Giriş Yap

İhsan Oktay Anar

Yazar
8.5
21,8bin Kişi
69,1bin
Okunma
4.592
Beğeni
68,5bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladıktan sonra, aynı bölümden 2011 yılında öğretim üyesi olarak emekli oldu. 1995 yılında yayımladığı Puslu Kıtalar Atlası isimli ilk romanı, yirmiden fazla dile tercüme edildi ve hem içerik hem biçim olarak pek ilgi görüp beğenildi. Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri adlı romanı da İngiltere'de tiyatro oyunu olarak uyarlandı ve sahnelendi. Anar, 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. İhsan Oktay Anar, 1960 yılında İstanbullu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Yozgat'ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sait Bey, TEKEL'de müskirat eksperi, annesi Bedia Hanım ise memurdur. Süheyla ve Füruzan adlarında iki ablası vardır. Anar'ın ataları, 1893'te Kazan'dan İstanbul'a gelmiştir. Büyükbabası Abdullah Almaçov, ilahiyat tahsili yapmak için Fatih Medresesi'ne gitmiş ve burada müderrislik yapmıştır. 3 Mart 1924'te, Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile medreselerin kapatılması sonucu medreseden ayrılmıştır. İstanbul'a yerleşen Anar'ın büyükbabası, Soyadı Kanunu ile "Anar" soyadını almıştır. İhsan Oktay, bu olayı şöyle anlatır: "...Anar soyadını amcam bulmuş. Amcam bir Rum kadınına âşık olmuş, ama kadın ona karşılık vermemiş ve 'Seni hiç unutmayacağım, daima anacağım.' adında (anlamında) Anar soyadını seçmişler..." Anar, babasının mesleği gereği ilk ve ortaokulu İstanbul'da okumuş; lise çağlarında İzmir'e taşınmıştır. Burada Karşıyaka Erkek Lisesi'ne başlamış ancak tamamlayamadan okuldan atılmıştır ve lise eğitimini Akşam Lisesi'nde tamamlamıştır. Akşam Lisesi'nde eğitim almaya başlayan Anar, gündüzleri tabela boyamaya başlamış; bu işi üniversiteye kadar devam ettirmiş ve üniversiteyi kazandıktan sonra da bırakmıştır. Lise eğitiminden sonra Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne devam eden Anar, askerlik görevini ertelemek için aynı üniversitede yüksek lisans eğitimine devam etmiştir. 1995 yılında askerliğini teğmen olarak yaptı ve Kuzey Irak Harekâtı'nda görev yaptı. Yüksek lisans sonrası Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne araştırma görevlisi olarak atandı ve 2011 yılında emekli oldu. Anar, felsefe bölümü öğrencisi olan Özlem Hanım ile 1999'da evlendi. Okuldan çok kütüphaneye giden Anar, bu nedenle Karşıyaka Erkek Lisesi'nden atılmıştır. Çalışmalarını roman alanında yoğunlaştırmış ve 2018 itibarıyla toplam yedi romanı yayımlanmıştır. Anar'ın 1991'de yazdığı ve yayımlatmak için dört sene boyunca çeşitli yayınevleriyle görüştüğü Tamu adında yayımlanmamış bir romanı da mevcuttur. Romanları genellikle göndermeler içermektedir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse; ''Amat'' romanındaki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı, kıyamet günü Sûr'a üfleyecek İsrâfil'i; alt ambar ise toprak altını ve kabiri sembolize etmektedir. Anar'ın ilk hikâyesi, Mor Köpük dergisinde yayımlanan "Kâfirler İçin Apologia"dır. Aynı dergide, 1985 yılında "Rabnûmâ" başlığıyla bir diğer hikâyesi daha neşredildi. "Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi" başlıklı hikâyesi, Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta "İnşaat İşçisi Rıfkı'nın Dehşet Verici Akıbeti" isimli bir öyküsü yer aldı.
Unvan:
Türk roman ve hikâye yazarı
Doğum:
Yozgat, Türkiye, 1 Ocak 1960
Reklam
·
Reklamlar hakkında

İncelemeler

Tümünü Gör
238 syf.
·
23 günde okudu
·
10/10 puan
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.” İhsan Oktay Anar’ı Puslu Kıtalar Atlası kitabıyla tanıdım. Karşıma çok çıkan bu kitabı sonunda okuma fırsatı buldum. Kitabı okurken yer yer sıkıldım, geri döndüm, ileri sardım. İnternetten özetlerine baktım. Kitabın tahlillerine göz gezdirdim. Neticesinde kitabı bitirdiğimde karmaşıklığı çözemedim. Yazarın üslubu, kurgusu tek kelimeyle dahiyaneydi fakat kitap benim kafamda bir bütüne ulaşamamıştı. Karmaşıyı toparlayamamış ama aynı zamanda kitabı sevmiştim. Puslu Kıtalar Atlası kitabının nasıl bir şaheser olduğunu ve edebiyatımızın en güzel postmodern örneklerinden biri olduğunu ne yazık ki kitabı bitirdikten sonra gerek buradaki incelemelerden gerek internetten yaptığım araştırmalardan öğrenecektim. Zaten Kitap üstüne yapılan araştırmalar ve tahliller bile kitabın edebiyatımızın hangi katmanında bulunduğunu belli ediyordu fakat ben ne yazık ki bunu geç farkettim. Uygulamada kitabı ‘okudum’ olarak işaretledim ama bunun hakkını gerçekten veremedim. Yazarın bir kaç kitabını da okuyup tarzına alıştıktan sonra yeniden okuyacağım ve okuduktan sonraki fikirlerimi bu incelemenin altına ayrı olarak yazacağım. Bu benim için bir ders niteliğindedir, sizin ilginizi çekmeyebilir. Ben kitap okurken; okuduklarımı anlamak, unutmamak ve kendimi geliştirmek için sürekli notlar alır internetten araştırmalar yaparım. Yazarın bu kitabını okuduğumda kafamda birleştiremediğim içindir İhsan Oktay Anar bana çok şey öğretti. Çünkü bu kitap için yaptığım araştırmayı (Ruh Adam kitabı haricinde) hiçbir kitapta yapmadım. Tanımının yapılması bile çok zor olan postmodernden girip modernizmden çıktım. Bunlar bir yana yazarı anlamak için onun tahlillerini, hakkında yazılanları okudum. Yani kitabı anlayamadım diye kitabın yarısı kadar da bu anlattıklarımı okudum. Neticesinde bir çok şey öğrendim; edebiyatımıza dair yeni şeyler, biraz tarih, biraz felsefe derken yepyeni bir yazar tanımış oldum: Merhaba İhsan Oktay Anar… İhsan Oktay Anar’ın ikinci okuduğum kitabı Suskunlar kitabı oldu. Tabii bir Puslu Kıtalar Atlası kadar olmasada bu kitaptan sonra kendisine hayran olup bu incelemeyi yazmaya karar verdim. Şimdi yazarı daha iyi tanıyorum. Puslu Kıtalar Atlası kitabını ilk kez okuduktan sonra yazarı hakkında yazılan övgüleri saçma bulmuştum. Tabii yukarıda bahsettiğim araştırmalar sonrasında bu övgüleri saçma bulmamı da saçma buldum. Şimdi, Suskunlar kitabını okuyunca benimde yazarı övmemi sizde saçma bulmayın lütfen. İddia ediyorum İhsan Oktay Anar edebiyat tarihimizin en güzide, en usta yazarlarındandır, kıymetini bilelim. Yazarın tekniği gerçekten bambaşka: kurmacası epey karmaşık. Osmanlı dönemi alsanı olduğu için dilide kolay değil. Ama o kadar ustaca bir karmaşası ve üslubu var ki yinede bırakamıyorsunuz elinizden. Ben bırakabilseydim bu incelemeyi yazıyor olmazdım. Kitabı ilk okuyuşumda karmaşasından kurtulamadığım halde elimden bırakamayıp bitirmemin tek bir sebebi var: Puslu Kıtalar Atlası muhteşem bir kitaptır. İçinde felsefe, fantastik, tıp, fizik, polisiye, savaş… Tarih desen buram buram kokuyor. Karakter bolluğu hat safada. Konusu muhteşem. Olay örgüsü girdili çıktılı, gittili geldili. Yani kitabı bir kategoriye koymak isteseniz gerçekten kararsız kalırsınız. Ne kadar zengin bir kitap olduğuda bu kararsızlıktan anlaşılabilir. Tonlarca yüklü gemiler nasıl deniz üstünde yüzüyor diye aklımız almıyorsa böylesine bol malzemeli bir kitabın bu kadar farklı dalları içerisinde barındırıp okuyucu sıkmadan çoşkuyla okunacak bir roman haline gelmesi aynı derecede soru işaretidir. Tüm bu anlattıklarım kendi şahsime ait çıkarımlardır. Bir başka okur kitaba çok daha hakim olabilir. Ben asla kitabı gözünüzde "zor okunan karışık bir kitap" şekline bürümek için yazmadım bunları. Benim karmaşıklık dediğim şey yazarın kurgu tarzıdır. Yani yazar çerçeve anlatığım tekniği kullanmış: öykü içinde öykü. Sizde bu sebepten kitabı okurken gerçekle kurgu arasında gidip geleceksiniz. Bu yüzden kitabın içinden çıkamayacaksınız. Bu anlattıklarımdan sonuç olarak, kitap ve yazar hakkında biraz ön araştırmayla bambaşka bir zevk alabilirsiniz. Eğer bu kitap yazarın okuyacağınız ilk kitabıysa bence spoiler yemeden bir ön araştırma yapın. Aslına bakarsanız bu kitaptan başlamayın. Yada kitabı tekrar okuyun. Ama emin olun seveceksiniz bu kitabı. Çünkü bu eser edebiyat tarihimizin en değerli kitaplarındandır. Sadece yerli değil dünyada da postmodernin nadide örneklerinden biridir. Kıymetini bilelim istiyorum.
·
12 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14