İskender Pala

İskender Pala

YazarÇevirmen
8.4/10
12.413 Kişi
·
48.353
Okunma
·
4.312
Beğeni
·
55.436
Gösterim
Adı:
İskender Pala
Tam adı:
Prof. Dr. İskender Pala
Unvan:
Türk Akademisyen ve Divan Edebiyatı Araştırmacısı, Yazar
Doğum:
Uşak, Türkiye, 8 Haziran 1958
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.

1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.

1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.

1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.

1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.

1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.

1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.

1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.

Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü
Sana edilen zulmün bir dirhem fazlasıyla mukabele etmen adaleti bozar, bu sefer sen zulme girersin. Lakin affetmen senin için daha hayırlı bir iyiliktir.
Mekke biraz da Kâbe demekti, kıble demekti. Kâbe olmasa Mekke’nin ne değeri kalır, kıble olmasa kim oraya dönüp bakardı?
Üzülme, insan bir zalimi sevindirmek için Allah'ı İncinirsin, Allah ona aynı mahluku musallat eder.
Sevgilinin gözünden akan bir damla , bir erkek için ya bir hazinedir, ya da hazineyle tartılır .
İskender Pala
Sayfa 51 - Kapı roman
Allah adını yüceltmek için meydana atılanlarla, gurur ve itibarlarını putlara satanların savaşıydı bu.
Küfürle imanın, ışıkla zulmetin, hakla batılın savaşıydı.
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
İskender Pala
Sayfa 39 - Kapı Yayınevi
480 syf.
·10/10
Benim için okumaya geç kaldığım kitaplardan. Eski bir elyazmasından çevrilmesi kitabı daha çekici hale getiriyor. Kara Şahin, Topaç Yeye, Hörikız, Hafız Çelebi unutmayacağım roman kahramanları artık
359 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İskender pala’nın yunus emreyi anlattığı kitabı.yunus emrenin dönemin anadolusunda çektiği sıkıntılar eşi sitare ve oğluna olan sevgisi daha sonra eşinin ölümüyle ve oğlunun özlemiyle geçen zaman dönemin anadolusundaki moğol istiları derken geçen ömür
248 syf.
·8 günde·10/10
İskender Pala her zamanki üslubuyla okuyucuyu hikayenin içine hemen kitabın başında çekmeyi başarıyor. Ve hikaye içinde kimi zaman bugüne işaret ediyor kimi zaman okuyanın kendini sorgulamasını sağlıyor. Ve kitabını kişiler değişse de hikaye hep aynı vurgusuyla tarihe emanet ediyor. İskender Pala okumayı sevenlere ve dahi onun kitaplarını hiç okumamış olanlara da tavsiye olunur.
248 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İskender Palaya çok sinirlendim kitabı okurken, çünkü okuduğum kitapları gibi değildi, okurken sıkıldım ta ki son 100 sayfaya gelene kadar.. Tek kelimeyle harikaydı, hele son kısımlarında tüğlerim diken diken okudum.. Kitaplığıma koyarken mutlu olduğum bir kitap daha, teşekkürler en sevdiğim Türk yazar.
248 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bir İskender Pala klasiği... Yine bir solukta okunan, okurken düşündüren, dersler veren bir tarihi roman..

Kitabı iki günde bitirdim. Üstelik çabuk bitmesin diye oyalandım ve bazı yerleri ders çıkarmak adına tekrar tekrar okudum. İskender Pala’nın akıcı diline, sadeliğine ve samimiyetine aşina olanlar bu samimiyeti bu eserde de bulacaklarından şüphe duymasınlar.

Bu kitabı okumadan önce Molla Lütfi adını daha önce duymuş olsam da hayatına ve idam edilişine vakıf değildim. Yazar eserin başında Hızır (a.s) ile Hz.Musa arasında geçen malum kıssayı paylaşıyor ve paylaşmakla kalmayıp bunu esere de ustaca bir biçimde yaymayı başarıyor.

Ne öğrendim? Nasıl ders çıkardım?
Öncelikle Molla Lütfi’nin idamını araştırmadan, sorgulamadan öğrenen birisi Osmanlı Devleti’nin bir bilim adamına değer vermediğini, hatta onu idam ettirdiğini düşünebilir. Ancak olay bu kadar basit değil.. Maalesef Molla türlü entrikalara kurban gitmiş bir bilim insanıdır. Ancak bu gerçek böyle bilinmiyor. Osmanlı Devleti’nin bilim insanına değer vermediği gibi bir algı oluşturulmuş durumda. Avrupalıların istediği aslında bu. Dolayısıyla bu kitabı okuduğunuz zaman bazı gerçeklerin farkına varıyorsunuz. Örneğin, internette Molla hakkında araştırma yaptığınızda zındıklıkla suçlandığını görürsünüz. Sapkınlıktan dolayı idam ettirildiği söylenir. İşte bu kitap tam da bunların aslında birer uydurma olduğunu görmeniz açısından var. Spoiler vermemek adına daha fazla detay vermiyorum..

Bize yanlış öğretilmiş bir gerçeği daha görüyorsunuz. Büyük Kartal Fatih Sultan Mehmet’in zehirlenerek öldüğü yalanı... Bu Avrupalıların uydurduğu bir yalandır ve ülkemizde de bu böyle bilinir. Aslında Fatih zehirlenerek ölmemiştir, eceliyle ölmüştür. Daha bu ve bunun gibi birçok gerçeği görebilirsiniz İtiraf’da. Yazarın okuduğum ilk kitabı olan “Şah ve Sultan” romanında da buna benzer duygular yaşamıştım. Aslında gerçek diye bildiğimiz şeyler tamamen Batılıların uydurduğu şeylermiş ve bildiğimiz şeylerin hepsi birer yalanmış... Gerçeği görmeniz açısından, dersler çıkarabilmeniz için bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.

Neyi beğenmedim?
Bazı olayların çok hızlı geliştiğini düşünüyorum. Bu kitabın hacminin ince olmasını da etkilemiş olabilir. Bir diğer beğenmediğim husus da noktalama işaretleri. Virgül konulması gereken birçok yerde konulmamış ve eserin ahengini de yer yer bozmuştur. Yine de bu gibi unsurlar bu güzel eserin önüne geçememiş. Gerçeği görebilmeniz, dersler çıkarabilmeniz dileğiyle iyi okumalar...
528 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Bülbülün Kırk Şarkısı gibi bekliyordum içeriğini. Okumaya başlayınca şaşırdım, çünkü günümüzde geçen bir kurguydu. Yine de heyecanla okuttu. Uyurken bile Vuslat, Alperen, Selim ve Zara ile şifrelerin peşindeydim. Semboller, şifreler, tarihi bilgiler... Arkeoloji ve sanat tarihi sevenler için güzel bir kitap. Ama benim gibi detaylı bilgisi olmayanlar biraz zorlanacaktır. İyice araştırma yapıldığı, çok çalışıldığı belli. Helal olsun diyorum yazara. Ama ben önceki kitaplarına nazaran daha ağır ve dolu dolu olan bu kitabı okurken zorlandım. Bu yüzden daha sonra yine okumayı düşünüyorum. İkinci defa okunabilir bir kitap.
390 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
"herkes yediğinden ikram eder"
kitap o kadar güzel ki bir ay içinde iki kere okudum, her şey ayrıntısı ile anlatılmış ve çok akıcı ️ kitabı okuduğunuz da sanki gerçekten o anları yaşıyor gibi oluyorsunuz eksik bir yanı yok çok severek okuduğum bir kitap, eğer tarih seviyorsanız İskender Pala
390 syf.
·10/10
İki Türk devleti iki Türk hükümdarı. Bir tarafta Sultan Selim, diğer yanda Şah İsmail ve Çaldıran meydanı. Şah İsmail'in alevilik etkisiyle Osmanlı Devletindeki insanları kendi ülkesine toplamaya çalışarak Osmanlı devletinin huzurunu ve bütünlüğünü bozmaya çalışması. Buna karşılık Sultan Selim de Anadolu'daki birliği sağlamaya çalışması. Sonunda ortaya çıkan Çaldıran Savaşı. Tarih ve edebiyat. İkisi bir arada. İskender Pala'nın kaleminden..Okumanız gereken eserlerden..
522 syf.
·13 günde·10/10
İskender Pala'nın kalemine bir kez daha hayran kaldığımı söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Öyle ince düşünülmüş ve bu incelikle sıralanmış olaylar dizisi var ki ;insan okurken hayrete düşmeden edemiyor. Kitabın adı bile ne kadar hassas bir iş yapıldığının kanıtı bana göre. Fazla ipucu vermek istemiyorum aslında. Kitabın kendisi Sin-Ammar'ın sakladığı hazine gibi. Ve bu hazineye ulaşmak için sabırla, tefekkürle okuyup; Sin-Ammar gibi İbrahim'i takip etmek gerek. İşte Abum Rabum 'un akidesi:

Takip ediniz İbrahim'i ey temiz kalpli ve dosdoğru olanlar, ey sabredenler ve dilini koruyanlar, ey hoşgörü ve merhamet sahipleri, ey içki içmeyen ve haddi aşmayanlar, iki dünyada zenginliğe erişinceye kadar.
480 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
67.Sual insan kendi benliğinden habersiz yaşayabilir mi?
Kitabı okumaya başlamadan önce binlerce karekterin etrafında gelişen ama okuyanı içine alan çetrefilli bir maceraya çıkacağımı anlamıştım çünkü İskender Pala okumak bunu gerektirir.
Lale Devri Sultan 3.Ahmet döneminde Pasarofça Antlaşması ile başlayıp daha çok sulh dönemi olup savaştan uzak yenilikçi,huzur dönemi olarak adlandırılabilir.
Sultan 3.Ahmet sarayında sefa sürerken bir yerlerde kendi benliğinden habersiz ağabeyinin emaneti Şehzade Ahmet nam-ı diğer Kara Şahin esrarengiz bir cinayete kurban giden sevdiğinin ardından kendini bir bilinmezin içinde bulur.Yolun başında dert ortağı yeye ile yolları birleşir,beraber türlü olayların içine girerler.
Kara Şahin'in amacı Nakşıgülün katillerini bulmaktır bunun için tek ümidi ondan geriye kalan ikiz lale soğanıdır.
O katillerin peşindeyken asıl kimliğini bilenler onun peşindedir.
Kitabın konusu genel olarak bu şekilde ilerliyor okurken Lale Devri ve o dönemde ön plana çıkmış devlet adamları hakkında az çok bilgiye sahip olabilirsiniz.
Devrin sonlarına doğru devlet erkanı artık eğlenceye dalmış halk fakirleşmiş ve Patrona Halil önderliğinde isyan başlamıştır.
Zindanlar boşaltılmış birçok azılı mahkum şehre dağılmış İstanbul yangın yerine dönmüştür.
İsyancılar devrin Sadrazamı Damat İbrahim Paşanın ve birden fazla devletlinin başını istemişlerdir, padişah istemeyerekte olsa bu teklifi kabul etmiştir.
İsyan 3.Ahmetin tahtan
inmesiyle son bulmuştur.
Lale,devrin simgesi olmuştur bu dönemde pek çok yenilik yapılmasına rağmen tarihe entrikalarla damga vurmuştur .
Kitabı bitirdikten sonra bu böylemiymiş şu şöylemiymiş deyip durdum nasıl bir girdap ve o girdaptan nasıl bir çıkış okumak isteyen herkese tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
İskender Pala
Tam adı:
Prof. Dr. İskender Pala
Unvan:
Türk Akademisyen ve Divan Edebiyatı Araştırmacısı, Yazar
Doğum:
Uşak, Türkiye, 8 Haziran 1958
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.

1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.

1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.

1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.

1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.

1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.

1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.

1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.

1997 yılında Öğretim yılında İstanbul Kültür Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi öğretim üyesidir.

İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.

Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 4.312 okur beğendi.
  • 48.353 okur okudu.
  • 1.134 okur okuyor.
  • 16.403 okur okuyacak.
  • 1.430 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları