İsrafil Baran

İsrafil Baran

Yazar
9.3/10
6 Kişi
·
6
Okunma
·
3
Beğeni
·
111
Gösterim
Adı:
İsrafil Baran
Unvan:
Yazar
Doğum:
1989
Baran, 1989 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da, lisans öğrenimini ise Nevşehir’de tamamladı. Meteoroloji, Ziraat ve Jeofizik bölümlerinde eğitim aldı. Kapadokya’da yerel basındaki görevlerinin ardından Anadolu Ajansı ve TRT’de yurt muhabiri olarak görev yaptı. Evli ve bir çocuk babası olan Baran, kamuda mühendis olarak görev yapıyor.
Geçmişten günümüze zaman yolculuğu yaparak perilerle çiftçinin dostluğunu, sevdiğine kavuşamayan aşıkların çilesini, göle dönüştürülen bir köyü, inançlarından vazgeçmediği için sürgün edilen kırk askeri, Kapadokyalı uçbeyi Digenes'in kahramanlıklarını, İsa'dan sonra bölgeye hıristiyanlığı yayan Aziz Yorgo, Aziz Çoban Manas ve Azize Nino'yu, sömürüye baş kaldıran Amaz köylülerini, Hacı Bektaş Veli'yi, Erciyes ve Hasan Dağlarının öykülerini ilgiyle okuyacaksınız.
Bir ağacın gölgesinde kaval çalan çobanı görünce durdu. Uzun uzun baktıktan sonra:
- Bu güzel sesi dilinden mi, yüreğinden mi çıkartıyorsun çoban?, diye sordu.
Çoban:
- Dil yüreğe bağlıdır, yürek aşkla dolup taşmazsa, dil nefesle bir olup bu sesi çıkartamaz, dedi.
Cömert tavrı, kötüye karşı savaşı, fakiri, güçsüzü koruması ve inançlı yapısıyla halkın takdirini kazandı.
BAŞLARI Uçhisar Kalesi’ne kadar uzanan devler, yaşadıkları dağın tepesinden insanların yaşadığı vadiye her gün ateş saçan kayalar yuvarlıyordu. Evi barkı küle dönen insanlar, devlerin kendilerine zarar vermemesi için her gün dua ediyor, onların gönlünü hoş tutmak için kurbanlar kesip yaşadıkları yerlere bırakıyordu. Devler, insanların hediyelerine rağmen ateş saçan kayaları göndermekten vazgeçmiyordu.
Ertesi gün Ürgüp'e uçan güvercinler onu göre-meyince meraklandı. Mahsen’in evine uçtular. Pen-cerenin kenarına konduklarında ölü bir beyaz gü-vercini gördüklerinde ona bunu babasının yaptığını anladılar. İntikam almak isteyen güvercinler, zehirli bitkilerin tohumlarını toplayıp gizlice babasının ye-meğine koydular. Vicdansız babanın ölüm anını seyretmek için mutfağın penceresine dizildiler. Baba başına geleceklerden habersiz mutfağa girdi. Tabağındaki yemekten birkaç kaşık aldı. Kısa bir süre sonra yere yığılıp kıvranmaya başladı. Ölme-den önceki son sözü “Mahsen, beni affet kızım!” oldu.
Genç delikanlıdan etkilenen İmparator ona coşkuyla sarıldı:
- Cesaretin tüm ülkede konuşuluyor. Keşke Roma topraklarında senin gibi dört adamım olsaydı. Ma-jestelerinden ne dilersen sana bahşedeceğim, dedi.
İmparatorun bu konuşmasıyla gururu okşanan Digenes:
- Sizden hiçbir şey istemiyorum majesteleri, bana duyduğunuz sevginiz yeterli. Ordunuzun çok masrafı oluyordur. İstemek yerine vermek gerekir. Sizden yoksulları ve mazlumları korumanızı, kâfir-leri korkutmanızı ve Hristiyanları güçlendirmenizi istiyorum. Adalet silahınızı hiçbir zaman bırakmayın majesteleri. Ruhum bedenimde olduğu sürece sizinle birlikte savaşacağıma söz veriyorum, dedi.
157 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir dönem Kapadokya'da gazetecilik yapmış olan yazar, coğrafyada karşılaştığı ve daha önce kaleme alınmamış 26 efsaneyi öyküleştirerek okuyucunun beğenisine sunmuş.
Geçmişten günümüze Kapadokya’da yaşamış birbirinden farklı 26 insanın yaşam öykülerinin yer aldığı kitapta perilerle çiftçinin dostluğunu, sevdiğine kavuşamayan âşıkların çilesini, göle dönüştürülen bir köyü, inançlarından vazgeçmediği için sürgün edilen kırk askeri, Kapadokyalı Uçbeyi Digenes’in kahramanlıklarını, İsa’dan sonra bölgeye hristiyanlığı yayan Aziz Yorgos, Aziz Çoban Mamas ve Azize Nino’yu, sömürüye baş kaldıran Amaz köylülerini, Hacı Bektaş Veli’yi, Erciyes ve Hasan Dağlarının öykülerini ilgiyle okuyacaksınız.
Kapadokya’da attığınız her adımda öykülerini okuduğunuz bu inançlı insanları hatırlayacaksınız.
250 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kapadokya Öyküleri/ İsrafil Baran
Yazarı bir yıldır tanıyorum ve kitabın yazılma aşamasına tanık oldum sayesinde. O kitap yazma isteğini şöyle tanımlıyor; " Kitabımın çok satması değil amacım, ben bu dünyadan geçerken bir iz bırakmak istedim sadece!"
Evet o bu dünyada bir iz bıraktı, peki sizler bu iz'e dokunmak ister misiniz?
Yazarın kitabı yazma aşamasında, Hıristiyan öykülerini yazarken ki hassasiyeti bende hayranlık uyandırmıştı, şöyleki bu öyküleri yazarken hiristiyan ilahileri dinleyerek onları anlamaya çalışan ve yanlış bir şey yazmaktan imtina eden bir insan ve en önemlisi her insana ve dini inanışa saygılı bir yazar olması.( kişiliği ile ilgili bir kaç küçük bilgi sadece)
Ben iyiki dokunmuşum bu iz'e ve iyiki bu güzel insanı tanımışım diyorum...
Ülkemizin en güzel bölgelerinden sadece bir tanesi Kapadokya, gezip görmek isteyenler için öncesinde, okuyup rehber olacak bir kitap, gezip görme imkanı olmayanlar için ise hayal kurarak gezme imkanı sunan güzel bir eser. Sizi sıkmadan, yormadan öyküden öyküye kucak açıyorsunuz, Kapadokya'ya dair bir çok bilgiye sahip oluyorsunuz.
Yazarın ilk kitabı olması sizde bir önyargı oluşturmasın, inanın çok araştırma yapılarak ve akıcı bir üslupla yazılmış güzel bir eser okuyacaksınız. Özellikle lise çağındaki öğrencilerin ülkemizi ve bu toprakları iyi tanımalarını sağlayacak güzel bir eser.
Kaleminiz daim, okurunuz bol olsun sayın Israfil Baran hocam.
Kitapla ve sevgiyle kalın...
Kapadokya Öyküleri
İsrafil Baran
Kent Kardeş Lotus Yayın Grubu
Sayfa:157
157 syf.
·6945 günde·10/10
Olağanüstülük gizem, metafizik insanoğlu için daima ilgi çeken kavramlardır. Görünen şeylerdense görünmeyen, bilinen, açıklanan olaylardansa açıklanamayan olaylar hep daha cazip gelmiştir. Akla ister uysun ister uymasın, onun için önemli olan merakının giderilmesidir. Üstelik hem merak giderilir hem de efsanevi bir açıklama olursa tadından yenilmez bir hal alır bu durum.

hemen hepimizin yaşadığı yörede bazı mekanlarla ilgili birtakım efsaneler anlatılagelir. Güvercin olup uçanlar, taşa dönüşenler, büyük doğa olayı ile yok olanlar vs. İsrafil Baran'a ait Kapadokya Öyküleri de, Kapadokya yoresine ait efsaneler/söylenceler anlatıyor. Kapadokya yöresi dememdeki sebep, kitabın sadece Kapadokya'yı değil, içine Kayseri Aksaray gibi illeri de alması. Yazar bu yönden geniş bir yelpazede tutmuş kitabını.

Anlatılan öykülerin/efsanelerin dili öyle okunaklı öyle sade ki yediden yetmişe her okulun keyif alarak okuyacağı bir üslupta. Akıcı ve eğlenceli bir kitap. Üstelik yazar cümleleri ince eleyip sık dokumuş. Bunu okurken olayın içine sizi de dahil etmesinden anlayabiliyorsunuz. Efsanelerin, masal dilinin yok olmaya yüz tuttuğu günümüzde, gayretli, meşakkatli bir işe girişmiş ve adeta toprağın altından çıkarıp sunmuş kültürün öğelerini. Hem de masalsı dili kullanarak...

Kitapta toplamda 26 öykü/efsane var. Her birinde halkın inanışları, ritüelleri ve mekanların ilk ortaya çıkışıyla ilgili hadiseler anlatılmış. Yazar aslında bu kitabıyla, diğer yörelerde de benzer bir uygulamanın kapılarını açmış. Bir mabedin, bir inanışın, bir kayanın halk ağzında nasıl anlatılageldiğini aktarıyor. Bu yönüyle Kapadokya, yazara çok şey borçlu diyebilirim. Kültürü aktaran kaleminiz daim olsun.

Sonsöz: Kitabı okuduktan sonra bir mekana, şehre, dağa hatta bir taş parçasına bile bakış açınız değişecektir. Zira unutulmamalıdır, her nesnenin vaktiyle bir ruhu vardı. Tıpkı yüz yıl sonra, şimdiki bizler gibi...

İyi okumalar
Mehmet Keklikçi
250 syf.
·7/10
Kapadokya’nın katman katman kültürlerinin izlerini taşıyan bir kitap.
Pagan dinini yaşayanların öykülerinden, Hıristiyan dinine dönüşümlerin hikayelerine, Müslüman inanışlara kadar kah dini, kah mitolojik, kah efsanevi hikayelerle Kapadokya’yı gezmek isteyenlere güzel bir rehber.
Biraz daha edebi dille anlatılsa daha iyi olabilirdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
İsrafil Baran
Unvan:
Yazar
Doğum:
1989
Baran, 1989 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da, lisans öğrenimini ise Nevşehir’de tamamladı. Meteoroloji, Ziraat ve Jeofizik bölümlerinde eğitim aldı. Kapadokya’da yerel basındaki görevlerinin ardından Anadolu Ajansı ve TRT’de yurt muhabiri olarak görev yaptı. Evli ve bir çocuk babası olan Baran, kamuda mühendis olarak görev yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 6 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 3 okur okuyacak.