Hüsamettin Erdem

Hüsamettin Erdem

7.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
178
Gösterim
Adı:
Hüsamettin Erdem
Tam adı:
Prof. Dr. Hüsameddin Erdem
Unvan:
Akademisyen, Din Felsefesi Uzmanı, Yazar
Doğum:
Ünye, Ordu, Türkiye, 1949
1949 yılında Ünye’de doğdu. İlköğrenimini Ünye Kaledere İlkokulunda, orta, lise ve yüksek öğrenimini ise İstanbul’da tamamladı. 30.06.1968 yılında İstanbul İmam-Hatip Lisesinden, 1969 da İstanbul Pertevniyal Lisesinden mezun oldu. 20.10.1972 de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden, 05.06.1973 de İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1969-1974 arası Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında din görevlisi olarak, 1973-1974 arası İstanbul Ümraniye Lisesi, 1974-1977 arasında ise Adapazarı İmam-Hatip Lisesinde felsefe öğretmenliği ve idarecilik görevlerinde bulundu.
1 Temmuz-31 Ekim 1975 yılında kısa dönem yedek subay olarak askerlik hizmetini Isparta 40. piyade alayında gerçekleştirdi.
09.06.1977 de Konya Yüksek İslam Enstitüsüne Sistematik Felsefe ve Mantık asistanı oldu. 1982 de Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine Sistematik Felsefe ve Mantık Öğretim Görevlisi olarak atandı. 24.01.1986 da “Sondevir Osmanlı Düşüncesinde Ahlak” adlı çalışmasıyla Sistematik Felsefe Bilim Dalında “Felsefe Doktoru” payesi aldı. Aynı yıl 30.04.1986 tarihinde Din Felsefesi ve Mantık Anabilim Dalında Yardımcı Doçentlik kadrosuna atandı. 12.10.1989 da aynı anabilim dalında doçentlik unvanını aldı ve 13.11.1995 tarihinde ise Din Felsefesi Anabilim Dalında profesörlük kadrosuna atandı.
İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı ve Yardımcılığı, Felsefe Tarihi, Mantık, İslam Felsefesi, Din Felsefesi Anabilim Dalı Başkanlıkları, Necmettin Erbakan Üniversitesi Senato Üyeliği, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği, Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği yaptı ve halen bu görevleri devam etmektedir.
Bekar ve iki çocuk babası olan Prof. Dr. Hüsamettin ERDEM, Fransızca ve Arapça bilmektedir.
"Mutlak Varlık", Ibni Arabi’de sadece Tanrı-Âlem münasebetini
değil, bütün sisteminin özünü meydana getirmektedir.Ona göre,
Ontolojik açıdan "Vucûd (Varlık)" birdir. Bu "Mutlak Birlik”tir. Buna ister
Külli Cevher densin, ister ilk Muharrik, ister Külli Ruh, Külli Akıl vb. ne
denirse densin, tek Hakikat, tek Vucûd vardır; O da, ALlah'ın
vucûdudur. Eşyanın ayrıca bir vucudu yoktur. Onlar Allah’ın vucûdu ile
varlığa gelen (kâim olan) çeşitli şekil (süret) ve tezahürlerdeki tecellîden
ibarettir.
Böyle olunca felsefenin varlık probleminde ele almış olduğu madde
var mıdır? Maddenin mahiyeti nedir? Madde kadîm midir? Yoksa
mahlûk mudur? gibi vb. sorulara da lûzûm kalmamış oluyor.
Genel olarak, Ibni Arabî, varlığı; Mutlak Varlık, Mümkün Varlık ve ne
var ne de yok olan; ne ezelî, ne de zamanda olan varlık olmak üzere
üçe ayırıyor. Mutlak Varlık Tanrı, Mutlak Varlığa bağlı olarak varlığa gelen
mümkün varlık âlem ve de son katagoride yer alan hakikatların
hakikati, idelerin idesi, en yüksek cins, İlk Akıl vb. olan
tanımlanamayan varlık.
İlk önceleri VARLIĞIN BİRLİĞİ, daha sonraları ise VAHDET-I
VÜCÛD olarak isimlendirilen bu tasavvuf kaynaklı düşünce mesleğinin
sistemcisi lbn-i Arabî, üstün bir hafıza, geniş bir bilgi, örnek bir insan
olarak yaşamış, gerçek sayısını henüz bilemediğimiz yüzlerce eser
vermiş, hem İslâm, hem de Hıristiyan dünyasında ilgi toplamış bir fikir
ve hâl adamıdır. Sûfîleri felsefesi sistem ve tesbit edilmiş görüşleri
olmayan insanlar olarak vasıflandıran Ebu’l - A'lâ Afifi, lbn-i Arabi'yi bu
tip süfîlerden istisna etmiştir. Ona göre lbn-i Arabi’nin sisteminde Vahdet-
i Vücûd (Varlığın Birliği) görüşü hakimdir. Afifi, Vahdet-i
Vucûd’un en olgun şeklinin Füsûsu’l - Hikem’de özetlendiğini, bunun
düzensiz ve anlaşılmaz bir özet olduğunu, lbn-i Arabi'nin Vahdet-i
Vücûd felsefesinin şuurunda bulunduğunu söyledikten sonra şöyle
diyor: "Fakat felsefe eğitiminden geçmediği için O'nu nasıl ifade
edeceğini bilmiyordu. O'nun sözde kalan paradokslarına ve sık sık
görülen Islâm'ın naslarmı felsefenin ilkeleriyle uzlaştırma çabalarına
pek fazla önem verilmediği müddetçe, O'na tutarlı düşünür denilebilir..."
Spinoza, gerek ruhun, gerekse şeylerin kendi kendisinin bilgisine
sahip olmalarını zorunluluk ilkesinin gereği olarak görmektedir. Bu bir
çeşit "kim nefsini bilirse Rabbini bilir" kelâmının Spinoza'ca yorumudur.
Spinoza'ya göre her kim kendisini, kendi duygulanışlarını açık ve seçik
bilirse. Tanrıyı sever ve kendisini, duygulanışlarını ne kadar iyi bilirse
Tanrı'yı o kadar iyi bilir. Demek oluyor ki, insan tikel şeyleri ne kadar
iyi bilir, eşyayı ne kafdar iyi tanırsa Tanrı’yı da, o kadar çok iyi tanır.
Ruhumuz bir çeşit ezeliliğe sahip şeyler gibi, kendi kendisini ve bedeni
bildiği nisbette zorunlu olarak Tanrı'nın bilgisine de sahiptir. Bu bilgi
sayesinde ruh Tanrı’da olduğunu ve Tanrı ile kendisini bildiğini bilir.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüsamettin Erdem
Tam adı:
Prof. Dr. Hüsameddin Erdem
Unvan:
Akademisyen, Din Felsefesi Uzmanı, Yazar
Doğum:
Ünye, Ordu, Türkiye, 1949
1949 yılında Ünye’de doğdu. İlköğrenimini Ünye Kaledere İlkokulunda, orta, lise ve yüksek öğrenimini ise İstanbul’da tamamladı. 30.06.1968 yılında İstanbul İmam-Hatip Lisesinden, 1969 da İstanbul Pertevniyal Lisesinden mezun oldu. 20.10.1972 de İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden, 05.06.1973 de İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1969-1974 arası Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında din görevlisi olarak, 1973-1974 arası İstanbul Ümraniye Lisesi, 1974-1977 arasında ise Adapazarı İmam-Hatip Lisesinde felsefe öğretmenliği ve idarecilik görevlerinde bulundu.
1 Temmuz-31 Ekim 1975 yılında kısa dönem yedek subay olarak askerlik hizmetini Isparta 40. piyade alayında gerçekleştirdi.
09.06.1977 de Konya Yüksek İslam Enstitüsüne Sistematik Felsefe ve Mantık asistanı oldu. 1982 de Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesine Sistematik Felsefe ve Mantık Öğretim Görevlisi olarak atandı. 24.01.1986 da “Sondevir Osmanlı Düşüncesinde Ahlak” adlı çalışmasıyla Sistematik Felsefe Bilim Dalında “Felsefe Doktoru” payesi aldı. Aynı yıl 30.04.1986 tarihinde Din Felsefesi ve Mantık Anabilim Dalında Yardımcı Doçentlik kadrosuna atandı. 12.10.1989 da aynı anabilim dalında doçentlik unvanını aldı ve 13.11.1995 tarihinde ise Din Felsefesi Anabilim Dalında profesörlük kadrosuna atandı.
İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı ve Yardımcılığı, Felsefe Tarihi, Mantık, İslam Felsefesi, Din Felsefesi Anabilim Dalı Başkanlıkları, Necmettin Erbakan Üniversitesi Senato Üyeliği, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği, Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği yaptı ve halen bu görevleri devam etmektedir.
Bekar ve iki çocuk babası olan Prof. Dr. Hüsamettin ERDEM, Fransızca ve Arapça bilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 3 okur okuyacak.