İsmet İnönü

İsmet İnönü

8.0/10
3 Kişi
·
9
Okunma
·
8
Beğeni
·
1.086
Gösterim
Adı:
İsmet İnönü
Unvan:
Türkiye cumhurbaşkanı
Doğum:
İzmir, 24 Eylül 1884
Ölüm:
Ankara, 25 Aralık 1973
1884 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Bir yıl Sivas’ta Mülkiye İdadisi’nde okuduktan sonra, 1897 yılında İstanbul’daki Mühendishane İdadisi’ne gitti. 1901’de Mühendishane-i Berri-i Hümayun’a (Kara Harp Okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903’te topçu teğmeni olarak birincilikle bitirdi. 1906’da Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden gene birincilikle mezun olarak kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Alayı’nda bölük komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu (1907)

1908’de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik’ten gelerek bastıran Hareket Ordusu’nda görev aldı.

1910–1913 yılları arasında Yemen İsyanı’nın bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk’le birlikte çalışırken, dostlukları ve devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Ardından Suriye Cephesi’nde savaşan Mustafa İsmet Bey, Millî Mücadele sırasında Atatürk’ün en yakın silâh arkadaşı olarak öne çıktı.

23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldıktan sonra, 3 Mayıs’ta İcra Vekilleri Heyeti’nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu. Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık görevleri de uhdesinde kaldığı halde Garp Cephesi Komutanlığı görevine getirildi. Kuruluş aşamasındaki düzenli ordu ile Çerkes Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921’de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerleyişini durdurdu.

I. İnönü Savaşı ile tuğgeneral rütbesine yükselen İsmet Paşa, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi’ni temsil etti. 1922'de hariciye vekili oldu. Gençlik yıllarından beri edindiği diplomatik müzakere tecrübesi nedeniyle Lozan Barış Konferansı’na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak gönderildi.

Görüşmeler sırasında Türkiye’nin çıkarlarını titizlikle savunan İsmet Paşa, 24 Temmuz 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.

Cumhuriyetin ilânından sonra 1923–1924 yıllarında ilk hükûmette başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği’ni üstlendi. 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında Atatürk’ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, başbakanlık görevini 1925–1937 yılları arasında da sürdürdü.

Atatürk’ün ölümünden sonra 1938 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı olarak seçilen İnönü, cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP Genel Başkanlığı’na da getirildi. CHP’nin 26 Aralık 1938’de toplanan I. Olağanüstü Kurultayı’nda partinin değişmez genel başkanı seçilerek Millî Şef unvanını aldı.

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’yi savaş felâketinin dışında tutmayı başaran İnönü, savaştan sonra çok partili siyasi rejime geçilmesinde etkili oldu.

1950 genel seçimlerinden sonra CHP, iktidarı Demokrat Parti’ye bırakırken, İsmet İnönü de 1960 yılına kadar ana muhalefet partisi genel başkanlığı yaptı. 27 Mayıs askerî müdahalesinden sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde başbakanlığa atandı.

1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamını sürdürdü. 1972’de toplanan CHP Kongresi’nde kendi desteklediği grubun Bülent Ecevit’in listesi karşısında yenilgiye uğraması üzerine, genel başkanlık ve milletvekilliğinden istifa etti.

25 Aralık 1973 tarihinde ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği yapan İsmet İnönü’nün, 1916 yılında evlendiği Mevhibe Hanım’dan üç çocuğu bulunmaktaydı.
Beau-Rivage Otel'indeki 4 Şubat toplantısında bir aralık Lord Curzon'a sordum:
''Şimdi döneceksiniz.İngiltere'ye gittiğiniz zaman,size sulhu soracaklar. Niçin gittiniz,niçin sulh yapmadan geldiniz diyecekler.Ne cevap vereceksiniz?İngiltere için hayati olan meseleleri reddettiniz,bunu kabul edemezdik.Sulhu soranlara ne cevap vereceksiniz?''
Lord Curzon,memleketime gittiğim zaman benim ne cevap vereceğimi sordu.Bunun üzerine kendisine dedim ki:
''Benim vaziyetim kolay.Ben Türkiye'ye gittiğim zaman,soranlara ne cevap vereceğimi size söyleyeyim.Ben memleketime gittiğim zaman bana da niçin sulh olmadı,diye soracaklar.Bir cümle ile cevap vereceğim Lord Curzon sulh istemediği için konferans kesilmiştir, diyeceğim''
Lord Curzon oturduğu yerden adeta havaya fırladı,ayağa kalktı,sözlerimi protesto etti.''Katiyyen'' dedi.
İsmet İnönü
Sayfa 134 - Cumhuriyet
Neden bütün müslüman ülkeler geri, sefil, esir?
Bunun sebebini saptamak, dinin vatan ve millet aleyhine, çıkar için, ticaret için, siyaset için, karanlık emeller ve yanlış amaçlar için kullanılmasını, sömürülmesini önlemek, bunun için gerekeni yapmak zorundayız. Çünkü biz dindar bir milletiz. Din bizde her zaman etkili olacaktır. Yoksa bu acı olayları sürekli yaşayacağımızdan korkarım.
Anadolu'daki birçok din bilgini, müftü, imam, hoca bizi destekliyor. Ama buna karşılık Osmanlı Şeyhülislamı vatanı savunanların öldürülmesinin din görevi olduğu hakkında fetva verebildi. İstanbul'da pek çok din adamı, din bilgini var. Dinin siyasete alet edilmesinin en pis örneği olan bu fetvaya hiçbiri karşı çıkmadı, hepsi susarak destek verdi. İstiklal ordusuna ve idaresine karşı düzenlenen isyanların çoğunda din silahı kullanıldı ve etkili oldu. Bazı din dernekleri bildiriler yayınlayarak halkı istiklal idaresine karşı gelmeye çağırdılar. Birtakım din adamları isyanlarda başı çektiler. İsyancılar, kuvayımilliyecileri, subayları, askerleri, vatan savunmasını destekleyen yurtsever din bilginlerini, müftülerini din gereğidir diye öldürdüler, din gereğidir diye düşmana yardımcı oldular.
Bazıları hala yardımcı oluyor. Mesela Tekirdağ Müftüsü, mesela Bursa Müftüsü, mesela Feraizci Hoca. Edirne Müftüsü Hilmi Efendi Venilos'un sağlığı için dua ediyor. Anzavur, 'Yunanlılar bizim dostumuzdur, padişahın emir ve rızası hilafına olarak onlara silah çekmek küfürdür, isyandır' diyor, Adliye Nazırı Ali Rüştü Efendi gazetelere demeç verip, 'Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz' diyor, Divitli Eşref Hoca, 'İngilizlere meydan okuyoruz, bu en büyük küfürdür' diyor.
Yunanlıları,İzmir'den tabiri caizse denize döktükten sonra emperyalist devletlerin Anadolu'yu askeri harekat ile işgal edilemeyeceğini anladıklarında masaya oturmak zorunda kaldılar. Onlar için 1.Cihan Harbi 4 sene sürmüş fakat Türkiye için 8 sene sürmüştü. Bu zaman içinde İngilizlerle doğrudan ve dolaylı olarak birçok kere karşılaştık. Dolaylı olarak devamlı Yunanlıları karşımıza çıkardılar ve bu onların aslında son kozları idi. Dünya bitmiş durumdaydı ve bir barış zorunlu hale gelmişti. Fakat İtilaf devletleri savaş alanında alamadıklarını masada almanın derdin de idiler ve önce Mudanya Mütarekesi ardından Lozan Antlaşması için toplanıldı fakat İttilaf devletlerin ısrarları İsmet Paşa ve Lozan heyeti tarafından ısrarla kabul edilmediğin görüşmeler erteledin. İlk görüşme sırasında istediklerini alamayacaklarını anlayınca ikinci görüşme için toplantı dağıldı. Ermenilerin birebir İsmet Paşa'ya gelerek devlet istemeleri ve İsmet Paşa'nın karşı cevabı Türk Kurtuluş Harekatı'nın ve sonrasında Misak-ı Milli konusunda ki kararlığı görmeye yeterlidir. Birileri gibi Lozan hezimettir diye ortada gezinenlerin ya bu toplantıda nelere karşı göğüs gerildiğinden haberleri yok yada hainlik peşindeler. İmkanı olanlar bu 2 ciltlik toplamda 280 sayfalık eseri edinsinler ve okusunlar.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu Lozan'ı bugün birtakım kimseler küçümseyerek bir halt işlediklerini sanıyorlar. Oysa ki Mondoros ve Sevr'den bihaberdirler. Dönemin konjektürüne ve Türkiye'nin içinde bulunmuş olduğu şartlara bakılırsa Türkiye'nin uluslararası diplomaside kazandığı en büyük başarıdır. Elbette birtakım tavizler vardır fakat bu tavizleri vermek bizlerin bilerek ve isteyerek verdiği tavizler değildir. Dört bir yandan düşman ile çevrilmiş Türk Milleti'nin içinde bulunmuş olduğu bu zor durum karşısında istemeyerekte olsa bazı durumlar aleyhimize çözülmüştür. Bunlardan bazıları ki en önemlilerinden Boğazlar sorunu ve Hatay meselesi ilerileyen süreçlerde lehimize çözülmüştür. İsmet İnönü ve heyetinin yüzde yüz başarı değilse bile genel anlamda bir başarı sağladıkları aşikar bir gerçektir.
İsmet İnönü’yü kendi dünyasında ziyaret edip karşışıklı oturup dertleşebileceğiniz, kimi zaman kızıp, kimi zaman takdir edip şiddetle onaylayacağınız. Aslında O’nun tarihte sadece bir figür, ad olmadığını, senin benim gibi korkuları, ihtirasları, ama asla hırsları olmadığını okuyacaksınız. Gün gün ağzından çıkanı kalemine işlediği kendi eseridir.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsmet İnönü
Unvan:
Türkiye cumhurbaşkanı
Doğum:
İzmir, 24 Eylül 1884
Ölüm:
Ankara, 25 Aralık 1973
1884 yılında İzmir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. Bir yıl Sivas’ta Mülkiye İdadisi’nde okuduktan sonra, 1897 yılında İstanbul’daki Mühendishane İdadisi’ne gitti. 1901’de Mühendishane-i Berri-i Hümayun’a (Kara Harp Okulu) giren İsmet İnönü, bu okulu 1903’te topçu teğmeni olarak birincilikle bitirdi. 1906’da Erkân-ı Harbiye Mektebi’nden gene birincilikle mezun olarak kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Alayı’nda bölük komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu (1907)

1908’de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik’ten gelerek bastıran Hareket Ordusu’nda görev aldı.

1910–1913 yılları arasında Yemen İsyanı’nın bastırılması harekâtına katıldı. Bu ve bundan önceki görevlerinde hudut problemleri ve asilerle yapılan anlaşmalarda başarılı hizmetleri ve meslekî özellikleriyle dikkati çekti. I. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nde Kolordu Komutanı olarak Atatürk’le birlikte çalışırken, dostlukları ve devletin geleceği hakkında ortak fikirleri gelişti. Ardından Suriye Cephesi’nde savaşan Mustafa İsmet Bey, Millî Mücadele sırasında Atatürk’ün en yakın silâh arkadaşı olarak öne çıktı.

23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Edirne milletvekili olarak katıldıktan sonra, 3 Mayıs’ta İcra Vekilleri Heyeti’nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu. Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık görevleri de uhdesinde kaldığı halde Garp Cephesi Komutanlığı görevine getirildi. Kuruluş aşamasındaki düzenli ordu ile Çerkes Ethem ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921’de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ordusunun Anadolu içlerine ilerleyişini durdurdu.

I. İnönü Savaşı ile tuğgeneral rütbesine yükselen İsmet Paşa, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz’dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi’ni temsil etti. 1922'de hariciye vekili oldu. Gençlik yıllarından beri edindiği diplomatik müzakere tecrübesi nedeniyle Lozan Barış Konferansı’na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak gönderildi.

Görüşmeler sırasında Türkiye’nin çıkarlarını titizlikle savunan İsmet Paşa, 24 Temmuz 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ve egemenliğinin tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması’nı imzaladı.

Cumhuriyetin ilânından sonra 1923–1924 yıllarında ilk hükûmette başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği’ni üstlendi. 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında Atatürk’ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, başbakanlık görevini 1925–1937 yılları arasında da sürdürdü.

Atatürk’ün ölümünden sonra 1938 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı olarak seçilen İnönü, cumhurbaşkanlığının yanı sıra CHP Genel Başkanlığı’na da getirildi. CHP’nin 26 Aralık 1938’de toplanan I. Olağanüstü Kurultayı’nda partinin değişmez genel başkanı seçilerek Millî Şef unvanını aldı.

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’yi savaş felâketinin dışında tutmayı başaran İnönü, savaştan sonra çok partili siyasi rejime geçilmesinde etkili oldu.

1950 genel seçimlerinden sonra CHP, iktidarı Demokrat Parti’ye bırakırken, İsmet İnönü de 1960 yılına kadar ana muhalefet partisi genel başkanlığı yaptı. 27 Mayıs askerî müdahalesinden sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde başbakanlığa atandı.

1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamını sürdürdü. 1972’de toplanan CHP Kongresi’nde kendi desteklediği grubun Bülent Ecevit’in listesi karşısında yenilgiye uğraması üzerine, genel başkanlık ve milletvekilliğinden istifa etti.

25 Aralık 1973 tarihinde ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği yapan İsmet İnönü’nün, 1916 yılında evlendiği Mevhibe Hanım’dan üç çocuğu bulunmaktaydı.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 23 okur okuyacak.