Giriş Yap

İlhan Berk

Yazar
Derleyen
Çevirmen
Editör
7.5
1.115 Kişi
4.572
Okunma
1.027
Beğeni
35,2bin
Gösterim
2040 syf.
·
19 günde okudu
·
7/10 puan
Toplu Şiirler - İlhan BERK (Ve bir sözcük: Yorgunum.)
Şimdi bütün sözcükler yorgunum. Ve ilk defa, okumak da yordu beni... Geçtiğimiz ay
Nazım Hikmet Ran
'ın
Bütün Şiirleri
isimli, yine 2 bin sayfalık bir eserini okumuştum. O bu kadar yormamıştı. Hatta akıp gitmişti sayfalar...
Toplu Şiirler
İsmi şiirler olsa da oldukça fazla düzyazı var, eserin hacmini de düşününce hayli zorluyor okurken. Bu nedenle bir çırpıda okumayı beklemeyin. Araya birkaç kitap koymak oldukça iyi olacaktır. Ama bence daha iyisi, İlhan Berk'in eserlerini toplu olarak değil de parça parça, kitap kitap okumak. Böylesi büyük bir şairin hakkı öyle daha iyi verilebilir diye düşünüyorum. "Acılar büyüttü beni." (s. 684) Son günlerde hangi kitabı elime alsam bir yorgunluk, bir acı... Hayat yoruyor, hayat acıtıyor canımızı. En çok da şairlerin yanmış ki en anlamlı dizeler onların yüreklerinden çıkmış. Çok acı var, ziyadesiyle acı... Bedenlerin çekmediği acıları ruhlar sırtlanır olmuş. O yükle kambur gibi dolaşıyoruz sokaklarda. Bugün Gönül Dağı dizisinde duyduğum bir söz vardı, "o yolların prangalı mahkûmlarıyız," diye. Biz de acıların prangalı mahkûmları olduk belki de... "Şöyle başımı alıp gitmek istiyorum." (s. 1730) Hepimiz istiyoruz ama hiç giden olmadı henüz. En azından ben şahit olmadım öyle bir gidişe.
Attila İlhan
'ın
Sisler Bulvarı
isimli eserinde çok sevdiğim bir sözü var. Okurken burada sizlerle de paylaşmıştım: "Bir trene binmek, rastgele defolup gitmek istiyorum." Tam olarak bu... Ama ne gidecek cesaretimiz var ne de gitmeye mecalimiz. -Laf aramızda bilet paramız bile yok belki de.- Ne diyordu bir şarkıda: "Bu gitmeler gerçek değil Acılara çare değil Kaçamazsın kaderinden Kaçtıkça arkandan gelir." Kalmak da çare değil işte. En büyük derdimiz dermansızlık. Gidebilsek belki de görürdük çare olup olmadığını... Ama işte... "Sen yoksun ya seninle binlerce yerim yok." (s. 243) Bazı şeyler bazı insanlarla anlam kazanıyor. O olmayınca dünyanın en lüzumsuz şeyine dönüşebiliyor. İnsanlar için de geçerli bu. Yokluklar yoksunluklar doğuruyor. Sancılı yoksunluklar... Hangi hayata baksak bir eksiklik... Parçaları kaybolmuş puzzlelar gibi kalıyoruz duvarlarda. Öyle alelade bir eksiklik de değil bu. Resmin en can alıcı yerinde. Yapı Kredi Yayınları Delta Serisi Birçok yazarın tüm eserleri anlamlı biçimde bir araya gelmiş. Dilerdim ki hepsi olsun kitaplığımda. Dilerdim ki okuduğum eserleri bir arada bir gün yine okuyabileyim. Kim bilir, bazı dilekler öyle anlara denk gelir ki bir bakmışız hepimizin kitaplığını en çok sevdiğimiz eserler süslüyor ve her gün birinden bir parça alıp ruhumuza katıyoruz. Biraz yorucu olsa da okumaya değer diye düşünüyorum. Sadece hepsini aynı anda bitirmeye zorlamayın, günlere, aylara ve hatta mevsimlere yayarsanız daha büyük lezzet alırsınız. Dursun başucunuzda...
Toplu Şiirler
7.9/10 · 146 okunma
3 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
112 syf.
·
5 günde okudu
·
9/10 puan
İlhan Berk aslında kim? :D
Şâirlerini, yazarlarını, gazetecilerini hiç çekinmeden sürgün eden, hapse atan, sesini kesen; tüm bunları yaptıktan sonra maharetmiş gibi gösteren "Şâir Kasabı" bir devletin ********490 kimlik numaralı vatandaşıyım. Dışarıdan birisi değilim, bizzat bu topraklarda doğmuş, büyümüş birisiyim. Az okurum, pek yazmam ve çok düşünürüm. Bu konuyla ilgili yazının son kısmında bir iç dökme yapacağım. Saygılarımla... Bir şâir, okuruna yazdıklarını yaşatmak istiyorsa önce kendisi bir şeyler yaşamış olmalıdır. Hiç bilmediği bir acıyı tarif edemez şâir, hiç bilmediği bir duyguyu anlatamaz. Kitabın önsözünde de bu durumu çok güzel özetliyor bizlere Güven Turan, yani bu kitaptaki şiirleri seçen, hazırlayan kişi. Önsözde yine çok güzel bir noktaya değiniyor, şiirin kapalı oluşu. Şükrü Erbaş incelemesinde de bu konu üzerinde durmuştum. Bazı şiirleri okumak emek ister. Güven Turan der ki "Bütün 'sahici' şiirler, bu emeği ister okurundan." ve ekler " Onun şiirleri kapalı bulanlar, İkinci Yeni döneminin kapalı olduğunu söyleyenler, şiir okumanın bir emek istediğini görmezden gelenlerdir." Evet, bahsedeceğimiz şâir, anladığınız kadarıyla sizden emek talep eden bir şâir, İlhan Berk.. İlhan Berk “Şiir anlam için yazılmaz.” görüşünü savunur. İlhan Berk aynı zamanda, Recaizade Mahmut Ekrem gibi güzel olan her şeyin şiirin konusu olabileceğini söyler. Zengin çağrışımlara, anlamsız ifadelere çokça yer verir. Kayalar, taşlar, gökyüzü, otlar, sular, aşklar, hayvanlar... Her şey onun şiirinin konusu olabilir. Önsözde yazdığı gibi, kendisi bile.. Buna örnek verecek olursak 19. sayfada, hatta edebiyat derslerinde Hüsn-i talil örneği olarak en sık kullanılan şiirlerden birisini örnek verebiliriz. "Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm." Birbirinden alakasız konular olmasına rağmen bunları güzel bir nedene bağlayıp kelimeleri, cümleleri birbiriyle dans ettirmiştir İlhan Berk. Kendisi İkinci Yeni’nin isim babasıdır. Hayatı böyle bütüncül görmesinin sebebi olarak resim yapma sevdası diyebiliriz. Şiirin yanında ayrıca resim de yapmaktadır. Resim sergisi bile açmıştır. Tüm şâirlerin ortak kaderini o da yaşamıştır, hüküm giymiştir. “Günaydın Yeryüzü” adlı eseri dolayısıyla anayasanın 142. maddesine muhalefetten dolayı komünist propaganda yapmak ve işçileri ayaklandırmak maksadı taşıdığı için mahkemeye verilmiştir. Şiirindeki isim gibi göğe çıkartılan ve bir türlü indirilmeyen Turgut Uyar’a göre “Şiir olmasaydı İlhan Berk onu icat ederdi.” demiştir. Türk şiirine kattıklarının yanında şiirde uğraşılan konuyu genişletmiş, yalnızca aşk, yalnızlık gibi konuları işlememiş, nesneleri bir canlı gibi ele alarak şiirlerine dâhil etmiştir. Şiir onun hayatının bir en mühim çarklarından birisidir. Dokunduğu her şeyi şiirle ilişkilendirmiş, şiire çevirmiştir. Anlam kapalılığının en büyük savunucu olmuş ve şiirin bir bakıma “beyaz kâğıt üzerinde verilen savaş” olarak tanımlamıştır. Onu şiirlerinde Toplumcu-Gerçekçi bakış açısından varoluşçuluğa, ordan postmodernizme kadar her izi görebilmek, onun ne denli çok yönlü bir kişilik olduğu konusunda bizi ikna edici olmuştur. Cemal Süreya, Edip Cansever gibi şâirlerde bile bu duruma böyle rastlayamayız. Yani sürekli kendini yenilemiştir, sürekli şiirlerini geliştirmiş, sadece bir konu, bir durum üzerinde durağan kalmamıştır. Hak ettiği değeri görmeyen şâirlerden birisidir bana göre. Türk şiirinin arka sokağıdır. Elinde Nâzım Hikmet, Cemal Süreya kitabı gördüğüm kişiler dikkatimi çekmez, onları herkes bilir, herkes okur. Yalnız elinde bir İlhan Berk kitabı gördüğüm birisine direkt yüzük uzatabilirim. (Kadınsa şayet. Erkekse de selamun aleyküm bilader derim.) Peki gerektiği ilgiyi görmeyen şâir diyoruz ama artık ilgiyi geçtim şâir bile çıkmıyor. Neden bi Nâzım çıkmıyor, neden bi Orhan Veli çıkmıyor, neden bi İlhan Berk çıkmıyor, neden bi Şükrü Erbaş, Edip Cansever, Cemal Süreya, Faruk Nafiz çıkmıyor. Neden bi Cahit Sıtkı çıkmıyor? O halde yazının başında belirttiğim yere gelelim. Siz de düşünmüşsünüzdür illaki, neden artık şâir çıkmıyor? Neden artık yazar çıkmıyor? Nüfus hayli arttı, okuma imkânları hat safada. Kitaplar falan pahalı olabilir lakin her yerde kütüphane, herkeste telefon var. Bir kitabı okumak isteyen mutlaka okur. Yazmak için kalem ve kağıt da mevcut. Hatta o kadar çok ki uçak yapıp birbirimize fırlatıyoruz. Lâkin neden yazmaya gelince donup kalıyoruz? Bunun bence iki nedeni var. İlki; Nâzım'ı hapishane köşelerine mahkum edersen, Sabahattin Ali'yi katledersen, Sabahattin Ali'nin kitabını hediye etti diye Kemal Tahir'e hapis cezası verirsen, Maksim Gorki okudu diye Orhan Kemal'e hüküm giydirirsen, Ahmed Arif'i hapishane köşelerinde 25 kuruş'a muhtaç edersen; gelecek nesillerde nitelikli yazar ve şâir bulamaman sürpriz olmaz zannımca. İkinci ve şu an bu yazıyı yazıyor olma nedenim ise şimdiki kişiler ne okuyor, ne yaşıyor ki yazar şâir olup okurlarına bir şey yaşatabilsinler. Okuyan insan, bir şeylerin farkına varan, bir şeyleri gören insandır. Okuyan insan, uykudan uyanmış insandır. Bu nedenle okumak insanı mutlu etmez. Okumak insanı huzursuz eder. Okuyunca senin gördüklerini başkaları da görsün istersin, onlar da sana gününü gösterirler. Bundan 90 sene önce gösterdikleri ve hâlâ gösteriyor oldukları gibi.. Şiirle haşır neşir olduğunuz akşamlar diliyor ve sizlere güzel bir şarkı ile veda etmek istiyorum. Şiirli akşamlar demişken.. şöyle sene 2030'larda benim Hanım, kızım Fatih Terimsu, büyük oğlum Fatih Terimhan ve küçük oğlum Fatih Terimcan ile beraber İsveç'e mülteci olarak gittiğimi, orda akşam işten geldikten sonra hanımın bize yemek, pasta, tatlı, kek, kahve yapıp getirirken evlatlarıma şiir okuduğumu hayal ettim... Bana biraz müsaade edin arkadaşlar... Kalın sağlıcakla.. youtu.be/cRLSKh5ridA
Bir Yeryüzü Tanığı
7.5/10 · 1.667 okunma
·
2 yorumun tümünü gör
138 syf.
Doğada zehir ve panzehir birlikte. Ama bizler nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz. Bir yerlerde görüp, okuyup uyguluyoruz ama işi bilenlerden faydalanmadığımız için bazen istenilen sonuçları almıyoruz. *Mesela patlıcanın zararının faydasından çok olduğunu bilmiyoruz. Nar ekşisiyle pişirildiğinde o zararın önüne geçildiği bilmiyoruz.* Berk'in iki sayfa kaynaktan yararlanıp kendi üslubuyla (hindibaya alçakgönüllü yakıştırması gibi) yazdığı verimli bir eser. Önce tek tek alfabetik olarak sebze, meyve ve otların bazen şifalarından, bazen mitolojik önemlerinden, atasözlerimizden, şiirlerden alıntılarla desteklenerek yazılmış. Sonrasında sindirim, solunum, dolaşım sistemi diye ayırıp; ardından diş ağrısı için, idrar yolu için, boğaz ağrısı.. gibi alt başlıklar altında şifalı otları eklemiş. Ardından Osmanlı mutfağında kullanılan otlar ve sebzelerden bahsedilmiş. Eserin en sonunda kuvvet macunları eklenmiş, tarifleriyle. 4000 yıl önceki çivi yazısıyla yazılan erkeklik iksirini uygulamaya şuan hiçbir erkeğin (Çinliler hariç, onlar yarasa seviyor) yüreği dayanmasa da böyle ilginç bilgileri eklemeyi de ihmal etmemiş :) Berk'in alfabetik sıralamadaki samimi yazım tarzını çok beğendim, oldukça akıcıydı. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu andıran bir kalemi vardı. Şiirlerini bilmesem de Berk'in düz yazısı beni kendine hayran bıraktı. Bilgi veren bu tip donanımlı kaynaklara merakınız varsa tavsiye olunur. Yoksa deneme türü edebiyat eseri diye elinize almayınız :) *Syf.99'dan alınmıştır. Bilmiyoruz'lar bana ait :)
Şifalı Otlar Kitabı
8.8/10 · 21 okunma
·
4 yorumun tümünü gör
64 syf.
·
2 saatte okudu
"Şiir kusursuz simyacının işidir." Charles Baudelaire İkinci Yeni şairlerinden İlhan Berk'in, şiirin ne olduğunu, şairin ne olduğu, kelimeleri nasıl ve ne anlamda kullandığını anlattığı kısa denemesi. Logos nedir ? Herakleitos'a göre insanın uyması gereken ilkedir logos. Söylemek, varsaymak, konuşmak, anlamak gibi anlamlara gelir. Logos ifade etmek, ifade edilen şeyin açıklanması gibi anlamları içinde barındırır. "Şiir başkaldıranların, haksızlığa uğrayanların sesidir." İsmet Özel. Şiirin amacı her şair için farklı olduğu gibi her okuyucu için de farklıdır. Bazen kendimizden bulduğumuz noktalar olduğu için şiirleri okuruz, bazen de şairin şiir içinde bize anlattığı derinliğe ulaşmanın verdiği zevki tatmak için. Peki şair ne ister ? Okuyucunun kendisini anlamasını mı ? Yoksa sadece estetik zevk duyup şiirlerini beğenmesini mi ? Bana kalırsa anlaşılma kaygısı gütmeden yazılan şiirlerin tadı bambaşkadır. Okuduğumuz bir şiiri sonradan bir kez daha okuduğumuzda yeni bir anlam hissedebiliriz. İlk anladığımızdan çok farklıdır aslında. Peki neden böyle olur ? Dilin kullanımının şiirdeki yeri nedir ? İmge ve şiirin buluşması nasıldır ? Az da olsa bu sorulara cevap veren bir kitap. İyi okumalar.
Logos
8.1/10 · 163 okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
112 syf.
·
1 saatte okudu
Namıdiğer "Sapkın Nakkaş", imgeler ustası şiirlerini yine çağrışımlarla süslemiş; ressamlığının şairliğine etkisinden olsa gerek. İmgeleri bolca kullanıyor oluşu, şiirlerini bulanıklaştırıyor. Yani şiirleri nitelikli okur istiyor diyebiliriz. Şiirlerinin güzellerinden birini Onur Akın bestelemiş: ne zaman seni düşünsem bir ceylan su içmeye iner çayırları büyürken görürüm. her akşam seninle yeşil bir zeytin tanesi bir parça mavi deniz alır beni. seni düşündükçe gül dikiyorum elimin değdiği yere atlara su veriyorum daha bir seviyorum dağları.
Bir Yeryüzü Tanığı
7.5/10 · 1.667 okunma
2
16
154 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.0