Hüsamettin Arslan

Hüsamettin Arslan

YazarÇevirmen
8.7/10
26 Kişi
·
102
Okunma
·
20
Beğeni
·
1507
Gösterim
Adı:
Hüsamettin Arslan
Unvan:
Profesör, Yazar
Doğum:
Mesudiye, Ordu, 12 Ocak 1956
Ölüm:
İstanbul, 2 Ocak 2018
Hüsamettin Arslan (d. 12 Ocak 1956, Ordu - Mesudiye), sosyolog (toplum felsefecisi), Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.

Yatılı okuduğu Tunceli öğretmen okulunu bitirdi. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. 1979-1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve "Ondokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğun'da Sanayileşme Girişimleri" konulu bir yüksek lisans tezi hazırladı.

Doktorasını 1986 - 1991 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde yaptı ve doktora bittikten sonra yayınlamış bulunduğu "Epistemik Cemaat / Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi" (Paradigma Yayınevi, İstanbul 1992) adlı bir doktora tezi hazırladı.

Çalışmakta olduğu Sosyoloji alt bilim dalı Genel Sosyoloji ve Metodolojidir. Çalışmaları ; Bilgi Sosyolojisi, Bilim Sosyolojisi, Sosyal Bilimlerde Yöntem ve Hermeneutik alanlarında yoğunlaşmıştır.

Çeşitli dergilerde bilgi , bilimsel bilgi ve bilim üzerine makaleleri ve yabanсı dillerden yaptığı sosyoloji kitapları çevirileri yayınlanmıştır. 2018'de hayatını kaybetmiştir.
"Bütün genç insanlar gibi ben de dahi olmak için yola çıktım, ama acı bir tebessüm engelledi."
Lawrence Durell
Objektif tez, içinde yazarının yer almadığı tezdir; çünkü eğer yazar metninde yer alıyorsa, dogma böyle işler, tez "subjektif" olacak ve bilimsel hiçbir değeri olmayacaktır.
Bilmediğimiz şeyleri yok sayamayız; bilmediği şeyi kendisi bilmediği için yok sayan kişi önyargılarının kurbanıdır.
Türkiye'de 19. yüzyılın başından bu yana bir entelektüel veya epistemik kirlenme, bu epistemik kirlenmenin yol açtığı bir epistemik kaos ve epistemik bunalım yaşanmaktadır; wntellektüel hayatımıza fizyonomisini armağan eden temel fenomen bu epistemik bunalımdır.
Toplum, bireylerin matematiksel toplamı değildir; toplum bireylerin matematiksel toplamından daima daha fazla bir şeydir.
Tıpkı ünlü sözdeki gibi: üç türlü yalan vardır; kuyruklu yalan, kuyruksuz yalan ve tabi ki istatistik. Zavallı memleketim. bürokrat, etnisist, akademik elitler seni kellelere indirgemekle meşgul. Modern elitler Tanrılara değil, sayılara taparlar.
214 syf.
·9 günde·10/10
Ülkemizdeki ve çevremizdeki karışıklıkların sebebi seçkin elitlerdir. Yazara göre "beyaz" olan bu elitler iktidardır ve siyah olan diğerleri beyaz olmak çabalar fakat hiç bir zaman beyazlar zümresine giremez. " 30 yıl uğraştığımız ve son günlerde yine artan terör olaylarının müsebbibi nedir? " sorusunun cevabını kitap çok net şekilde ortaya koymuş. Bu savaşın sorumluları Jöntürkler ve Jönkürtlerdir. Otantik kürtler ayrılığı isteyen " bağımsız bir devlet kurmak isteyen " Jönkürtler yüzünden sıkıntı çekmektedir. Yazara göre sorun kürtler değildir, o bölgeye hangi ırk olursa olsun aynı sorun onların da başına gelecekti. Ekonomik iktidarlar ( küresel güçler ) Ortadoğu halklarına dün huzur vermediği gibi bugün ve yarın da huzur verecek gibi gözükmüyor.

Oldukçu istifade ettiğim bu kitabı Kürt Sorunu bağlamında okuyabileceğimiz gibi ülkemizin temel dinamiklerini, siyasal, sosyal, ekonomik iktidarlarının ( beyazların ) güç mücadelelerini anlamak için de okuyabiliriz.
319 syf.
Bu kitabın oldukça az bir kısmından sorumlu olsak da bilmeden bütün bölümleri okuduğum için tarihe geçer. Tabii sorumluluğumu önemsememem de kitabın dili ve anlattıklarıyla alakalıdır. Kitabın başında geçen 'Önce söz vardı.' ayeti herhalde kitabı anlatmaya yeten en güzel cümle olsa gerek.
319 syf.
·Puan vermedi
dün hayatını kaybeden değerli üniversite hocam prof.dr.Hüsammettin arslanın çevirdiği çok değerli bir kitaptır derslerde anlattıkları olsun ve okuttuğu kitaplar olsun hayatımda eksik kalan yerleri tamamladı ve bu kitapta onlardan biridir . modernite ; yani sözün yerini imajın aldığı kapitalizmin çağıdır Nietzschenin tabiriyle nihilistik bir çağ . Bu çağda insani varoluşun anlamı, sözün/anlamın düşüşüne paralel olarak yok olmaktadır . bu yüzden sözden çok imajları tercih ettiğimizde daha az insan oluruz çünkü imaj yalnızca gerçekliği sunarken somut delilken , söz hakikattir ve bu yüzden çok anlamlıdır , söz insani özü taşır zihin basamaklarında dolaşmamızı sağlar ama imaja indirgediğimiz hayatlarımız zihni kapatır bir tek gerçekliğe odaklar insanı özünden uzaklaştırır.
246 syf.
·4 günde·8/10
Bilimin doğası, yeni yaklaşımları ve bilimsel bilgiyi felsefik bir şekilde anlatan bilimsel yöntemler kitabı. Kitabın dili akıcı ve hiç de sıkıcı olmayan bir kitap. Yeni yaklaşımları ve tartışılan konuları çok derinlemesine olmadan okura aktarmış. Lisanüstü yapacak olanlara tavsiye edilir. Geniş çaplı olmasada katkısı olacaktır diye düşünüyorum.
203 syf.
Hüsamettin Hocam'ın Türkiye'ye yeni bir alan kazandirdığı biricik kitabı. Kesinlikle Bilim Sosyolojisi alaninda okunması gereken bir kitap. Dilinin sadeligi ve bir bakimdan da herkesi icine ceken bilgiler bu kitabı güzelleştiriyor.
203 syf.
·Beğendi·10/10
Bilgi sosyolojisi ve akademik camiaya getirilmiş en sağlam eleştirilerden birisidir. Doktora tezi sürecinde 3 kere güncellemesi için onay alamaması da kitabın eleştirilerinin ne kadr haklı olduğunun göstergesidir.
319 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
beğeniyle okudum.
söz, imaj, sembol gerçek ilişkisini çok daha iyi anladım bu eserle.
Duygu organlarımızla algılama, iletişim ve arayışlarımızdaki yanılgılarımızı hatırlatıyor.
Yazar, kendi inancından da teolojik örnekler vermiş.
214 syf.
Mukemmel bir siyaset ve toplum sosyolojisi iceren bir kitap. Hocamizın gazete yazılarından derlenmis bir kitaptır. Her bolumde yazara hayran kalacaksınız.
355 syf.
Jacques Ellul'un yazıp, Hüsamettin Arslan(demişken  "şu kitabını" tavsiye ederim: Epistemik Cemaat )'ın İngilizceden dilimize tercüme ettiği “Sözün Düşüşü”  adlı eser, önsöz ve girişten sonra yedi ana bölümden oluşur.



Kitaptan bazı kavramlar: Görme ,İşitme, Söz, Tanrı, Put, İmaj, Gerçeklik ve Hakikat.  kitap "bu kavramlar" üzerinden gelişiyor ve olgunlaşıyor.

Yu.1: 1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı. (Kitabın Özeti gibim bir şey)



Elllul'e göre görme, içinde eylemini icra edeceği gerçekliği, eylemin mümkün olup olmadığını bilmeyi sağlarken bakma, insanın çevresini saran dünya ile ilgili bilgi sağlamaktadır. Ona göre görme öncelikle gerçekliği, bilinçte hazır duran bir şey olarak gösterir. İmajlar
hem eylemde bulunmaya imkân verirler hem de eylemin şartıdırlar; onlar daima
buyurucudur ve eylemin sınırlarını çizerler. Ellul'e göre imaj insanı eyleme ikna
edemez; eylemin imkânlarını ve şartlarını oluşturur. Bireyin kültürel arka planına
bağlıdır. Ancak görsel imajlar olmaksızın eylemlerimiz kesinlikle kör, tutarsız ve
belirsizdir. Görme bütün bir gerçeklik alanını, somut nesneleri ve uzayı kapsadığı için eylemde bulunma imkânı verir. İmajlar kendi içinde belirli çelişkiler taşırlar, bu yüzden de imaja bakmadan önce görmeyi öğrenmiş olmak gerekir, gördükten sonra onu yorumlamayı öğrenmek gerektiği gibi. İmajlar gerçekten değişmeyen nesneleri
getirirken, görsel imaj nesneyi inşa eder. Yazara göre görsel ile teknik arasındaki
bağlantı da önemle kaydedilmesi gereken olgulardan biridir.

 Dil, bir çağrı, bir mübadele, bir sözdür. Söz belirsizdir; enformasyondan daha
zengindir ve enformasyonun hâlesinden daha belirsiz bir hâle içerir. Dil çağrışımlar ve imajlarla işlemektedir. Dilin kutsanmış belirsizliği, bütün zenginliğinin kaynağıdır.
Söylem çok anlamlıdır ve asla açık değildir. Söz bizi zamana yerleştirir. O, bizi sonsuz
sayıda yanlış anlamalar, yorumlamalar ve çağrışımlarla birlikte yaĢar duruma getirir. Dil, gerçeklik yerine hakikate atıfta bulunduğunda kendisidir. Söz ise hakikatin yaratıcısı, kurucusu ve üreticisidir.


 Ellul'e göre söz hakikat düzlemine, imaj ise gerçeklik düzlemine aittir. Ancak hakikat hiçbir duruma ya da zamana göre değişmeyen olduğuna göre söz de hakikatin dışında kalmaktadır. Ancak bahsedilen söz eğer Tanrı'nın sözü ise bu hiçbir zaman ve hiçbir mekana göre değişmeyeceği için elbette ki hakikat düzlemine aittir. Mutlak hakikat olan Tanrı'ya ulaşmanın da yolu da Ellul'ün de
söylediği gibi Tanrı'nın sözünü takip etmek olacaktır.

Tanrılar gerçekten vardırlar ancak putlar var olamazlar. Bu da onların duyularla algılanabilir, görünebilir olmasından kaynaklanır.


 İmaj apaçık sözden üstündür, çünkü imaj, sözün dile getirdiği şeyi gösterir.


 Tanrı konuşur. Mit bu sözden doğar, fakat bu söz doğrudan doğruya işitilemez ve asla olduğu gibi nakledilemez; çünkü insanlar Tanrı'nın kelimeleriyle
konuşamazlar.



İmajlar evrenince kuşatılmış durumdayız. Fotoğraflar, filmler, televizyon, reklam, reklam panoları, yol işaretleri vb. Alışkanlık icabı her şeyi görselleştiriyoruz. Kelimeler gün geçtikçe imajların daha fazla arkasına çekiliyor. İmajlar bir zamanlar metnin resimleriydiler, bugün metin, imajların açıklamasına dönüşmüştür.


" bütün kitaplar bir kitabı anlamak için okunur” sanırım onlardan incil için aynı şeyi söylüyorlar, ya da ne bilem ordan almış bu sözü


"İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde, öncelikle sözü kurtarmalıdır".

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüsamettin Arslan
Unvan:
Profesör, Yazar
Doğum:
Mesudiye, Ordu, 12 Ocak 1956
Ölüm:
İstanbul, 2 Ocak 2018
Hüsamettin Arslan (d. 12 Ocak 1956, Ordu - Mesudiye), sosyolog (toplum felsefecisi), Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi.

Yatılı okuduğu Tunceli öğretmen okulunu bitirdi. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. 1979-1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve "Ondokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğun'da Sanayileşme Girişimleri" konulu bir yüksek lisans tezi hazırladı.

Doktorasını 1986 - 1991 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde yaptı ve doktora bittikten sonra yayınlamış bulunduğu "Epistemik Cemaat / Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi" (Paradigma Yayınevi, İstanbul 1992) adlı bir doktora tezi hazırladı.

Çalışmakta olduğu Sosyoloji alt bilim dalı Genel Sosyoloji ve Metodolojidir. Çalışmaları ; Bilgi Sosyolojisi, Bilim Sosyolojisi, Sosyal Bilimlerde Yöntem ve Hermeneutik alanlarında yoğunlaşmıştır.

Çeşitli dergilerde bilgi , bilimsel bilgi ve bilim üzerine makaleleri ve yabanсı dillerden yaptığı sosyoloji kitapları çevirileri yayınlanmıştır. 2018'de hayatını kaybetmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 102 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 178 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.