İhsan Süreyya Sırma

İhsan Süreyya Sırma

YazarDerleyenÇevirmen
8.8/10
1.132 Kişi
·
4.688
Okunma
·
418
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
İhsan Süreyya Sırma
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Pervari, Siirt, Türkiye, 10 Temmuz 1944
Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA, 10 Temmuz 1944 yılında, Siirt’in Pervari ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Pervari’de yaptıktan sonra; Orta ve lise öğrenimini Siirt’te tamamladı. 1962 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni, 1966 yılında bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, bir müddet Batman’da, Türk Petrollerinde işçi, bir müddet de Diyanet İşleri Başkanlığı’nda memur olarak çalıştı.

Üniversite mezuniyetinden sonra, orta öğrenimini yapmış olduğu Siirt Lisesi’ne öğretmen olarak atandı. 1967 baharında, devlet doktora burs sınavını kazanarak, İslâm Tarihi dalında doktora yapmak üzere Fransa’ya gitti. Aslında o, İngilizce’den sınavı kazanıp İngiltere’de doktora yapması gerekirken, yetkililer, bilinmez bir sebepten dolayı onu Fransa’ya gönderdiler. Bundan dolayı bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı. Paris’te, College de France’da Prof. Dr. Jacques Berque’le başladığı doktora öğreniminin yan çalışmaları içerisinde, Arapça öğrenimi için 1969-1970 ders yılında Tunus’ta bulundu; ve Zeytuna Üniversitesi’nde, Arapça’nın yanı sıra, Büyük sosyolog Fadıl b. Aşur’un derslerine devam etti.

1973 mayısında, “İslâmî İlimler” dalında doktor olarak Türkiye’ye döndü. 1973-74 ders yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi hocalığı yaptı. 1974 yılında Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinde İslam Tarihi Doktoru olarak göreve başladı. 1980 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında naklen Sakarya Üniversitesine geçti; ve 1995 yılına kadar bu Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyeliği yaptı; ve aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi. 1995-1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.

İslam Tarihi dalında 30 kitabı, ve 200’ü aşkın ilmî makalesi yayınlandı. Ulusal, ve uluslar arası bir çok konferansa katılarak tebliğler sundu; Zaman, Yeni Devir, Milli Gazete, Yeni Şafak gibi gazete; ve İslâm Mecmuası, Yeni Dünya, Bilgi ve Hikmet, Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Tarih ve Toplum gibi değişik dergilerde, tarihle ilgili makaleler yazdı. Kanal 7’de dört seneyi aşkın bir süreyle “Seyahatnâme” adı altında tarih programları yaptı. Kendi alanındaki araştırmalarını takip edip sürdürecek derecede Fransızca, İngilizce, Arapça, ve Farsça bilmektedir. İhsan Süreyya Sırma evli olup, üç çocuk babasıdır.
Afrika kaktüslerinin birbirine dolanmış milyarlarca liflerinin karmaşıklığından daha anlaşılmaz olan insanoğlunun insanoğluluğu düşündürüyor beni...
206 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Habil ve Kabil'den başlayarak günümüze kadar birçok dönemdeki sömürüden bahsediyor. Bazı tarihçilerin hatta çoğu tarihçinin dile getiremediği şeyleri güzel tespitler yaparak anlatmış yazar. İhsan Süreyya Sırma'nın ilk okuduğum kitabı ve ilk olarak kalmayacak. İnsanı çokça düşündürüyor. Adeta aydınlandığımı hissediyorum. Ufuk açan bir kitap! Okuyun efendim, okuyun.
262 syf.
·6 günde·Beğendi
Peygamber efendimizin vefatından sonra müslümanlar artık bir kaynağa değil bu kaynakları uygulayacak idareciye ihtiyaç duyuyorlardı ve bunu "Halife" adı verdikleri idarecilerin başa geçip devleti Allah'ın hükmüyle yönetecek kişileri seçerek sağladılar İhsan Süreyya Sırma halifeler dönemini siyasi boyutuyla ve yaşanan olayların iç boyutunu göstermeye çalışarak ve kaynaklarıyla bize yansıtmaya çalışmış.Hadisler, rivayetler ve ayetlere de yer vermiş.Bunu gayet başarılı yaptığını düşünüyorum.Hadiselerin teferruatına girmeden halifelerin davaları için verdiği mücadeleleri ele almış.Ve olaylardan neden sonuç çıkarabileceğimiz ,neden böyle ki sorularını cevaplayacağımız bir şekilde karşımıza çıkıyor kitap. Ben kendi adıma bazı hisse ve sonuçlar çıkarttım.Müslümanların düştügü bazı hatalar yaşanan bazı olaylar da üzdü ve şaşırttı açıkçası(onların da bir insan olduğunu hatalar yapabileceğini.düşünmediğim için belki de ).Biraz da olsa bunları paylaşacağım.Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap.
Parentez içine aldığım yer biraz özet gibi oldu:)
(Peygamber efendimiz sarahaten de olsa devleti yönetecek kişileri seçmemiş bunu kendi vefatından sonra şura yoluyla aralarından seçmelerini istemiştir.Kendi seçseydi bu yıllar boyu yanlış anlaşılmalara sebebiyet verilebilir bir aile geleneği haline getirilebilirdi.İlk halife Hz. Ebubekir olarak karşımıza çıkıyor.Hz .Muhammet(s.a.s) hastayken müezzinin namaz vakti geldiğini efendimize bildirdikten sonra peygamberimiz Hz.Ebubekir'i namaz kıldırması için görevlendirmiştir.Müslümanlar da Peygamberimizin din için görevlendirdiğini biz dünyamız için seçeriz" demişlerdir.Hz.Ebubekir'in başa geçmesiyle bazı gruplar Hz. Ali'nin ona biat etmesine rağmen Hz. Ali'yi ona karşı göstermek istemişler ve böylece başlayan ihtilaflar asırlarca sürmüş,binlerce müslümanın ölümüyle neticelen savaşlara sebebiyet vermiştir.Hz Osman dönemi bana en ilginç gelen dönemlerden biridir. Büyük fitne olarak geçen bu dönemi basit bir "yahudi oyunu "olarak telakki etmemek gerekir. Sonuçta onlar da beşerlerdi elbette hata yapabilierdi.Hz .Osman'n yaşlı akrabalarına fazla düşkünlüğün neticesi onları devlet makamlarına getirişi ,kendi döneminde karışıklıklara sebebiyet vermiştir.Özellikle de Mervan'ı ısrarlara rağmen devletten uzaklaştırmaması onu bütün müslümanları üzen sonu hazırlamaştır.Ve bazı fitneye yer verecek farklı olaylar da yaşanmıştır tabi .Hz.Osman'ın mührü kullanılarak yapmadıgı şeyler yapmış gibi gösterilmiştir vs.Karışıklıklar çıkmış ve daha sonra Hz.Osman şehit edildi. Hz. Ali bu anarşi ortamında hilafete getirildi .Hz Ali'nin hilafete getirildiği zaman ortamın en karışık dönemlerinden biriydi. Hz.Ali'ye fazlaca haksızlık yapıldıgını düsünüyorum.Ona bazı müslümanlar biat etmedi. Birçok fitneler sokuldu. Muaviye'nin daha sonra Hz Osmanın katillerini bulması şartıyla biat edeceğini dile getirmesi karışıklıkları daha da arttirmıs.Boş yere müslümanlar birbirlerini öldürmüş oldular Cemal hadisesi sonrasında Hz.Aişe ,Talha Zübeyir hatalarını anlamış fakat iş isten geçmis binlerce müslüman kılıçlarıyla öldürülmüştür.Hz.Ali'nin ölümünden sonra Kufede bulunan müslümanlar Hz.Hasan'a halife olarak biat etmişlerdir.Ordusunu hazırlayıp Hz Muaviye ile karşılaşmak üzere yola çıkmış .Bu konuda en büyük fedakarlıklardan birini Hz.Hasan sergilemiştir.Hakikaten önceki düşüncesinin tam zıddını teklif etmiştir. "Daha fazla MÜSLÜMAN KANI AKMASIN!" Ve bazı şartlarla halifeliği Muaviye'ye terk ettiğini ilan etti.Muaviye bu şartlardan çoğunu yerine getirmemesi de ayrı bir olay tabi.Ama Peygamber efendimizim şu hadisi tebessüm ettiriyor yüzümüzü. Peygamberimiz(s.a.s) torunu Hasan'ın başını okşayarak şöyle der:"Benim oğlum seyittir.Umulur ki Allah onun vasıtasıyla ,Müslümanlardan iki büyük taifenin arasını bulacaktır!" Şuna da dikkat edilirse hadisi serifte de Hz Peygamber (s.a.s)iki taifeye de müslüman diyor .)

İhsan Süreyya söyle diyor "Öyle görülüyor ki günümüz Müslümanın en çok muhtaç olduğu şeylerden bir tanesi karşılıklı saygı ve hoşgörü esasıdır .Malesef bu hoşgörüyü İslam düşmanlarına ve gayrimüslümlere gösterebiliyor ,kendi müslüman kardeşlerine gösteremiyorlar".
Halifeler dönemine baktığımızda biz müslümanlara da çok büyük dersler çıkıyor tabi ,birbirimizle uğraşmaktan vazgeçmeliyiz artık, kendimizle değil de düşmanlarımızla uğraşmalıyız.Halifeler döneminde bunu görüyoruz kendi kendimizi yemişiz. Birbirimizle bu kadar uğraşmaysaydık dünya ve islam tarihi için daha iyi şeyler olabilirdi.Müslümanların şu anki konumu daha iyi olabilirdi.Yaşanan olaylar tecrübemiz olmalı bizim .Günümüzde yıkılan,çöken toplumlara baktığımızda bunun ana nedeninin iç sorunlar olduğunu görebiliyoruz.Fitneler her zaman olabilir hepimiz insanız kusurlarımız elbet olacaktır ,önemli olan bunlara karşı bilinçli olabilmek. Bu sorunlara karşı kendi nefsimizi değil de İslamın esaslarını üstün görmeliyiz. İslâm'ı hakkını vererek yaşamalı ,esaslarını iyice özümseye çalışmalıyız.Ancak böyle olursa daha iyi şeyler olabileceğinin farkında olmalıyız hepimiz için. Bu temenni ile..İyi okumalar
176 syf.
·Puan vermedi
800 yıllık bir İslâm medeniyetinin yakılıp yok edildiği topraklar: Endülüs

Herzaman ayrintisiyla bilgi sahibi olmak istediğim bir konuydu Endülüs tarihi. Bu kadar güçlenen,İslam'ın ve hatta dünyanın ilim merkezi olan, öyle ki Hıristiyan tebasının bile medreselerde ders görmek için çabaladığı, ibn Rüşt, ibn Hazm ve daha birçok alimi yetiştiren, mimari de eşsiz eserler bırakan bu toprakların nasıl tamamen müslüman kimliğini yok ettiğini merak etmişimdir hep.
Aslında cevapların genel olarak aynı olduğunu görüyoruz kitapta;
-iktidar hırsı
-saltanat mücadelesi
-şahsi menfaatler
-saltanatın nimetlerine kapılan yöneticiler
-ve içeriden bölünme
Sonuç;
Elbette bu sebepler olduğunda sonuç kaçınılmaz çöküş oluyor.
Ve yüzlerce yıllık bir medeniyet,tüm bu sebepleri firsat bilen ve Istanbul fethinin hırsıyla bütünleşen ortaçağ Hıristiyanlarının,acısını çıkarırcasına yaptıkları soykırımla son buluyor. Ama yetmiyor,sadece müslümanları değil onlara ait olan herşeyi yakıp yok ediyorlar. Eşsiz bir mimariyle yükselen bütün minareler çan kulesi, camiler çarpık bir eklemeyle kiliseye çevriliyor..Hamam ve kütüphaneler ise tamamen yakılıp, yıkılıyor..
Eser gereksiz hićbir ayrıntıya yer vermeden, salt tarih olmasına rağmen çok akıcı ilerliyor. Arada yazarın Ispanya gezisin'den eklediği fotograflar da mevcut.Ayrıca kitabın ikinci bölümünde Ispanya gezi notlarından oluşuyor..

176 sayfada,çok özlü toparlanmış faydalı bir eser.Ilgilenenler için kesinlikle tavsiyemdir.
Keyifli okumalar
221 syf.
Bana göre kitabın dili çok sade rahatlıkla anlaşılabilir. Kur'an'da bahsi geçen peygamber ve kıssalarına yer verilmiş ve hemen hemen her peygamber sonrası değerlendirme yapılmış okunası sürükleyici bir başyapıt diyebilirim.
544 syf.
·38 günde·Beğendi·10/10 puan
En başta belirtmeliyim ki, söyleşi ve hatırat kitaplarına bayılıyorum. Büyük adamların büyük hayatlarını okuyunca, ufkum genişliyor. Bir ömrün nasıl daha güzel yaşanabileceğini sizlere hissettiriyor ve yol gösteriyor. Profesör Doktor İhsan Süreyya Sırma'da ülkemizin büyük fikir adamlarından biri. Kendisinin hayat serüvenini okuyunca, işte yaşamak istediğim hayatı yaşamış dedim. Seyahatler, kitaplar, yeni insanlar, yeni fikirler ve daha niceleri...

Kendisi Muhammed Hamidullah hocanın Paris'ten talebesidir. Siirt'ten Paris'e yaptığı bir hayat serüveninde hocasının kendisi üzerindeki etkisi açıkçası ziyadesiyle görülüyor. Muhammed Hamidullah'ı okuduktan sonra ne güzel bir ilim adamı, bir kütüphane kurdu olduğunu gördükten sonra İhsan Süreyya Sırma'nın da onun birebir kopyası olması gözlerden kaçmıyor.

Büyük adamları okumak, insanın büyük adamların yoluna nasıl başladığını görmesi açısından gerçekten çok önemli.. Bu minvalde okumalarıma devam edeceğim inşallah..

Selâm ve dua ile...
İrem Çamur
İrem Çamur İslami Tebliğin Medine Dönemi ve Cihad'ı inceledi.
256 syf.
·13 günde·9/10 puan
İslam devletinin kuruluşu, yapılan cihadlar , dönemin toplumsal durumu vs. hakkında çeşitli İslam tarihi kitaplarından , ayetlerden, hadislerden harmanlanarak yazılmış güzel bir eserdi.

İhsan Hocanın yer yer sert söylemleri ve tabi eserin yazılış dönemiyle de alakalı olarak o dönemin ( şuan ki dönemimizde dahil ) müslüman duruş çeşitlilikleri eleştiriliyor.

Özellikle İslam'ın insanın istediği , içine sindirdiği , kendi görmek istediği şekilde yorumlanması , kesip kırpılması da yine her dönemde gördüğümüz bir durum. Bu durumun çok tehlikeli olduğuna da katılıyorum.

Doğruyu bulmak adına da okumak , araştırmak , düşünmek gerekir.

Umarım doğru hepimize nasip olur.
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Koca ahlak dininin imparatorluğu nasıl yozlaşıyor ve çöküş yavaş yavaş başlıyor, okurken bunu fark edeceksiniz. İslam'da ayrışma, ötekileşme ve yozlaşmanın başladığı nokta. Allah-u Teala insanları sapkın yollarından doğru yola ulaştırmayı nasib etsin. İslam Tarihi'nin mihenk taşı olan Emeviler Dönemi'ni İhsan Süreyya özet ve anlaşılır bir biçimde kaleme almış.
176 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Üniversitede Dinler Tarihi Hocam; kıymetli Mahfuz Söylemez Beyefendinin tavsiyesiyle aldığım, fakat okumanın bugüne nasip olduğu Ah Endülüs....

Bazen duygularınız öyle şâhâ kalkar ki ifade edecek kelime bulamazsınız..şu an tam da bu durumdayım...
Kitabı okurken; duygulandım,hüzünlendim, ağladım, ıftihar ettim günümüz türkçesiyle gururlandım ve utandım....hem de ne utandım...insanoğlu adına çok utandım...bir kez daha insanın hayvanlardan da aşağıda olabileceğini ve hatta olduğuna şahid oldum...

Ahhhhh Endülüs sana ağıtlar yakilmasin, destanlar yazılmasın da kime yazılsın...

O harap olan eserlere mi yanalım, yakılan kitaplara mı, yıkılan hamamlara,saraylara mı, kilise çanına çevrilen minarelere mi...

Ihsan Süreyya Sırma bu kitabında Endülüs'ün tarihini (bol kaynaklı)anlattıktan sonra kısa bir bolumde de kendi değerlendirmesini yapmış...

Çok kıymetli bu eseri mutlaka okumalısınız dostlar...muhabbetle..gecemiz mübarek olsun...
206 syf.
·3 günde·10/10 puan
Bu kitap Nemrut tan ve Firavun dan başlayarak günümüzü kadar insaların maddi ve manevi nasıl sömürüldüklerini ve bu sömürünün bizim ülkemizdeki ve özelikle cumhuriyet döneminde yapilan uygulamaların az da olsa gerçek amacını açıklıyor.
Laikliğin tanımına uygun uygulamayıp çok daha farklı bir şekilde uygulandığını ve laikliginde bir beşeri din olduğunu bunu bilerek ve planlı bir şekilde müslümanların içine yerlestirdiklerini anlatıyor.
Demokrasinin korunması darbeler le sağlanıyor. Yanı demokrasi antidemokratik yollarla sağlanıyor. Bu darbeler sadece biz değil birçok ülke için geçerli ve ortak amaç dünyayı sömüren güçlerin sömürü düzenlerinin bozulmasını istemediğidir.
Sonuc olarak bu kitap Hak ve batıl arasındaki ilişkiyi örneklerle açıklıyor.
256 syf.
Bundan önce okunması gereken “Mekke Dönemi ve İşkence” var. Sırayı takip etmek önemli diye düşünüyorum.



Kitapta, hedefin ayını olmasına rağmen, Mekke’ye kıyasla Medine’de tebliğ yönteminin değiştiğine vurgu var.



Öncelikli olarak Yahudilerin Medine’ye ne zaman geldiklerinden ve Evs ve Hazrec’in Yahudileri –Medine’ye onlardan sonra gelmelerine rağmen- nasıl hâkimiyetleri altına aldıkları anlatılıyor.



Kitapta olaylar hicretin birinci yılından başlayarak Efendimizin vefatına kadar kronolojik olarak sıralanıyor. Her yılın sonunda bir değerlendirme yapılıyor. Bu değerlendirmeler biraz yanlış algı ve yorumlara cevap kabilinden olmuş. Benim çok hoşuma gitti açıkçası.



Kitapta –daha önce okumuş olmama rağmen umutmuş olmalıyım ki- bana orijinal gelen bilgilere rastladım. Bu arada tartışılan, doğruluğu onay görmeyen bazı rivayetler de yer bulabilmiş kitapta. Mesela Yahudilerin Efendimize düşmanlıklarının daha o çocukken başlaması, Rahip Bahira olayı gibi… Bir de Huneyn Gazvesi ile ilgili değerlendirmelerinde “acaba?!!!” diyebileceğim yorumları olmuş.



Kitapta Efendimizin rahmet peygamberi olmasını yanında savaş peygamberi olduğuna sık sık vurgu yapılıyor. Hamidullah hocanın peygamberimizin savaşları ile ilgili değerlendirmelerinin yer aldığı kitabının bu kitabın akabinde okunmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Kütüphanemden bulabilirsem ben okuyacağım.



Son bölümde davet mektuplarına da yer vermiş. Medine döneminin tamamını kapsayan bir “sonuç ve değerlendirme” ile kitabı tamamlamış.

Yazarın biyografisi

Adı:
İhsan Süreyya Sırma
Unvan:
Yazar, Çevirmen
Doğum:
Pervari, Siirt, Türkiye, 10 Temmuz 1944
Prof. Dr. İhsan Süreyya SIRMA, 10 Temmuz 1944 yılında, Siirt’in Pervari ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini Pervari’de yaptıktan sonra; Orta ve lise öğrenimini Siirt’te tamamladı. 1962 yılında girdiği Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni, 1966 yılında bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, bir müddet Batman’da, Türk Petrollerinde işçi, bir müddet de Diyanet İşleri Başkanlığı’nda memur olarak çalıştı.

Üniversite mezuniyetinden sonra, orta öğrenimini yapmış olduğu Siirt Lisesi’ne öğretmen olarak atandı. 1967 baharında, devlet doktora burs sınavını kazanarak, İslâm Tarihi dalında doktora yapmak üzere Fransa’ya gitti. Aslında o, İngilizce’den sınavı kazanıp İngiltere’de doktora yapması gerekirken, yetkililer, bilinmez bir sebepten dolayı onu Fransa’ya gönderdiler. Bundan dolayı bir senesini Fransızca öğrenimine harcadı. Paris’te, College de France’da Prof. Dr. Jacques Berque’le başladığı doktora öğreniminin yan çalışmaları içerisinde, Arapça öğrenimi için 1969-1970 ders yılında Tunus’ta bulundu; ve Zeytuna Üniversitesi’nde, Arapça’nın yanı sıra, Büyük sosyolog Fadıl b. Aşur’un derslerine devam etti.

1973 mayısında, “İslâmî İlimler” dalında doktor olarak Türkiye’ye döndü. 1973-74 ders yılında Erzurum Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi hocalığı yaptı. 1974 yılında Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesinde İslam Tarihi Doktoru olarak göreve başladı. 1980 yılında Doçent, 1989 yılında Profesör oldu. 1993 yılında naklen Sakarya Üniversitesine geçti; ve 1995 yılına kadar bu Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde İslam Tarihi öğretim üyeliği yaptı; ve aynı yıl zorla bu üniversiteden emekli edildi. 1995-1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanlığı görevinde bulundu.

İslam Tarihi dalında 30 kitabı, ve 200’ü aşkın ilmî makalesi yayınlandı. Ulusal, ve uluslar arası bir çok konferansa katılarak tebliğler sundu; Zaman, Yeni Devir, Milli Gazete, Yeni Şafak gibi gazete; ve İslâm Mecmuası, Yeni Dünya, Bilgi ve Hikmet, Tarih Dergisi, Tarih Enstitüsü Dergisi, Tarih ve Toplum gibi değişik dergilerde, tarihle ilgili makaleler yazdı. Kanal 7’de dört seneyi aşkın bir süreyle “Seyahatnâme” adı altında tarih programları yaptı. Kendi alanındaki araştırmalarını takip edip sürdürecek derecede Fransızca, İngilizce, Arapça, ve Farsça bilmektedir. İhsan Süreyya Sırma evli olup, üç çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 418 okur beğendi.
  • 4.688 okur okudu.
  • 178 okur okuyor.
  • 1.861 okur okuyacak.
  • 47 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları