İclal Cankorel

İclal Cankorel

Çevirmen
8.4/10
139 Kişi
·
29
Okunma
·
2
Beğeni
·
230
Gösterim
Ne olduğunu, nereden ve kimin tarafından geldiğini bilmediğimiz kurşun gibi bir ağırlığın bizim uçmamızı engellediği doğru değil mi?
575 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
(Spoiler içerir.)
Faust; muhteşem bir başyapıt, dev bir tragedya... Başucu kitaplarımın arasına girdi. İçinde hayata dair her şey var: psikoloji, felsefe, sanat, dinler tarihi, kutsal kitaplar, mitler, çağının popüler ilgi alanı simya, dönemin siyasi eleştirisi, toplum düzenlerine eleştiri...

Her çağdan her kültürden kesitler sunuyor: Antik Yunan'dan Kuzeylilerin Pagan kültürüne, Hristiyanlığa... Zaten 60 yılda yazılması da değerini artırıyor, (Goethe, Faust üzerine çalışmaya 1770'de, 21 yaşındayken başlamış ancak 1831'de, ölümünden 1 yıl önce ve 82 yaşına geldiğinde tamamlanmış olduğuna inanmıştır.) nerdeyse bir ömür, bir insanın 60 yıl içerisinde, tek bir olguya bakışı, kim bilir kaç değişim, gelişim geçirir.

Yaş almasıyla, olaylara gençliğin hevesinden sonra olgun bir bakışla tekrar ele alması metamorfozunu yansıtıyor.

Okuyan herkes kendinden bir şeyler bulacaktır. İnsanın tutkularının bu kadar derin, gerçekçi, lirik ve dramatik anlatımı inanılmaz. Dahice yerleştirilmiş bir kurgusu var: alegoriler, göndermeler, ironiler... hayranlık uyandırıyor.

Şu muhakkak ki tekrar tekrar okunulası bir eser. Her seferinde biraz daha özümseyecek, yeni bir şeyler göreceksiniz. (Bu yüzden ki kitabı geciktirmişim diye üzülmüştüm ama belki de bana daha fazla açılacağı bi ana denk geldi diye de düşünmeden edemedim.)

Zira eser göndermelerle dolu. Kitapta Antik Yunan ve Roma'ya ait mitolojik kahramanlar sıkça yer alıyor. O yüzden okumadan önce onlar hakkında bilgi sahibi olmakta yarar var. Ayrıca bir yerde okumuştum: Faust'u anlamak için ünlü İran'lı şair Hafız'ın Divan'ını okuyup anlamak gerek diye, zira Goethe kendisinden çok etkilenmiş.

Faust karakteri aslında yaşamış bir insandan türemiştir. Ve bir çok esere konu olmuştur. Tabi en ünlüsü Goethe'nin Faust'u. Dileyenler daha ileri araştırma yapabilir.

İnsan ve şeytan (nefsini de ekleyebiliriz) arasındaki bitmeyen mücadele anlatılıyor. İnsanın anlam arayışını, iyi ile kötünün mücadelesini sorguluyor. Burda Tanrı'nın söylediği söz beni çok etkilemişti: #64017495

İnsanın kibri, bencilliği, aklını kullanmaması, bilip bilmediği her şeye karışması, kendini değersizleştirmesi hakkında Mefistofeles konuşur: #64018844

Tanrı ise Faust'u tanıyıp tanımadığını sorar, Mefistofeles O'nu da yoldan çıkarabileceğini iddaa eder ve Faust'un peşine düşer.

Başkahramanımız Faust ise; bir doktor, bir bilimadamı, bir filozof, bir şair, donanımlı bir kültür adamı, hukuk ve ilahiyat bilgini.

Buna rağmen, ontolojik sorulara cevap bulamıyor ve bilgiye olan sonsuz açlığıyla büyüye yöneliyor.

Kendi kendine varoluşa dair sorularını çözemeyeceğini anlayınca da, karşılaştığı, Mefistofeles ile anlaşma yapıyor ve ruhunu şeytana satıyor.

İlk olarak yeniden genç olmak ister: #64015941

Sonrasında hayatta yaşanabilecek tüm neşe ve keder, başarı ve başarısızlığı tadıyor. Ne gençlik, ne aşk, ne saygınlık, ne zenginlik, ne yetkin güzelliğe sahip olmak ona aradığı mutluluğu verememiştir, iç dünyasında bir hesaplaşma yapar: #64162468

Ve bu sefer üstünde özgür insanların yaşayacağı bir ülke hayal eder, bunu gerçekleştirir, sonuçtan büyük bir mutluluk duyar, tam doygunluk anına ulaştığında o mutluluk anının sonsuza dek sürmesini diler: #64163599

Burada Goethe'nin haklı iki tesbitini daha aktarmak istiyorum:
#64091667
"Her konuda bilim peşinde koşmak boşuna,
Ancak öğrenebileceğini öğrenir herkes." (Syf:101)

~~~

Salâh Birsel'in Goethe üzerine yazdığı inceleme kitabında şöyle bir pasaj var:
"Ölürken bile büyüklüğünden bir şey yitirmeyen Goethe, ölümünden bir kaç ay önce, dağların arkasından yitmekte olan güneşi göstermiş ve 'batarken bile büyük' demiştir. Bu da kendisine en çok yakışan sözdür. "

Ve Goethe'nin son sözleri:
"mehr licht... (Işık... Az daha ışık)"

Muhteşem operasını izlemek isteyenler için ekliyorum:
https://youtu.be/jCiReCR-a7s

Kitabı herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar...
326 syf.
·6 günde·10/10
Faust, özellikle ikinci ciltten itibaren çok kısıtlı bir kitleye hitap eder hale geliyor. O yüzden Avrupa tarihine, dinlerine ve mitolojiye hakim olmayanları zorlayan bir kitap. Edebiyat sevdalıları okusun. On yıldız.
575 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Goethe'den okuduğum ikinci eser, ilki Genç Werter'in acılarıydı. Onu da beğenmiştim. Kıymetli bir eserdi.
Goethe'nin Faust eserini 18 yaşında yazmaya başlıyor ve 83 yaşındayken yazması bitiyor. Düşünün bir esere bir ömür, dile kolay, kahramanı Faust 'la yaş alıyor Goethe de. Sırf bunun için bile okunmaya değecek edebiyatın kült kabul edilen eseri okunmalı bence herkes tarafından.
Bir trajedi ama hayatı, insanlığı sorgulayan bir eser olduğu için çok kıymetli bence.
Eseri biraz daha iyi anlamak için biraz mitoloji bilmek gerekiyor çünkü tanrılar,yarı tanrılar, tanrıçalar, ruhlar gibi satır arası çok fazla mitolojik unsur yer alıyor. Doğu+batı yayınlarından okudum eseri, çevirisi harikaydı. Zira şiir şeklinde akan trajedide çeviri kötü olursa cümleler çok anlamsız kalırdı.
Kitapta her sayfa altında gerekli ve detaylı dionotlar da yer alıyor. Bu da eksik kalan unsurları tamamlıyor.
Biraz kurgudan bahsedeyim:
Mefistofeles adı verilen aslında şeytanın temsilcisi olan karakter, Tanrıya kafa tutar daha doğrusu Tanrıyla iddiaya girer ve Faust'un içindeki doğruluk, erdem adına ne varsa alacağını, aklını çeleceğini söyler.Bunu başarırsa karşılığında da Tanrı'dan yerini ister. Faust'la tanışır Mefistofeles.Faust,dünden razıdır yoldan çıkmaya. Mefistofeles' in sözlerine aldanır ve her şey onun çevresinde dönmeye başlar. Mefistofeles önce Faust'u etkiler ve bir kadına olan ihtirasını kullanır. İlk bölüm bunun üzerine kuruludur. İkinci bölüm ise esas evrenin, dünyanın tanrılar, tanrıçalar, yarı tanrılar üzerinden sorgulandığı bir bölüm olur.

*Hırs ve kibir duyguları ile hareket eden kişiler er ya da geç yıkıma uğrar. Nitekim eserde Faust içindeki yıkıma engel olamaz.Şeytan yüzünden her türlü kötülüğü yapar, bunu farkeder aynı zamanda ama içindeki hırsa yenilir her defasında. İnsanoğlundaki doyumsuzluk bu anlamda müthiş anlatılmış.
*Eserde çokça çatışma da yer alıyor. Tabiki en temel çatışma iyilik & kötülük üzerine.
İlk defa ithafın ve ön gösterinin de sahnede gerçekleştiği ve bu kısmın da manzum yazıldığı bir trajedi okudum, itiraf edeyim:)
Ön gösteride Müdür, Tiyatro yazarı, Soytarı arasında geçen cümlelerle okuyucuya mesaj veriliyor oyunla ilgili.

Faust :"Hayır hayır! Bencildir şeytan
Ve tanrı rızası için yapmaz kolayca
Faydalı bir şey başkasına." s. 87
575 syf.
·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
Goethe, bir Alman efsanesinden yola çıkarak yazmış Faust’u.Yirmili yaşların başındayken yazmaya başladığı Faust’u, seksen üç yaşında bitirmiş.
Yazımı bir ömür süren Faust trajedisi,Goethe’nin gençlik, olgunluk, yaşlılık dönemlerinden de izler taşıyormuş.
İlk bölüm daha öznel.
İlk bölüm Faust ile Gretchen arasındaki geçen olaylara odaklanırken, ikinci bölümdeki olaylar birbirinden bağımsız, kopuk kopuk.Okurken açıkçası ne okuyorum dediğim zamanlar oldu.Her ne kadar dipnotlar, verdiği mitolojik bilgilerle aydınlatıcı olsa da Faust’u anlayabilmek için daha derin bir bilgi birikimi gerekli.
Yaptığım Faust okuması ön okumadan öteye geçemedi benim için.Yolum umarım tekrar kesişir Faust ile.
575 syf.
·27 günde·10/10
Kitap hakkında konuşmadan önce Goethe'nin hayatı hakkında kısa bir bilgiye sahip olmak gerektiğini düşünüyorum. Üniversite eğitimim döneminde almış olduğumuz alman edebiyatı dersinde Goethe'nin hayatını iyi bir şekilde inceleme fırsatımız olmuştu.
Çünkü yazarın hayatı, eseri belli bir ölçüde etkilemiş. Gençlik döneminde yaşadığı aşk ve bunun üzerine werheri yazması daha sonra İtalya seyahatiyle başlayan antik kültüre karşı doğan ilgisini eserde sık sık görebilirsiniz.

Faust eserini uzun yıllar sonra tamamlayan Goethe,
birinci ciltte yaşamış olduğu aşkı ve acısını Deutsche Romantik ve o günün yozlaşmış totaliter rejimiyle bütünleştirmeye çalışmış ve gayette başarılı olmuş.
İkinci ciltte ise daha çok bu durumu ilahlaştırıp antik kültürle sentezlemiş. Gotik bir hal alan ikinci ciltte Goethe büyük bir karmaşanın içinden kimin haklı kimin haksız veya insan evladının doymayan nefsinin ne kadar uçsuz olduğu edebi bir dille yansıtmayı başarıyor.
Son olarak söylemek istediğim, kitabın çevirisi çok zor yapılmış duruyor çünkü bazı kelimelerin gerçekten türkçede karşılığı yok veyahut almanca bir kelime ile anlatıla bilen durum türkçede cümle ile ancak çevirilebiliyor. Çevirmenin bunun sıkıntısının çok çektiğini almanca bilen birisi olarak net bir şekilde görebildim.
575 syf.
·Puan vermedi
60 yılda tamamlanmış muhteşem bir eser zamana yayarak bitmesin diye okuduğum bir kitaptı Faust.
Edebiyat yolculuğunuzun baş kitaplarından biri olmalıdır bu kitap fikrimce

Yaşamın anlamını arayan inançları ve kendisi hakkında kuşkulara kapılan, Hukuk, felsefe, tıp ve ilahiyatla ilgilenen, dokto­rasını yeni bitirmiş hayattan ve beşeri hazlardan ümidini kesmiş bir bilim adamının Şeytanla pazarlığa girişmesi, gençliğinde var olan huzur ve manevi sükûnu bulması ve inançlarının yeniden sağlamlaşması adına ruhunu şeytana satmayı kabul etmesidir. Faust yeniden kendini bulabilirse ruhunu şeytana satacağına dair söz vermiştir. Şeytan ise ona gençliğini vererek onu beşeri hazların peşinden koşan bir insan haline getirecektir.

Oyunun başkahramanı Faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. Heinrich Faust, bir bilim adamı olarak hayatının amaçlarına ulaşamadığını ve hayatını dolu bir şekilde yaşamayı beceremediğini anlar. Bu memnuniyetsizlik ve huzursuzluktan kendini kurtarmayı başarırsa, ruhunu şeytana satacağına dair ona söz verir. Bunu duyan Şeytan Mefisto hemen ona gözükür ve bir pazarlık yaparlar.
Şetan onu tekrar hayata bağlayabilirse ruhunu Şeytana satacaktır. Şeytan, Faust’u gençleştirerek dünyayı gezdirmeye götürür. Gretchen olarak adlandırılan genç Margarete ile olan aşkı için Faust’a yardım eder. Faust'un bu arayışı Şeytan'ı (Mefistofeles) rahatsız etmektedir. Çünkü pek çok insanı felaketlerle yok etmesine, pek çok insanı dünyasal hazlarla uçuruma düşürmesine karşın, yeryüzündeki Faust adındaki doktor, akıl ve bilgi ile kendisine direnmektedir. Tanrı'dan Faust'u doğru yoldan çıkarmak için izin isteyen Mefistofeles,onun bunalımlar içinde olduğu bir gece karşısına çıkar ve Faust'a dünya hazlarını vaad eder.Bir iddiaya girerler. Mefistofeles, onun bilgi hastalığından kalbini kurtaracak, yaşatacağı en güzel hazlar karşısında Faust "Dur ey zaman, ne güzelsin!" diyecek olursa iddiayı Mefistofeles kazanmış olacaktır. Mefistofeles, Faust'u gençleştirir ve ona aşk duygusunu tattırır. Faust, bu duyguyu sadece Gretchen adlı genç bir kızdan çok ötede Helene idealine kadar hissedecek, ama her şeye karşın Mefistofeles'e beklediği cevabı vermemekte direnecektir.


İnsanın şeytanla vardığı bir anlaşma ve bunun sonuçları üzerine kuruludur kitap..


Faust der ki şeytana: “beni istediğin yere götür. Eğer bir an gelip ben ona ‘dur geçme ne kadar güzelsin’ diyecek kadar bir mutluluk duyarsam artık ölmeye razı olacağım.

Eserde şu soruların cevapları aranır: 1. İnsan tam olarak nefsini şeytana teslim edip sapıklığa düştükten sonra, kendi kuvveti ile doğru yolu bulabilir mi bulamaz mı? 2. Bir ölümlü insan için ‘dur geçme, ne güzelsin’ denecek anlar var mıdır? Ve ne şartlar atında var olabilir?

İncil’in bir sözü üzerine düşünceye dalan Faust, yaradılışın ilk eseri söz müdür, anlam mıdır, faaliyet midir? Goethe, beşeri mutluluğu faliyette bulur. Bir bataklık sahayı bir bayındır haline getirmeyi tasarladığı anda bir nevi murada erer. Ve zamana ‘Dur, geçme çok güzelsin’ der. Eserin temeli budur. Tanrının insanlığa güvenen tezinin bahsi kazandığı şüphesizdir.

“Şeytan,
Sen, insanın en kıymetli sermayesi olan, akıl ve bilgiden nefret et bakalım. “




Aman söz etme bana, renkli kalabalıklardan,
Onları görür görmez, ruhum kararır.

Kitabı herkese şiddetle tavsiye ederim,keyifli okumalar
272 syf.
·8/10
Zweig’ın ‘novellalarından’ ziyade biyografileri ile haklı bir ilgiye sahip olmasını dileyenlerdenim.

Basımı yakın zamanda Can Yayınları’ndan yapılan Emile Verhaeren portre denemesi-biyografisi yer alıyor burada.

Émile Verhaeren (1855-1916) Belçikalı sembolist şair. Benim bakabildiğim kadarıyla parça parça olmak dışında şiirleri dilimize kazandırılmış değil.

Benim gibi onun şiirlerini okuyamadan esere başlamak yorucu olacak ve alacağınız zevki aşağılara çekecektir.

Verhaeren’in şiirde izlediği yolu anlatmak için şunları yazıyor Zweig:

“Şiir de dünyayı ısrarla soktuğu dört köşeli hapishanesinden çıkartır, kendini her duyguya, her ritme, her melodiye bırakır; uyum sağlar, esnekleşir, köpüren bir zevk içinde şehirlerin müthiş gücünü içinde saklayabilir.”

Ve yine onun sanattaki arzu ve özlemini ‘Dünya’yı seyretmek değil, hissetmektir.’ olarak açıklıyor.

Şairin doğumundan başlayıp gelişimine, farklı meslek gruplarını tanımasından zevklerine, gösteriş ve abartıdan uzak yaşamına kadar birçok detayı anlatıyor Zweig.

İfade ettiği cümleler arasında onun şiirlerinden bazı alıntılara da yer veriyor.

Eserin son sayfalarında Verhaeren’le dostluklarına, anılarına ve bazı kişisel özelliklerine değinip sonlandırıyor.

Naçizane görüşüm Verhaeren için kısa bir araştırma yapıp okumanız yönünde.

Çünkü 250 sayfa kadar Verhaeren okuyacaksınız. Tabiki yine Zweig’ın usta kalemiyle.
575 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Faust, Goethe'nin on sekiz yaşında yazmaya başlayıp seksen üç yaşında tamamladığı trajedi türündeki oyunudur. Goethe, bu eserini yaklaşık altmış yıl gibi uzun bir sürede tamamlamıştır.

Eser iki ana bölümden oluşur. Birinci bölüm yirmi beş, ikinci bölüm beş perdeden meydana gelir.

Eserde altmış yaşlarında; tıp, felsefe ve hukuk gibi çeşitli alanlarda bilgi sahibi olan fakat yine de evrene dair bir bilgi açlığı çeken doktorun bu açlığını gidermek adına Şeytan Mefistofeles ile ruhu karşılığında bir anlaşma yapması ve bu anlaşmanın getirdiği sonuçlar ele alınır. Oyun metafizik ögeleri de barındırır.

Goethe'nin eserine ilhan olan Doktor Faust, 1480 - 1540 yılları arasında yaşadığı rivayet edilen gerçek bir kişidir. Bu kişiyle ilgili yazılan tek eser Goethe'ninki değildir. Farklı yazarlar Faust efsanesini işlemişlerdir.

Goethe'nin Faust'u yazdığı 18. yüzyılda Avrupa'da Aydınlanma Çağı yaşanmaktaydı. Bilim, felsefe, kültür, ekonomi gibi alanlarda ilerlemeler yaşandı. Bu durum kilisenin otoritesinin zedelenmesine yol açtı. Bunun sonucu olarak yazarlar kilisenin düşüncesine aykırı olan fikirlerini serbestçe dile getirebildiler.

Faust, benim için okuması sıkıcı olan bir kitap oldu. Eserin manzum bir trajedi şeklinde yazılması esere ilgi duyamama yol açtı. Kendimi kitaba vermekte zorlandım. Oyunu, yalnızca bu türün meraklısana önerebilirim.
575 syf.
·Beğendi·10/10
Merhaba...
Sanatta hiçbir zaman kusursuz yoktur, en iyi sayılabilecek bir yapıt ancak 'oldukça iyidir'" sözleriyle sanat anlayışını belirten Goethe, sadece Almanya'nın değil, bütün Avrupa'nın en önemli dehalarından biridir.

Yaşamı boyunca şiirden romana, felsefeden bilime kadar farklı alanlarda sayısı yüzlerle ifade edilen yapıta imza atmıştır.

Faust, Goethe'nin yazarlık yaşamının elli yıllık emeğini alarak, haklı bir üne kavuşmuş en önemli yapıtıdır.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 29 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 66 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.