İbn-i Hişam

İbn-i Hişam

Yazar
9.0/10
6 Kişi
·
18
Okunma
·
0
Beğeni
·
119
Gösterim
Adı:
İbn-i Hişam
Tam adı:
Siret-i İbn-i Hişam, Muhammed İbni Hişam
Unvan:
İslam Alimi, Yazar
Doğum:
İşbiliye, 1126
Ölüm:
1181
520 (1126) yılı civarında İşbîliye’de (Sevilla) doğdu. Hayatının önemli bir kısmını Sebte’de (Ceuta) geçirdi. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, Ebû Tâhir es-Silefî ve İbn Medâ el-Lahmî gibi âlimlerden ders alarak özellikle dil ve edebiyat alanlarında kendini yetiştirdi. Sebte’de uzun yıllar öğrenci yetiştirmek, dil ve edebiyatla ilgili önemli eserlere ve kasidelere şerh ve reddiye yazmakla meşgul oldu. Ömrünün sonlarına doğru tekrar İşbîliye’ye döndü ve burada vefat etti.
Kureyş’in Haceri yerine koyacak kimse hakkında ihtilâfı ve bu hususta parmaklarının kana batırılması
İbn-i İshâk dedi ki:
Sonra Kureyş’ten kabileler Kabe’yi inşâ için taşlan topladılar.
Her kabile tek başına topluyordu. Sonra orayı inşa ettiler nihâyet
binânm yapımı Rükn mevziine vardı ve onun hakkında birbiriyle çekiştiler. Her kabile başkasının değil kendisinin onu yerine yükseltip koymasını murâd ediyor ve her biri başka tarafa çekiyor yeminleşiyordu ve kıtal için hazırlıklarda bulunuyorlardı. Bunun
üzerine Benû Abdiddâr kan dolu bir kabı yaklaştırdı. Sonra onlar ve Benû Adiyy b. Kâb b. Luayy ölümün üzerine akidleşiyorlar ve parmaklarını işte o kabın içindeki bu kana sokuyorlardı. Böylece ka­nı parmakla hissetme mânasına «Leakatü'demm» adını verdiler. Böy­lece Kureyş bunun üzerine dört veya beş gece bekledi. Sonra onlar mescidde toplandılar ve müşavere ettiler, birbirini insafa çağırdılar.Ebû Ümeyye’nin ilk gireni hakem kılması ve bunun
Resûlullah(ص)'in olması Bazı ehli rivâyet iddiâ etti ki: Ebû Ümeyye b el-Muğire b. Abdillah b. Ömer b. Mahzûm, ki o, o sene Kureyş kabilesinin en yaş­lısı idi, dedi ki:
Kureyş topluluğu! Sizin aranızda kendisinde ihtilâf etti­ğiniz şey hakkında şu mescidin kapısından ilk giren kimseyi yetkili kılınız ki; onun hakkında sizin aranızda hüküm versin. On­lar da bunu yaptılar. Onlann yanına ilk giren, Resûlullah(ص) oldu. Onu gördükleri zaman dediler ki: «İşte Emin, biz râzı olduk işte Muhammed.» Onların yanma vardığı ve ona haberi bildirdikleri zaman (ص) dedi ki:
— Bana bir örtü getiriniz, ona getirildi ve rüknü aldı ve kendi
eliyle onun içine koydu. Sonra dedi ki: Her kabile örtünün bir ucundan tutsun, sonra onu hep birlikte kaldırınız. Onlar dabunu yaptılar. Nihâyet onu yerine vardırdıkları zaman o eliyle onu koydu. Sonra onun üzerine bina edilmeğe devam edildi.
Uhud’da Müslümanların safında gösterdiği kahramanlık için; “vallahi, bugün müthiş cesaretliydin, müjdeler olsun sana” diye tebrik edilince, “Ne müjdesiymiş? Ben sadece kavmimin şerefi için savaştım başka bir şey için değil” deyip yarası şiddetlenince de, kendini öldüren Kuzman’ın yaşattığı hayal kırıklığı gibi.
Bu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sireti ile ilgili bir kitaptır, onu da İmam Ebu Muhammed Abdülmelik bin Hişam el-Muafirî ortaya koymuş, bunu hazırlarken de Muhammed bin İshak el-Muttalibî'nin Siyer'inden yararlanmıştır. O ise bütün siretlerin en eskisi ve en sağlamıdır.
Hz. Ali anlatıyor:
"Her zaman devenin yavrusu nasıl anasının ardından giderse, ben de O'nun ardından giderdim: O her gün bana huylarından birini belletir ona uymamı buyururdu."

Şerh (Ayetullah Cafer Subhani):
Ebu Talib zor duruma düşünce Resulullah Ali'yi yanına aldı ve ona özenle baktı. Kendisi gibi yetiştirdi. Ali'nin aklı ve makamı o kadar yüksekti ki Allah daha 9 yaşında Peygamber'in ona Tebliğ yapmasını emretti ve ilk iman eden kişi ünvanını verdi.
Muhammed b. İshâk el-Muttalibi şöyle dedi:
Bir ara Abdul Muttalib b. Hâşim Hicir’de uyurken rüyasında
Zemzemi kazmakla emr olunmuştu. Zemzem, Kureyş kabilesinin iki sanemi İsâf ve Nâile arasında, kurban kestikleri yerin yanında gö­mülü idi. Cürhüm Mekke'den göç ettikleri zaman o kuyuyu gömmüş üstünü örtmüşlerdi. O kuyu. İsmâil b. İbrâhim (Aleyhisselâm)’ın. kü­çük iken susadığı zaman. Allah'ın ona su içirdiği kuyu idi. Anası onun için bir su aramağa koyulmuştu fakat bulamamıştı. Allah’a duâ eder ve İsmâil için ondan yardım dilerken Safâ'ya doğru gitti.
Sonra Merve’ye geldi, yine duâ edip gezindi. Allah Teâlâ Cebrâil (Aleyhisselâm)i gönderdi. O da yere topuklarım vurunca su çıktı. Sonra îsmâil’in anası yırtıcı hayvanlarm seslerini işitince ço­cuğu için onlardan zarar gelir diye korktu ve koşarak geri geldi. İsmail'i, eliyle çukurun altından suyu açar ve içerken buldu. Böylece anası orayı küçük bir çukur yaptı.
İmam zühri [rahimehullah] demiştir ki;
İsam tarihinde Hudeybiye barışından önce, ondan daha büyük bir Fetih olmamıştır.
Daha önce Müslümanlarla müşriklerin her karşılaştığı yerde savaş olmuştu.
Hudeybiye barışı yapılıp da savaş terkedilince ve insanlar birbirlerinden emin olunca, karşılıklı görüşüp konuştular, birbirleri ile tartıştılar.
Aklı eren her kime İslam anlatıldıysa, o İslam'a girdi.
İki yıl içinde bundan önceki kadar veya daha çok insan Müslüman oldu."
O Selmâ Hâşim için Abdulmuttalib'i doğurdu. İsmini Şeybe koydu. Hâşim onu, bülûğa yakın bir çağa gelinceye kadar anasının yanında bıraktı. Sonra onun amcası Muttalib ona gitti ki onu alada onu memleketine ve kavmine getirsin. Bunun üzerine Selmâ ona
dedi ki:
— Onu seninle birlikte gönderecek değilim. Muttalib de Selmâ’ya
dedi ki:
— Ben onu götürünceye kadar ayrılacak değilim. Çünkü kar­deşimin oğlu baliğ olmuştur ve o burda garibdir. Biz ise kavmimiz
içinde şerefli bir aileye sahibiz. Onların işlerinden birçoğunu üstle­niriz. Onun kavmi, beldesi ve aşireti onun için başkalarında kalmak­tan hayırlıdır veya buna benzer bir şeyler söyledi. Şeybe amcası
Muttalib’e dedi ki:
— Anamdan ayrılacak değilim. Ancak bana izin verirse ne alâ.
Bunun üzerine anası ona izin verdi ve onu amcasına teslim et­ti. O da onu aldı götürdü ve onunla birlikte devesinin üzerinde ter­kisinde olarak Mekke'ye girdi. Kureyş de ona dedi ki: O, AbdulMuttalib’dir = Muttalib’in kölesidir, onu satın almıştır. Böylelikle Şeybe Abdulmuttalib ismiyle isimlendi. Buna cevâben Muttalib de
dedi ki: Yazık size! O ancak benim kardeşim Hâşim’in oğludur. Onu Medine'den getirdim.
Rabbinin fil sahiplerine nasıl (muamele) ettiğini gör­medin mi? O, bunların kötü plânlarını boşa çıkarmadı mı? O, bun­ların üzerine sürü sürü kuş (lar) gönderdi ki bunlar onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taş (lar) atıyor (lar) dı. Derken (Allah) onlan ye­nik ekin yaprağı gibi yapıverdi.» Ve şöyle buyurdu: «Kureyş emn-ü selâmete kış ve yaz kendilerini seyr-ü seferde esenliğe (ve garantiye) kavuşturulduğundan dolayı şu Beytin (Ka­be’nin) Rabbine ibâdet etsinler onlar. O (Rab ki) onlan açlıktan (kur­tarıp) doyuran, kendilerine korkudan, eminlik verendir.» Yani Allah’a, onlara verdiği nimetlere karşı şükür ederlerse Al­lah bu nimetleri kaldırmayacaktır.
İbn-i Hişâm dedi ki:
Ebâbil: Cemaatlardır. Araplar, bildiğimiz bir müfredini söyle­mezler. Siccil’e gelince, Yûnus en Nahvi ve Ebû Ubeyde bana ha­ber verdi ki o Arab indinde şiddetli çetin şey demektir. Ru’be b. el- Accâc şöyle dedi:
«Onlara, ashâb-ı file dokunan şey dokundu. Onlara pişirilmiş tuğladan yapılmış taşları atıyorlardı.
Ve onlarla ebabil kuşları oynuyorlardı.
1962 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
bilinen Kitâbü’l-Mübtede ve’l-mebaŝ ve’l-meġāzî’sini yeniden tertip eden İbn Hişâm şöhretini bu esere borçludur. Eseri hazırlarken İbn İshak’ın en meşhur râvilerinden Ziyâd b. Abdullah el-Bekkâî’nin Kûfî-Bağdâdî diye meşhur olan nüshasını esas alarak eseri kısaltmış, bu arada bazı ilâvelerde de bulunmuştur. Kitap zamanla onun adıyla (Sîretü İbn Hişâm, Tehźîbü İbn Hişâm) anılır olmuştur. Kıftî, Zehebî, İbn Kesîr, İbnü’l-İmâd, İbn Hallikân ve Sehâvî gibi müellifler, bu eseri Hz. Peygamber’in hayatına dair en sağlam ve en iyi siyer kitabı olarak kabul etmişlerdir.

İbn Hişâm, İbn İshak’ın kitabını esas almakla birlikte onun aksine Kur’an’da temas edilmeyen ve Hz. Peygamber’le ilgisi olmayan konulara, pek tanınmayan şairlerin şiirlerine, nezaket dışı bazı ifadelere ve hocası Bekkâî’nin güvenilir bulmadığı rivayetlere itibar etmediğini söyler (es-Sîre2, I, 4). Müellif eserine aldığı bazı şiirlerin dilini ve veznini düzeltmiş, bazılarının nisbet edilen şahıslara ait olmadığını belirtmiş, bir kısmının kaynağını ve râvilerini zikretmiş, bazan da yeni şiirler ilâve etmiştir. İbn Hişâm’ın eserde yer alan âyet, hadis ve şiirlerdeki garîb kelimeleri açıklarken verdiği bilgiler, onun Arap dili ve edebiyatına vâkıf olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Anlatım eseri çok zorlamış ve anlatımı suslerken kapalılığı artırmıştır müslüman ve tarihe merakı olan herkesin okuması gereken bir eser.
336 syf.
·7 günde·7/10
Günümüze ulaşan en eski siyer olan Siret-i İbn İshak'ın özeti mahiyetinde bir kitap olmuş.
İbn Hişam'ın 4 ciltlik "İslam Tarihi" kitabında yer alan Peygamberimizin Hayatı bölümünün yalnızca özeti alınarak bu kitap yazılmış.
Peygamberimizin doğumundan önceki dönem, doğumu, çocukluğu, gençliği, risaleti ve vefatına kadar ki süreç detaylandırılmadan kaleme alınmış.
Tavsiyem; eğer illa İbn Hişam'ın yazdığı siyeri okuyacaksanız, 4 ciltlik setinde yer alan peygamberimizin hayatını okuyun.
336 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
İslam tarihi ve Muhammed'in yaşamı ile ilgili İbn İshak'tan sonra ilk kitap diyebiliriz. Aslında İbn Hişam'ın kitabına İbn İshak'ın kitabının eksikliklerinin tamamlanmış hali diyebiliriz. İslam ile ilgili bütün yazılanlar bu iki kaynağı çokça kullanmışlardır. İyi okumalar.
Üsame Yıldırım
Üsame Yıldırım İslam Tarihi (4 Cilt Takım)'ı inceledi.
@Usame23·10 Şub 2019·Kitabı okumadı
Islam tarihinin klasiklerindendir. İbn ishak üzerine yazılan zeyldir. Tercüme edilmiş olması büyük bir nimet. çıkarım yok ama ilmi araştırmalar için kaynak olarak başvurulabilir

Yazarın biyografisi

Adı:
İbn-i Hişam
Tam adı:
Siret-i İbn-i Hişam, Muhammed İbni Hişam
Unvan:
İslam Alimi, Yazar
Doğum:
İşbiliye, 1126
Ölüm:
1181
520 (1126) yılı civarında İşbîliye’de (Sevilla) doğdu. Hayatının önemli bir kısmını Sebte’de (Ceuta) geçirdi. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, Ebû Tâhir es-Silefî ve İbn Medâ el-Lahmî gibi âlimlerden ders alarak özellikle dil ve edebiyat alanlarında kendini yetiştirdi. Sebte’de uzun yıllar öğrenci yetiştirmek, dil ve edebiyatla ilgili önemli eserlere ve kasidelere şerh ve reddiye yazmakla meşgul oldu. Ömrünün sonlarına doğru tekrar İşbîliye’ye döndü ve burada vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 12 okur okuyacak.