Irmak Zileli

Irmak Zileli

Yazar
7.5/10
125 Kişi
·
221
Okunma
·
34
Beğeni
·
2.512
Gösterim
Adı:
Irmak Zileli
Unvan:
Türk Yazar, Editör, Antropolog
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1978
IRMAK ZİLELİ, 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Sosyal Antropoloji öğrenimi gördü. Televizyon ve dergilerde muhabirlik yaptı. Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda görev aldı ve ilk 6 sayı yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 yılından bu yana çeşitli dergilerde, gazete kitap eklerinde değerlendirme ve eleştiri yazılarının yanı sıra editörlüğünü yaptığı Remzi Kitap Gazetesi’nde “Devrik Cümle” adlı köşesinde yazmayı sürdürüyor.

Zileli’nin basılmış eserleri arasında, 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanı Eşik (2011), Bayram Çocukları (2004) isimli bir araştırma ve Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim (2009) başlığıyla Halit Refiğ ile söyleşi kitabı bulunuyor.

Zileli’nin ikinci romanı Gözlerini Kaçırma 2014′te Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı. 
Nefes alamıyorum anne, sana bunu söylemek çok zor,dünyaya gelişini borçlu olduğun birine bu dünyayı terk etmekte olduğunu söylemek insana acı veriyor.
(..) ah insan zihni nasıl da kaydedemiyor aslında hiçbir şeyi olduğu gibi, çünkü sonradan ekliyorsun kendi bakışını onunkine, sonraki bakış diye bir şey de var aslında, hiçbir bakış son olarak kalmıyor, kendi son bakışının üstüne ister istemez yenisinin gölgesi düşüyor. Kirleniyor bakışlarımız o yüzden ve bilemiyoruz asla gerçekte nasıl baktık en son birbirimize, sonrasında gelen kuşkularla, vicdan azaplarıyla, sorularla bozuyoruz o bakışı, gerçekte nasıldı gözlerimiz değdiğinde duygumuz, kaybolup gidiyor elimizden, ne kaldı birbirimizden geriye, birbirimizin üzerine düşen bakıştan ne kaldı, hangi duygu kaldı (...)
Irmak Zileli
Sayfa 99 - Everest Yayınları, 2.Baskı
(...) çocuklar bilir, dedi, sadece bildikten sonra unuturlar biraz, yaşamak için unutmaları gerekir çünkü.
Irmak Zileli
Sayfa 49 - Everest Yayınları, 2.Baskı
150 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bana doğru geliyorsun Tina.
Hayret,hep üzerimden geçerdin birbirine dolanan ayaklarınla. Hep aceleyle. Bir yere yetişircesine. Telaşla ilerleyen sen, şimdi yukarıdan geliyorsun.
Düşüyorsun Tina.
Yumuşacıktım bir zamanlar ben de, üzerimde ne çiçekler açtı bir bilsen.. Her mevsim ayrı renklere büründüm, baharda ne kadar yeşilsem kışları o denli beyazdım. Bakma böyle dediğime, ben bana verilen her rengi sevdim Tina.
Ama bir gün geldi sıcak, çok sıcak bir şey döktüler üzerime. Kaskatı kesildim, nefes alamadım Tina. Simsiyahtı rengi, yapış yapış.. Üzerim asfaltla kaplandı. Artık rengim birdi, boşluklarımdan çiçekler çıkmadı, öylece kalakaldım, beni ezdiler Tina.
Boşluklarımı doldurdular, damarlarıma kadar kuruttular.
Ben ki yüzyıllardır buradaydım. Uzak yerlerden gelenler öptüler beni, çocuklar koşuşturdu üzerimde..
Ben buranın toprağıydım Tina. Şimdiki sertliğime aldırma. Hem seni benden daha iyi kim anlayabilir?
Gel Tina. Var sana da bir yerim.
Umuduna, öfkene, sevgine, özlemine.. Kursağına dizilen her lokmana.
Senin memleketindeki kadar rahat değildir belki.
Ama çok yoruldun Tina.
Gel ve dinlen biraz.
.
Aslında hepimiz biraz Tina’yız. Seven ve sevdikçe yüreği genişleyen. Tina’nın parmak uçlarındaki neşeyiz, gözlerinin kenarında biriken endişeyiz.
150 sayfaya sığabilen hayatlarız belki de. Irmak Zileli yerinden, dilinden, sevdiğinden ve en çok kendinden ayrı kalan bir kadını anlatırken; kılçıkları boğazınızda bırakmak istiyor. Durmaksızın huzursuz etmesi için. Ve yapıyor. O 150 sayfalık bir yaşamı anlatırken, hem de başlangıcın bir son olduğunu bilirken biz, huzursuzluğumuzu bir an olsun çıkarmıyoruz üstümüzden.
.
Ve sevgili Irmak Zileli, yine sarılıyor onun kelimelerine okuyan her bir bedene.
.
Kapak tasarımında ise Emir Tali, Tina’nın yadigarını koyuyor avuçlarımıza..
150 syf.
Bir Düşüş ve Son Nefeslik Bakış, En Uzun “Son Bakış”

Anahtar Kelimeler: Irmak Zileli, Son Bakış, Roman, Geri Dönüş, Flashback, Göçmenlik, Ölüm, Gürcistan, Politika, Aşk, Aile, Yüzleşme, Yakarış.


Son Bakış, Irmak Zileli’nin Everest Yayınları’ndan 2019 yılında çıkan son romanı. Kitapta Tina ismindeki kadın karakterin Türkiye’de verdiği tutunma mücadelesi ve geçmişiyle yüzleşmesi anlatılır. Bu yüzleşme deda’ya (Gürcü dilinde anne) Tina’nın zihnindeki sesleniş şeklindedir. Tina Türkiye’ye kaçak yollarla girmiş bir Gürcü balerindir. Aşk ve göç konusunda yaptığı seçimler nedeniyle ailesi tarafından da yalnız bırakılan bir karakter aynı zamanda.

Kaveh ismindeki sevgilisi ile Türkiye’de özgür ve mutlu yaşama hayalleri kuran Tina, sevgilisini sınırdaki kontroller sırasında yitirir. Kaveh İranlı bir siyasi suçludur ve aranmaktadır. Aynı zamanda Kaveh bir Müslüman, Tina ise bir Hristiyan’dır. Romanın devamında Kaveh’in akıbetine dair bir bilgi verilmez. Yalnızca Tina’nın Kaveh’in kurtuluşuna dair beslediği umutlar ve idamına dair yaşadığı korkular arasında gelgitler yaşanır. Çünkü Tina, sınırda Kaveh’e bir “Son Bakış” yöneltebilmiştir sadece.

Romanın en önemli yanı kurgusudur. Daha doğrusu kurgu içinde zamanın kullanımıdır. Son Bakış, Tina’nın çatıdan düşüp asfalt yolda can çekişip ölmesine kadar geçen sürede geçer. Bir anlamda Tina’nın dünyaya ve yaşamına “son bakış”ıdır. Bu sürede geri dönüşler yapılarak Tina’nin geçmişi yine onun zihninde açımlanır. Bu geri dönüşlerde Tina, Gürcistan’da başlayıp Türkiye’de sona eren yaşamının önemli olan her halkasını yeniden değerlendirir. İstedikleri, yaptıkları, yapamadıkları, aile ve aşk kavramına dair sorgulamaları, politikayı anlamlandırma, SSCB ve Gürcistan, nesiller arası alışveriş gibi pek çok konuda bir “son değerlendirme” yapar ve “itiraf” eder.

Diğer yandan Tina, Türkiye’de kaçak bir göçmendir. Onun gözünden göçmenliğe şahitlik eder okur. Yabancı bir ülkede dilsizliğin ne olduğunu, yok sayılmayı, görmezden gelinmeyi, var olma çabasını, kendini toplumda bir yere sabitleme uğraşını Tina’nın yakarış ve sayıklamalarından çıkarmak mümkün. Bütün bunlar karşısında Tina aile sevgisine sığınmak ister fakat seçimlerinin bedelini ödemektedir. Ailesinden, dedasından “eve dön” çağrısı bekleyen Tina bunu hiçbir zaman alamaz. Nitekim roman Tina’nın son nefesini verirken duyduğu “Kargı Tina, sahlşi dabrundi ukve” ( Gürcü dilinde “Hadi Tina, eve dön artık”) cümlesiyle sonlanır.

Yazarın dili ise bir yaralanın sayıklaması, son nefesini vermekte olan birinin son ana sıkıştırmaya çalıştığı cümleler şeklinde. Uzun, virgüllerle ayrılmış, neredeyse tamamı devrik cümlelerden oluşur. Dilin bu kullanımı karakterin psikolojisini ve son nefes acısını etkili bir şekilde yansıtır.

Özet olarak Son Bakış, akronolojik bir zaman kullanımıyla bir düşüş kadarlık bir anın açımlanarak uzatılması şeklinde kurgulanmış, bireyin içsel dünyasını ele alan ve atardamarı eve dönüş, yakarış, yüzleşme ve ölüm kavramları olan çok boyutlu, dilin işlevsel bir şekilde kullandığı bir romandır.
150 syf.
·4 günde·Beğendi
Son Bakış, Tina'nın gözünden dünyaya ve kendisine son bakışının hikayesi.

Gürcistan'da doğmuş Gürcü bir balerin Tina. Bizim Tina'yla tanışmamız oldukça trajik bir olayın ardından oluyor. Tina pek çoğumuzun çevresinde , belki de evinde olan bir karakter aslında. Türkiye'de oturma ve çalışma izni olmadığı halde ülkesini, ailesini çeşitli sebeplerden bırakıp gelen, burada bakıcılık yaparak para kazanan yabancı kadınlardan biri Tina.

Yanlız Tina'nın hikayesinde şöyle bir parantez açmak gerek. Tina ülkesinde yaşadığı ekonomik zorluklar ve işsizlikten ziyade, ailesinin tüm karşı koymalarına rağmen aşık olduğu adamla yeni bir hayat kurmak ,yeni bir başlangıç yapmak niyetiyle bu yola çıkıyor. Tina'nın her şeyi geride bırakmasına neden olan bu adam ise İran'lı bir şair olan Kaveh. Kaveh'te ülkesi İran'dan kaçıp Gürcistan'a gelmiş, ülkesine dönmesi durumunda idam cezasına çarptırılacak , düşüncelerinden ve yazdığı şiirler yüzünden olsa gerek ülkesinde barınamayan bir şair. Bir sinemada tesadüf üzerine tanışıp aşık olan iki genç , Tina ve Kaveh.

Birlikte bir hayat kurmak için çıktıkları yolda Türkiye sınırından önce Tina geçiyor. Kaveh ise polis engeline takılıyor ve Tina başka hayallerle çıktığı bu yolculukta, başka bir ülkede bir başına kalıyor ve Kaveh'ten bir daha haber alamıyor.

Biz Tina'yı ilk kez kitabın başında asfaltın üzerinde kanlar içinde yatarken görüyor ve onun son anlarına tanıklık ediyoruz. Dünyaya son kez bakarken görüyoruz Tina'yı. Onun bu ülkede en çok olmak istediği şey aslında görünür olmak. Dilini , kültürünü tam olarak bilmediği bir ülkede görünür olmak, horlanmamak, ötekileştirilmemek.

Irmak Zileli'nin 2020 Duygu Asena Roman ödüllü kitabı Son Bakış, genç bir kadının ölüme giderkenki son bir kaç dakikasında hayatla hesaplaşması, geriye dönüp kendine son bir bakışı.

Aşkın, politikanın, aile ilişkilerinin, insanın kendi dilini konuşabilmesinin öneminin, ötekileştirilmenin, başka bir ülkede her ne nedenle olursa olsun yaşamanın zorluklarının, kuşaktan kuşağa genetik bir miras gibi aktarılan kaderin, umudun ve ölümün anlatıldığı küçük hacmine karşın büyük ve sarsıcı bir roman Son Bakış.

Baktığımız ama hiç görmediğimiz pek çok şey , pek çok insan var aslında etrafımızda. Başkası olabildiğimizde, onun yerine geçip düşünme becerimizi geliştirebildiğimizde, olaylara hiç bakmadığınız açılardan bakabildiğimizde belki dünya daha güzel, daha yaşanası bir yer olacak. Kimbilir?
150 syf.
·3 günde·8/10
Beni kendilerinden biri gibi görmelerini beklemedim hiçbir zaman, niye öyle görsünler, değilim zaten, ben onlardan biri değilim, ama hiç kimse de değilim, biriyim. Herhangi biri ama biriyim işte. Birisi olarak kabul edilebilmen için birilerinden mi olmak gerekiyor deda? (s.39)

Yabancı olmak, ait olamamak üzerine satırlar okuduğum bir kitaptı. Birisi olmak için birilerinden mi olmak gerekir? Birisi kabul edilebilmek için ne yapmak gerekiyordu? Yabancı olduğunu bildiğin halde bir selam ve bir gülümseme ile o yabancılığı giderebilir miydik? Dilini bilmediğin bir ülkede sadece bir gülümseme mi kabul ettirecekti seni, içlerinden biri olduğuna Tina? Ülkemize kaçak yollardan girmiş, girmeye çalışırken çok sevdiği tek adamı Kaveh'ini yitirmiş. Son bir kez bakmış sınır kapısında ve onun son bakışı olduğunu bilmeden. Son bakış var mıdır gerçekten? Birine son kere baktığını bilmeden baktığında o son olarak kalır mı zihnimizde? Zihnimiz bir bakışın son olmasına müdahale etmez mi hiç?

Hem yakarışlar hem hesaplaşmalarla dolu sayfalar ve bir ölüm. Ölüm anında insanın hayatı gözlerinin önünden film gibi akarmış derler ya, bu kitapta işte o filme konuk oluyoruz. Tina anlatıyor, hatırladığı kadarıyla, hesaplaşmalarıyla ve yakarışlarıyla izliyoruz o filmi onun ağzından. Bazen eskilere gidiyoruz büyük büyük annesine, oradan kayıp matruşkaya bir yol izliyoruz. Stalin dönemi Rusya'sının toplama kamplarına gidiyoruz bu anılarda, iç savaş döneminin sahnelerini dinliyoruz, bir babanın nasıl ölmeden öldüğüne göz kırpıyoruz ve bir aşkın din, dil, ırk ayrımı olmadan nasıl Tina'nın yüreğine yerleştiğini görüyoruz. Son bakışlarına tanık oluyoruz.

Kopuk kopuk bir zihin haritası için karmaşık sayılabilecek bir anlatımla ilerliyor kitap. Virgüllerle, farklı konuların bir araya konmasıyla bu karmaşa destekleniyor. Tekrarlamalarla etkileyiciliği arttırılan bir anlatım da mevcut. Eski bir balerin olan Tina'nın müzik ve dans tutkusunu karşımıza çıkan şarkı sözleriyle anlayıp içerliyoruz, bu şarkılarla gidilen anılara şahit oluyoruz. Anlatımı etkin kılacak tüm yolları gözlerimizin önüne seriyor Irmak Zileli. Ölümdeki zihin karmaşasını aktarımı ise takdirleri hak ediyor. Anılardan kopup dışarıdaki insan kalabalığına uzanıyor bazen Tina'nın kulakları, ve bize ısrarla hatırlatmaya devam ediyor, "Yabancıyım, tüm bu insanların gözünde."

Dil olarak baktığımızda kitabın içeriğinde dilsizliğe karşı bir sorgulama mevcut ve Tina Gürcü dilinde kelimelerle anne ve nine diyor kitap boyunca. Birkaç Rusça kelimeye denk geliyoruz ama bunlar yorucu bir dil konumuna düşürmemiş kitabı. Akıcı ve sıkmayan bir dil ile okuyoruz kitabı.

Tina'nın ninesi İlona ve babası Levan ile ilgili yakarış ve sorgulamaları beni de yer yer sorgulamaya itti. Özellikle Tina'nın anılarını yorumlayıp hangisi ile biten soruları, hem içime dokundu hem de sorunun cevabını kendi içimde aramamı sağladı. En sevdiğim yönlerinden biri de buydu. Yer yer Tina ile birlikte bu düzene isyan ettim, yer yer Tina'nın sorularına ek sorular ekledim.

Bitiminde bir iç burukluğu bıraktı bende, yabancılık ve ait olamamak üzerine bir sürü soru ile ortada kalakaldım. Bakışlar ve zihin üzerine derin düşünceler yer etti notlarımda. Tina ismi hafızama kazındı, Gürcistanlı Tina, sevdiğinin peşinde Türkiye'ye yolu düşen, sınır kapısında sevdiğini son bir bakışıyla kaybeden, bebiasının anlattıklarıyla büyüyen, dedasının küçük kızı, babasının ışığı...

Bu benim Irmak Zileli ile ilk tanışma kitabımdı, elimde bir romanı daha var ama sanırım 'Son Bakış'ın yeri ayrı kalacak. Yabancılığa, ait olamamaya dair farklı bir bakış için okumalısınız diyorum. Yabancı olmak, öldüğünde bile birileri için birisi olamamak nedir?
150 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
SON BAKIŞ
Irmak Zileli'nin 2020 Duygu Asena roman ödülünü aldığı Son Bakış romanı, bir insanın ölüme giderken ki 2-3 dakikasını anlatıyor. Tina isimli Gürcistanlı, bakıcı bir kadının ölümün eşiğindeyken hem Gürcü dilinde deda dediğini annesine yakarışı hem de dünyayla hesaplaşmasının muazzam bir üslupla anlatıldığı kadın öyküsü... Başka bir ülkede yaşamak ve çalışmak zorunda olan, isimlerini bilemediğimiz bir kadından yola çıkarak anlattığı için Duygu Asena Roman Ödülüne layık görülmüş ve bu ödülü almayı sonuna kadar hak etmiş bir eseri okumak için listelerinize eklemelisiniz.
Sevdiği adam Kaveh'in siyasi geçmişinden dolayı kaçmak için yola koyulurken Tina'nın onunla gitmesi, çok sevdiği dedası dediği annesi Nana ve bebia dediği ninesi İlona'sı onunla ilişkisini bitirir. Kaveh'i bir sınırda bırakmak zorunda kalan Tina ise Türkiye'ye geldiğinde ne kimliği vardır ne de çalışma ruhsatı. Bir kaza sonucu çatıdan düşer ve yerde yaralı biçimde ambulans gelsin diye beklenirken Tina'nın ağzından düşüncelerini iç hesaplaşmasını okuruz. Bazı yerler çok çok etkili.
Eserde o kadar çok yaramızı kaşımış ki yazarımız, bunu da usul usul vicdanımızı kanırtarak yapıyor ustalıkla. Mesela eserin bir kısımda bindiği metroda müzik yapan 9 yaşında, Türkçe bilmeyen ve emeğini satarak hayatta kalmaya çalışan çocuğun dramı:( "...bu ülkeye sırtımıza kambur oldunuz, kes şu müziğin sesini de sabah sabah kafamızı şişirdiğin yetmemiş gibi..." Türkçe anlamadığı için adamın bağırtısından ürken ama müziğini çalmaya devam eden zavallı çocuk.... Ve bunun gibi bir sürü yara...
Eserdeki diğer güzellik, işlenen merhamet duygusu. Sevgili Tina'nın baktığı yaşlı kadın Nezahat'a sevgisi, kendisini Nezahat'in dedası hissetmesi, ağzından kötü söz çıkacak gibi veya bağıracak gibi olunca kendini tutması ona sevgisi muhteşem anlatılmış.

Tina'nın ölümün doğrusuna ilişkin dedikleri insanı bir kez daha hayat üzerine düşündürür:"... Ölümün doğrusu mu olur diyeceksin belki deda, insan yatağında, döşeğinde, yanında sevdikleri elini tutarken, dokunmaya korkmazlarken, aksine saçını başını okşayıp gözünün nurundan öperken veda etmeli, son sözünü diyebilmeli, bazı şeyleri planlayabilmeli... "s. 92
Başka ülkelerde bilinmeyen kadınların temsilcisi Tina, bir tek ölürken görüldüğü için üzülüyor, bedeni bu dünyayı terk ederken farkediliyor diğer insanlar tarafından, kimliksiz bir yabancıydı şimdiye kadar...
Tina'ya annesi Nana'nın verdiği kolyenin hikayesinin anlatıldığı kısım da çok sarsıcı . Anne vasıtasıyla evlilikle ilgili bazı doğrular da çok güzel anlatılmış.
"Bizim için önemli olan o adamla aranızdaki uçurumu görmendi aslında,yoksa herkesin dini kendine tabii de, ne konuşacağınızı, ne paylaşacağınızı, bu aşk ateşi sönüp gittiğinde elinizde avucunuzda ne kalacağını hesap ettin mi hiç acaba?" s. 65

Eserde tık tık tık tık tık... Diye verilen seslerin aslında esirken geliştirilmiş bir dil olduğunu ilerleyen kısımda öğreniyoruz. Özellikle esir kampıyla ilgili kısımlarda.
Marina, İlona'nın annesi kampa elinde kemanıyla götürülür ve ölür. Bu kısımlar da anlatım muazzam. "... Gencecik bir kadın, elinde kemanı, o fotoğrafta yirmi ancak vardır, kampa götürüldüğündeyse işte sen hesap et deda, İlona'm iki yaşında bebeyse eğer, Marina 'cığımız da olsun olsun yirmi beş, yirmi altı. Bizim ailenin kadınlarının kaderi buysa demek, sen ve bebia(nine) iyi kurtarmışsınız kendinizi... "s. 69
İyi ki yazmış sevgili Irmak Zileli...
150 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ah insan zihni nasıl da kaydedemiyor aslında hiçbir şeyi olduğu gibi, çünkü sonradan ekliyorsun kendi bakışını onunkine, sonraki bakış diye bir şey de var aslında, hiçbir bakış son olarak kalmıyor, kendi son bakışının üstüne ister istemez yenisinin gölgesi düşüyor.
Sevgili Irmak Zile 'nin Son Bakış kitabını okudum, sade ve akıcı dili ile hemen okunuyor, kitap 150 sayfa.
Türkiye'ye kaçak yollardan giren, girerken de biricik sevgilisi Kaveh 'i yitiren Tinanın ölüme giderken ki son bir kaç dakikası üzerinden yaşadığı sıkıntısı, acısı, özlemini, yakarışını dile getiriyor..
232 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Irmak Zileli - Gözlerini Kaçırma... Remzi Kitabevi'nden çıkıyor. Roman türünde. İki yüz küsur sayfa. Irmak Zileli'nin okuduğum ilk kitabı. Zileli ikinci kişili (sen) anlatımı tercih etmiş. Bu anlatım bana uzun bir mektup veya anı okuyormuşum hissini veriyor. Metin daha sahici oluyor. Zileli ikinci kişili anlatımı ustaca kullanmış. Karakter konuştururken de dikkatli. Misal "yuva" ve "kreş" kelimeleri bir sahnede romanın baş karakteri Didem ve Annesi Hicran Hanım'a çok iyi uyuyor. Gerçek hayatta Didem "kreş"i Hicran Hanım "yuva"yı seçerdi, diye düşündüm okurken. Böyle basit ve usta işi ayrıntılar var romanda. Zileli'nin dili arı duru. Neredeyse hiç metaforsuz bir roman okumuş oldum. Böyle de yazılabiliyormuş meğer. Roman üç kuşak kadının hikayesi üzerine kurulu. Değişen zamanla beraber değişen kadın imgesini Zileli iyi vermiş. Son zamanlarda kadın konusunu kadınların ele aldığı romanlar ses getiriyor, iyi de yazıyorlar. Velhasıl bende Zileli olumlu bir izlenim bıraktı. Severek okuyacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar 🤗 #ırmakzileli #gözlerinikaçırma #remzikitabevi #roman #bookstagram #book #türkiyeedebiyatı #zorbasahaf #kitaplık #neokudum #kadın
150 syf.
·1 günde·Beğendi
Irmak zileli kalemi ile ilk kez tanıştım.
Son derece özgün, etkileyici cümleleri resmen içime işledi.
Kitap ile ilgili yorumumu tek cümlede anlatmam gerekseydi;
“ Hüzün dolu bir roman “ derdim ...
.
Tina... Ölümün soğuk nefesi ensesinde hareketsiz yatarken sonunun böyle olacağını düşünmemişti.
Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç yapmak için gayr-ı meşru yollardan ülkemize giren genç kadın ,
hem içinde bulunduğu ânı, hem geçmişini anlatırken
çıkarılması gereken ne kadar ders var, değişmesi gereken ne çok şey var dedirtiyor ...
.
Yüzeysel bir yorum yapmam gerekirsede
“Gürcü hasta bakıcının bir kaza sonucu çatıdan düşmesi “ derim ...
.
Fakat biliniz ki bu roman çok daha fazlası ...
.

İçim burkula burkula ......
Nerde kaldı bu ambulans ....
336 syf.
·3 günde
Kitabın baş karakteri Leyla bir sabah evden işe gitmek için çıkar ve bir daha haber alınamaz. Leyla’nın bu yürüyüşü ile kendini bulmaya çalışmasına tanık oldum. “Topukluları çıkarıp da ayağıma yürüyüş ayakkabılarımı geçirdikten sonra değişti her şey. Tersine bir Külkedisi masalı belki de bu.”
150 syf.
·Beğendi·9/10
Tina adlı bir mültecinin son sözleriyle anlatmış yazar insan hayatının değersizliğini, sınıf ayrımını, birbirimize ellerimizle ördüğümüz duvarları ve daha pek çok şeyi. Son derece özgün, etkileyici ve düşündürücü bir roman. Çıkardığım dersler, "Evet farkında olmadan bu hatayı ben de yapıyorum" dediğim yerler oldu. Okumanızı gerçekten isterim zaten 150 sayfacık.

Yazarın biyografisi

Adı:
Irmak Zileli
Unvan:
Türk Yazar, Editör, Antropolog
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1978
IRMAK ZİLELİ, 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Sosyal Antropoloji öğrenimi gördü. Televizyon ve dergilerde muhabirlik yaptı. Roman Kahramanları dergisinin kuruluşunda görev aldı ve ilk 6 sayı yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 yılından bu yana çeşitli dergilerde, gazete kitap eklerinde değerlendirme ve eleştiri yazılarının yanı sıra editörlüğünü yaptığı Remzi Kitap Gazetesi’nde “Devrik Cümle” adlı köşesinde yazmayı sürdürüyor.

Zileli’nin basılmış eserleri arasında, 2012 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan ilk romanı Eşik (2011), Bayram Çocukları (2004) isimli bir araştırma ve Doğruyu Aradım Güzeli Sevdim (2009) başlığıyla Halit Refiğ ile söyleşi kitabı bulunuyor.

Zileli’nin ikinci romanı Gözlerini Kaçırma 2014′te Remzi Kitabevi tarafından yayınlandı. 

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 221 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 195 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.