İsahag Uygar Eskiciyan

İsahag Uygar Eskiciyan

7.1/10
28 Kişi
·
56
Okunma
·
8
Beğeni
·
742
Gösterim
Adı:
İsahag Uygar Eskiciyan
Unvan:
Yazar, Şair
Doğum:
1982
İsahag Uygar Eskiciyan (Aslı Gibidir) [Kars, Diyarbakır, Batman, Mersin, İstanbul 1982] Yıllarca, balık burcundan olduğunu sandı. Koç olduğunu, 27 yaşındayken, babasının şu notundan öğrendi: “Danayla aynı gün doğdu. Dana ../../1982” aşağıdan seveceğim ülkeyi ilk şiir kitabıdır.
İnsan dişsiz doğuyor ve yeterince kalırsa hayatta dişsiz gidecek demektir. Bir diş mühletiyiz en nihayetinde Niyazi.
Neyse işimize dönelim diye ciddileştim , fazla zamanım yoktu. Herkesle bu kadar uğraşsam dünyanın nüfusu şimdikinin üç katı olurdu.
Ateş de iyi böyle ha! Ateşi harlayınca bazı kıvılcımlar kaçıyor. Fark ettin mi? Fark ettin mi zamanı duvardan indirdiğimiz günden beri ikide bir geç kalıyoruz. Fark ettin mi ve daha sonra söyleyeceklerim benden değil. Bunun için beni dinlememen isabetli be Niyazi!
'' Kabuslardan en çok hangi kelimeyle uyanırız biliyor musunuz? ''
'' Bütün kabuslar , uzun bir haaayırr ile son bulur. ''
Benim kimseye kanıtlamak zorunda olduğum bir dürüstlük problemim yok. Bir daha bu şekilde düşünmemesi konusunda ona gerekli telkinde bulundum. Edebiyat sınavına hazırlanmasını söyledim.
Oyun basit : Yaşa ya da öl! Bunu araba yarışlarının olduğu bir filmden öğrenmiştim. Hoşuma gitmişti ve kendime slogan haline getirdim. Kartvizitimin üzerinde de yazılıdır.
İçinde yok yok hüzünden tuttum bolca gözyaşıyla dolu gülmeceden çıktım. Zeki Metin klasiklerinden tutup FBI da ki son durumlardan çıkan yazarımız. Nasıl güzel güncellenmiş nasıl güzel madara edilmiş hikayelerle okurlara seslenmiş inanın gülmekten yarıldım :D kara mizahı çokça seven biri olarak şiddetsiz bir şekilde tavsiyemdir. :))
Yazarın dili sahiden de çok ilginç. Samimi bir tarzı ve farklı bir bakış açısı var. Çok uzun olmayan 13 hikâyeden oluşuyor kitap. İmgeler, benzetmeler çok ilginçti. Bazı noktalarda cidden çok şaşırdım nasıl düşünülmüş diye.

Özellikle Kanepezâdelerin Sekizde Biri, Çayda Bitimsiz Dans, Yoldan Çıkmak İçin Sebepler ve Bunu da Çöz Şerlok öykülerini sevdim. Öyle inanılmaz etkileyici öyküler değildi belki ama okurken cidden fazlası ile eğlendiğimi söyleyebilirim.

Kitapta küfür görmekten rahatsız olanlar var ise minik bir uyarı; anlatıcının dili halk diline oldukça yakın, bilimum miktarda küfür de barındırıyor.
Çok değişik bir tarz. Hikayeler tamamen absürt olaylardan oluşuyor. İnsanlaştırılan eşyalar, materyaller üzerinden örmüş hikayelerini. Kim bilir belkide insan yaşamında görmeye alıştığımız,zamanla sorgulamak yerine normalleştirdiğimiz olay ve davranışalara daha çıplak bir gözle bakabilmemiz için.Ben çoğu kısmını bir solukta keyif alarak okudum. Hele kitaba ismini veren hikaye; cidden o kapakta yer almayı hakediyor.
Orağı terki diyar eğleyip dağ bayır dere toprak yağmur çamur demeden Angaraya gelip de Koca Angaralı olup abisi kaybolmasın diye toplantıya kadar götüren çılgın kırmızılardan olan çekiç'e ödünç kitap sistemini başlatıp bu kitapla tanışmama vesile olmasından dolayı teşekkür ederim. :D Genel olarak ele alırsak dili yer yer yoğun anlam içerse de genel olarak sade ve akıcı, hikayelerin kurguları basit ama yeterli düzeyde. Konusu bakımında ise geneli fantastik olmak üzere absürt komedi tadında takıntıları, aşkı, zaafları, aç gözlülüğü gibi konuları ele alan hikayelerden oluşan bir kitap. Kişisel görüşlerime geçersek bana biraz Julio Cortazar amcadan etkilenerek yazmış gibi geldi. Kitabı çok iyi bulmasam da okuduğum için pişmanlık duymayacağım bir kitap. Farklı bir bakış açısı için ve yer yer gülümsemek için okunabilirliği olan bir kitap. Kafa dağıtmak için bu kitabı seçerseniz pişman olmazsınız diye düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Özgün hikayelerle dolu ve yazarın ilginç bir mizah anlayışı var. Hayatınıza derin izler bırakacak bir kitap gibi durmasa bile okurken fazlasıyla keyif alacağınızı söyleyebilirim.
İsahag Uygar EskiciyanMetropol Ninnisi

Okuduğum üçüncü kitabı,edebi eserler okumaktan yorulan beyinlere kısa bir mola vermek adına okunabilecek türde bir kitap.Okuyacağım son kitabı Zift’le bir daha okur muyum?Bilemedim.Okur muyum?Çok zorda kalmazsam okumam.Metin Üstündağ okurum.

Abartılı cinsellikle,nüktelerin ve komedinin harmanlandığı birbirine çok benzeyen üçüncü kitap.En çok beğendiğim Öyküsü kitabın sonuna kalan Canavar Ninnisi.Ordan bir kaç alıntı.
Ağzımda yiyici dişler var.Öğütüyor içimi.
Kitapta en çok dokunun altını çizdiğim cümleydi.
Cetvellere iyice baktın mı Niyazi!İyi baktın mı,kendini orada düşünerek?Her çizgi eşit değil.Aralarının kısalığı da eşit değil.Boyları da.Yani eşitlik eşit değil Niyazi.Asal sayı olarak doğduk diye,tüm bölünmelere batıyor bu.Bölünmeyeceksin Niyazi.Mesala 18’sin 2’ye,3’e,9’a kendine ve 1’e bölüneceksin.17 ol Niyazi.Bir yaş küçül.Onyedi ol.Sağlam onyedi.Bıyıkların yeni terlemişse de.Sapasağlam 17 ol.Onyedi kalanları unutmadık.Çünkü bölünmedi.Asaldı.Asal ol Niyazi.Asal olursun belki.Ama Asal kal.Assalar da.
İnsan bazendir,daima değil.
Kadehini diğer kadehin altına vurmak karşısındaki insana saygı duyduğunu belirtmektir ya da yaşça küçüklerin büyüğe saygısı olarak yaptıkları hareketmiş.Sonra bir de kadehleri tokuşturup,”Şeref’e” deyip kadehi masaya vurmak da” Şeref’im üzerine yemin ederim ki bu masada konuşulanlar bu masada kalacaktır.” Manasındaymış.Yine aynı şekilde kadehin masaya vurulması,bu akşam bu masada olmayan dostların Şeref’ine anlamına gelirmiş.Birisiyle karşılıklı içerken biri hariç bütün duygular devrededir,kadehtekini görmektesinizdir ve içki içki kadehine dokunursanız,içkinin kokusunu ve tadını alırsınız,işte kadeh tokuşturma eylemi bu keyiflerin kulağı da mahrum bırakmamak için yapılırmış.Cam cama,can cana Niyazi.
Yeni açmış orkidelerimin güzelliğinde paylaşmak istedim kitabı.Keyifli okumalar diliyor.Ayhan Geçgin okumalarıma devam ediyorum.
Bir çok öyküden oluşan kısacık bir kitap. Bu kitap hakkında tek diyebileceğim, "farklı" dır. Ben pek sevmedim, ama seveni, beğeneni çok fazla. Absürt konuların çok dinamik işlenmesi takdire şayan belki de ben hazır değildim İsahag uygar Eskiciyan'a... Şansımı belki daha sonra tekrar denerim.
Bir kitap kurdundan öğrendiğim kadarıyla Ercan y Yılmaz adlı yazarla aynı kişi olan İsahag'ın bu öykü kitabı bana, eşyaları konuşturması nedeniyle rahmetli Uğur Özakıncı'yı hatırlattı. Fakat U.Özakıncı'dan farklı olarak daha fantastik ve absürt durumları anlatmış. İçinde bolca mizah olsa da hüzünlü bir adam. İlk öyküsü bir kadın olarak beni çok üzdü, rahatsız etti. Sanırım yazarın amacı da buydu. Öykülerinin bazılarını anlamak ta zorluk çeksem de genelde yalın, anlaşılır bir yazımı ve biraz sivri bir dili var. Hüzünlü giriş yaptığı öykülerini bile bir süre sonra gülmeceye dönüştürüyor. Yine de içinizde acı kalıyor. Ne kadar gülmece sosu kullansa da, absürtlükler yapsa da Eskiciyan bende acılı , hüzünlü ve biraz romantik bir yazar olarak yeretti.
Eskiciyan'ın 'Konteyner Zaafı' isimli kitabı toplamda 14 tane öyküden oluşuyor. Uzun öyküler değiller lâkin kesinlikle 'değişik'ler. Şimdiye kadar okuduğum hiçbir öykü kitabı ile benzerlik gösterdiğini düşünmüyorum. Gerçek hayatta olmayacak derecede ütopik , fantastik ve farklı öyküler bunlar.
Bir oturuşta okunacak bir kitap olsa da göndermeleri ve trajikomik olaylarıyla çabuk sindirilecek bir kitap olmadığını düşünüyorum.
Benim en çok beğendiğim üç öykü oldu. Bunlar ; " Beni Afiyetle Yemelerine , kitaba da adını veren Konteyner Zaafı ( ki güzel nokta atışları ve mizah öğeleri de bolca vardı ) ve Şant Belki Şair.
Yazar ile yapılan birkaç röportaja da göz attım ve kendisini 'gizli' tuttuğunu gördüm. Hayatı ve kendisi hakkında çok fazla konuşmayı sevmiyor ve dahi sorulara ironik bir dille yaklaşmayı tercih ediyor. Kitabın başında , yazar ile ilgili sadece doğum tarihinin verilmesi ( 1982 ) 'de bunun bir kanıtı bir bakıma.
Dolayısıyla kafanızda en azından minik bir fikir oluşması için röportajlara göz atmanızı tavsiye ederim.
Kitapta bir tamamlanmışlık hissi yok , en azından ben hissedemedim. Farklı bir üslûp , kurmaca , post-modern edebiyata bir selam ve güzel dokundurmalar var.
Genel olarak öykü okumayı sevenlere , farklı metinlerle farklı kalemlerle tanışmak isteyenlere önerebilirim. ( ve özellikle çağdaş edebiyattan bir şeyler okumak isteyenlere )
Ancak ben fazla ironi , post-modern edebiyat sevmiyorum ya da haz etmiyorum diyenler için pek doğru bir tercih olmaz kanımca çünkü dediğim gibi uçlarda olan pek çok unsur mevcut.
Kitapta şöyle güzelde bir cümle geçti , nedense beni fazlaca etkiledi ; "Kahvaltı tabağımdaki salatalık olmasaydı yalnızlıktan geberecektim."
Son olarak kitabın arkasındaki şu tanıtıcı ve yerinde cümleyle bitiriyorum ;
"Hissedenlerin melankolisine , düşünenlerinse komedisine kapıldığı somurtuk dünyaya nanik yapan oyunbaz bir zihnin alegorik çalımları..."
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. 2 saate bitirdim. Alışılmışın dışında minicik hikayelerden oluşuyor. Bazısı bir paragraflık hikaye. Absürtlükleri itinayla normalleştirirken güldürmüş, güldürürken düşündürmüş . Bazısı sırf farklı olmak için gereksizce yazılmış izlenimi verdi. Kitabı bitirince daha ciddili, klasik, edebi şeyler okuma isteği duydum.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsahag Uygar Eskiciyan
Unvan:
Yazar, Şair
Doğum:
1982
İsahag Uygar Eskiciyan (Aslı Gibidir) [Kars, Diyarbakır, Batman, Mersin, İstanbul 1982] Yıllarca, balık burcundan olduğunu sandı. Koç olduğunu, 27 yaşındayken, babasının şu notundan öğrendi: “Danayla aynı gün doğdu. Dana ../../1982” aşağıdan seveceğim ülkeyi ilk şiir kitabıdır.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 56 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 46 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.