İlhan Cem Erseven

İlhan Cem Erseven

YazarÇevirmen
8.0/10
3 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
329
Gösterim
Adı:
İlhan Cem Erseven
Unvan:
Türk Senarist, Tasarımcı ve Yapımcı-Yönetmen,Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1954
1954’de Çorum, Alaca’da doğdum. İlk ve ortaokulu Alaca’da, lise ve yüksek öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun oldum.(1978) Daha sonra A.Ü. Eğitim Bilimleri Fak. Güzel Sanatlar Bölümü’nde ön lisans yaptım. (1983)

1978’de EBK’da memurluğa, 1980’de de öğretmenliğe başladım. Ankara/Çubuk, Tunceli ve tekrar Ankara’nın içinde birçok okullarda görev yaptım.

MEB-FRTEM (şimdiki Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü)’de Açık Öğretim Lisesi için televizyon eğitim programlarında senarist, tasarımcı ve yapımcı-yönetmen olarak çalıştım. 2008-2011 yılları arasında Ankara Yol TV’de yöneticilik ve program (3Can1Cem ve Gözgü) sunuculuğu yaptım. 2005’de emekli oldum.

1976’da Edebiyat dünyasına adım attım. Şiir, öykü ve makalelerim çeşitli gazete (demokrat, barış, yeni halkçı, Ulus, cumhuriyet, vd..) ve dergilerde (yapıt, yeni olgu, edebiyat’81, karşı, folklor/edebiyat, turnalar, Cem, nefes, kırkbudak, serçeşme, vd..) yayınlandı.
358 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Roman karakterleri ve nasıl bir hikâyenin sizi beklediği kitapla ilgili yapılan diğer incelemelerde belirtildiği için bu mevzulara ben değinmeyeceğim.

Emile Zola, romanda geçen karakterlerin, iç dünyasını, özellikle acımasız ve kötülük barındıran taraflarını olduğu gibi ve çarpıcı bir biçimde yansıtıyor. Gizli kalmış yaralara ve acılara değiniyor. Yaşanılan çevrenin; hayatı nasıl şekillendirdiğini, gerçeklerin ortaya konuluşunda ve karar almada nasıl önemli etkilerinin olduğunu, akıl yerine ilkel dürtülerin bazı durumlarda nasıl ön plana çıktığını vurguluyor. İnsan koşullar elverdiğinde, hem kendini hem de çevresindekileri çekinmeden ve pişmanlık duymadan yıkıma uğratabiliyor. İnsani değerlerle bağdaşmayan yalan söyleme, bencillik, vicdansızlık, merhametsizlik gibi ahlaki kötülükler sergileyebiliyor. Kimi zaman güçlü öldürme tutkusunun peşinde kıvranırken, kimi zaman ahlaki kuralları yok sayarak suç işleyebiliyor, adaletin uygulanışı zengin ve mevki sahibi kişiler ile fakir ve güçsüz kişilere göre değişebiliyor.

Romanda, içinde uyuyan hayvan uyandığında kötülük saçan, yani hayvanlaşan insanlardan bahsediliyor. 1890 yılında yazılan romanda bahsedilen ahlaksal gerçeklikler ve kötülükler günümüzde halen etkili, belki de daha sert biçimde ve daha acımasızca. Ancak biliyoruz ki o günden bugüne değişen pek çok şey var, uygarlaşan (?) bir toplumun gereği olarak. Ahlaki ve etik değerler üzerine kafa yoruluyor, insanların ve toplumun refah içerisinde yaşaması için belli kurallar işliyor. Hayatta kalma çabası için yapılan kötülükler ilkel zaman insanları için ne kadar gerçek ise günümüzde de gerçekliğini ve geçerliliğini koruyor. Ancak bazı farklarla; uygar insan daha çok sahip olma, daha çok tüketme, daha çok mevki sahibi olma ve daha çok para kazanma çabası içerisinde hem kendine hem de çevresindekilere kötülük ediyor, acı veriyor ve suç işliyor.

İlk kez Emile Zola’nın bir kitabını okudum. İnsani değerlerin önemini sorgulatan, olay örgüsünü gerçekçi, derin ve sert bir dille ortaya koyan, karakterlerin psikolojisini iyi analiz eden, merak uyandırıcı bir eser. Bir solukta okudum diyebilirim. Diğer kitaplarını da okuma listeme ekledim.

Okumanızı öneririm. :)
358 syf.
·13 günde·8/10
Olağan bir hayat yaşıyorsunuz, öyle aman aman bir derdiniz yok, herşey tasarladığınız gibi sürüyor ve zaman zaman da güzel bir yaşam sürdüğünüzü düşünüyorsunuz. Öte yandan, içinizde şiddetin bir kıvılcımına dahi rastlanmıyor, kesinlikle kimsenin canını yakma eğiliminde değilsiniz ve şiddet içerikli eylemlere hepten karşısınız. Peki, hakikaten bu böyle mi? İçinizde hiç şiddet duygusu yok mu? Bunu nereden bileceksiniz? Şiddete ihtiyaç duymadıkça, şiddete eğilimli olmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Ya birgün işler yolunda gitmezse ve sizde de intikam, kıskançlık gibi duygular uyanırsa, ya içinizdeki beslediğiniz fakat henüz tanışmadığınız hayvanla karşılalırsanız..?
Emile Zola'nın 'Hayvanlaşan İnsan' romanındaki, tren istasyonu şef yardımcısı Mösyö Roubaud herşeyin dört dörtlük olduğu hayatının aslında bir ihanet - yalan kumkuması olduğunu anladığında ve en yakınındaki insanların dahi bu ihanet kumpasında olduğunu gördüğünde artık içindeki hayvanla tanışmıştır. Sergilediği şiddete kendisi dahi inanamaz ki bütün bunlar sansasyonel bir cinayete kadar gider. Romanımızdaki tek cinayet bu değildir; şiddetler şiddetleri, cinayetler cinayetleri izler. Romanda nevrotik rahatsızlığı yüzünden cinayet işleyen de vardır, sevdiği adama bir ders vermek isterken katliam yapmaktan çekinmeyen de vardır. Romandaki çok sayıdaki roman karakterleri arasında psikolojisi düzgün veya suçsuz veya dürüst hiçkimseye rastlayamazsınız...
Sıradışı bu Zola kitabı dönemine ışık tutmasının yanısıra bireydeki şiddet ve cinayet olgusunun gelişim aşamalarını anlatıyor. Akıllara ister istemez Sigmund Freud da geliyor...
İçinizdeki hayvanla tanışıp, öfkeyle yarışmamanız dileğiyle, iyi okumalar...
205 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Eser Alevilik ile ilgi çevirileri kitaplaştirmiş. Alevilik nedir, Anadoludaki şekli, Eski Türkler ile bağlantısı nedir? Bu konulara kaynaklık etmek istemiş. Fakat pek de başarılı bir eser değil. Çoğu noktasına katılmıyorum. Aleviliği, bazı cevirilerde batıl inanç veya cahilce bir yaklasim olarak adlandirmislar. Geçmişten günümüze Aleviliği doğru algilayan az sayıda insan gördüm zaten. Tek doğru ve haklı bulduğum yeri "Türk Geleneğinde Tavşan " adlı cevirisinde Alevilerin tutumu doğru bir şekilde kaleme alınmış. Aslında yabancı araştırmacıların makaleleri olduğu için yazar; tarafsız kaynaklar demiş. Tarafsız olmuşlar ama çoğu şeyi bilmedikleri için yorumlamalari yanlış olmuş.

Yazarın biyografisi

Adı:
İlhan Cem Erseven
Unvan:
Türk Senarist, Tasarımcı ve Yapımcı-Yönetmen,Yazar
Doğum:
Çorum, Türkiye, 1954
1954’de Çorum, Alaca’da doğdum. İlk ve ortaokulu Alaca’da, lise ve yüksek öğrenimimi Ankara’da tamamladım. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun oldum.(1978) Daha sonra A.Ü. Eğitim Bilimleri Fak. Güzel Sanatlar Bölümü’nde ön lisans yaptım. (1983)

1978’de EBK’da memurluğa, 1980’de de öğretmenliğe başladım. Ankara/Çubuk, Tunceli ve tekrar Ankara’nın içinde birçok okullarda görev yaptım.

MEB-FRTEM (şimdiki Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü)’de Açık Öğretim Lisesi için televizyon eğitim programlarında senarist, tasarımcı ve yapımcı-yönetmen olarak çalıştım. 2008-2011 yılları arasında Ankara Yol TV’de yöneticilik ve program (3Can1Cem ve Gözgü) sunuculuğu yaptım. 2005’de emekli oldum.

1976’da Edebiyat dünyasına adım attım. Şiir, öykü ve makalelerim çeşitli gazete (demokrat, barış, yeni halkçı, Ulus, cumhuriyet, vd..) ve dergilerde (yapıt, yeni olgu, edebiyat’81, karşı, folklor/edebiyat, turnalar, Cem, nefes, kırkbudak, serçeşme, vd..) yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.