İbn Sa'd

İbn Sa'd

10.0/10
1 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
106
Gösterim
Adı:
İbn Sa'd
Tam adı:
Ebû Abdillah Muhammed b. Sa’d el-Kâtib, el-Hâşimî, el-Basrî, el-Bağdâdî
Unvan:
Iraklı Hadis, Siyer, Tarih ve Neseb Bilgini, Yazar
Doğum:
Basra, Irak, 777
Ölüm:
Bağdad, Irak, 845
İbn Sa'd (777, Basra - 16 Şubat 845, Bağdad), 8. ve 9. yüzyıllarda yaşamış hadis, siyer, tarih ve neseb bilgini.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber H. 160/ 777 veya 168/ 785’de Basra’da doğduğu tahmin edilmektedir. Nesebi, Muhammed b. Sa’d b. Munî’ ez-Zührî el-Basrî el-Hâşimî; künyesi Ebû Abdullah şeklindedir. Hicrî 230 / 845 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir. Babası veya dedesi Hz. Abbas’ın (ra) azatlı kölesi olduğu için Benî Haşim veya Kureyşî olarak nisbet almıştır. Hocası Vâkidî gibi mevaliden olduğu bilinmektedir.

Tahsili: İbn Sa’d, ilk yıllarını geçirdiği Basra’da çoğu tabiîn ve tebeu’t-tâbiînden olan Hüseyn b. Beşîr, Vekî’ b. Cerrah, Ebû Âsım en-Nebîl, Ârim b. Fazl, İsmail b. Uleyye, Affân b. Müslim ve Ebü’l-Velîd et-Tayâlisî gibi âlimlerden dinî ilimlerle birlikte Arap dili ve edebiyatı okudu ve onlardan hadis dersleri aldı. İbn Sa’d, ilim öğrenmek için Mekke ve Medine’ye yolculuk yaptı. Medine ve Mekke’deki ikameti sırasında Hz. Peygamber’in(sas) gazve ve seriyyelerinin geçtiği yerleri incelemiştir. İbn Sa’d, Medine’den sonra Rakka’ya ve Dımaşk’a gitmiş, ardından da Bağdat’a giderek ölünceye kadar orada kalmıştır.

İlmi Kişiliği: Kendisi Vâkidî’den sonra ilk “Tabakât” müellifi sayılır. Bağdat’ta aynı zamanda hocası olan Vâkidî’ye kâtiplik yapmış ve “Kâtibü’l-Vâkidî, Sâhibü’I-Vâkidî, Gulâmü’I-Vâkidî” adıyla şöhret olmuştur. Cerh ve ta’dîl âlimleri İbn Sa’d'ı şerefli, faziletli, doğru sözlü ve genellikle sika bir şahsiyet olarak kabul ederler. Kur’an’ın mahlûk olup olmadığı hakkında şiddetli tartışmaların yaşandığı devrede Me’mun, Bağdat valisine Bağdat ulemasının bu konudaki görüşlerinin ne olduğunu sormasını emretti. Bağdat ulemasından biri olan İbn Sa’d, Halife Me’mun’un istediği gibi cevap verdi. İbn Sa’d bu görüşünden dolayı Mutezilî görülse de güvenilir ve sözüne itibar edilir bir âlimdir. İmam Ahmed b. Hanbel içinde bulunulan durumun aksine ondan hadis almaya devam etmiştir. Hadis ilminde hâfız derecesinde, yani yüz bin hadîs-i şerîfi râvileriyle ezbere bilen bir âlim olan İbn-i Sa’d’a cerh ve ta’dîl âlimleri, Halku’l-Kur’ân konusundaki davranışından dolayı herhangi bir eleştiride bulunmamıştır.

Hakkında Söylenenler: Hatîbu’l-Bağdadî, “Kendisi ilim, fazilet, anlayış, adalet ehlindendir. Kendi dönemine kadar sahabe ve tâbiûna dair büyük bir Tabakât telif etti.” Yine “Muhammed, yanımda adalet ehlindendir. Hadîsi onun sıdkına delildir.” derken, İbn Hacer, “Sika, büyük hafızlardan.”Zehebî, “Allame, hâfız” İbn Hallikân ise “Sika” diyerek hakkında olumlu kanaat bildirmişlerdir.

Eserleri: 1-Kitâbü’t-Tabakâtü’l-Kebir: İbn Sa’d’ın en meşhur eseridir. Kaynaklarda ve Leiden 1904-1940 baskılarında bu isimle, Arap ve İslam dünyasındaki yaygın olarak kullanılan İhsan Abbas neşri (Beyrut 1957-1968) et-Tabakâtü’l-Kübrâ ismiyle bilinir. Edvard Sachau tarafından 1904-1917 yılları arasında indeksi ile beraber 9 cilt olarak neşredilmiştir. İslam dünyasında Hicâzî Muhammed Halil tarafından dört cild olarak 1939 yılında Kahire’de, İhsan Abbas tarafından dokuz cilt olarak 1957-1958 ve 1968 yıllarında Beyrut’ta neşredilmiştir.

Tabakât kitaplarının ilki ve günümüze kadar ulaşan en eski kaynaktır. Siyer-Meğâzi ve Tabakât bölümlerinden oluşur. İbn İshak’ın es-Sîretü’n-Nebeviyye[7] ve Vâkidî’nin Kitabu’l-Megâzi[8]’sinden sonra Hz. Peygamber’in hayatı ve şahsiyeti üzerine kaleme alınmış üçüncü eserdir.
Muhammed b. Sîrîn, Ömer b. el-Hattâb’ın şöyle dediğini haber verdi: “Bende şu huyumdan başka Cahiliye âdeti kalmadı: Kiminle evlendiğime ve kimleri evlendirdiğime hiç aldırış etmem.”
Ömer b. el-Hattâb hadisleri yazdırmak istedi. Bunun için bir ay istihare yaptı. Sonra kararı kesinleşmiş olarak şöyle dedi: Bir kitap yazıp ona yönelen ve böylece Allah’ın kitabını terk eden topluluğu hatırladım.
Şemail-i Ali (ra)
Bize Amr b. Âsım haber verdi; dedi ki: Bize Hemmâm b. Yahyâ, Muhammed b. Cühâde’nin şöyle dediğini rivayet etti: Kalın, pamuk giysileri satan Ebû Saʻîd bana şunu anlattı: Ali bazı günler çarşıya geliyordu. Çarşı esnafına selam veriyordu. Onu gördükleri zaman , “بوذا شكنب أمذ” [karnı büyük adam] derlerdi. Ona denildi ki: “Sana karnı büyük diyorlar.” Bu söz üzerine o şöyle dedi: “Onun üstü ilim, altı yemek [doludur].”
ABOOOV
HEMİ DE HZ. ÖMER'E...
Bize Muhammed b. Ömer haber verdi; dedi ki: Bana Abdullah b. el-Hâris, ona babası, ona da Süfyân b. Ebü’l-Avcâ anlattı; dedi ki: Ömer b. el-Hattâb şöyle dedi: “Vallahi ben halife miyim, yoksa kral mıyım, bilmiyorum. Şayet ben kral isem bu büyük bir iştir.” [Orada bulunanlardan] biri şöyle dedi: “Ey Müminlerin emiri! Bu ikisinin arasında fark var.” Ömer, “Nedir o?” diye sordu. Adam, “Halife sadece [alınması] hak olanı alır ve onu sadece hak olan yere sarf eder. Allah’a hamd olsun ki, sen böylesin. Kral ise insanlara baskı ve zulüm yapar, bundan alır, şuna verir.” Bu söz üzerine Ömer gözyaşı döktü
eş-Şifâ bt. Abdullah vasat bir hızla yürüyen ve yavaş konuşan gençleri gördüğünde, “Bunlar da nedir?” demiş. Kendisine “Zahitler.” diye cevap vermişler. Bunun üzerine o da şöyle demiş: “Vallahi Ömer, konuştuğu zaman [muhatabına sözünü] duyururdu; yürüdüğü zaman hızlı yürürdü; dövdüğü zaman acıtırdı. İşte gerçek zahit odur.”
Ebû Musa el-Eşʻarî, Ömer’in hanımı Âtike bt. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’e bir zirâ bir karış uzunluğunda bir sergi hediye etti. Ömer, Âtike’nin yanına gelip de o hediyeyi görünce, “Nereden [geldi] bu sana?” dedi. O da “Onu bana Ebû Musa el-Eşʻarî hediye etti.” dedi. Bunun üzerine Ömer onu alıp kadının başına vurup durdu. Sonunda kadının başı döndü. Sonra Ömer, “Acele edin, Ebû Musa el-Eşʻarî’yi hemen bana getirin!” dedi. İbn Ömer dedi ki, O, süratle Ömer’in huzuruna getirildi. “Ey Müminlerin Emiri! Benim hakkımda [hüküm vermekte] acele etme!” diyordu. Ömer ona, “Seni benim hanımlarıma hediye vermeye sevk eden şey nedir?” dedi. Sonra o sergiyi alıp onun başına çaldı ve şöyle dedi: “Al şunu! Bizim ona ihtiyacımız yok!”
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
İbn Sa'd
Tam adı:
Ebû Abdillah Muhammed b. Sa’d el-Kâtib, el-Hâşimî, el-Basrî, el-Bağdâdî
Unvan:
Iraklı Hadis, Siyer, Tarih ve Neseb Bilgini, Yazar
Doğum:
Basra, Irak, 777
Ölüm:
Bağdad, Irak, 845
İbn Sa'd (777, Basra - 16 Şubat 845, Bağdad), 8. ve 9. yüzyıllarda yaşamış hadis, siyer, tarih ve neseb bilgini.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber H. 160/ 777 veya 168/ 785’de Basra’da doğduğu tahmin edilmektedir. Nesebi, Muhammed b. Sa’d b. Munî’ ez-Zührî el-Basrî el-Hâşimî; künyesi Ebû Abdullah şeklindedir. Hicrî 230 / 845 yılında Bağdat’ta vefat etmiştir. Babası veya dedesi Hz. Abbas’ın (ra) azatlı kölesi olduğu için Benî Haşim veya Kureyşî olarak nisbet almıştır. Hocası Vâkidî gibi mevaliden olduğu bilinmektedir.

Tahsili: İbn Sa’d, ilk yıllarını geçirdiği Basra’da çoğu tabiîn ve tebeu’t-tâbiînden olan Hüseyn b. Beşîr, Vekî’ b. Cerrah, Ebû Âsım en-Nebîl, Ârim b. Fazl, İsmail b. Uleyye, Affân b. Müslim ve Ebü’l-Velîd et-Tayâlisî gibi âlimlerden dinî ilimlerle birlikte Arap dili ve edebiyatı okudu ve onlardan hadis dersleri aldı. İbn Sa’d, ilim öğrenmek için Mekke ve Medine’ye yolculuk yaptı. Medine ve Mekke’deki ikameti sırasında Hz. Peygamber’in(sas) gazve ve seriyyelerinin geçtiği yerleri incelemiştir. İbn Sa’d, Medine’den sonra Rakka’ya ve Dımaşk’a gitmiş, ardından da Bağdat’a giderek ölünceye kadar orada kalmıştır.

İlmi Kişiliği: Kendisi Vâkidî’den sonra ilk “Tabakât” müellifi sayılır. Bağdat’ta aynı zamanda hocası olan Vâkidî’ye kâtiplik yapmış ve “Kâtibü’l-Vâkidî, Sâhibü’I-Vâkidî, Gulâmü’I-Vâkidî” adıyla şöhret olmuştur. Cerh ve ta’dîl âlimleri İbn Sa’d'ı şerefli, faziletli, doğru sözlü ve genellikle sika bir şahsiyet olarak kabul ederler. Kur’an’ın mahlûk olup olmadığı hakkında şiddetli tartışmaların yaşandığı devrede Me’mun, Bağdat valisine Bağdat ulemasının bu konudaki görüşlerinin ne olduğunu sormasını emretti. Bağdat ulemasından biri olan İbn Sa’d, Halife Me’mun’un istediği gibi cevap verdi. İbn Sa’d bu görüşünden dolayı Mutezilî görülse de güvenilir ve sözüne itibar edilir bir âlimdir. İmam Ahmed b. Hanbel içinde bulunulan durumun aksine ondan hadis almaya devam etmiştir. Hadis ilminde hâfız derecesinde, yani yüz bin hadîs-i şerîfi râvileriyle ezbere bilen bir âlim olan İbn-i Sa’d’a cerh ve ta’dîl âlimleri, Halku’l-Kur’ân konusundaki davranışından dolayı herhangi bir eleştiride bulunmamıştır.

Hakkında Söylenenler: Hatîbu’l-Bağdadî, “Kendisi ilim, fazilet, anlayış, adalet ehlindendir. Kendi dönemine kadar sahabe ve tâbiûna dair büyük bir Tabakât telif etti.” Yine “Muhammed, yanımda adalet ehlindendir. Hadîsi onun sıdkına delildir.” derken, İbn Hacer, “Sika, büyük hafızlardan.”Zehebî, “Allame, hâfız” İbn Hallikân ise “Sika” diyerek hakkında olumlu kanaat bildirmişlerdir.

Eserleri: 1-Kitâbü’t-Tabakâtü’l-Kebir: İbn Sa’d’ın en meşhur eseridir. Kaynaklarda ve Leiden 1904-1940 baskılarında bu isimle, Arap ve İslam dünyasındaki yaygın olarak kullanılan İhsan Abbas neşri (Beyrut 1957-1968) et-Tabakâtü’l-Kübrâ ismiyle bilinir. Edvard Sachau tarafından 1904-1917 yılları arasında indeksi ile beraber 9 cilt olarak neşredilmiştir. İslam dünyasında Hicâzî Muhammed Halil tarafından dört cild olarak 1939 yılında Kahire’de, İhsan Abbas tarafından dokuz cilt olarak 1957-1958 ve 1968 yıllarında Beyrut’ta neşredilmiştir.

Tabakât kitaplarının ilki ve günümüze kadar ulaşan en eski kaynaktır. Siyer-Meğâzi ve Tabakât bölümlerinden oluşur. İbn İshak’ın es-Sîretü’n-Nebeviyye[7] ve Vâkidî’nin Kitabu’l-Megâzi[8]’sinden sonra Hz. Peygamber’in hayatı ve şahsiyeti üzerine kaleme alınmış üçüncü eserdir.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 2 okur okuyacak.