İsmail Beliğ

İsmail Beliğ

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
okuyor-dolu
5
Okunma
v3_begen_dolu
0
Beğeni
goz
77
Gösterim
Doğum
Bursa, 1668
Ölüm
1729
Yaşamı
1079’da (1668) Bursa’da doğdu. Burada bulunan devrin âlimlerinden iyi bir tahsil gördü. Kaynaklarda iyi derecede Arapça ve Farsça bildiğinden bahsedilmektedir. Dedesi ile babası Seyyid İbrâhim Şâhin Emirzâde’ye emîr unvanının ne sebeple verildiği hususunda kaynaklarda bir kayda rastlanmamıştır. Bu ikisinin imamlık yaptıkları Mantıcı Camii’nde İsmâil Belîğ de elli yıla yakın bir süre imamlık yaptı. 1702’de kısa bir süre Tokat mahkemesi nâibliğinde bulundu. Bu vazifelerden başka, süreleri kesin olarak tesbit edilememekle beraber, Evkaf-ı Haremeyn-i Şerîfeyn Mahkemesi’nde müfettiş kâtipliği, Hz. Emîr İmareti ile Yeşil İmaret’te önce kâtiplik, bir ara galle* nâibliği ve her iki imarette de imaret şeyhliği görevlerinde bulundu. Vefat tarihi ihtilâflı olmakla beraber Süleyman Hâlis Efendi’nin düşürdüğü, “Tayr ola cennete Şâhin-zâdem” mısraından 1142 (1729) yılında öldüğü anlaşılmaktadır. Çatalfırın civarındaki Yeniyer Mezarlığı’na defnedilen İsmâil Belîğ’in bugün mezarlığın tamamen kaldırılmış olması sebebiyle kabri bilinmediği gibi mezar taşı da bulunamamıştır. İsmâil Belîğ’den başka hepsi XVIII. yüzyılda yaşamış Belîğ mahlaslı dört, Belîğî mahlaslı üç şair daha vardır. Bunlardan Yenişehirli Belîğ’in (Mehmed Emin) şiirleri İsmâil Belîğ’in şiirleriyle karıştırılmıştır. Zaman zaman isimleri ve eserleri birbirine karıştırılan bu şairler arasında Seyyid İsmâil, Belîğ mahlasını ilk defa kullanmış olup tezkire ve vefeyâtnâme türündeki eserleriyle diğerlerinden ayrılmaktadır. Belîğ’den bahseden eserlerin bir kısmında onun mûsikişinas ve zâkirbaşı olduğu yolunda da kayıtlar vardır. Nesir sahasında vermiş olduğu eserleriyle kazandığı haklı şöhret kadar olmasa bile şiirde de takdirle anılacak bir üne sahiptir. Aruz veznini oldukça başarılı bir şekilde kullanan İsmâil Belîğ, nesirlerindeki ağdalı ve külfetli ifadeye şiirlerinde yer vermemiştir. Bu husus divan şiirindeki mahallîleşme cereyanının bir sonucu olarak da değerlendirilebilir. Ancak şairliği hakkında daha isabetli bir hüküm verebilmek için esas alınması gereken divanı ile Seb‘a-i Seyyâre ve Genc-i Şâygân adlı eserleri henüz ele geçmemiştir. Şiirlerinde ve diğer manzum eserlerinde peygamber kıssalarıyla ilgili motiflere, halk dilinden alınmış deyim, atasözleri ve divan edebiyatının ortak mazmunlarına yer veren Belîğ’in genellikle Türkçe yazdığı şiirler çeşitli mecmualarda bulunmaktadır. Fatîn’in İsmâil Belîğ’e atfettiği (Tezkire, s. 27) gazel ise Yenişehirli Belîğ’e ait olup onun matbu divanında mevcuttur. İsmâil Belîğ dinî, mahallî ve özellikle biyografik eserleriyle devrinde seçkin bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Eserleri. 1. Güldeste-i Riyâz-ı İrfân* ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân. Belîğ’in, Baldırzâde Mehmed Efendi’nin Ravza-i Evliyâ’sını esas alarak yazdığı ve bir zeyil mahiyeti taşıyan vefeyâtnâme türündeki bu eseri beş bölümden meydana gelmektedir. 1139’da (1727) tamamlanmış olan eser Bursa tarihi için değerli bir kaynaktır. Belîğ, Osmanlı sultan, vezir, şeyh, âlim ve şairleri hakkında bilgi verdiği bu eserine faydalandığı kaynaklardaki bilgileri aynen almamış, hataları düzeltme yoluna gitmiştir. Güldeste’nin Şeyh Eşrefzâde Ahmed Ziyâeddin tarafından Gülzâr-ı İrfân adıyla yazılmış bir zeyli vardır. Eserin çeşitli yazma nüshaları olup (TSMK, Hazine, nr. 1281, 1282; İÜ Ktp., TY, nr. 2382, 6195; Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 264, Lala İsmâil, nr. 366; Bursa Genel Ktp., nr. 122; DTCF Ktp., nr. 428) ayrıca Bursa Ticaret Mahkemesi reisi Mehmed Eşref tarafından 1302’de Bursa’da neşredilmiştir. 2. Nuhbetü’l-âsâr li-zeyli Zübdeti’l-eş‘âr (1139/1726). Eser Kafzâde Fâizî’nin Zübdetü’l-eş‘âr’ına zeyil olarak yazılmıştır. Belîğ eserine Fâizî’nin bıraktığı 1030 (1620) yılından 1139’a (1726) kadar yetişen şairleri dahil etmiştir. 414 şair hakkında bilgi veren eserin bilinen müellif hattı tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndedir (TY, nr. 1182). Bu nüsha Abdulkerim Abdulkadiroğlu tarafından neşredilmiştir (Ankara 1985). 3. Gül-i Sad-berg (1136/1723). İbadetle ilgili olarak seçilen 100 hadisin her birinin birer beyitle açıklandığı bir eserdir. Bilinen iki nüshası vardır (İÜ Ktp., TY, nr. 2206; İskilip Halk Ktp., nr. 1217/5). Bazı kaynaklarda, eserde yer alan hadislerin Hanîfzâde Tâhir Ahmed’in Âsâr-ı Nev adlı kitabından seçildiği kaydediliyorsa da bu yanlıştır. 4. Sergüzeştnâme-i Fakīr be-Azîmet-i Tokat (1114/1702). Belîğ’in, nâiblik için davet edildiği Tokat’a giderken çektiği zahmetleri, memuriyet çilesini ve azledilişini anlattığı 149 beyitlik mesnevisidir. Eserin bilinen tek nüshası (Millet Ktp., Ali Emîrî, nr. 665) önce S. Nüzhet Ergun tarafından kısmen, daha sonra da A. Abdülkadiroğlu tarafından bütünüyle neşredilmiştir (Türk Kültürü Araştırmaları İ. Kafesoğlu Hâtırasına Armağan, XXII/1-2, Ankara 1985, s. 75-91). 5. Şehrengîz-i Bursa. Âyîne-i Hûbân adıyla da anılan eser 1119’da (1707) tamamlanmıştır. Bursa’nın meşhur güzellerinden seçtiği yirmi güzeli sekizer beyitle tasvir ettiği bu manzume 269 beyittir. Bilinen iki nüshası da İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan (TY, nr. 1653, 9845) bu eserde yer alan “Sâbıkâ sâdır olan şehrengiz / Nice tahrif ile oldu nâçîz” beytinden Belîğ’in daha önce de bir Bursa şehrengizi yazdığı anlaşılmakta, Safâyî’nin Bursa güzellerini tavsif ederek “üç cild mikdarı nazm u nesr ile” bir şehrengiz yazdığını belirtmesi bunun ayrı bir eser olduğunu teyit etmektedir. Ancak bu şehrengizin nüshası henüz ele geçmemiştir. Belîğ’e atfedilen Sâkınâme-i Belîğ adlı eser ise Yenişehirli Belîğ’e attir.
563 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Beliğ'den Türk Edebiyatına Güldeste
Tez kapsamında üzerinde çalışma fırsatı bulduğum bu nadide eserden dolayı öncellikle müellif Bursalı İsmail Beliğ'e bana ve Türk Edebiyatına katkılarından dolayı şükranlarımı belirtmek istiyorum. Kafzade Faizi'nin Zübdetül Eş'ar adlı eserine zeyl olarak yazılan bu vefeyâtnâme oldukça orijinal özellikler ihtiva etmektedir. Şiir örnekleri gözle görülür bir şekilde azalmış ve daha çok antolojik özellik kazanmış bir tezkiredir. Şairlerin; kişisel özelliklerini tahlili ise başlı başına okumaya değer bir başucu kaynağı olmasını sağlıyor eserin. Örneğin; Ganizade Nadirinin devrinin en önemli hattatı ve kendine has bir yazı tarzının olduğunu, Nefi'nin başlarda mahlasının zarara mensup anlamında Darri iken Gelibolulu Ali'nin tavsiyesiyle faydalı anlama gelen Nefi mahlası aldığını, Şeyhülislam Yahya'nın yüzyıla damga vuran ''Mescitte riyakarlar bırak riya edegörsünler, sen meyhaneye gel.Çünkü meyhanede ne riya vardır ne de riyacı'' sözlerini bu enfes eserden öğrenmekteyiz. Bu ve benzeri onlarca güzel ve aydınlatıcı bilgi için Edebiyatımıza ışık olmak isteyen tüm arkadaşlara bu Güldesteyi şiddetle tavsiye ediyorum. Kitaplarla kalın...
Nu'hbetü'l Asar Li- Zeyli Zübdeti'l- Eş'ar
ucnokta_yatay-1
yildiz
10.0/10 · 5 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.