İsmail Tokalak

İsmail Tokalak

Yazar
8.5/10
65 Kişi
·
139
Okunma
·
34
Beğeni
·
2.502
Gösterim
Adı:
İsmail Tokalak
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bafra, 1953
1953 Bafra doğumlu olan İsmail Tokalak, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’ni 1979 yılında, Londra Üniversitesi (S.O.A.S) Ekonomi Bölümü’nü 1998 yılında bitirdi. 1980 yılından itibaren çeşitli konularda araştırmalar yapıyor. İstanbul da Üniversiteyi bitirdikten sonra Ocak 1979’da Londra’ya gitti. 1982 yılında Türkiye’ye dönüp askerliğini yaptı. Bir süre otel turizm sektöründen çalışıp otel işlettikten sonra 1988’de evlenip Londra’ya gitti. İngiltere’ye Türkiye’den çorap ithal etmeye başladı. Bir süre sonra Bayrampaşa’da yalnız ihracata dönük bir çorap fabrikası kurdu. Aynı zamanda Londra Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. 50 yaşına kadar Londra’da amatör kümede futbol oynadı ve bugünde halı sahada futbola devam ediyor. 1989 Melisa 1992 Aran isminde bir kızı ve oğlu var. 1970’lerin başından 20’li yaşlarından itibaren devamlı değişik konularda okuyup notlar alan İsmail Tokalak elinde uzun yıllar sonucu biriken notları konularına göre ayırarak ilk kitabı Bizans- Osmanlı Sentezi’ni 2006 yılında yazdı. 2018 yılına kitapları 15 sayısına ulaştı. Aslında kitapların başlangıç noktasının 40 yıldan fazla bir zaman sürecine uzanan birikimi var. Tokalak 2010 yılından itibaren artık çoğunlukla İstanbul’da ikamet ediyor. Ülkemizdeki yalnız sağlıklı gıda değil tarımsal sorunlarıyla da ilgileniyor.

Bir taraftan kitap yazarken ülkenin tarım konusunda önünü açabilecek alternatif tarımsal ürünler üzerinde de çalışıyor. En az iki cilt olacak bir tarım kitabını da hazırlıyor. Bu kitaptan önce şu anda doğanın katliamının, yüksek teknolojinin yapay zekanın insanların aşırı tüketiminin duyarsızlığının insanlığı yakın gelecekte nereye götüreceği konusunda elinde bitirmek üzere olduğu bir kitap var.

İsmail Tokalak 2014/15 yılından itibaren Türkiye’de ekimi 19 bölgede yasal olan Sanayi(erkek) keneviri üzerinde çalışmalar yapıp çıktığı televizyon programlarında ve konferanslarında Türk halkının ve yöneticilerin fazla bilmediği bu konuya dikkat çekmeye çalışıyor. Sanayi kenevirinden dönüşümlü plastiğin ham maddesi olan biyo-polimer, ilaç, inşaat malzemesi, tekstil ürünleri dahil 20 binden fazla doğa ile uyumlu sanayi ürünü elde edebilmek mümkün. İsmail Tokalak bu konu üzerinde beraber çalıştığı birkaç ekip arkadaşıyla beraber Avrupa Sanayi Keneviri Derneği’nin de üyesi. Ayrıca ilk defa bir Sanayi Keneviri Platformu oluşturuldu. 13 Ocak 2018 günü iş adamlarının , bu konuyla ilgili akademisyenlerin katıldığı bulunduğu İsmail Tokalak’ın yönettiği Türkiye’de ilk sivil insiyatifin oluşturulduğu Sanayi Keneviri Formu düzenlendi.
Sen ki topraksın seni sevmeyi bilmeli
Sendedir ekinimizin tohumu ve yapılarımızın temeli...
Sen ki topraksın durup dinlenmeden değişirsin.
Sen su damlalarında yarattın (halk eyledin) bizi.
Biz seni değiştirip, değiştirmekteyiz kendi kendimizi.
Kanuni Sultan Süleyman, Josef Nasi'nin Fransız büyükelçisine verdiği borcu, Nasi'nin geri alabilmesi için Fransiz kralına üç defa mektup yazmıştı. Aynı zamanda Nasi, ülkenin iç politikasına da karışıyordu, saray politikasın da Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Şehzade II.Selim,i destekliyordu. II. Selim iktidarı ele geçirdiğin de banker Nasi zenginliğinin ve gücünün doruğuna ulaşmıştı. Yahudiler, Osmanlı para basma işinde ve gümrük işlerinde uzmanlaşarak bu işleri tekellerine aldılar. Borç para verme, bankerlik, tarımsal vergileri tahsil etme konularında hizmet verdiler. Kazandıkları büyük paralar sonucu Osmanlı ekonomik ve finansal sistemini kontrolleri altına aldılar...
Biyoemperyalizmin biyolojik silahlarından biri tohumlar ise diğeri de aşıdır.


Loboratuvarda oluşturulmuş bir grip virüsünün özellikle bir ülkeye yollanması çok kolaydır. Bundan sonra Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar vasıtasıyla dünya basınında bu konuda birkaç abartılı haber yaptırdığınızda sizin ülkenin turizmi başta olmak üzere ekonomik sektör o sene çöktü demektir. Buna karşı sağlık bakanlığının tedbirleri ve harcayacağı para, halk arasında oluşan panik derken bir virüsle bir ülkeyi sosyal ve ekonomik kaosa sokmak mümkündür.
Yahudiler okul çocuklarına kutsal kitaplarının tamamını ezberletip öğretiyorlardı. Çocuklar -Tora/ Tevrat'ın tamamını ezberledikten sonra Talmud'un Mişna bölümüne geçiyorlardı...
İşte bu ezberleme metodu aynen Yahudilikten Müslümanlığa geçecek, Kuran küçük yaşta çocuklara anlamı tam bilinmeden ezberletilecekti. İşte Yahudilerin dini gelenekleri birçok alanda İslam'a örnek olacaktı..
Bilim, daha çok kâr yapma uğruna çok daha tehlikeli bir şekilde kullanılarak, insanoğlunun önüne geçemeyeceği bir içgüdüye sahip olarak kendini yok edecek bir sistemi devamlı geliştirip mükemmelleştirmektedir. Nano gıda da teknolojinin son harikası olarak önümüze konulan, bize sorulmadan, bir bilgi bile verilmeden, kısaca haberimiz olmadan bize sunulan yeni atomik gıda bombamızdır. Hepimize afiyet olsun...
Eğer günlük yaşamda tükettiğimiz gıdaların ve ilaçların üzerindeki etiketler vasıtasıyla bunların içindekilerin insan sağlığına olan olumsuz etkilerini bir anlasak, ya gıda ve ilaç firmaları iflas eder ya da insanlar isyan eder.
320 syf.
·31 günde·Beğendi·10/10
Yazar biyoemperyalizmin doğal dengeyi ve çevreyi kirleterek para uğruna insan sağlığını nasıl tehlikeye attığına değinmiş.
Günümüzde kendi irademizle neyi yiyip içeceğimizin hürriyeti elimizden alınmış...
Gıda içindeki katkı maddeleri çok küçük oranlarda sunulsa bile bunlar uzun dönemde birleştiğinde insan sağlığını tehdit ediyor. Yazar bu maddelere kitabında yer vermiş.
Silahsız ve sessizce sömürülüyoruz... Bu sömürü medya, dünya sağlık örgütü, FDA.... gibi kuruluşlar vasıtası ile yapılıyor.
Kitapta o kadar çok bilgi var ki gözlerinize inanamıyorsunuz. Monsanto gibi büyük firmaların nasıl oyunlar oynadıklarını. Coca Cola, nestle gibi markaların dünyayı nasıl kirlettiklerini, içeriklerini ve üretimi için ne kadar su harcadıklarını... Gelecekte Dünyada devletler petrol yerine içilebilir suyun savaşını vereceklerdir... Ne kadar acı!..
GDO'dan hibrit tohumlara, soya ve türevlerinden atomik nano gıdalara kadar ciddi bilgilerle dolu olan bu kitap farkındalık için elzemdir. 280 sayfa sadece.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
320 syf.
“Gerçek şu ki: Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavramayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen cinlerin ve insanların çoğunu ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidirler bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı. İşte böyleleri (tevhidi bilinçten yoksun bir şekilde) körcesine gaflete dalıp gitmiş olanlardır.” (A’raf, 7/179)

Bu ayet sadece gıdalar üzerinde araştırma yapıldığında Haramlar içinde yüzen Müslümana büyük ibretler veriyor. İnsan DNA sı Deccal'in gıda oyunu üzerinden bozulmakta ve hayvanlaşmakta, hayvanın dini de ibadeti de zaten olmaz!
Kaldı ki tevhidi bilince sahip olsun!

Müslüman'san!

Ne yediğini araştırmak zorundasın, temiz olan kavramını güncellemen gerekir!
264 syf.
·5 günde·6/10
Öncelikle Türkiyede bilim üzerine bir kitap yazmak hem yazar hem de yayınevi için risklidir. Zira millet olarak bilimsel gelişmelere karşı oldukça mesafeliyizdir. Bu sebeple hem yazarı hem de yayınevini bilim içerikli bir kitap yayınladıkları için tebrik ederim.
Kitabın ismi ve konusu insalığı bekleyen tehlikeler olsa da ancak bu konulara kitabın yarısından sonra girebilmiş yazar. Kitabın ilk yarısı kuantum mekaniği, karşıt madde, uzay/zaman, karanlık madde, ışık/foton, paralel/çoklu evrenler üzerine.
Bunların hepsi benim ilgi alanıma girmesine rağmen benim kitaptan asıl beklentim insanlığı bekleyen tehlikelere dair tezler ancak 125. sayfadan sonra karşıma çıktı.
Bundan sonra da hızlı bişr şekilde söz konusu tehlikeleri anlatmaya başlıyor. Tabi ki görünen en büyük tehdit, yapay zeka. Insanın daha zeki ve sonsuza kadar yaşama isteği yapay zekaya olan ilgiti arttırıyor. Burada asıl tartışılması gereken insana gerekenin daha fazla zeka mı yoksa daha fazla doğaya uyuma mı ihtiyacı olduğu.
Yazar daha sonra diğer tehlikelere giriyor, elektromanyetik alanlar, kutupların yer değiştirmesi, 5G, GDO'lu virüsler, nanoteknoloji, ileri teknolojinin insanı tembelleştirmesi ya da aptallaştırması. Bir de geçmişten bugüne kadar süregene ve gelecekte de çözülmesi zor gözüken adaletsizlik tehlikesi de var.
Kitap Ekim 2019'da çıkmış piyasaya. 1-2 ay daha beklenseydi eminim kitaba salgın hastalıklar diye ana bir başlık daha girmiş olurdu. Ama salgınlardan neredeyse hiç bahsedilmemiş kitapta.
Mete Hun
Mete Hun Kurumlarıyla ve Oyunlarıyla Küresel Sömürü'ü inceledi.
544 syf.
·7/10
Yahudi Hristiyan Siyonist aklının dünyayı sürüklediği sömürü, terör, katliam, vahşet ile bir dünya düzeni oluşturmaya çalıştığı işlerin örneklerini kitapta görebilirsiniz. Yahudilerin neden dünyada 21 yy sonlarına kadar hep rezil bir şekilde sözde vatanlarından ayrı kalıp dünyanın dört bir köşesine dağılıp orada gettolar kurup ticarete girişim sonra sistemlere nüfuz ettiğini biraz araştırarak öğrenebilirsiniz. Esasında her daim Müslüman devletleri haricinde asalak gibi yaşayıp müslüman ülkelere tekrar rücu ettiklerinde bile onlara nasıl ihanet ettiklerini görmek mümkündür. Hakeza 20 yy ve 21 yy da yahudi Hristiyan aklını neoconların yani sözde yeni muhafazakârlar beraber bir araya gelip kendi elleriyle kurdukları milletler cemiyeti, sonra yeni kurulan BM NATO, cento, İmf, WTO ve türevleri ile özel sektörü de yanlarına alıp nasıl wampir gibi emdikleri gün yüzüne çıkmıştır. Belalarını yine kendi elleri ile bulacaklardır.
248 syf.
·6 günde·Puan vermedi
bu kitap öyle farklı ki, toprağı anlatirken marjinal bilgiler edinebilirsin, mesela yatmadan önce neden meyve yenmemeli ? mesela hangi ekmek tercih edilmeli ve daha onemlisi beyaz ekmek ne kadar zararlı vs gibi ilginç bigiler edinmek istiyorsan tam okunmalık..
376 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Kitap ile alakalı ilk yorumum şudur: İslam inancına sahip herkesin okuması gerektiği. Evet belki muhafazakar arkadaşlar okuduklarından hoşlanmayacaklar ama çuvaldızı kendimize batırmazsak bir adım ileri gidemeyiz. Emperyalist güçlerin oyuncağı olmaya devam ederiz.
Kitap adından da anlaşılacağı gibi İslam Ülkelerinin neden geri kaldığının sebeplerini araştırıyor. Tabi bu geri kalmışlığın tek bir sebebi yok. Şeriat baskısı, cihad anlayışı, kader inancı, kadınların geri planda tutulması ve bence en büyük sebep olan eğitimsizlik. Kitap içinde detaylı bir şekilde anlatılmış. Bazen tekrara girse de bu okuru rahatsız etmiyor.
Kitapta ayrıca bazı ek okumalar var ki bence bunlar da gayet faydalı bilgiler içeriyor. Mesela Japon- İslam Ülkeleri karşılaştırması. Her iki toplumda gelenekçi olmasına rağmen biri bilimde büyük bir ilerleme kaydederken diğeri neden yerinde saydı.
Sonuç olarak yazılanların gerçekliği canınızı sıkabilecek olsa da okunması gereken bir kitap. İsmail Tokalak'a yazdığı bu kitap sebebiyle teşekkürler. Ancak yayınevinin daha dikkatli bir şekilde editörlük yapması lazım. Kitapta çok fazla yazın yanlışlıkları ve imla hataları var.
320 syf.
·8/10
Gıda önemli bir konu. Dünya da olmazsa olmaz üç önemli husus vardır. Enerji Tarım Teknoloji diyebiliriz. Tarımın içinde sayabiliriz gıdayı, maslowun ihtiyaçlar hiyerarşisinde de önemli bir yere sahiptir. Gdolu ürünler ile insanları hastalığa yakalanıp dünya nüfusunun belirli oranlara düşmesine sebep için çalışmaları vardır.
536 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yahu biz aslında ciddi ciddi sömülüyoruz diye uyandığım ilk kitaplardan birisidir. Bir ekonomist kokenli akademisyen kadar kimse, yahudi ve temelinde kapitalist düzenin para akışını güzel anlatamaz. Çok ince mesajları olan geniş kaynakcali ufuk açan bir kitap.
320 syf.
·Beğendi·10/10
Herkesin okuması gerek. Hayatın hiçbir gerçeğine dokunmayan fantastik kitaplar milyonlarca satarken böylesine önemli bir kitap neden 6 yılda sadece 3 baskı yapar, anlamış değilim. Kitapta sadece gıda üzerinde oynanan oyunlar hakkında değil, çok güvendiğimiz Dünya Sağlık Örgütü ve diğer toplum sağlığı ile ilgili kuruluşların Gıda endüstrisi ile olan kirli anlaşmaları da mevcut.
536 syf.
·9/10
Batı batı dedikleri sömürge düzeninin başat olduğu kimseye açılmadığı herkesi iliklerine kadar sömürdüğü bir illet. Maalesef dünyanın geri kalanı gibi bizde bu düzende yerimizi alıyoruz. Karşı koymak ve mücadele için ayrı bir sistem koyamaz isen bu değirmene su taşırsın. Bu kadar bağlı olduğumuz ve yakında tamamen kimliğimizi de kaybetedeceğimiz bir duruma kendimizi sokmadan aklımızı başımıza almamız gerekir. Müreffeh seviyeyi istemiyorum ve reddeyorum. Kendi insanının bile kanını emen habis bir düzen. Milli ve yerli duruş bizi kurtaracaktır..

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmail Tokalak
Unvan:
Yazar
Doğum:
Bafra, 1953
1953 Bafra doğumlu olan İsmail Tokalak, İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’ni 1979 yılında, Londra Üniversitesi (S.O.A.S) Ekonomi Bölümü’nü 1998 yılında bitirdi. 1980 yılından itibaren çeşitli konularda araştırmalar yapıyor. İstanbul da Üniversiteyi bitirdikten sonra Ocak 1979’da Londra’ya gitti. 1982 yılında Türkiye’ye dönüp askerliğini yaptı. Bir süre otel turizm sektöründen çalışıp otel işlettikten sonra 1988’de evlenip Londra’ya gitti. İngiltere’ye Türkiye’den çorap ithal etmeye başladı. Bir süre sonra Bayrampaşa’da yalnız ihracata dönük bir çorap fabrikası kurdu. Aynı zamanda Londra Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. 50 yaşına kadar Londra’da amatör kümede futbol oynadı ve bugünde halı sahada futbola devam ediyor. 1989 Melisa 1992 Aran isminde bir kızı ve oğlu var. 1970’lerin başından 20’li yaşlarından itibaren devamlı değişik konularda okuyup notlar alan İsmail Tokalak elinde uzun yıllar sonucu biriken notları konularına göre ayırarak ilk kitabı Bizans- Osmanlı Sentezi’ni 2006 yılında yazdı. 2018 yılına kitapları 15 sayısına ulaştı. Aslında kitapların başlangıç noktasının 40 yıldan fazla bir zaman sürecine uzanan birikimi var. Tokalak 2010 yılından itibaren artık çoğunlukla İstanbul’da ikamet ediyor. Ülkemizdeki yalnız sağlıklı gıda değil tarımsal sorunlarıyla da ilgileniyor.

Bir taraftan kitap yazarken ülkenin tarım konusunda önünü açabilecek alternatif tarımsal ürünler üzerinde de çalışıyor. En az iki cilt olacak bir tarım kitabını da hazırlıyor. Bu kitaptan önce şu anda doğanın katliamının, yüksek teknolojinin yapay zekanın insanların aşırı tüketiminin duyarsızlığının insanlığı yakın gelecekte nereye götüreceği konusunda elinde bitirmek üzere olduğu bir kitap var.

İsmail Tokalak 2014/15 yılından itibaren Türkiye’de ekimi 19 bölgede yasal olan Sanayi(erkek) keneviri üzerinde çalışmalar yapıp çıktığı televizyon programlarında ve konferanslarında Türk halkının ve yöneticilerin fazla bilmediği bu konuya dikkat çekmeye çalışıyor. Sanayi kenevirinden dönüşümlü plastiğin ham maddesi olan biyo-polimer, ilaç, inşaat malzemesi, tekstil ürünleri dahil 20 binden fazla doğa ile uyumlu sanayi ürünü elde edebilmek mümkün. İsmail Tokalak bu konu üzerinde beraber çalıştığı birkaç ekip arkadaşıyla beraber Avrupa Sanayi Keneviri Derneği’nin de üyesi. Ayrıca ilk defa bir Sanayi Keneviri Platformu oluşturuldu. 13 Ocak 2018 günü iş adamlarının , bu konuyla ilgili akademisyenlerin katıldığı bulunduğu İsmail Tokalak’ın yönettiği Türkiye’de ilk sivil insiyatifin oluşturulduğu Sanayi Keneviri Formu düzenlendi.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 139 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 286 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.