Hilmi Yavuz

Hilmi Yavuz

YazarÇevirmenEditör
7.9/10
412 Kişi
·
1.608
Okunma
·
160
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
Hilmi Yavuz
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 14 Nisan 1936
Hilmi Yavuz 14 Nisan 1936'da İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini yarıda bıraktı. İngiltere'ye gitti. BBC'nin Türkçe bölümünde çalıştı. Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli yayınevleri ve ansiklopedilerde görev aldı. Cumhuriyet, Milliyet, Yeni Ortam gazeteleri ve çeşitli dergilerde "Ali Hikmet" imzasıyla inceleme, eleştiri ve denemeler yazdı. Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk şiirleri Kabataş Erkek Lisesi'nde edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil yönetiminde çıkan "Dönüm" dergisinde yayınlandı. Bu dönemde daha çok İkinci Yeni akımının etkisinde imgeci şiirler yazdı. Sonraki yıllarda gelenekçilikle çağdaş bir bakışı kaynaştıran, biçim ve özün dengelendiği bir düzey sergiledi. İslam mistisizmi, özellikle de tasavvuftan yararlanarak kendine özgü bir sözcük dağarcığı geliştirdi. Halen Zaman gazetesinde kültür yazılarına ve Bilkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir. Ayrıca İpek Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Talat Halman tarafından Şairi Azam sıfatı verilmiştir. BuTalat Halman ve Hilmi Yavuz arasındaki mizahi diyaloğun bir örneğidir.
240 syf.
·2 günde·7/10 puan
1936 doğumlu Türk yazar,şair ve akademisyen Hilmi Yavuz’un çocukluğunun sımsıcak anılarından bugününe uzanan bir otobiyografi kitabı ‘Hüzün ve Ben’.
“Hüzün ki en çok yakışandır bize.” diye yazdığından beri ‘hüzün şairi’ ne çıkmıştır adı.Haksızda sayılmaz hani,bizim kültürümüz hüzün kültürüdür. Kimliğimizin olmazsa olmaz parçasıdır hüzün. Ahmet Hamdi Tanpınar ‘ın deyişiyle Hüznün Türk insanının “his tarihi’nde yeri büyüktür”.Kısaca bizim insanımızı anlayabilmek için önce hüznünü anlamak gerekir kanımca.

Bu vakte kadar Hilmi Yavuz un daha önce hiçbir kitabını okumamış birkaç şiirine,pasajına denk gelmiştim sadece.Öyle gönlüme değmiş olacak ki yazarın yaşam öyküsünü merak etmistim,çünkü ben nerde hissiyatıma denk bir isme rastlasam hangi ortak acılardan,sevinçlerden ve tecrübelerden geçtiğimizin kanıtını ararım kendimce.

“İki yanı ağaçlı yoldan yürürken,birdenbire,asfaltın üzerini,erguvan çiçeklerinin bir halı gibi kapladığını fark eder,o müstesna görüntüyü bozmamak için durur,üzerlerine basmamanın yollarını arardım.Ama ara sıra,benden önce onların üzerine basanların ayak izlerini de görürdüm:”
“Ezilmiş erguvanlar!
Siz benim kalbimin
Söylemiydiniz!”

Diye ezilmişliği güzelliğe atfedip kaleme alan, çiçekle arasında hüzünlü bir bağ kuran yazarın ise gönlüme değen yanına kanıttır bu satırlar.Zira;
“Hüzün ki en çok yakışandır bize.”
Sevgi ve Muhabbetle..
128 syf.
Kitap öncelikle şairin konferans konuşmasının bir dergide yayınlanmış haliyle başlıyor. Burda şair çocukluğunu ve şiirlerini yazarken aldığı ilhamı anlatıyor. O kadar yararlı olmuş ki okurken neden burda böyle yazmış diye düşünmedim hiç. Çocukluğunun kırsal alanlarda geçmesinden dolayı pastoral havası var ki ben de kendimi ekin tarlalarında, o kırmızı gelincikler arasındaymış gibi hissederek okudum.
Adını çok duyduğum ama hiç okumadığım bir şair olan Pablo Neruda ile bu kitapta tam anlamıyla tanıştım ve artık favori şairlerim arasında. Kitabın yeni baskısı olmaması sinir bozucu. O kadar kötü şairlerin defalarca baskısı varken neden diye soruyorum sadece! Çok uzatmayım, çok çok beğendim muntazam bir kitap. Kitabın son dizelerini incelemeye sakladım umarım okursunuz. :) Muazzam şiirler var ama en beğendiğim üç tanesini burda paylaşacağım. Duygu yüklü okumalar :)

#55863609

#55854603

#55850984


NOKTA
Acılardan daha büyük bir yer yoktur
Bir tek evren var, o da kanayan bir evren.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Türk edebiyatında postmodernizm anlamında okunması en zor kitaplardan birisiyle karşı karşıyayız: Üç Anlatı.

Hilmi Yavuz'un tamamen postmodern tekniklerle kaleme aldığı bu anlatılar edebiyatımızda postmodern roman teorisine tam anlamıyla uyan ve bunu alenen yapan nadir metinlerden. Oyun, çoğulculuk, parodi, pastiş, ironi, metinlerarasılık, üstkurmaca gibi postmodern metinlerde öne çıkan ögeler bu anlatılarda oldukça ön planda. Edebiyatımızda yazılmış olan diğer postmodern metinlerde bu ögelerin hepsinin bir arada kullanıldığı eserleri pek göremiyoruz. Daha çok bu ögelerden biri veya birkaçının daha çok ön plana çıkarılarak kurgunun oluşturulduğunu görmek mümkün.
Hilmi Yavuz'un anlatılarında ise tüm ögeler açıkça ön plana çıkıyor ve bu da açıkçası okumayı zorlayıcı hatta postmodern edebiyata uzak okurlar için anlaşılmaz hale getiriyor. Öyle ki postmodern edebiyatın "donanımlı okur" beklentisi bu anlatılarda hat safhaya ulaşıyor. Bu yüzden mutlaka kaçırdığınız ya da fark etmediğiniz bir nokta olacaktır bu anlatılarda. Tüm detayları yakalasanız bile yazarı kendi öz yaşam öyküsünden kattığı ince detayları yakalayamayacaksınız. Hele ki yeni bir okursanız bu anlatıların hiçbir anlam ifade etmediklerini düşüne de bilirsiniz.

Peki bu anlatılar ne anlatıyor? Aslında hiçbir şey. Aynen öyle. Üç anlatıda bazı esinlenmelerden, bazı parodilerden ve bazı küçük değinmelerden ibaret aslında. Elle tutulur bir olay örgüsünden bahsetmek mümkün değil ki bunun yazar tarafından açıkça yapıldığı da ortada. Hatta yazar olay örgüsünün oluşmasını aralara girerek engelliyor. Anlatıcının sürekli değişmesi ve bunun fark edilmemesi de anlatıların takibini zorlaştırarak belirli bir olay örgüsünün oluşumunu engelliyor. Yazarın bu anlatılarda istediği şey ise okuru ve kendini eğlendirmek. Bunun için romanları bozuyor, aralara giriyor, gerçeklikle dalga geçiyor, okurun zihniyle alay ediyor vs.
Üç anlatıda da postmodern ögelerin "denenmesi"ni de görüyoruz. Yazar kendince bir şeyler deniyor ve bunu yaparken tek amacı bir eğlence üretmek.

Hilmi Yavuz'un bu üç anlatısı üzerine elbette kuramsal açıdan çok daha fazla şey söylenebilir. Alıntılarla ve farklı kuram kitaplarıyla metinler derinlemesine incelenebilir ki o zaman bu anlatıların edebiyat teorisi açısından ders olarak okutulabilecek nitelikte oldukları anlaşılır. Benim bu inceleme bahsetmek istediğim şeyse bu anlatıları okurken eğlenceyi ön plana koymanız gerektiği. Çünkü yazar bunu istemiş. Anlatılara yerleştirdiği detayları fark edip eğlenmenizi istemiş. Eğer bu şekilde bir okuma yaparsanız çok keyif alacağınız bir okuma yapacağınız kanısındayım. Ancak bir kurgu, bir macera peşindeyseniz bu anlatılar sizin için bir işkenceye dönüşebilir.
Herkese iyi okumalar...
128 syf.
·2 günde·7/10 puan
Kitap çeviri şiirlerden oluşmasına rağmen çoğu kolayca anlaşılır biçimde yazılmış ama bazıları için gerçekten hayal gücünüzü kullanmanız gerek sınav döneminde öğrencilerin bence mutlaka buna benzer kitaplar okuması gerek çünkü tamamı anlamaya dayalı şiirlerin konusuda çok güzel içinde savaş ,ölüm,metafizik, kır yaşamı vesaire bir sürü konu var ve fazla zamanda almıyor hemen bitiyor ben beğendim
128 syf.
Şiir konusunda ne kadar rüştünü ispat etmiş ve dünyaca ün kazanmış biri olsa da ben duyguyu yeterince hissedemedim . Betimlemelerde boğuldum !!! Tabi ki Bunun asıl sebebi yazarı kendi dilinde değil de eserlerinin tercümesini okumak , yani benim eksikliğim . Bence Şiir; kültürün ve kültürü oluşturan toplumun aynasıdır . Şiir konusunda eski kafalı biri olarak kendi
aynamızın bahçesinden tatmaya devam edeceğim sanırım . Eski kafalı nasıl oluyor diye sormayın ben de bilmiyorum.
128 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar tüm şairler bizimdir. Aşklarımız, yalnizliklarimiz, çektiklerimiz, hislerimiz, yoksulluğumuz, adaletli bir güzel dünya arzumuz... Pablo Neruda belki hiç bizi tanımadı ama öylesine yakın öylesine bizden ki şiirleri dünyanın dili benim için.

SERENAD
Sen benim derimden çok daha benimsin. Seni ararken
İçimde, damarlarımda, kanımda, ışıkla örülmüş 
Gizemli dokularımda şendin bulduğum.
Sanki kandın sen
Taştın, azıktın.
Bense dışında kaldım aklın, çılgınlığın, giysilerin, 
Eski bir karanlık ve ormanlar soyundan geliyorum,
Ama tıpkı bir kuyudaymış gibi iki büklüm girip 
Kör bir adam gibi el yordamıyla 
Yolumu bulmaya çalışırken topraklarımda, 
Adımlarıma yön verecek parmaklıklar yoksa da 
Vardır senin gülünün büyümesi
evimde 
İçimde büyümeyi sürdürüyorsun,
Köklerin çok derinde
Yapraklarında parmak uçlarımı yakmadan 
Gözlerine dokunmam olanaksız 
Susuzluğumda bedeninin yangınları tutuşur 
Kurar yüzünün yaprakları yokluğunu 
‘Kim var orada, kim var orada?’ diye sorarım sanki gecenin
Geç saatlerinde 
Birisi kapımı çalmış gibi
Bir de bakarım ki boşluğun ortasında rüzgârdan başka bir şey yoktur 
Sulardan, ağaçlardan, gündüzleyin yaktığımız 
Ateşlerden sönmeye yüz tutmuş 
Sanki hiçbir şey yokmuş da 
Var olan her şey oradaymış gibi 
Sanki yeryüzünün bütün toprakları kapımı tıklatıyormuş gibi
Adsız, yaşam gibi belirsiz
Filizlenen bitkiler ve çamur gibi bulanık,
Gözlerimi kapar kapamaz uyanırsın canevimde
Ben toprağa uzanınca doğarsın uçuşan tozlar gibi,
Yatağını aşındıran nehir
Birbirine dolanmış çıplak ağaç köklerini koruyarak büyürse 
Sen de onlar gibi büyürsün bende
O nasıl karanlığıyla birlikteyse, sen de benimle birliktesin 
İşte kan ya da buğday, toprak ya da ateş 
Yaşarız burada, bir tek bitkiymiş
gibi 
Yapraklarının anlamını bilmeyen.
172 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
İnceleme kitabı benim kendi kültürel birikimime göre gayet faydalıydı. Çok akademik bir dil kullanıldığını düşünmüyorum. Biraz olsa felsefe ve edebiyat makalesi okuyan bir insan çok rahatlıkla anlayabilir. Bu benim için inceleme kitaplarında en önemli unsur olabilir.

Bir diğer unsur ise bilgiyi nasıl verdiği. Yazar örnekleri bol bol kullanarak kavramları açıklamış. Ayrıca akıcı bir anlatım oluşturmuş. Bilgiyi hem ham olarak okuyucuya sunmuş hem de biraz dolandırmış. Bu dolandırmış dediğim noktalarda zihnim hemen odak noktasının ne olduğunu kavrayamadı. Bazen geriye dönüp esas konunun ne olduğuna şu an neyi anlattığına bir kez daha baktım.

Genel olarak kitabı çok başarılı buldum. Edebiyat inceleme - araştırma kitaplarına yeni başlayanlar için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.
192 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Metinlerarasılığın haddinden fazla kullanıldığı anlatı...
Yazarın yer yer benimle tartışması ayrı hoşuma gitti. Benimle konuşması bir Victor Hugo esinlenmişliği çağrıştırdı.
Kitap üç anlatıdan oluşuyor, roman diye çıkılmış seyahat, anlatı olarak tamamlanmış. Çoğu zaman anlayamadığım kısımlar oldu, benimle oyun mu oynuyor dediğim de oldu, ama sonu merak uyandıran farklı bir tarz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hilmi Yavuz
Unvan:
Türk yazar, şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 14 Nisan 1936
Hilmi Yavuz 14 Nisan 1936'da İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini yarıda bıraktı. İngiltere'ye gitti. BBC'nin Türkçe bölümünde çalıştı. Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli yayınevleri ve ansiklopedilerde görev aldı. Cumhuriyet, Milliyet, Yeni Ortam gazeteleri ve çeşitli dergilerde "Ali Hikmet" imzasıyla inceleme, eleştiri ve denemeler yazdı. Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk şiirleri Kabataş Erkek Lisesi'nde edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil yönetiminde çıkan "Dönüm" dergisinde yayınlandı. Bu dönemde daha çok İkinci Yeni akımının etkisinde imgeci şiirler yazdı. Sonraki yıllarda gelenekçilikle çağdaş bir bakışı kaynaştıran, biçim ve özün dengelendiği bir düzey sergiledi. İslam mistisizmi, özellikle de tasavvuftan yararlanarak kendine özgü bir sözcük dağarcığı geliştirdi. Halen Zaman gazetesinde kültür yazılarına ve Bilkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir. Ayrıca İpek Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Talat Halman tarafından Şairi Azam sıfatı verilmiştir. BuTalat Halman ve Hilmi Yavuz arasındaki mizahi diyaloğun bir örneğidir.

Yazar istatistikleri

  • 160 okur beğendi.
  • 1.608 okur okudu.
  • 43 okur okuyor.
  • 843 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları