç gitmeleri kısmı. Evet projenin uygulanmasından daha önce düzeltilmesi gereken durumlar var, yazar bu durumdan oldukça rahatsız. Afrika'da her gün onlarca çocuğun açlıktan öldüğü, bırakın sabah kahvaltısını günlerce yemek yiyemediği bir dünyada yaşıyorken, yazarımız neden mevcut durumdan bu kadar rahatsız anlamadım.
112 syf.
·9/10
Kitap daha çok sosyal bilim bakış açısıyla yazılmış. Bir sinirbilimci olarak gayet başarılı buldum, kaynakçalar olsun bilgilerin güncelliği olsun klişeleri sorgulamak olsun oldukça bilimsel. Birçok yerde sorguladığım üzerinde durup düşündüğüm cümleler oldu. İlgilenenler için harika bir kitap.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 17 okur okudu.
  • 33 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.