Hüseyin Özkan

Hüseyin Özkan

Tasarımcı
8.5/10
917 Kişi
·
3.215
Okunma
·
0
Beğeni
·
366
Gösterim
Adı:
Hüseyin Özkan
Unvan:
Tasarımcı
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
208 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Doğan Cüceloğlu'nun kitaplarıyla geç tanışmış olmanın üzüntüsü yaşıyorum. Ancak en azından Öğretmen Olmak kitabını zamanında okuduğumu düşünürek teselli buluyorum.
Sadece öğretmenlerin değil eğitim sisteminde kimler yer alıyorsa bu kitabı önyargılarından arınarak okumalı.
Kitapta konuşulanlar bilmediğimiz şeyler mi? Hayır. Ama biliyoruz ki insan olarak yaptığımız en büyük hatalardan biri de en basit ve en göz önünde olan şeyleri kaçırmamızdır. Genellikle yanıldığımız durumlar en çok bildiğimiz konular değil midir? Bu yüzden konuşulanlar için bilindik şeyler denilebilir belki ama önemsiz asla..
Kitabın en sevdiğim yanı ise bir şeyleri dikte etmek yerine vermek istedikleri mesajları sohbet havasında vermesiydi. Iki yakın arkadaşın samimi sohbetini okuyorsunuz. Bulundukları ortamda keşke ben de orada olabilseydim diyorsunuz.
Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kitabın merkezinde öğretmen var. Öğretmeni eğitimin öznesi olarak görüp öğretmen ve eğitim üzerine önemli düşünceler ve tespitler ortaya koyuyorlar.
Bazı şeyler vardır bir kere farkına vardınız mı başka türlü bakamazsınız olaya. Ben de bu kitapla bu deneyimi yaşadım. Öğretmen olmak ve Öğretmenlik yapmak. Bu iki ifadenin bu kadar farklı şeyleri temsil edebileceğini  hiç düşünmemiştim. Şimdi ise mesleğimi farkına vardığım bu ayrımı sürekli düşünerek icra edeceğim. Bunun için ne kadar teşekkür etsem azdır.
  "Öğretmen, bir insanın karakterinin ve geleceğinin yaratılmasına eşlik eden ve tanıklık eden kişidir." Yüklenen sorumluluk bu kadar büyükken sadece "Öğretmenlik yapmak" öncelikle o öğretmenin öğrencilerine daha sonra da içinde yaşadığımız topluma zarar verir.

Son olarak kitapta vurgulandığı için çok mutlu olduğum bir düşünceyi de belirtmek isterim.Bir toplumun gelişebilmesi için sadece mesleği öğretmen olanlara ihtiyacı yoktur. Öğrenmeyi ve öğrendiklerini paylaşabilmeyi ilke edinmiş ama mesleği öğretmen olmayan "Öğretmenlere" de çok ihtiyacımız var.
208 syf.
·2 günde·10/10 puan
Kütüphanede eğitim fakültesi dekanının bütün öğretmenlik okuyanlara okutulması için kütüphane müdürüne söylemiş ve başka bir kitap alırken bu kitapla tanıştım diyebilirim. Bir öğretmen adayı olarak üniversite üçüncü sınıfta bu kitapla karşılaşmak bana çok iyi geldi gerçekten, öğretmen nedir bunu çok iyi anlıyorsunuz bu kitabı okuyunca. Bir meslek olarak öğretmenlik yapmak ve öğretmen olmak arasındaki farkları bize anlatıyorlar. Kitabın içinden iki örnek vermek istiyorum bir kısımda bir öğretmen çocuğu azarlaması sonucu çocuk öğretmenden nefret etmiş hatta okulu bırakmıştır burda öğretmenliğin aynı zamanda bir insanın sadece eğitimine değil kaderine dokunduğumuzu belirtiyor. Çok üzücü ki genelde okulda ki öğretmenlerin tümü kazanç elde etmek yani bir meslek olarak yapmaktadır ve sinirlendiğinde bağırıp çağıran kişilerdir, birey - birey ilişkisi yerine öğretmen - öğrenci ilişkisi içerisinde olan öğretmenler oldukça fazla. Şuan dahi öyle öğretmenlerimin olduğunu söyleyebilirim üniversitede bile notla tehtit eden öğretmenler vs ne yazık ki var. Bir öğretmen hatası bir çocuğun kaderini olumsuz etkileyebilir... İkinci örnekte ise lise 2. Sınıf bir öğrencinin günlüğünden alıntı kısım koyulmuş. Çocuk ailesinde yaşanan olaylar sebebi ile o gün çok mutsuzdur ve sinirlidir. İlk derste bir hocası dikkatsizliğinden ona bağırıp çağırır ve kızar. İkinci dersinde öğretmen sınıfa girer ve derisini anlatıp gider hiç kimseyi umursamadan. Üçüncü öğretmen ise onunla çıkışta konuşmak istediğini belirtir ve ona bir derdi olup olmadığını sorar, bana anlatabilirsin diye yanında olur. Bu öğretmen onun kalbine dokunan hiçbir zaman unutamayacağı biri olarak kalacaktır o çocuk için. Kitapta öğretmen farkı olarak öğretmenlerin, öğretmenlik yapmak değilde öğretmen olmasına değinmektedir. Bir öğretmen adayı olarak bu kitabı okuduğumda kendimi daha değerli hissettirdi ve öğretmenlik mesleğinin ne kadar güzel bir meslek olduğunu bana tekrar hatırlattı. Kitabı tüm öğretmenlik okuyanların kesinlikle okumasını belirtiyorum ve onun dışında kurs öğretmenlerininde müzik kursları , spor kursları ve bir çok faaliyet türü kurslarda ki öğretmenlerin de okuması gerekli. İnsan hayatı boyunca sürekli öğrenecek ve öğretecektir, siz yeterki öğrenmeye açık biri olun. Bugün derste öğretmenimin belirttiği cümle ile incelemeyi tamamlıyorum "bir çobandan bile öğreneceğiniz bir sürü şey olacaktır siz yeterki öğrenmeye açık olun". Öğrenmeye açık tüm okurlara iyi okumalar.
186 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
İncelememi iki kısım olarak yapacağım.
I. Kısım:
Sherlock Holmes duymayanız yoktur sanırım. pek çok filmi ve dizisi mevcut. 1887'de başlayan ve tüm dünyanın tanıdığı meşhur dedektif Sherlock Holmes ve doktor Watson maceralarının ilk kitabı.
Polisiye kitaplara başlamayı düşünenler için iyi bir başlangıç olabilir. Holmes ile Watson'un nasıl bir araya geldiklerini öğrenecek ve Holmes'un kendine öz sezgisel yeteneğiyle küçük ayrıntılardan çıkardığı isabetli tahminlere hayranlık duyacaksınız. Su gibi akıp gidecek okuduklarınız.
II. Kısım
Birdenbire ne oluyoruz Sherlock Holmes nerede gibi şaşkınlık geçirdiğimiz Mormonlar bölümü. Bir an durup ben başka bir kitabımı okuyorum diyebileceğiniz kitabın ikinci kısmı. Kitabın kapağına bakıyorum, kitap doğru ama bu Mormonlarda nerden çıktı. Bana Sherlock Holmes'i geri verin. Aslında konu fena değil, bir başka kitap olsa zevkle okuyacağım bir konu. Fakat ben Sherlock okumak istiyorum. Bu yüzden kitabın bu sayfalarında okurken zorlanmadım dersem yalan olur. Neyse ki olaylar Sherlock Holmes'a bağlandı da rahatladım.
Son olarak Sherlock Holmes kitaplarına başlamak isteyenlerin başlangıç kitabı bu kitaptır.

Keyifli Okumalar...
208 syf.
Herkese merhaba,

Yeni bir kitap incelemesi ile birlikteyiz.
Kendini bu hayatta hem öğretmen hem de öğrenci hisseden herkesin okuyabileceği ve içerde bir yerlere dokunacak bir kitap diyerek başlamak isterim ilk önce..

Bir öğretmen olarak eğitim ile ilgili veya eğitime destek sağlayacak her türlü kaynak kıymetlidir, okunmaya değerdir diyip istifade etmeye çalışırım. Alınacaklar ve alınmayacaklar elbette olacaktır.

Öğretmen olunca öğrenciliğin daha yeni başladığını fark ediyor insan. Buna yaşam boyu öğrenme de diyebiliriz. İnsan yaşarken hep öğrencidir de diyebiliriz.
Hayattaki misyonumuz ne olursa olsun ister anne/baba ister bir komşu, ister bi akraba, fark etmez! Hepimiz birbirimizden bir şeyler öğreniriz ve birbirimize bir şeyler öğretiriz.
Öğretmenlik sadece bir meslek değildir. Hayattaki yaşam tarzıdır zannımca. Annelerimizi düşünelim: ilk harflerimizi, ilk şarkılarımızı, ilk adımlarımızı ve nicesini öğreten İNSAN, babalarımız mesela.... Çoğunun mesleği öğretmenlik de değil oysaki ama onlar ne güzel öğretmenler kıymetini bilene, başımızda oldukları için şükür edebilene.... Öğretmenler günü kutlanacak ilk insanlar onlar sanki ne dersiniz?

Kitap, insana bir farkındalık kazandırıyor ya da farkındalığını arttırıyor.
Herkese öğretmen gözüyle bakmak! Gözlem yeteneği ile hani leblebiden nem kapmak denir ya aynen öyle her şeyde bir sebep aramak ve görebilmek, algılayabilmek.
Öğretmenlik yapılmaz, öğretmen olunur diyerek ince ince işlemeye devam ediyor. Görmek gerekir her bir öğrenciyi, var olduklarının farkında olduğumuzu göstermek gerekir. Hissettirmek, kalbe dokunmak, ilk önce sevmek gerekir; kendini çevreni, aileni, işini. Yük değil yoldaş görmek gerekir herkesi.
Herkesin yaradılış gayesini sorgulamak bize düşmez, had bilmek gerekir. SAYGI gerekir SAYGI...!
Yöntem ve teknikten önce öğrencinin ADINI bilmek gerekir.

Kısacası, öğretmen olmanın çok kıymetli ve muhteviyatı derin bir meslek olduğunu kavramak gerekir.

Okuyunca istifade edilebilecek çok noktası olan bir kitap.
Okumanız tavside edilir.

Teşekkür ederim.
Hayırlı günler dilerim....
208 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
***
Öğretmenlere nutuk atmak yerine şöyle konuşsalar keşke... Eminim daha fazla yol alırdı öğretmenler ve öğretmenin peşinden gelen öğrenciler...

Öğretmene değerli olduğunu hissettiren güzel bir eser. Bu kitabı kimler okumalı? Bana kalırsa Eğitim Fakültesi Okuyan her öğrenci, mesleğinin ilk günlerini yaşayan bir öğretmen hatta mesleğinin olgunluk çağına erişmiş bir öğretmen ve kendini "öğretmen olmaya" adamış her insan. Ha bir de, öğretmenliğe tepeden bakan, saldıran, burun kıvıran ve kötü niyetli yaklaşan herkes.

Kitabın her bir bölümünü, ülke tarihimizde önemli yeri olan bir eğitimciye adamaları da kitabın niteliğini daha da arttırıyor.
***
"Eğitim bir cümledir" diyor İrfan Erdoğan. Öznesi öğretmen diyor. Öğretmene değer veriyor. Öğretmene verdiği değeri öğrenciye de veriyor. Özne aynı zamanda öğrencidir, diyor.

Eğitim-öğretim atmosferi içinde; teknolojik gelişmelerin olması, ders araç-gereçlerinin yenilenmesi, müfredatların yenilenmesi, sınıf ve okul ortamlarının düzenlenmesi vs. hiçbirinin öğretmenin etkisi kadar bir etki sağlayamayacağından bahsediyor. Ama ne yazık ki, eğitimle ilgili hemen hemen bütün değişiklikler öğretmenden kopuk bir şekilde yapılıyor. İşin dahası, yapılan değişikliklere öğretmenin kendini uydurması isteniyor.

Kitapta, antikçağda öğretmenden okuma, yazma, konuşma, hesap yapma gibi becerileri çocuklara (egemen sınıfların çocukları) aktarılması istenirmiş. Çocuklara telkin ve tavsiyelerde bulunması yasakmış. Çünkü öğretmen, o dönemde üst sınıf sayılmadığı için "öğretmen kim ki, bir soylunun çocuğuna değer ve dünya görüşü kazandırabilir" düşüncesiyle görülürmüş.

Şu anda da benzer şeyler yok mu? Yani öğretmen dersine girsin, konusunu anlatsın, idari işlerini yapsın, evraklarını eksiksiz tutsun... gibi sığ mesai anlayışla yönlendirilmiyor mu? Davranış kazandırmada, disiplin sorunlarına müdahale etmede, öğrenci velilerini sürecin içine katmada ve saymaya gerek olmayan birçok uygulamada "sen kimsin ki!" zihniyetiyle karşılık bulmuyor mu?
Başından sonuna kadar "öğretmenlik yapmak" ve "öğretmen olmak" kavramlarına dikkat çekiyor kitap. Öğretmen olmanın nedenini, nasılını, önemini anlatıyor. Öğretmenlerin eksik veya hatalı yanlarından bahsederken bile kırıcı üslup kullanmıyor. Son dönemlerde öğretmenlerin hasret kaldığı bir yaklaşım bu.

Kitaptan çıkardığım en önemli tespitlerden birisi; belirli bir yıla kadar süregelen ve konunun uzmanları, sahanın adamları kişilerce belirlenen eğitim felsefesinin günümüzde niteliksiz hale gelmesidir. 1948 ve 1968 tarihli eğitim programları günümüzün programlarından daha güçlü ve tutarlıydı. 1970'li yıllara kadar öğretmenlerin takip ettiği eğitsel kitap ve dergilerin sayısı oldukça fazlaydı. (Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı bir dönem hemen her öğretmenin okuduğu bir kitaptı.) Peki günümüzde? Her an tekrar değişebilecek bir eğitim ve sınav sistemi! Eskinin "Millet Mektepleri", "Köy Enstitüleri", "Öğretmen Okulları" bugün yerini "Atanamayan Öğretmenler'e" bırakmış.
***
"Türkiye'de, eğitime dair izlediği politikalardan ötürü seçim kazanmış veya kaybetmiş bir parti yoktur" düşüncesiyle zaten tablonun nedeni özetlemiş oluyor İrfan Erdoğan.
Doğru... Milletçe talep edilmeyen bir şey, neden önemsensin!
Milletin sıkıntılı olarak görmediği bir şey, neden geliştirilsin!
Milletin dertlenmediği bir şey için, Neden üzerine düşünülsün!
Bütün bir ulusun kaderi öğretmenlerin elindedir aslında. Ama işe kendimizden başlamamız gerek. Önce kendimizi geliştirmeliyiz. "İnsanın hayatı, kendini aştığı an anlam kazanır" düşüncesini şiar edinmeliyiz.

Öğretmen aynı zamanda öğrenendir. Daha çok öğrenmeli, daha çok çabalamalıyız. Kendini geliştirme yöntemleri olarak okumanın, yazmanın ve konuşmanın önemine vurgu yapılıyor. Benim gibi sadece konuşan, herhangi bir anlam ifade etmediğini bile bile konuşan biri için bir mesajdı bu. Artık daha fazla okumalı...
Öğrencilerin bir "can" olarak görülmesi gerektiğinden bahsediyor kitap. Onların bir öğrenci olduğu kadar farklı bir dünya olduklarını söylüyor. Kalbine ulaştığımızda düşüncelerini harekete geçirebileceğimizi ifade ediyor.

"Bütünlüğü ve ruhu varsa, sadece bir ders bile bir ömür boyu yetecek etki bırakır" düşüncesinin farkında olarak derse başlamalıyız.

Kitap için diyecek çok söz var. Ama son sözüm yine kitaptan olsun. "Bir ülkenin eğitimi, siyasi iktidarı elinde bulunduran gücün ideolojik dogmalarıyla değil, ülkenin genel kültürü içinde eğitim filozofları ve bilim insanlarının etkileşimiyle oluşmuş bir çerçevenin içinde yönlendirilmeli, gelişmeli, oluşmalı"
***
"Bu kitabı, eğitim sisteminin en önemli ve vazgeçilmez öğesinin öğretmen olduğunu söylemek için hazırladık"

İnsanın gururunu okşuyor gerçekten...
Teşekkürler Doğan Cüceloğlu. Teşekkürler İrfan Erdoğan

16.02.2021 - Allah rahmet eylesin Doğan Cüceloğlu
208 syf.
·22 günde
Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan'ın soru cevap konuşmalarından oluşan, bizlere öğretmen olmak ile öğretmenlik yapmanın derin farklarını gösteren, tüm öğretmenlerin, öğretmen adaylarının ve ailelerin okuması gereken teorik bir kitap.
208 syf.
·10/10 puan
Bu benim ilk kitap incelemem.

Bu kitabı üniversitenin ilk yılında okumayı düşünüyordum, kitabı okuma serüvenim son sınıfıma denk geldi. Kitap Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan'ın öğretmenliğe yükledikleri anlam adına yaptıkları sohbetlerden oluşuyor. Bu sohbetlerde sanki o masanın bir ucunda oturuyormuşum gibi hissettiren sürükleyici bir kitaptı. Kitapta öğretmen ve eğitim hakkında bir sürü tavsiye var ama en çok konuşulan konu "öğretmenlik yapmak ve öğretmen olmak" arasındaki ince çizgi tartışılıyor ve bu tartışma örneklerle okuyucuya sunulmuş. Ben öğretmenim diyen herkesin muhakkak kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap. Öğretmen arkadaşlarım okuması dileğiyle...

Kitapta en beğendim alıntı:

Öğretmen olmak, öğretmenlik yapmayı aşmak demektir. Çünkü öğretmen olmak, öğretmenin, belirlenmiş görevlerin ötesine geçip hissederek, yaşayarak, kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır, öğretmen olmak, öğretmenle öğrencinin birbirlerine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide, öğrencinin öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyettir.

Öğretmen olmak, daha derin bir sorumluluk almaktır, diyebiliriz sanırım.
208 syf.
·Puan vermedi
İki eğitimci arasında "Öğretmenlik yapmak" ile "Öğretmen olmak" arasındaki farkın sohbet havasında irdelenmesi ve bununla birlikte kitap, bu sohbetlerin eğitimde çığır açan kişilere ithaf edilmesi üzerinde ilerliyor.

Öğretmenlik yapmak: ders anlatıp geçmekten ibaretken, öğretmen olmak: çok daha fazlasıdır.

Öğretmen olmak demek:öğrencilerine birey olarak önemli olduğunu hissettiren, onları umursayan, öğrencilerinin mutluluğunu isteyen, öğrencilerine kendi gözünde değerli gören, öğrencilerini taşıdığı duygular yüzünden onları yargılamayan, onları olduğu gibi kabul eden, öğrencilerini evrenin vazgeçilmez bir parçası olarak gören ve bunun farkında olan ayrıca öğrencilerine güvenen, öğrencilerine emek ve zaman veren, öğrencilerine saygı duyan, onları seven, öğrencilerin güzelliklere layık olduğunu düşünen, öğrencilerinin arkasında olan gelişmeleri için elimden geleni yapan kimsedir.

Netice itibariyle çok uzatmadan kitap bu farkın netleşmesiyle son buluyor.
Okunmanız dileğiyle.. Sevgiyle kalınız. . ^_^.
205 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Çok geç tanıştım bu kitapla malasef ama daha da geç olmadan okudum ve umutla doldum. Sadece okulda değil, yaşamın her alanında, herkese esin kaynağı olacak bir eser..
Hiç ağır olmayacak bir dille sohbet halinde yazılmış. Mutlaka herkese tavsiye ederim..

Okuduğum kitaplarda etkilendiğim yerleri mutlaka işaretlerim ben ve bu kitabın her sayfasını her satırını işaretlemek istedim Diyeceklerim bu kadar.. :)
208 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
️️"Bence eğitim bir cümledir."
Bir cümle; özne, nesne, tümleç, zarf ve yüklemden oluşur. Eğitim de tıpkı cümle gibi, öznesi, nesnesi, tümleci ve yüklemi olan bir yapı veya sistemdir. Yani eğitim, belli unsurlardan oluşan ve bütünlüğü olan bir kompozisyondur. Ve bu bütünlüğün, idareciler, öğretmenler, ebeveynler, öğrenciler; geçmiş, bugün, gelecek; aile, toplum; ders kitapları, programlar ve teknolojik araç gereçler gibi unsurları vardır. Bence eğitim, işte budur. Yani bir cümle gibi, birbiriyle ilişkili öğelerden oluşan bir sistemdir.
️ Eğitimin en asli öğesi, bana göre öğretmendir. Çünkü öğretmen eğitimin başlatıcısı, geliştiricisi, uygulayıcısıdır.
️ "Eğitimde özne öğretmense, nesne de öğrenci mi aceba?"
Öğretmene yapılan özne vurgusu, haklı olarak, eğitimin unsurlarından biri olan öğrencinin de 'nesne' olduğuna dair bir çağrışım uyandırmaktadır. Ancak ben, öğrenciyi de 'özne' olarak görmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü öğretmenin varlığı doğrultusunda öğrenci de kendini ve davranışlarını değiştirerek özne pozisyonunu alabilir ve almalıdır da.
️ Kitap Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan'ın Eğitim, öğretim ve ÖĞRETMEN hakkında konuştukları sorular ve cevaplardan oluşuyor. Eğitimcilerin okuyup, yararlanabileceği bir eser. Ufuk açıcı, yenileyici ve destekleyici bir kitap olmuş. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Özkan
Unvan:
Tasarımcı

Yazar istatistikleri

  • 3.215 okur okudu.
  • 137 okur okuyor.
  • 1.766 okur okuyacak.
  • 54 okur yarım bıraktı.