İbn Teymiyye

İbn Teymiyye

Yazar
9.3/10
136 Kişi
·
453
Okunma
·
107
Beğeni
·
3496
Gösterim
Adı:
İbn Teymiyye
Tam adı:
Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye
Unvan:
Arap İslam Alimi, Yazar, Hukukçu
Doğum:
Harran, 22 Ocak 1263
Ölüm:
Şam, Suriye, 26 Eylül 1328
İbn-i Teymiyye (Arapça: تقي الدين أحمد بن تيمية Taqi ad-Din Ahmad Ibn Taimiyya, 1263-1328, Hicri: 661-728) Selefiyye / Ehli hadis anlayışının en önemli alimlerinden sayılan ve görüşleri çeşitli İslam alimlerini ve akımlarını etkilemiş olan İslam alimi ve düşünür.Tam adı Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye olan İbn Teymiyye Harran'da Hicri takvime göre 661 yılının 10 Rebiulevvel'inde doğmuştur. Doğum tarihinin 12 Rebiulevvel olduğunu söyleyenler de olmuştur. Moğol istilası yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte Şam'a (Dımaşk) gitmişlerdir. O dönemlerde Şam bilim ve kültür açısından da çok önemli bir şehirdi. Moğol istilaları döneminde doğması ve yetişmesi onun karakterini etkilemiş, siyasi düşüncesinde de yansımaları olmuştur.rnrnİbn Teymiye'nin babası da bir alimdi ve Şam'a geldikten sonra oradaki Emeviye Mescidi'nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmuştur. Dedesi de büyük bir İslam alimi olan İbn Teymiye ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmiştir. Şam'a gelmelerinden sonra babası Sükkerriyye Dârulhadisin'de müderrislik yapmaya başlamıştır. İbn-i Teymiyye ilk eğitimini burada almıştır. Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır. Bu sıralarda Hanbeli fıkhıyla da ilgilenmiş bu konuda da çalışmaya başlamıştır. Bunların dışında Arap dili grameri ve Arap tarihiyle de ilgilenmiştir. Felsefe ve mantık konusunda yaptığı tenkitler düşünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mantık ilimleriyle de ilgilenmiş, bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Kendisi daha 21 yaşlarındayken babası vefat etmiştir. Babasının vefatı üzerine genç yaşına rağmen babasının ders grubuna da hocalık yapmaya başlamıştır.rnrnİbn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulunuyodu. Özellikle yaşadığı dönemlerde yaygınlaşmaya başlayan sufizme karşı, çoğunlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmuştur. Bu konuda çeşitli risaleler de kaleme almıştır ki, genel söylemi ve bunlar sufizm eleştiri açısından onu önemli bir konuma koymaktadır. Özellikle Muhyiddin İbn-Arabî'nin görüşlerine karşı getirdiği eleştiriler bu alanda önemli bir yere sahiptir.rnrnAkaid konularında Eş'ariyye mezhebine ters düşen düşünceleri vardı, akli veya felsefe ile mantığa dayanan yorumlardan kaçınmaktaydı. Bu dönemin Eş'ariyye mezhebine bağlı olan idarecilerini ve halkın büyük bir kısmını ona karşı olmaya itmiştir.rnrnBu sırada gelişen bir Moğol istilası karşısında da aktif biçimde rol almış ve savaşmıştır. Özellikle savaştaki konumu, halkı ısrarla Moğollara karşı savaşa davet etmesi onu diğer birçok alimden ayırmıştır.rnrnBu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok düşman edinmiştir. Davet üzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir. Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır. Zindanda yaklaşık bir buçuk sene yattıktan sonra serbest kalmıştır. Zindanda kaldığı bu dönemde çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır.rnrnBundan sonraki dönemde Mısır'daki sufilerle arasında büyük çatışmalar ortaya çıkmıştır. Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmiş bu genel kargaşa ve tartışma ortamını yatıştırmak için Teymiye yeniden hapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmiştir, zira bu sefer dönemin kadıları onun yanında yer almış onun daha iyi şartlar altında ceza görmesini sağlamışlardır. Zaten kısa bir süre sonra da serbest bırakılmıştır. Fakat devrin yeni idaresi onun İskenderiye'ye sürülmesi kararına varır ve İbn Teymiye İskenderiye'ye gider. Mısır tahtı yeniden el değiştirince, İbn Teymiye Kahire'ye davet üzere geri dönmüştür.Ellili yaşlarındayken Moğollara karşı bir savaş çağrısı üzerine, tekrar Şam'a hareket etmiştir. Fakat savaş gerçekleşmemiştir. Yine de Şam'da ikamet etmeye devam eden İbn Teymiye fıkıh konusuna ağırlık vermiştir. Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamen bağlandığı söylenemez. Zaman zaman dört fıkıh (hukuk) mezhebinin görüşlerine mutabık, zaman zaman ters görüşleri de oluyordu ve bunları açıklamakta tereddüt duymuyordu. İdarenin bu davranışını yasaklamasına rağmen, İbn Teymiye dört mezhebin görüşleriyle ters düştüğü durumlarda kendi görüşünü sunmaktan ve fetva vermekte geri durmamıştır.rnrnİdarenin yasağı tekrarlamasına rağmen İbn Teymiye'nin davranışını sürdürmesi sonucu, İbn Teymiye Şam kalesinde hapsedildi. Yaklaşık altı ay hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İbn Teymiye fıkıh çalışmalarına ağırlık vererek devam etse de, diğer konularda da çalışmalarına devam eder. Bu sıralarda karşıtı gruplar onun eski fetvalarından birini ortaya atarak onun idare ile arasının açılmasına neden olmuş, sonuçta İbn Teymiye tekrar hapsedilmiştir. Hapis süreci içinde baskı artmış ve sonunda onun hapiste okuyup yazması da yasaklanmıştır. İbn Teymiye iki yıl sonra, 1328'te, yakalandığı bir hastalık sonucu vefat etmiştir.rnDüşüncesi ve çalışmalarırnrnİbn Teymiye çok yönlü bir kişiliktir, İslam hukuku (fıkıh), hadis ilmi ve siyasi düşünce başta olmak üzere birçok konuda uzmanlaşmış, önemli eser ve görüşler sunmuştur. İbn Teymiye bir mezhep kurma arzusunda olmadığı gibi, arkasından bir mezhep de kurulmamıştır. Yine de bir anlayış ve okulun öncüsü olmuş, ondan sonra bu okulu takip eden birçok ünlü alim olmuştur; İbn Kesir gibi.Fıkıh (İslam hukuku)rnrnFıkıh konusunda her ne kadar özgün düşünceleri de olsa da İbn Teymiye genel anlamda İmam Hanbeli'den etkilenmiştir. Hanbeli mezhebini takip etmesinin en büyük nedeni Kitap ve Sünnete bağlılığıdır. Fakat bazı konularda diğer mezheplerin görüşlerini de benimsemiştir. Yine bazı konularda dört imamın görüşlerinin dışında kalan özgün düşünce ve görüşleri de vardır. Bunlardan en ünlü ve önemlilerinden biri de boşanmanın yemin olarak kullanılması konusundaki görüşüdür; boşanmanın yemin olarak kullanılmasını doğru bulmamış, çoğunlukla bu yemini eden kişinin eşini boşamak gibi bir niyeti olmadığını belirtmiş ve bu nedenle boşanma yemin konusu yapılmasının boşanmaya yol açmayacağını söylemiştir. Bu görüşünü Ehl-i Beyt imamlarından yaptığı bazı rivayetlerle de desteklemiştir. Bunun dışında zaman zaman dört mezhep imamının görüşlerine muhalif görüşler de beyan etmiştir.Siyasi düşüncesi İbn Teymiye insanın fıtratı gereği medeni olduğunu, başka bireylerle birleşmeye hem çıkar değişimi hem de tehlikeleri bertaraf etmek için ihtiyaç duyduğunu düşünmüştür. Buna göre, onun düşüncesinde, topluluk içinde faydalı sonuçlar verecek eylemleri desteklemek ve emretmek, zararlı sonuçlar verecek eylemleri yasaklamak için topluluğun bir idareciye ihtiyacı vardır. Bu idareciye itaatin gerekliği olduğunu, fakat itaat gibi nasihatin de gerekli olduğuna vurgular; ona göre "din nasihattir".Bunun dışında kamu görevi, baş idareci ve idareci sınıfın özellikleri, otorite, devletin görevleri ve diğer alimlerden farklı olarak devletin iktisadi siyaseti hakkında da görüş belirtmiştir. Ona göre devletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır. Özgürlüğün esas alınmasında iki noktaya dikkat eder;rnrn Dinin bu ekonomik unsurlar hakkında belirlemiş olduğu sınırlar,rn Özgürlüğün kamu yararıyla çatıştığı durumlar.rnrnİbn Teymiye'nin adalet prensibi, yöneticinin seçimi, devletin dini ve ahlaki konulara müdahalesi, bireyin iktisadi özgürlüğü ve çalışmanın toplumsal değer konusundaki fikirleri de çarpıcıdır.İbn Teymiye'nin modern zamanlarda en çok vurgulanan fikri de devletin ahlaki ve dini temellere oturması, dini kanunlara bağlı olması gerektiğini düşünmesidir. Ahlaki ve dini temellere dayandığını ileri süren, dini kanunları benimsediğini ilan eden her türlü devlet yapı ve biçiminin de sürekli olarak öğüt ile geliştirilmesi ve sergilenen eksikliklerin böyle kapatılması gerektiğini savunurken, ahlaki ve dini temellere dayanmayan, dini kanunlarla hükmetmeyen devletin meşru olmadığını öne sürmüştür. Bu konudaki açıklamaları onun dönemindeki, İslam'ı seçse de kültürel, hukuki ve siyasi geleneklerini koruyup, uygulamaya devam eden bazı Moğollara karşı verilmiştir. Teymiye'nin bu görüşleri büyük oranda Kur'an'da Maide suresi 44. ayetin tefsirine dayanır. Ayetin Türkçe meali ise şöyledir:"Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir."Yine de İbn Teymiye'nin bu görüşlerini devrimci bir görüş olarak sunmamak gerekir, zira genel olarak ümmet uzun vadede varlığının sorunsuz devamının, ülke ve dinin korunmasının; yöneticinin veya yönetim biçiminin niteliklerinden daha önemli olduğunu vurgular. İslam alimlerindeki geleneksel "bir gecelik anarşi bin yıllık zalim sultanın yönetiminden daha kötüdür" fikri İbn Teymiye'de de bulunur. Nitekim kendisi dönemindeki saltanat şeklindeki İslami devlet yapısını eleştirmiş olsa da bu yapıya karşi ayaklanmamıştır. Yine de yönetim meşruiyeti konusunu şeriat açısından ele alması önemlidir. Özellikle İslam devletler hukuku açısından İbn Teymiye'nin bu çıkarımları önemlidir.
"Biz Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır. "
İsra/82
251 syf.
·2 günde·7/10
Nedir süzme metodu? Sizin görüşünüze muhalif kısımları elage etmek. Sadece fikir edinmek ve kendi görüşünüzü yeniden tahlil etmek. Kulaktan dolma şeylere itibar etmemek...

Ölçüm ve mihengim Ehli sünnet vel cemaattir. İbn Tevmiyye’nin de ehli sünnete uymayan bir çok görüşü vardır. Yani tamamen zıt görüşteyiz kendisiyle. Lakin kendi görüşümüzden olmayan bir kişiyi okumamamız gerektiğini savunmuyorum asla. Okumalıyız ki o konu ile ilgili bir takım fikirlerimiz olabilsin. Bizim sorunumuz zaten okumadan anlamadan onun bunun söylemleri ile kişileri ya da eserleri yorumlamak değil midir? Ancak İbn Tevmiyye'yi okumak istiyorsanız dini içtihadlar konusunda birazcık altyapınızı yoklayınız. Eğer kendinizi sağlam hissetmiyorsanız, önce altyapınızı kuvvetlendiriniz. Çünkü dini konularda çok fazla bilgisi olmayan bir insan, halatı kopmuş bir gemi gibi dalga nereye sürüklerse oraya gider.

Evet, İbn Tevmiyye, Vehhabilik akımının en çok etkilendiği isimlerin başında geliyor. Kendisi ilmi içerisinde boğulup hatta zaman zaman küfre yaklaştığı görüşlerin sahibidir. Bir takım ifrada kaçan görüşleri ehli sünnetler tarafından da zaten çok fazlaca eleştiriliyor. Mesela kendisi Allah’ı cisimleştirme gayretine girmiş olup, sarhoşken insanın yapacağı şeylerden sorumlu olmayacağını iddia eder. Ama sarhoşluk zaten başlı başına haramdır ki buna anlamlı bir cevap veremez.

Bu eserinde ehli sünnet aleyhine bir tabire rastlamadım. Kalp amelleri, hastalıkları, insanı felakete götüren sebeplerden bahsediyor. Ancak diğer eserlerinde ehli sünnet aleyhine yapmış olduğu yorumlara rastlamak mümkün.

Üzerine basa basa tekrar etmek isterim ki, dini konularda sağlam bir altyapısının olmadığını düşünenlerin bu yazarı okurken dikkatli olmalarını tavsiye ederim. Çünkü öyle eserler vardır ki insanı düşünce olarak uçuruma sürükleyebilir. Şahsen ben fikir edinmek adına okudum bu kitabı. Süzerek özünü...

Saygılarımla...
117 syf.
·10/10
Bismillahirrahmanirrahim.

İlk incelememden merhabalar. 1000kitap`a girdiğimde güzel olsun veya olmasın, pek okunmamış olan kitaplar için inceleme/alıntı girmek konusunda özen göstermeye karar vermiştim. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye'nin bu kitabını yaklaşık üç yıl önce okumuştum. Kitabı öyle çok beğenmiştim ki her yıl okuyacağım kitapların arasına eklemiştim. Bu yıl da okuyup istifade edebilmek için elime aldığımda 1000kitap'ta aratmak geçti aklımdan. Arattığımda gördüm ki kitaba dair bir tek inceleme dahi girilmemiş ve yalnızca birkaç alıntı var. Bu manzara karşısında üzülmemek elde değil. Böylesine faydalı ve güzel eserlerin pek bilinmiyor ve okunmuyor olması acınacak halde olduğumuzu gösteriyor. Sen 17 yaşımsın türevi kitapları yeren incelemeler girmek marifet değil. Yanlışa yanlış demek yerine yanlışı kaldırıp yerine konacak doğruyu göstermektir asıl marifet. Serzenişimi burada sonlandırıp bu şaheseri tanıtmak istiyorum. Seve seve yazacağım bu inceleme istifadenize açık olur inşallah. :)

İlk kırk sayfa İbn Teymiyye'nin hayatından, öğrencilerinden, eserlerinden, İslam alimlerinin/düşünürlerinin onun hakkındaki sözlerinden ve son olarak da kendisine atılan iftiralara verilen cevaplardan oluşmakta. Bu bölümden sonra asıl konuya giriş yapılmış. Verilmek istenen mesaj çok veciz ve isabetli cümleler ile etkili bir biçimde ilim talibine aktarılmış. Ben eseri pek beğendim. Bu kaçıncı okuyuşum bilmiyorum lakin her okuduğumda ilk defa okuyormuş gibi hayretler içinde kalıyorum. Bu arada Guraba Yayınları'na bir kez daha hayran kaldım; kitabın tasarımı, iç sayfalar vs. o kadar tatlı ki :)

Kalbin ehemmiyetini anlatmak için şu hadisi nakletmek yeterli olur zannediyorum:
“Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o düzgün olursa bütün vücut düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin o KALP'tir.”
Kitabın arka kapağında “Kalp müminin en büyük sermayesidir!” yazmakta. Daha önce kalbe hiç sermaye gözüyle bakmadığımı ve bu sermayeyi hoyratça harcadığımı bu sözü okuduğumda farkettim. Kalp bu denli mühim iken onun hakkında cahil kalmamamız gerekir. Konunun önemini kavrayan Şeyhulislam, kalp hastalıklarını izah eden, tedavi yöntemlerini gösteren fevkalade bir eser armağan etmiş bizlere. Allah ondan bin kere razı olsun.

Kalbimizde, bizi paçalarımızdan tutup cehenneme sürükleyecek binbir türlü hastalık bulunmakta. Lakin farkında değiliz. Farkında olsak dahi bu hastalıkların hayatımızdaki yerinin, yarattıkları tahribatın farkında değiliz. Özen gösterdiğimiz, uzak durmaya çalıştığımız tek hastalık cinsel şehvet olmamalı. Zira birçok hastalık birbiriyle ilişkilidir ve birbirinden beslenir.
Tek kurtuluşumuz arınmış bir kalptir. Bakın ne buyuruyor Rabbimiz:
“O gün Allah'ın huzuruna selim/arınmış bir kalple gelenlerden başka hiç kimseye mal da, oğul da fayda vermez.” Şuara/88-89
Bedenlerin hastalandığı gibi kalpler de hastalanır, hatta körleşir. Nitekim başka bir ayette buyuruluyor ki:
“Gerçek şu ki gözler kör olmaz; esas, göğüslerde bulunan kalpler kör olur.” Hac/46
Peki nedir kalbi temizleyecek ve diri tutacak olan, nedir kalbin cilası? Buyurun cevabı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem`den öğrenelim:
“Allah Teala'nın Kitabını çok okumak ve O'nu çokça zikretmek/anmak.”

İncelemem burada nihayete ermekte. Okunacağını bilsem daha fazla uzatırdım. :)
Kalbinizi günahlardan koruyarak ona şefkat gösterin. Selametle.
126 syf.
·10/10
Bismillah...

Cahil ve Fitnecilerin, Müctehit İmamlara attıkları iftiralar ve hakaretlerine binaen cevap olarak yazılmış güzel bir kitap.

Allah, İbn Teymiyye(Rahimehullah) ve bütün Seleflerden razı olsun İnşeAllah...
251 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Şeyhülislam İbni Teymiyye'nin zühd, rıza, tevekkül, hamd, ibadet, dua ve kader gibi kavramların mahiyetini ayetler ve hadisler eşliğinde açıkladığı güzel bir kitap. Ayrıca kalp hastalıklarından ve bunların tedavisinden de bahsediyor.
İbni Teymiyye hakkında pek bir bilgim yok. Nurettin Yıldız Hocanın bir konuşmasından biraz bilgi sahibi oldum. Buna ek olarak 2-3 yazı okumuşumdur.Duruşu ve aksiyonları ile takdirimi kazanan birisiydi. Bu konu ile ilgili fikrim değişmedi.
Esere gelirsek;
Bu eserin yazıldığı döneme ve içinde bulunulan fikri karmaşaya söyleyecek çok sözü olduğu aşikar. Yazar münevver ve mütefekkir bir kişinin yapması gerektiği gibi toplumun maruz kaldığı problemlere cesurca çözümler üretmiş,halka meramını anlatmak için elinden geldiğince teşbih sanatından faydalanmaya gayret göstermiş. Lakin içinde bulunduğumuz çağın ve coğrafi konumun okuruna söylediği pek bir şey yok, eğer akademik bir çalışma yapmıyorsa. İşlenilen konularla ilgili harici, mürcie, mutezile.. vs gibi mezheplerin görüşleri, hataları, doğruları ve yanlışları ortaya konulmuş. İçinde bulunduğumuz dönemde okurun kafasında bu konulara dair problemlere nadiren rastlanıyor. Ancak eserin kaleme alındığı dönemde bu konuların aleni bir şekilde işlenip kafalardaki soru işaretlerinin giderilip düşünsel yaralara merhem sürülmesi gerekiyordu. Allah yazardan razı olsun. Şahsına ve gayretine olan saygımdan ötürü yüksek puan veriyorum. Çalışma alanına girmeyen lisans öğrencisi, lisans mezunu ve altı okurlara tavsiye etmiyorum.
75 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Nusayriler, Şia'nın aşırı fırkalarından biridir. Şafii mezhebinin imamlarından biri tarafından kendisine Nusayriler ile ilgili soru sorulması üzere bu risaleyi Şeyhul İslam yazmıştır. Deliller ile ve seleften nakiller ile yazdığı bu risale kısa olmasına rağmen çok faydalanılacak bir kitaptır.
344 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Allah razı olsun hocamdan..İslam ın en büyük kırılmasından belki en büyüğü ve birincisi olan Hz Ali efendimizin (Ehli Beytin) haklı mücadelesi ile başlayan cemel vakası l, siffin savaşı ile kopuş, bu kopuştan itibaren, hem itikadı hem siyasi dağılmalar ki, Peygamber Efendimiz Hz Muhammed sav hadisi kim sıratı müstakimden bir karış ayrılırsa kendini cehennem de bulunacağını söylemesine rağmen bu bölünmeler yaşanmış.. Sonrasında ciddi sapık mezhepler doğmuştur..En büyüğü de şii rafizi batıni sapık mezheplere harika bir cevap vererek bütün söylenenleri yıkan bir reddiye kitabıdır..Kitapta bazı konularda çok tekrar yaşanmıştır.. Müslümanın mutlaka okuması gereken eserlerden birisidir..
278 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Mümin, münafık ve müşriklerle ilgili Kur an ayetleriyle başlayan ve iman konusunda derinleşen bir kitap. İman üzerine birçok mezhebin bakış açısı anlatılmakta ve yazar en son kendi fikrini oluşturmaktadır. Ön yargıdan uzak bir şekilde okunursa çok faydası olacağını düşünüyorum. Okuduğunuz zaman Teymiye konusunda daha olumlu bir bakış açısına sahip olabilirsiniz.
117 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı hem Arapçasından hem de Türkçesinden okuduğum gibi, ders çerçevesinde şerhini yaptım, bu kitap okunmadan doğru akide sahibi olmak güçtür, eksik kalınır, kitap asırlarca alimlerin elinden düşmeyen, mescidlerde şerh edilen, hala başyapıt bir eser olarak gündemini koruyor. Harika bir eserdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
İbn Teymiyye
Tam adı:
Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye
Unvan:
Arap İslam Alimi, Yazar, Hukukçu
Doğum:
Harran, 22 Ocak 1263
Ölüm:
Şam, Suriye, 26 Eylül 1328
İbn-i Teymiyye (Arapça: تقي الدين أحمد بن تيمية Taqi ad-Din Ahmad Ibn Taimiyya, 1263-1328, Hicri: 661-728) Selefiyye / Ehli hadis anlayışının en önemli alimlerinden sayılan ve görüşleri çeşitli İslam alimlerini ve akımlarını etkilemiş olan İslam alimi ve düşünür.Tam adı Ebu'l-Abbas Takıyyuddîn Ahmed bin Abdülhalîm bin Mecdiddîn bin Abdüsselâm bin Teymiye olan İbn Teymiyye Harran'da Hicri takvime göre 661 yılının 10 Rebiulevvel'inde doğmuştur. Doğum tarihinin 12 Rebiulevvel olduğunu söyleyenler de olmuştur. Moğol istilası yüzünden, çocukken ailesiyle birlikte Şam'a (Dımaşk) gitmişlerdir. O dönemlerde Şam bilim ve kültür açısından da çok önemli bir şehirdi. Moğol istilaları döneminde doğması ve yetişmesi onun karakterini etkilemiş, siyasi düşüncesinde de yansımaları olmuştur.rnrnİbn Teymiye'nin babası da bir alimdi ve Şam'a geldikten sonra oradaki Emeviye Mescidi'nde bir ders ve vaaz kürsüsüne sahip olmuştur. Dedesi de büyük bir İslam alimi olan İbn Teymiye ailesi tarafından küçük yaşlardan itibaren ilmi bir kariyere yöneltilmiştir. Şam'a gelmelerinden sonra babası Sükkerriyye Dârulhadisin'de müderrislik yapmaya başlamıştır. İbn-i Teymiyye ilk eğitimini burada almıştır. Öncelikle Kur'an tahsili görmüş, daha sonra hadise yönelerek hadis çalışmalarına başlamıştır. Bu sıralarda Hanbeli fıkhıyla da ilgilenmiş bu konuda da çalışmaya başlamıştır. Bunların dışında Arap dili grameri ve Arap tarihiyle de ilgilenmiştir. Felsefe ve mantık konusunda yaptığı tenkitler düşünülürse büyük ihtimalle felsefe ve mantık ilimleriyle de ilgilenmiş, bu konularda çeşitli araştırmalar yapmıştır. Kendisi daha 21 yaşlarındayken babası vefat etmiştir. Babasının vefatı üzerine genç yaşına rağmen babasının ders grubuna da hocalık yapmaya başlamıştır.rnrnİbn Teymiye fakih (hukuk alimi) ve muhaddis (hadis alimi) kişiliğinin yanı sıra akaid konularında da çeşitli söylemlerde bulunuyodu. Özellikle yaşadığı dönemlerde yaygınlaşmaya başlayan sufizme karşı, çoğunlukla isim vermeden genel tenkitlerde bulunmuştur. Bu konuda çeşitli risaleler de kaleme almıştır ki, genel söylemi ve bunlar sufizm eleştiri açısından onu önemli bir konuma koymaktadır. Özellikle Muhyiddin İbn-Arabî'nin görüşlerine karşı getirdiği eleştiriler bu alanda önemli bir yere sahiptir.rnrnAkaid konularında Eş'ariyye mezhebine ters düşen düşünceleri vardı, akli veya felsefe ile mantığa dayanan yorumlardan kaçınmaktaydı. Bu dönemin Eş'ariyye mezhebine bağlı olan idarecilerini ve halkın büyük bir kısmını ona karşı olmaya itmiştir.rnrnBu sırada gelişen bir Moğol istilası karşısında da aktif biçimde rol almış ve savaşmıştır. Özellikle savaştaki konumu, halkı ısrarla Moğollara karşı savaşa davet etmesi onu diğer birçok alimden ayırmıştır.rnrnBu tip muhalif yönleri nedeniyle birçok düşman edinmiştir. Davet üzerine Mısır'a gitmeye karar vermiştir. Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır. Zindanda yaklaşık bir buçuk sene yattıktan sonra serbest kalmıştır. Zindanda kaldığı bu dönemde çeşitli işkencelere de maruz kalmıştır.rnrnBundan sonraki dönemde Mısır'daki sufilerle arasında büyük çatışmalar ortaya çıkmıştır. Sık sık tartışmalara giriyor, büyük tenkitlerde bulunuyordu. Bu durum bir süre sonra idarenin tepkisini çekmiş bu genel kargaşa ve tartışma ortamını yatıştırmak için Teymiye yeniden hapsedildi. Yine de bu hapis süreci ilkine oranla daha hafif geçmiştir, zira bu sefer dönemin kadıları onun yanında yer almış onun daha iyi şartlar altında ceza görmesini sağlamışlardır. Zaten kısa bir süre sonra da serbest bırakılmıştır. Fakat devrin yeni idaresi onun İskenderiye'ye sürülmesi kararına varır ve İbn Teymiye İskenderiye'ye gider. Mısır tahtı yeniden el değiştirince, İbn Teymiye Kahire'ye davet üzere geri dönmüştür.Ellili yaşlarındayken Moğollara karşı bir savaş çağrısı üzerine, tekrar Şam'a hareket etmiştir. Fakat savaş gerçekleşmemiştir. Yine de Şam'da ikamet etmeye devam eden İbn Teymiye fıkıh konusuna ağırlık vermiştir. Her ne kadar Hanbeli mezhebini takip etse de, mezhebe tamamen bağlandığı söylenemez. Zaman zaman dört fıkıh (hukuk) mezhebinin görüşlerine mutabık, zaman zaman ters görüşleri de oluyordu ve bunları açıklamakta tereddüt duymuyordu. İdarenin bu davranışını yasaklamasına rağmen, İbn Teymiye dört mezhebin görüşleriyle ters düştüğü durumlarda kendi görüşünü sunmaktan ve fetva vermekte geri durmamıştır.rnrnİdarenin yasağı tekrarlamasına rağmen İbn Teymiye'nin davranışını sürdürmesi sonucu, İbn Teymiye Şam kalesinde hapsedildi. Yaklaşık altı ay hapiste kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İbn Teymiye fıkıh çalışmalarına ağırlık vererek devam etse de, diğer konularda da çalışmalarına devam eder. Bu sıralarda karşıtı gruplar onun eski fetvalarından birini ortaya atarak onun idare ile arasının açılmasına neden olmuş, sonuçta İbn Teymiye tekrar hapsedilmiştir. Hapis süreci içinde baskı artmış ve sonunda onun hapiste okuyup yazması da yasaklanmıştır. İbn Teymiye iki yıl sonra, 1328'te, yakalandığı bir hastalık sonucu vefat etmiştir.rnDüşüncesi ve çalışmalarırnrnİbn Teymiye çok yönlü bir kişiliktir, İslam hukuku (fıkıh), hadis ilmi ve siyasi düşünce başta olmak üzere birçok konuda uzmanlaşmış, önemli eser ve görüşler sunmuştur. İbn Teymiye bir mezhep kurma arzusunda olmadığı gibi, arkasından bir mezhep de kurulmamıştır. Yine de bir anlayış ve okulun öncüsü olmuş, ondan sonra bu okulu takip eden birçok ünlü alim olmuştur; İbn Kesir gibi.Fıkıh (İslam hukuku)rnrnFıkıh konusunda her ne kadar özgün düşünceleri de olsa da İbn Teymiye genel anlamda İmam Hanbeli'den etkilenmiştir. Hanbeli mezhebini takip etmesinin en büyük nedeni Kitap ve Sünnete bağlılığıdır. Fakat bazı konularda diğer mezheplerin görüşlerini de benimsemiştir. Yine bazı konularda dört imamın görüşlerinin dışında kalan özgün düşünce ve görüşleri de vardır. Bunlardan en ünlü ve önemlilerinden biri de boşanmanın yemin olarak kullanılması konusundaki görüşüdür; boşanmanın yemin olarak kullanılmasını doğru bulmamış, çoğunlukla bu yemini eden kişinin eşini boşamak gibi bir niyeti olmadığını belirtmiş ve bu nedenle boşanma yemin konusu yapılmasının boşanmaya yol açmayacağını söylemiştir. Bu görüşünü Ehl-i Beyt imamlarından yaptığı bazı rivayetlerle de desteklemiştir. Bunun dışında zaman zaman dört mezhep imamının görüşlerine muhalif görüşler de beyan etmiştir.Siyasi düşüncesi İbn Teymiye insanın fıtratı gereği medeni olduğunu, başka bireylerle birleşmeye hem çıkar değişimi hem de tehlikeleri bertaraf etmek için ihtiyaç duyduğunu düşünmüştür. Buna göre, onun düşüncesinde, topluluk içinde faydalı sonuçlar verecek eylemleri desteklemek ve emretmek, zararlı sonuçlar verecek eylemleri yasaklamak için topluluğun bir idareciye ihtiyacı vardır. Bu idareciye itaatin gerekliği olduğunu, fakat itaat gibi nasihatin de gerekli olduğuna vurgular; ona göre "din nasihattir".Bunun dışında kamu görevi, baş idareci ve idareci sınıfın özellikleri, otorite, devletin görevleri ve diğer alimlerden farklı olarak devletin iktisadi siyaseti hakkında da görüş belirtmiştir. Ona göre devletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır. Özgürlüğün esas alınmasında iki noktaya dikkat eder;rnrn Dinin bu ekonomik unsurlar hakkında belirlemiş olduğu sınırlar,rn Özgürlüğün kamu yararıyla çatıştığı durumlar.rnrnİbn Teymiye'nin adalet prensibi, yöneticinin seçimi, devletin dini ve ahlaki konulara müdahalesi, bireyin iktisadi özgürlüğü ve çalışmanın toplumsal değer konusundaki fikirleri de çarpıcıdır.İbn Teymiye'nin modern zamanlarda en çok vurgulanan fikri de devletin ahlaki ve dini temellere oturması, dini kanunlara bağlı olması gerektiğini düşünmesidir. Ahlaki ve dini temellere dayandığını ileri süren, dini kanunları benimsediğini ilan eden her türlü devlet yapı ve biçiminin de sürekli olarak öğüt ile geliştirilmesi ve sergilenen eksikliklerin böyle kapatılması gerektiğini savunurken, ahlaki ve dini temellere dayanmayan, dini kanunlarla hükmetmeyen devletin meşru olmadığını öne sürmüştür. Bu konudaki açıklamaları onun dönemindeki, İslam'ı seçse de kültürel, hukuki ve siyasi geleneklerini koruyup, uygulamaya devam eden bazı Moğollara karşı verilmiştir. Teymiye'nin bu görüşleri büyük oranda Kur'an'da Maide suresi 44. ayetin tefsirine dayanır. Ayetin Türkçe meali ise şöyledir:"Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir."Yine de İbn Teymiye'nin bu görüşlerini devrimci bir görüş olarak sunmamak gerekir, zira genel olarak ümmet uzun vadede varlığının sorunsuz devamının, ülke ve dinin korunmasının; yöneticinin veya yönetim biçiminin niteliklerinden daha önemli olduğunu vurgular. İslam alimlerindeki geleneksel "bir gecelik anarşi bin yıllık zalim sultanın yönetiminden daha kötüdür" fikri İbn Teymiye'de de bulunur. Nitekim kendisi dönemindeki saltanat şeklindeki İslami devlet yapısını eleştirmiş olsa da bu yapıya karşi ayaklanmamıştır. Yine de yönetim meşruiyeti konusunu şeriat açısından ele alması önemlidir. Özellikle İslam devletler hukuku açısından İbn Teymiye'nin bu çıkarımları önemlidir.

Yazar istatistikleri

  • 107 okur beğendi.
  • 453 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 343 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları