İbn-i Haldun

İbn-i Haldun

Yazar
9.0/10
121 Kişi
·
363
Okunma
·
261
Beğeni
·
9.835
Gösterim
Adı:
İbn-i Haldun
Tam adı:
Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî
Unvan:
Tarihçi, Yazar
Doğum:
Tunus, Tunus, 27 Mayıs 1332
Ölüm:
Kahire, Mısır, 19 Mart 1406
Eski ve soylu bir ailenin çocuğu olan İbni Haldun 27 Mayıs 1332'de Tunus'ta dünyaya geldi. Gençlik yıllarında dönemin ünlü hocalarından fıkıh, hadis, tefsir, akaid, mantık, felsefe, matematik, tabiat bilimleri, dil bilimleri, şiir ve edebiyat dersleri almıştır. 20 yaşında iken ülke yönetimini elinde tutan Beni Hafs hanedanından Sultan Ebu lshak'ın katipliğine getirilmesiyle de siyasi hayatı başlamıştır. Bu dönemde Fas Emin Ebu İnan kendisini bilim meclisine kabul etmiştir. 1362 senesinde İspanya'ya giderek eski bir dostu olan Gırnata Emiri Ebu Abdullah Muhammed'in hizmetine girmiştir. Bir süre sonra Kuzey Afrika'ya dönerek Bicaye'de başvezirlik makamına getirilmiştir. Bunun yanında ilmi çalışmalarını da devam ettirmiştir.

1366 yılındaki yönetim değişikliği üzerine de görevinden ayrılarak kabileler arasında dolaşmaya başlamıştır. Daha sonra 1374 yılında İspanya'ya geri dönmek zorunda kaldı. Ancak siyasi sürtüşmeler nedeniyle ülkeden çıkarılarak yeniden Afrika'ya gönderildi. Siyasi çalkantılardan bıkıp usanan İbni Haldun, bu dönemde İbni Selame denilen bir kaleye yerleşmiştir. Kendisini bütünüyle ilmi çalışmalara vererek ünlü eseri Mukaddime'yi 1374 senesinde burada tamamladı. 1382 senesinde Mısır'a giderek Kahire'de bulunan medreselerde müderrislik yapmaya başladı. Aynı zamanda Hicaz, Kudüs ve Suriye'ye de seyahatler düzenledi. İbni Haldun 1406 senesinde Kahire'de hayatını kaybetti.

ESERLERİ

Kaside-i Bürde şerhi
İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale
Kitab el-Mantık
Kitab el-Hisab
Marakeş sultanına yazılan bir risale
Şiire dair bir risale
Mukaddime
"Coğrafya kaderdir." der Ibni Haldun 1389 senesinde. Arz-ı kürenin en ihtişamlı, en gerçek lafıdır. Mukaddime'de geçer. Yani der ki, ırk diye, milliyet diye birşey yoktur. Coğrafya vardır. Yani der ki, güneş kime daha çok vurursa o kavruk olur, güneşi az gören beyaz kalır. Yani der ki, başka diyardan birini yargılamadan, onun coğrafyasında kendiniz doğmuş gibi düşünün. İbni Haldun bunu beyan ettikten yaklaşık 400 yıl sonra ademoğlu farklı diyarlarda doğduğu için birbirini katletmeye başladı. Farklı diyarlarda doğduğu için diğerlerini hor görmeye, kendini üstün tutmaya başladı. "Nerelisin?" sorusu literatüre girmiş en ayrılıkçı, en bedbaht sorudur. Ha soran olursa, ben dünyalıyım.
Benim çırpınışlarım sevinçten değildir.
Ele geçirilmiş kuş da çırpınır.
Umursamazlığım da sevincimden değil.
Bazı olayları hatırlamamdandır.
Halk, hükümdarın dinindendir. Hükümdarın alışkanlık ve huyları onlara da geçer.
İbn-i Haldun
Sayfa 95 - İlke Yayıncılık
Alınan çok gıda vücutta işe yaramaz fazlalıklar ve kötü artıklar meydana getirir. Bu çeşit artıklardan vücut orantısız bir şekilde genişler; şekil çirkinleşir. Bu gıdalardan meydana çıkan bozulmuş kötü sıvıların beyne gitmesiyle zihinler ve fikir körleşir. İdrâksizlik, gafillik ve itidalden ayrılma ortaya çıkar.
İbn-i Haldun
Sayfa 205 - I. cilt, Beşinci Mukaddime. İlgi Kültür Sanat Yayınları, dördüncü baskı, 2017: İstanbul.
... bazen az miktarda şer olmadan çok miktardaki hayrın varlığı tam olarak gerçekleşmeyebilir.
Bir devlette halka yükletilen vergilerin miktarı az olursa, ahâli çalışarak servet kazanmaya heves eder, ülke kalkınır.. Devleti idare edenlerin israfı, refah ve bolluğa alışması arttıkça ihtiyaç ve masraflar derece derece artar. Halka yüklenen vergiler derece derece ağırlaşır, halk da buna dayanmaya alışır. Vergiler derece derece ve yavaş yavaş arttığı için halk da, bunları toplayan da, açık olarak artış nispetini bilmez.
"Devlet askerle korunur, asker para ile beslenir, mal haraç ile elde edilir, haraç memleketin mamurluğu ile temin olunur, memleketin mamurluğu ise adalet iledir, adalet ise valilerin hâllerini ıslahla, vâlilerin ve memurların hâllerini ıslah da vezirlerle olur, hükümdarın tebaasının durumunu bizzat kendisi yoklaması, bunların hepsinin başında gelir."

İbn Haldun, Mukaddime. I. Cilt, s. 116
İbn-i Haldun
Sayfa 116 - İlgi Kültür Sanat Yayınları, I. Cilt, 4. Baskı, 2017: İstanbul.
1254 syf.
Uzun zamandır okumak istediğim ve bugün okuduğuma şükrettiğim,ilmine,düsturuna ve diline hayran olduğum bir kitap.Sebepleri en mucizevi zamanlarda izhar eden Mevlâ'ya teslimiyette ne kadar aciziz.

Siyaset felsefesi pek çoğumuzun ilgi duyduğu edebi mevzularda hep gerilerde kalmışsa da,bu eserde devlet kurma,yönetme,yönetilme,insanın toplumda ki yeri,toplumun insanın dünyasında ki gözden kaçan ehemmiyeti,kişisel ve sosyal iradenin zamanla uzun seferi gibi başlıkları sahih gerçeklerle ve Kuran-ı Kerim'in billur akisleriyle sunuyor bizlere İbn-i Hâldun.

Zor bir eser,zorluğu kapalı anlatımında değil,pek çok araştırmaya ve okumaya kapı açmasında.Belki de birikimi olan insanlar için çok daha okunaklı ve akıcıdır ama benim gibi çok eksiği olan birine pasaj pasaj üzerinde düşünme ve anlama gerekliliği doğurduğu muhakkak...

İbn-i Haldun cümlelerini,bir uzvu gibi emanet kabul edip,bunu her sayfada hissettiriyor.Samimiyeti tevazusunda hissediyor ve bilgisizliğinize rağmen ahkâm kestiğiniz anlardan hicap ediyorsunuz.

Gayb-i bilgi,rüya ve keramet mülahazaları hakkında da sizi tatmin edecek bilgileri bulacağınız "Mukaddime" dönüp dönüp bu konuda ne diyordu denebilecek bir ilmihâl...

Dili ziyadesiyle duru ve sade...

Şimdiden Ömrünüze hayırlar ve feyizler getirmesi temmennisiyle...ve İbn-i Haldun'un nasihati ile...

"Allah'ın ilmi herşeyin üstündedir."
1254 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10
Mukaddime adlı eser Arap dünyasında etki yaratmasa da Osmanlı Tarihi anlayışını derinden etkiledi. Osmanlı tarihçileri Osmanlı Devleti'nin yükselişi ve çöküşünü İbn-i Haldun'un teorileriyle analiz ettiler 19. yüzyıldan itibaren Avrupalı tarihçiler tarafından keşfedildi ve eserleri büyük ilgi gördü.Toynbee, yıllar sonra İbni Haldun için şöyle dedi:"herhangi bir zamanda, Herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından yaratılmış, en büyük tarih felsefesinin sahibi.".
392 syf.
·9/10
İbn Haldun Arap dünyasından çıkan en büyük mütefekkirlerden olup tarih felsefesinin ve sosyolojisinin kurucusu kabul edilmektedir. 1332 yılında Tunus'ta doğmuş, bir ilim beldesi olan Endülüs ve daha sonra tekrar Tunus'ta yaşamıştır. Yazarı olduğu yedi ciltlik bir tarih kitabı olan Kitabü'l İber ve özellikle onun önsöz ve giriş bölümünden oluşan Mukaddime ile haklı bir şöhretin sahibi olmuştur. Mukaddime'nin önemi daha önce hiç kimsenin uzerinde arastırma yapmayı düşünmediği bir bilim alanı olan ve yazarın ümran ilmi adını verdiği sosyolojiyi temellendiren bir kitap olmasıdır. Mukaddime iki cilt altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci cilt ilk üç bölümü içermektedir ve şimdi bu ciltle ilgili notlarımı ve görüşlerimi maddeler halinde çok özet olarak açıklamak istiyorum.

1) Yazara göre tarih; efsaneler, mitler ve hurafelerden arındırılmalıdır. Akıl yürütmeye sıklıkla basvurularak tarihi rivayetler kritik edilmeli ve böylece hakikate ulaşmaya çalışılmalıdır.

2) Yazar her olayın ve halin kendine mahsus bir tabiatı oldugunu ve olayların içtimai (sosyal) hayatın tabiatına uyup uymadığının, böyle bir şeyin gercekleşme ihtimalinin olup olmadıgının incelenmesi gerektiğini söylemektedir.İste bu inceleme ancak yeni bir bilimin konusu olabilir ki bu bilim sosyolojidir.

3) Yazara göre her beşer için içtimai hayat bir zorunluluktur yoksa insanlar en temel ihtiyaçlarını gideremeyecekleri icin yaşayamazlar. İnsanlar yaşamak için toplumsal yardımlaşmaya muhtaçtırlar.

4) Yazar, ictimai hayat kurulduktan sonra insanların kendilerini birbirlerinin saldırganlığından korumak için bir yöneticiye ihtiyaç duyduklarını belirtiyor. Hükümdarlığa ihtiyacın insanlar için tabii bir özellik oldugunu dile getiriyor.

5) Yazara göre iklimin insan karakteri üzerinde önemli bir etkisi vardır. Ilıman iklimde yaşayan insanlar en mukemmel insanlar olup uygarlık bakımından da oldukca gelişmiştirler. Ilıman iklimlerde yaşamayan insanlar hem insanlık hem de uygarlık bakımından geridir. Tabi bu görüşlerin günümüzde geçerliliğini kaybettiğini belirtmeliyim. Günümüz Kuzey Avrupası'nın gelişmişliği ve ılıman kuşakta yer alan birçok ülkenin geri kalmışlığı iklimin etkisinin eski önemini kaybettiğini göstermektedir.

6) Yazara göre beslenme tarzı da insan karakterini etkiler. Bol gıdaya sahip olan verimli ülkelerde yaşayan milletler daha azla yetinen milletlere gore zihinsel olarak geride kalmıştır. Cünkü fazla beslenme vücudun dengesini bozar ve beyni kuvvetsizleştirir. Tabi bu konu da tartısmaya oldukca acıktır.

7) Yazar ilginc bir sekilde madenlerin bitkilere, bitkilerin hayvanlara ve hayvanların insanlara dönüsebilme potansiyelleri oldugundan ve hatta bunun derece derece gercekleştiginden bahsetmekte ve gününüz evrim nazariyesine yakın görüşler öne sürmektedir. Yazara göre nasıl hayvan icin bir sonraki aşama insanlıksa insan icinde bir sonraki ulasılacak asama melekliktir. Her şey bir tekamül halindedir.

8) Yazar asabiyete (akrabalığa) büyük onem vermekte, onu toplulukları birarada tutan en güçlü unsur olarak görmektedir. Yazar soy ve akrabalık baglarını daha iyi korudugunu düşündüğü bedevileri(göcebeler) hem asalet, hem cesaret hem de zihinsel bakımdan neseplerinin bozuldugunu düşündüğü hadarilere (şehirlilere) üstün tutuyor. Yazarın eserinde sıklıkla hadarileri eleştirmesi ve bedevileri övmesi dikkat çekiyor.

9) Yazar tüm siyaset teorisini asabiyet (akrabalık) üzerine kurmakta, devletlerin ancak asabiyet sayesinde kurulup büyüyebileceğini ve asabiyet bağları zayıflarsa yıkılacağını bildirmektedir. Ama bu görüş günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Cumhuriyet ve demokrasi ile yönetilen ülkelerde asabiyet eski önemini kaybetmiştir.

Mukaddimenin birinci cildindeki İbn Haldun'a ait teoriler incelendiğinde bazılarının çağının oldukça ilerisinde olduğu ve günümüzde de geçerliliğini koruduğu ama bazılarının günümüz modern dünyasında geçerliliğini kaybettiği görülmektedir. İbn Haldun'un Mukaddime'sinin ilk cildini okumak bu büyük düşünürün daha önce yüzeysel olarak aşina olduğum bazı fikirlerine derinlemesine nüfuz etmemi ve İbn Haldun'un büyüklüğüne bizzat şahit olmamı sağladı ve oldukca faydalı bir okuma oldu. Sosyoloji ve tarihe ilgi duyan herkese Mukaddime'yi okumalarını tavsiye ederim.
1358 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Mukaddime'yi okumadan önce merak içindeydim. Okumaya başlayınca merakımı korumakla birlikte anlatıldığı gibi bir eser olmadığını gördüm. Belki de eser hakkında fazla abartı var. Ben de abartılara kapıldım. Anlaşılan. Yine de okunması gereken bir eser.

Her şeye rağmen eserde dikkatimi çeken üç nokta oldu. Birincisi coğrafyanın insan üzerindeki etkisi. Önemli bir nokta tarih boyunca da yaşanılan coğrafya insan yaşamı üzerinde etkili olmuştur. Türklerin savaşcılığı Arapların vahşiliği bu nedenle olmuştur.

Dikkatimi çeken ikinci nokta şeref sahibi kişiyi tanımlarken bir makama gelmiş kişiyi şeref sahibi oldu şeklinde tanımlamış. Bu doğru bir tanımlama değil. Şeref makamla mevki ile sahip olunacak bir şey değil. Şerefli insan geldiği makama şeref katar. Ancak şeref yoksunu kişilere makamların kattığı bir şey yoktur.

Üçüncü nokta ise eser Araplık duyguları ağır basılarak yazılmış onda yapacak bir şey yok. İbni Haldun Arap.
1662 syf.
·Beğendi·10/10
Büyük bir sosyolog, siyasetçi, tarihçi, hukukçu olan İbn Haldun un Mukaddime eseri tarih kitabi olan El İber eserinin giriş kısmını oluşturmaktadır.Çok geniş kapsamlı bir kitap.Kitapta Evrim Teorisi ile alakalı bir dipnot geçmektedir.Buradaki evrimi su şekilde değerlendirebiliriz diye düşünüyorum : Hayvana, melege özgü nitelikler ,istidatlarin insana geçmesi şeklinde.Yani İbn Haldundaki bu dönüşüm, varlıklar alemindeki bir türün başka bir türün özelliklerini taşıma yeteneğne sahip olmasıdır...Bu kitap ile ilgili yazılacak çok şeyler var.Her sayfasından pay çıkartabilecegimiz yerler bulunmakta.Bir kere okuma ile yetinilmemeli güzel bur okuma ile okunmalı diye düşünüyorum.
392 syf.
İslam dünyasının ilk sosyolojik eseridir..İbni Haldun`un Mukaddime kitabını okuduğumuzda onu ümran ilmini kurmaya götüren yegane sebebin tarih ilmi ile ilgili bazı sorun ve kaygıları olduğunu görebiliriz.çünkü o yeni bir tarih kaleme almanın gerekli olduğunu savunmuştur...
İlk incelememi editör ve yayinevi üzerine yapacağım. Berbat bir editöryal dokunuşu. Okumayı zorlaştırmış. Kelime hataları, hızlı yazayım derken fazladan ve alakasız harf eklentileri, imla hataları, anlatım bozuklukları vs. göze çarpan sinir bozucu hatalar. Bu kadar değerli faydalı bir eseri herkes hazırlamamalı diye düşünüyorum.

Hayrettin Karaman'dan bir alıntı eklenmiş esere ki insan ister istemez ne gerek var buna şimdi diye sorası geliyor. Hayrettin Karaman sanırım yayinevi fikir babası. Allah'ım Türkiye de yayıncılık ne halde böyle.

Her şeye rağmen okumaya devam ediyoruz.
328 syf.
·Beğendi·10/10
Keşke üçüncü cilt 1980 lerde yayınevinden kaybolmasaydı... Eksikliğini hissettiğim, dokunamadığım, koklayamadığım bir eser... Belki bir gün bulunurda yayınlanır.
128 syf.
·Beğendi·10/10
okuduğum mükemmel kitaplardan biri herkese bu kitabı gözüm kapalı tavsiye ediyorum... Birçok insan bilir ki platonun devlet isimli çalışması vardır ibn haldunun ypktur. Bu kitap mukaddimeden seçmeleri içerir.
1254 syf.
·131 günde·Puan vermedi
Bir kitap için bu kadar uzun surede bitireceğim aklıma gelmemişti. Kitap tarih, siyaset, sosyoloji gibi bir çok alan ihtiva ediyor. Gezdiği topraklarla ilgili o devrin şartlarına göre müthiş bilgiler ihtiva ediyor. Tarih olarak yazılsa da ilk sosyolojik eser olma özelliğine sahiptir ve ibni Haldun iyi bir gozlemci olduğu için gittiği toplumları etkilemek o toplumun ozelliklerini iyi kullanmıştır. Bunu yaparken muhtesem bir siyasetçi oldugunuda görüyoruz. Ilimlere ilgisinin yanı sıra Hz. Ali Muaviye savaşında murcie davranmış mehsubu ve objectif yaklaşmamıştır. Sonra sii ehl-i sünnet olaylarinda ise orda tarihçi olarak tarafsız degildir. Ibni Hisam 2. Y.y yakaladığı objektifliği yakalayamamış. Bunları olumsuz saymakla birlikte derin siyaset iktisat ve sosyoloji bilgisi sayesinde devletlerin vazgeçilmez bir vezir olmustur. Defalarca azledilmesine ragmen yeri doldurulmamış onu tekrar atamak zorunda kalınmış.

Yazarın biyografisi

Adı:
İbn-i Haldun
Tam adı:
Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî
Unvan:
Tarihçi, Yazar
Doğum:
Tunus, Tunus, 27 Mayıs 1332
Ölüm:
Kahire, Mısır, 19 Mart 1406
Eski ve soylu bir ailenin çocuğu olan İbni Haldun 27 Mayıs 1332'de Tunus'ta dünyaya geldi. Gençlik yıllarında dönemin ünlü hocalarından fıkıh, hadis, tefsir, akaid, mantık, felsefe, matematik, tabiat bilimleri, dil bilimleri, şiir ve edebiyat dersleri almıştır. 20 yaşında iken ülke yönetimini elinde tutan Beni Hafs hanedanından Sultan Ebu lshak'ın katipliğine getirilmesiyle de siyasi hayatı başlamıştır. Bu dönemde Fas Emin Ebu İnan kendisini bilim meclisine kabul etmiştir. 1362 senesinde İspanya'ya giderek eski bir dostu olan Gırnata Emiri Ebu Abdullah Muhammed'in hizmetine girmiştir. Bir süre sonra Kuzey Afrika'ya dönerek Bicaye'de başvezirlik makamına getirilmiştir. Bunun yanında ilmi çalışmalarını da devam ettirmiştir.

1366 yılındaki yönetim değişikliği üzerine de görevinden ayrılarak kabileler arasında dolaşmaya başlamıştır. Daha sonra 1374 yılında İspanya'ya geri dönmek zorunda kaldı. Ancak siyasi sürtüşmeler nedeniyle ülkeden çıkarılarak yeniden Afrika'ya gönderildi. Siyasi çalkantılardan bıkıp usanan İbni Haldun, bu dönemde İbni Selame denilen bir kaleye yerleşmiştir. Kendisini bütünüyle ilmi çalışmalara vererek ünlü eseri Mukaddime'yi 1374 senesinde burada tamamladı. 1382 senesinde Mısır'a giderek Kahire'de bulunan medreselerde müderrislik yapmaya başladı. Aynı zamanda Hicaz, Kudüs ve Suriye'ye de seyahatler düzenledi. İbni Haldun 1406 senesinde Kahire'de hayatını kaybetti.

ESERLERİ

Kaside-i Bürde şerhi
İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale
Kitab el-Mantık
Kitab el-Hisab
Marakeş sultanına yazılan bir risale
Şiire dair bir risale
Mukaddime

Yazar istatistikleri

  • 261 okur beğendi.
  • 363 okur okudu.
  • 49 okur okuyor.
  • 775 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları