Işınsu Yurdunusever

Işınsu Yurdunusever

Çevirmen
8.5/10
104 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
41
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·7 günde·8/10
“Çıkışı olmayan bir ormanda yaşayan biri olsaydım eğer, yaşamaya devam edebilirdim. Fakat ben daha ziyade ormanda kaybolmuş ve bu gerçek nedeniyle dehşete düşmüş, yolunu bulmak için koşuşturan birisi gibiydim; attığı her adımla kafası daha da karışan ve yine de koşuşturmaya devam eden biri.”

Evet, Tolstoy bu arayışında tam olarak böyle biri... Nasıl özenle anlatmış.



Tolstoy, bu eserinde cesur bir otobiyografi ile karşımıza çıkıyor. Ailesinden aldığı ve gördüğü klasik din eğitimi ile inanan biri olan Tolstoy (insanların pekçoğu gibi) sıradan bir inananken, orta yaşlarına geldiğinde ailesinden, çocuklarından, evliliğinden, onları ne kadar çok sevdiğinden söz etse de, din hakkında çok büyük bir sorgulama savaşının içine düşer.
Bu savaşta defalarca kez doğurur kendisini, intihar eder, öldürür, son nefesi vermek üzereyken tekrar yaşatır...

Varoluşunu, neden var olduğunu, aslında yer yer toplumsal konu olarak da ele alır.
İnsanın her şeyi bilerek, yeryüzündeki tüm haksızlıklara boyun eğebilmesinin tek şartı ona göre inanmaktır.

İnsan bir şeye gönülden inandığı zaman yaşayabilir demek ister.
İnce eleyip sık dokuyarak yazdığı bu eseri, herkes okusun... Okunmalı.
Çünkü insan ömrü boyunca hep bir şeyleri arar durur. Tolstoy'un İtiraflarım'ı gerçek, saf bir arayıştır...
Alıntılarla renklensin inceleme :) :

**
Dümeni nereye kırmalıyız?” gibi önemli bir soruya “Bir yerlere sürüklenip gidiyoruz,” yanıtını veren biri gibiydim.
**
Ne istediğimi bilmiyordum. Hayattan korkuyor, ondan kurtulmaya çalışıyor ama yine de ondan bir şeyler umuyordum.
Sayfa 28
**
Artık gerçeği bile öğrenmek istemiyordum, çünkü bir tahminim vardı. Gerçek, hayatın hiçbir anlamının olmayışıydı.
Sayfa 27
**
"Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman, hayatı önemsememeye başlıyorsun."
**
"Her şey beyhûde. Mutlu kişi henüz doğmamış olandır."
**
Eğer aranan hakikat ise, ayrılık olmamalıdır ve ayrılık olmayacaksa, bizimle aynı fikirde olmayanları da sevmeli ve onlarla uzlaşmalıyız.

******
128 syf.
Tolstoy bu kitabında bir arayışın içinde ve var olan hayatının anlamını idrak etmeye çalışıyor.
İnsanın var oluşunu sorgulayan hayatının bir anlamının olup olmadığını düşündüren ve neye nasıl inandığımızı sorgulatan bir kitap. Tolstoy inanç’a olan hayat bakışını anlatmış eserinde ve kendi içinde bir çok sorgulamalara yapmış. Ve bir çok şeyi kendine itiraf etmiştir. İnsanı yer yer derin düşüncelere sevk edecek bir kitap, hayatın anlamı ve din üzerine fazla yoğunlaşmış.
Bizimde kendimize itiraf edemediğimiz konular vardır.
Yaşadığımız hayatı sorgulamalıyız ve bu hayat içerisinde nasıl insanca yaşıyoruz?
Bu soruyu kendi iç dünyamızda düşünüp kendimize itiraf edeceğimiz cevaplar olacaktır.
Bu eseri okuyunca sizde kendinizi sorgulayacaksınız..
128 syf.
·2 günde·8/10
Tolstoy, bu kitabında oldukça açık,yalın, okuyucuyu sıkmayan bir anlatım kullanmış.Okurken keyif aldım,Tolstoy’un bu denli arayış içinde olması,meraklı olması ve sürekli sorular sorması ve asla yetinmemesi beni çok etkiledi.mesela bizler bir soru sorarız cevabı açıktır nettir ya da çok kapalıdır çok fazla araştırma yoluna girmeyebiliyoruz ama Tolstoy sürekli bir arayış içerisinde.aslında belki de bu da dine körü körüne inanmama ihtiyacından kaynaklanıyor.makul bir sebep olduğu aşikar.Tolstoy sürekli soruyor,soruyor,soruyor,cevap arıyor,arıyor,arıyor. olması gerekeni yapıyor aslında. Tolstoy’un genel din anlayışı sanki bana deist gibi geldi kitap bitiminde. yani kliseyi,ortodoksları,dinin getirdiği yükümlülükleri,din adamlarının belli bir düşünce etrafında birleşememesi,İsa’nın dirilişinin anılmasını anlayamaması.(aslında deistlik derken bunu demek yanlış da olabilir çünkü uzun bir zaman diliminden bahsediyoruz ve Tolstoy sürekli arayış içinde ve kendini yenileyen ve sürekli düşünen bir yazar.siz de yorumlayabilirsiniz bu kısmı dilerseniz.) ama sanki aradığı, dinden ziyade Tanrıymış gibi. kitapta çünkü ben dine bir bağımlılık fikrinde olduğunu görmedim belki de göremedim. Tolstoy yaşama gücünü Tanrı’da aradı.Tanrısız mahvoluştan başka hiçbir şey bulamadığını söyledi bizlere.ben okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum kendim de bu kitabı daha sonra 2.ye okumak isteyeceğime eminim:)
128 syf.
·Puan vermedi
Tolstoy bu kitabı bize lütuf olarak sunmuş sanırım , ilk sayfalarını okurken uzun zamandır sorgulamadığım konuları bende sorguladım ve kitabın her sayfasında bunalıma açık olduğumu gördüm ve sonra değişen hisler ... Hayatta varsak eğer isteklerimiz; sağlıklı olmak , saygınlık kazanmak, zengin olmak , huzurlu bir yuva , sonrası güzel bir ölüm...Bunları beceremiyorsak intihar için geç kalmış bile olabiliriz ..Fakat aslına bakılırsa hayat bu değilmiş .. Hayat nedir peki ? Tolstoy nasıl huzura erdi ? :)

Rus yazarın en çarpıcı kitaplarından biri sanırım diğer kitaplarını anlamamıza yardımcı olacak, samimi itiraflarıyla okurken düşündüren , kendinizi birlikte cevap ararken bulacağınız harika bir otobiyografi.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle merhabalar, herkes tarafından özellikle de klasik severler tarafından kesinlikle okunması gereken bir eser oldugu kanaatine varmış bulunmaktayım.
Kitap az, öz bir kitap olmasına rağmen sayfalar dolusu şey anlatılmış aslında, kitapta Tolstoy adeta kendisiyle yüzleşiyor, hayati boyunca yaşadığı olaylar neticesinde oluşan "inanç" kavramını kendi yaşamından edindiği tecrübelerle okuyucuya döküyor. Neden roman yazdığını, gençliğinde nasıl biri olduğunu, kitabı yazarken nasıl bir düşünceye sahip olduğunu, edindiği düşünceler sonucunda vardığı noktayla önceki düşünceleri arasında nasıl farklar olduğuna değiniyor zira beni en çok etkileyen tarafı kişiyi adeta bazi seyleri sorgulamaya, düşündürmeye itmesi oldu. Bundan başka olarak kitapta yazar kendi hayatının haritasını çizerek yaşamı boyunca nasıl bir yol izlediğini, hakikat ve doğruyu arayışından nereye vardığını ve nereye gittiğini, belli doktrinlere nasıl açıklık getirdiğini, yaşamın özünü nasıl aradığını ve kendisi için ne ifade ettiğinden bahsediyor. Seksen iki yıllık bir hayat yaşamış olan Tolstoy'un aslında delilik ve dâhilik arasında nasıl gidip geldiğini kendi ağzından dinliyoruz...
128 syf.
·4 günde·9/10
Tolstoy reis yine döktürmüş. PAra ve ün kaznamak için yazdığını itiraf ediyor. FAkat bu kitabı bunlar için yapmadığı için ayrı bir başarı seziyorum. Döktürmüş. Bir insanın sıfırdan arayışını anlatıyor. Çünkü hristiyanlıktan başlayıp sonra boşluğa düşüyor. İntiharın eşiğine kadar gidiyor. Ancak dönüyor tekrardan istediğini bulamasa da en azından yaşam için birşeyler buluyor. Sonuda güzel . Kitap diğer dinlerin yanlışlıklarını belirtiyor. Ancak İSlam için birşey demiyor. İyi de ediyor. Ne papazlar var müslüman olan. Orada herşeyi açıklayamıyorlar. Benim araştırmalarıma ve bildiğime göre Tolstoy en sonunda İslama geliyor ve Müslüman olarak vefat ediyor. İnşaAllah öyledir. Kendisini seviyorum. BAzı eserleri çok çok hypelıdır. Gereksiz övülmüştür. Ama İtiraflarım kesinlikle bu katagoride değil. Alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Severek okuyacaksınızdır.
126 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yaratılışa, varoluşa dair az çok kafa yoran bir insanın geçtiği süreçlerin Tolstoy'da vuku bulmuş hali. Kimi sorularıma, endişelerime açıklamalar bulabildiğim bir kitap oldu. Büyüklendiğim, bunun farkında da olduğum ve fakat kendime açıklayamadığım noktalar yakaladım. 
128 syf.
·10/10
Gerçekten tek kelime ile muhteşemdi... Okuduğum her bir cümleden sonra "Gerçekten niye sorgulamıyorum ben hayatı?" Diye düşündüm. Oturdum kendime sorular sordum, cevaplar bulmaya çalıştım, kendimle kavga ettim... Ama bir şey öğrendim; hayatta olduğumuz müddetçe sorularımız olacak onlara cevaplar bulmaya çalışacağız, tokezleyecegiz belki, belki günlerce aylarca cevap bulmaya çalışacağız. Ama şunu bilmeliyiz ki sorgulamadan hiçbir şeye inanmamalıyız. Sorgulamalı, araştırmalıyız.
Bu kitapta bunları öğrendim ben ve gerçekten de çok güzel yazılmış akıcı bir kitaptı. Tavsiye ederim.
128 syf.
·1 günde·9/10
Aldım kahvemi elime, Tolstoy'u da karşıma oturttum o anlattı ben dinledim. Beni eşsiz bir samimiyetle kucakladı ve her şeyini itiraf etti, zevk dolu bir seanstı.. Beni mızmızlatacak kadar kısa ama bir o kadar da kaliteli bir sohbetti, teşekkür ediyorum Tolstoy!