Hüsen Portakal

Hüsen Portakal

YazarÇevirmen
8.4/10
83 Kişi
·
127
Okunma
·
0
Beğeni
·
147
Gösterim
"Düşüncelerimizin en iyi aynası yaşamlarımızın akışıdır."

Kendi düşüncemizi başkalarının düşüncesiyle zenginleştirmeyi bilmekten yana olan ve bunun yollarını gösteren yazarın kendisiyle olan diyaloglarında çoğunlukla duygu ve düşüncelerimin tam karşılığını buldum. Bazı zamanlar ise çatıştı düşüncelerim kendisiyle ama tüm bunları yaşarken aynı zamanda kendimi keyifli bir sohbetin ortasında hissettim. Yazarın istediği de tam olarak bu zaten, düşüncenin çemberleri kolay kolay kırılmıyor diğer türlü.

Onun, "Dünya ile akrabalığımı kendi milletimle akrabalığımdan üstün tutuyorum." düşüncesi, kendi benliğiyle yola çıkıp kendine varmaya çalışırken aynı zamanda her insana dokunabilmesinin açıklaması sanki. "Kitabımı az insanlar ve az yıllar için yazıyorum" diyor Montaigne, bulunduğu dönemdeki diliyle sadece elli yıl dokunabileceğini düşünüyor tespitlerinin insanlara. Ama yine de ekliyor; "Bakmasını bilen bu anılarımda her şeyi söylediğimi, gösterdiğimi görür." Gözleriyle gördüklerini aktarırken bir çok filozofun düşünceleriyle de süslüyor eserini, bazen de onların sözlerinden yola çıkıyor. "Kendini tanı" ve "Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir doğanın kölesi olma." dersi Montaigne'den alabileceğim en güzel derslerden sadece ikisi. Kitapta işaret konulacak, üzerinde düşünülecek o kadar güzel tespitler var ki yılların üzerinde biriktirdiği tüm deneyim raporlarını önümüze sunmuş gibi gerçekçi yazdıkları...İnsan yaşamının derinliklerinde genel başlıklar halinde geziniyor olması okuma tadını arttırıyorken buna yazarın akıcı ve gündelik hayatta kullanılan sade dili eklendiğinde ortaya çıkan samimi eserin hiç bitmemesini istiyorsunuz.

Başta bu eserden başka kitabı olmadığını öğrendiğimde şaşırmıştım ama kitap bittikten sonra şaşkınlığım yerini anlayışla çelişen insani bir doyumsuzlukla "keşke"ye bıraktı. Keşke daha fazla serüvenlerine tanık olma şansımız olabilseydi.

"En iyisi gençlerde öğrenme hevesini ve sevgisini uyandırmaktır, yoksa kitap yüklü birer eşek yaparız onları. Kırbaç zoruyla bilim dolu bir çanda taşıtıyorlar onlara; oysa bilimi evimizde saklamak yetmez, evlenmek gerek onunla." sözüyle yaşıyor olsa kendisini Milli Eğitim Bakanı yapmak isteyeceğimiz bu adamın eserine geç kaldığım için üzüldüm açıkçası. Ama her kitabın bir zamanı vardır düşüncesi beni bu üzüntüden çekip çıkardı, daha fazla geç kalmamış olduğum için yerini sevince bıraktı. Geriye sadece onun öğretilerini öğütüp benimsemek kaldı...

Başucu kitaplarım arasında yerini alan, herkes için yaşam rehberi olabilecek düşünce ve bilgilerin bir araya geldiği, gözüm kapalı tavsiye edebileceğim, dolu dolu bir eserle karşı karşıyasınız.

Keyifli okumalar.
Hayatı karşınıza koyan çok kaliteli kitaplardan biridir. İnsan varlığını öyle bir şekilde anlatıyor ki, insan insan olduğunun farkındalığını yaşıyor ve idrak ediyor.
Kitap okurken beğendiğim bölümlerin altını çizmeyi küçük Notlar almayı çok severim . Bu kitabı okurken bu konuda zorlandım çünkü bana kalsa bütün kitabın altını çizebilirdim. Kitabın tamamını beğendim. Tabii ki katılmadığım bazı fikirler de oldu ama genel olarak beni etkileyen bir kitaptı.

Küçük adama bir sesleniş bu kitap . Küçük adama aklını başına topla diyor. Onu büyük adamlarla kıyaslıyor. Bir çok konuya değinmiş. Ama beni en etkileyen bölümler kölelikle ilgili olan bölümlerdi. Okudukça bir şeyler katan bir kitap. Sevdiğim çok bölüm var ama sadece bir kısmını alıntı olarak ekledim. Çünkü bazı bölümler bir sayfa. Bir kitabın incelemesini yaparken ilk defa zorlanıyorum . Kısacası okuyun derim . İnsana kendini sorgulatan peki ya ben küçük adam mıyım ve bundan benim haberim yokmu dedirten bir kitap.


Wilhelm reich hakkında bilgisi olmayanlara araştırmalarını öneririm . Bu kitaptan sonra ben merak edip küçük bir araştırma yaptım ve kısaca bahsetmem gerekirse Wilhelm Reich psikiatristtir . Deneyleri ve fikirleri olmuş . Araştırmaları yol edilmiş . Kısacası bastırılmaya çalışılmış bir bilim insanı. Hapse dahil atılmış . Ölüm sebebi ise kalp krizi . Hapisten çıkmak için kefaretle tahliye istiyor ve bu isteğinden bir kaç gün sonra kalp krizinden ölüyor .
İlyada destanının konsantre versiyonu denilebilir. Arka kapakta yazdığı gibi İlyada Destanını okumanıza pek gerek kalmıyor. Bir kitabın anlattığı kitabın okunmasını gereksiz kılması ve bunu olumlaması sevimsiz gibi dursa da kısa ama özü anlatması anlamında başarılı diyebilirim.
Sigmund Freud’un en önemli öğrencilerinden ve psikiyatri tarihinin en radikal isimlerinden biri olan Wilhelm Reich’ in ünlü kitabı Dinle Küçük Adam... 1945’te yayımlanmış bir makale veya okuyucuyla sohbet olan bu kitabın defalarca okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. İnsanın hatalarıyla yüzleşmesini sağlıyor ve cümleleri bir tokat gibi yüzünüze çarpıyor. Yazar başta kendi olmak üzere bütün küçük adamlara sesleniyor. Hepimizin içinde bulunan ama egolarımızdan dışarı çıkamayan o küçük adamlara(kadınlara) sesleniyor. Çoğu insanın hayatını değiştiren ‘Dinle Küçük Adam’ın benim de hayatımda sürekli alıntılarını yapacağım bi kitap olduğunu belirtmek isterim. Sizi etkileyen ve ağzınızı yüzünüzü kırıp tekrar dünyaya bırakan bu ‘küçük’ kitabı yüreği yetenlere tavsiye ederim.
Birçok kitap okudum. Şaşırdım, sevdim, benimsedim...Ama bir kitaptan bu kadar dayak yiyeceğim hiç aklıma gelmezdi.

İkinci dünya savaşı insanlığın başına gelmiş en büyük felakettir. O dönemde yaşamış olan yazarlara, bilim insanlara kulak vermek gerek. İnsanda bitmek bilmeyen hırs ve yıkıcılığın sebeblerini alıntıyla sonlandırmak istiyorum.

Dinle küçük insan!

Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın, sonunda sen ve senin gibiler, genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz, sonunda, ilk kez kendi içine baktığında, varlığının korkunçluğu ve çirkinliği, ince, zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. Sonra, yavaş yavaş gidecek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi, dostunu , yaşamın sevgi, çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin, onu anlamayı ve ona saygı duymayı öğreneceksin. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın futbol maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın; ormanda düşüne düşüne yürümenin, sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu, iyileştirmenin öldürmekten, sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın.
15 yy. dan günümüze taptaze fikirler...
Adaletle dağıtıldığına inanılan tek şey akıldır!
bir deli bile aklından memnundur. diyordu..
Psikanaliz ve travma hakkında bilgi sahibi olanların okuması isabetli olur.
Freud u tanımadan okumak biraz zor.
Sade ve basit dille anlatılan buna benzer eserler var açıkcası dili ağır geldi bazı noktaları defalarca okumam gereken bir kitap oldu.

freud ile mektuplaşmaları ilgimi çektiği için okudum...
''Denemeler'' baskıları arasında en iyi çevirisi.İnsanı özgür kılan,yaşam mücadelesinde özgün değerlerinden yola çıkıp tarihsel bir ufuk açıcı kült.
Kitabı bir yakınım hediye etti. Altını üstünü çizerek ve her yerine kendimce notlar alarak okudum. Geri dönüp tekrar okuduğumda ilk okuduğumda hissettiklerimi tekrar hissettirecek notlar...
Ve yazar, her konuya değinmiş ve samimi bir dille yazmış. Aynı zamanda bir konuyla ilgili birçok görüşe yer verdiğinden çok çelişkili ifadeler de vardır.

Hoşça bak zatına, kim zübde-i alemsin sen. - 'Her insanda insanlığın bütün halleri vardır.'

Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi ölecek gibi inlemeli oluyor?

Sokrates'e birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi demişler. O da: Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.

Ressamlardan öğreniyoruz ki ağlarken ve gülerken yüzümüzde beliren çizgiler ve hareketler aynıymış. Gerçekten, resim henüz bitmeden bakacak olursanız çehre ağlayacak mı, gülecek mi bilemezsiniz. Daha garibi var: Gülme son sınırına varınca gözyaşlarıyla karışır.

Hiçbir şeye şaşmamak: İşte budur, Numacius,
Seni mutlu kılıp mutlu tutacak olan

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüsen Portakal
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 127 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 157 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.