İbn Hacer El-Heytemî

İbn Hacer El-Heytemî

Yazar
10.0/10
2 Kişi
·
6
Okunma
·
2
Beğeni
·
997
Gösterim
Adı:
İbn Hacer El-Heytemî
Unvan:
İslam alimi
Doğum:
Mısır
Ölüm:
1566
İbn Hacer el-Heytemî, 909/1503 yılında Mısır'da doğmuş Şafiî ulemâ­sından bir zâttır. Dedelerinden biri çokça sustuğundan dolayı taşa benzetilmiş, "hacer" nispesi oradan gelmiştir. Çeşitli İlimlerde eseri bulunan Heytemî 974/1566'da vefat etmiştir.
Heytemî, el-Fetâvâ'l-hadîsİyye adlı eserinde her zaman Resûlullah (s.a.) ile yakaza halinde görüşmenin, ondan ilim almanın mümkün olduğunu be­lirtmiş, daha önce İsimlen geçen Bârizî, (ö.438/1046), Gazâlî (0.505/ 1111), İbn Ebî Cemre (Ö.699/1300), Tâc es-Sübkî (Ö.711/1311), Afif el-Yâfiî (0.768/ 1363) gibi âlimlerin bu fikirde olduklarını söylemiştir.
Hatta bir velinin hazır bulunduğu bir mecliste, fakihin biri bir hadis ri­vayet etmiş, o veli de "Bu hadisin aslı yoktur" demiştir. Orada bulunanlar, bunu nereden bildin? diye sormuşlar, bunun üzerine o veli:

İşte Nebiyy-i Ekrem (s.a.) burada duruyor ve ben böyle birşey deme­dim buyuruyor" diye cevap vermiştir. O sırada perde kalkmış, fakih de bu gerçeği görmüştür. Heytemî, bu olayı anlatmakla yetinmiş, keşifle tashih e-diimeyen bu hadisin hangi hadis olduğuna dair bir açıklamada bulun­mamıştır.
Gerçekten Resûlullah (s.a.)'i yakaza halinde yani uyanık halde görmek mümkün müdür? Bir kısım âlimler bunu imkan dahilinde görmezken bir kıs­mı da bunun mümkün olabileceğini iddia etmişlerdir. Heytemî, bunun ger­çekleşebileceğini doğrusunun da bu olduğunu savunmuş, Buhârî'nin Sa-hîh'inde zikredilen "Beni uykuda gören uyanıkken de görecektir hadisini delil göstermiştir. Nitekim Gazâlî, el-Munkız mine'd-dalâl adlı eserinde sûfilerin yakaza halinde melekleri, peygamberleri görebileceklerini seslerini İşitebileceklerini ve onlardan bir takım şeyler öğrenebileceklerini söylemiş, [998] öğrencisi İbnü'l-Arabî (ö.546/1151) ve diğer âlimlerden İbnü'1-Hâc (0.737/ 1336) da Peygamber (a.s.)'ı yakaza halinde görmenin zorluğunu kabul et­mişler, fakat bunun mümkün olduğunu belirtmişlerdir.
Hz. Peygamber ile yakaza halinde görüşebilmek zor bir durum olmakla birlikte bu hal her mümin için geçerlidir. Onu görebilmek için belli bir ilim seviyesinden daha ziyade onun şeriatına ve sünnetine bağlı muttaki bir kul olma şartı yeterlidir. İşte Abdülaziz ed-Debbağ bunlardan biridir.
Kökü sabit olan güzel bir ağacın dalları ve yaprakları göğe doğru ne derece yükselse ve meyvelerinden halk ne kadar faydalansa, madenki bu meziyet ve fayda hep o kökün sabit ve sağlam oluşu sayesindedir, o zaman gerçek şeref de yine ona aittir.
İlim ve Alim - İmam-ı Azam Ebu Hanife 

Büyük İmam

EBU HANİFE(r.a.)

(699-767)

Ebu Hanife(r.a.), üstün zekâsı, ilmî şahsiyeti, örnek ve mücadele dolu hayatı ile tanınan büyük bir İslam âlimidir. Bu özelliklerinin yanı sıra fıkıh bilgisi ve birçok konuda pratik çözümler sunmasından dolayı ona “Büyük İmam“ anlamına gelen İmam Azam lakabı verilmiştir. Kûfe şehrinde doğan Ebu Hanife(r.a.) Irak’ın ünlü âlimlerinden ders aldı. Küçük yaşta Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu. Arapça, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Edebiyat gibi birçok ilmi öğrendi. Hocası Hammad bin Ebu Süleyman’ın vefatı üzerine onun yerine geçti ve ders vermeye başladı. Kısa sürede ünü tüm ilim çevrelerinde yayıldı. Ticaretle de uğraşan Ebu Hanife, ömrünün büyük bir kısmını ilim öğrenmek ve öğrenci yetiştirmekle geçirdi. Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Züfer gibi müc*tehid düzeyinde birçok talebe yetiştirdi.

İmam Azam Ebu Hanife(r.a.) fıkhî meseleleri öğrencileriyle tartışarak birlikte hüküm verirdi. Ayrıca olması muhtemel olaylar üzerinde de düşünerek çözümler üretirlerdi. Bütün bu tartışmalar sonucunda ortaya çıkan görüşler, Ebu Hanife’nin öğrencileri tarafından yazıya geçirilmiştir. Onun Kur’an-ı Kerim’den ve Peygamberimizin hadislerinden yola çıkarak geliştirdiği ekole Hanefi mezhebi adı verilmiştir. Hanefilik başta Türkiye ve Balkanlar olmak üzere İslam dünyasının pek çok yerinde yaygınlaşmıştır.

İmam Azam Ebu Hanife(r.a.), bir konuda hüküm vermek ve amel etmek için Allah’ın kitabındakini alır kabul ederim. Onda bulamazsam Hz. Peygamberin güvenilir âlimlerce bilinen ve meşhur olan sünnetiyle amel ederim. Onda da bulamazsam sahabeden dilediğim kimsenin reyini alırım. Fakat diğer âlimlere gelince bir ilim adamı olarak ben de onlar gibi içtihat ederim, derdi.


Güzel ahlak sahibi olan İmam Azam(r.a.) ilme ve ibadete düşkün biri idi. Kırk sene boyunca gecelerini ibadet ve ilimle geçirmesi hafızalarımızdan silinmeyen güzel bir kulluk örneğidir.

Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı bağlı olan Ebu Hanife(r.a.) derin fıkıh bilgisine sahipti. O, inandığını ve doğru bildiğini söyle*mekten asla geri durmamıştır.

Ebu Hanife(r.a.), inançları için mücadele etmekten çekinmeyen güçlü bir kişiliğe ve cesa*rete sahipti. Bu nedenle onun hayatı hep mücadelelerle geçmiş, bu uğurda bir*çok sıkıntı ve eziyet çekmiştir.

Emeviler ve Abbasiler döneminde yöneticilerin yaptıkları haksızlıklara açıkça karşı çıkmıştır. Onların yan*lışlarını her zaman ve şartta söylemekten çekinmemiştir. Nitekim Abbasi Halifesi el-Mansur, kendi saltanatını meşrulaştırmak için İmam Azam’a Bağdat baş kadılığını teklif etmiş ancak İmam Azam, tüm baskılara rağmen bu görevi kabul etmemiştir. Bunun üzerine hapse atılmış, işkence görmüş ve dövülmüştür. Kısa süre sonra da şehit olmuştur. İmam Azam Ebu Hanife’nin kabri Bağdat'tadır.


Ebu Hanife’nin, inanç esaslarını anlatan el-Fıkhu’l-Ekber, Ehl-i Sünnet'in görüşlerini açıklayan el-Alim ve'l-Müte'allim; talebeleri tarafından Ebu Hanife'den ri*vayet edilen hadisleri ihtiva eden el-Müsned gibi eserleri vardır. Onu örnek almak ve onun gibi kul olmak duasıyla…

Allah ondan razı olsun. 

Yazarın biyografisi

Adı:
İbn Hacer El-Heytemî
Unvan:
İslam alimi
Doğum:
Mısır
Ölüm:
1566
İbn Hacer el-Heytemî, 909/1503 yılında Mısır'da doğmuş Şafiî ulemâ­sından bir zâttır. Dedelerinden biri çokça sustuğundan dolayı taşa benzetilmiş, "hacer" nispesi oradan gelmiştir. Çeşitli İlimlerde eseri bulunan Heytemî 974/1566'da vefat etmiştir.
Heytemî, el-Fetâvâ'l-hadîsİyye adlı eserinde her zaman Resûlullah (s.a.) ile yakaza halinde görüşmenin, ondan ilim almanın mümkün olduğunu be­lirtmiş, daha önce İsimlen geçen Bârizî, (ö.438/1046), Gazâlî (0.505/ 1111), İbn Ebî Cemre (Ö.699/1300), Tâc es-Sübkî (Ö.711/1311), Afif el-Yâfiî (0.768/ 1363) gibi âlimlerin bu fikirde olduklarını söylemiştir.
Hatta bir velinin hazır bulunduğu bir mecliste, fakihin biri bir hadis ri­vayet etmiş, o veli de "Bu hadisin aslı yoktur" demiştir. Orada bulunanlar, bunu nereden bildin? diye sormuşlar, bunun üzerine o veli:

İşte Nebiyy-i Ekrem (s.a.) burada duruyor ve ben böyle birşey deme­dim buyuruyor" diye cevap vermiştir. O sırada perde kalkmış, fakih de bu gerçeği görmüştür. Heytemî, bu olayı anlatmakla yetinmiş, keşifle tashih e-diimeyen bu hadisin hangi hadis olduğuna dair bir açıklamada bulun­mamıştır.
Gerçekten Resûlullah (s.a.)'i yakaza halinde yani uyanık halde görmek mümkün müdür? Bir kısım âlimler bunu imkan dahilinde görmezken bir kıs­mı da bunun mümkün olabileceğini iddia etmişlerdir. Heytemî, bunun ger­çekleşebileceğini doğrusunun da bu olduğunu savunmuş, Buhârî'nin Sa-hîh'inde zikredilen "Beni uykuda gören uyanıkken de görecektir hadisini delil göstermiştir. Nitekim Gazâlî, el-Munkız mine'd-dalâl adlı eserinde sûfilerin yakaza halinde melekleri, peygamberleri görebileceklerini seslerini İşitebileceklerini ve onlardan bir takım şeyler öğrenebileceklerini söylemiş, [998] öğrencisi İbnü'l-Arabî (ö.546/1151) ve diğer âlimlerden İbnü'1-Hâc (0.737/ 1336) da Peygamber (a.s.)'ı yakaza halinde görmenin zorluğunu kabul et­mişler, fakat bunun mümkün olduğunu belirtmişlerdir.
Hz. Peygamber ile yakaza halinde görüşebilmek zor bir durum olmakla birlikte bu hal her mümin için geçerlidir. Onu görebilmek için belli bir ilim seviyesinden daha ziyade onun şeriatına ve sünnetine bağlı muttaki bir kul olma şartı yeterlidir. İşte Abdülaziz ed-Debbağ bunlardan biridir.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.