1000Kitap Logosu
İvo Andriç

İvo Andriç

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.2
1.248 Kişi
4.014
Okunma
164
Beğeni
5,8bin
Gösterim
Unvan
Nobel Edebiyat Ödülü Sahibi Yugoslav Yazar
Doğum
Dolac, 9 Ekim 1892
Ölüm
13 Mart 1975
Yaşamı
Ivo Andrić, 1892'de Travnik yakınlarında Dolac'ta doğdu. Zagreb, Viyana ve Krakow'da sürdürdüğü eğitimini Graz Üniversitesi'nde verdiği "Osmanlı Yönetimindeki Bosna-Hersek'te Kültür Yaşamı" konulu doktora tezi ile tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında milliyetçi etkinliklerinden ötürü Avusturya-Macaristan yetkilileri tarafından bir süre gözaltında tutuldu. Savaşı izleyen yıllarda Yugoslavya Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. Budapeşte, Madrid, Cenevre ve Berlin'de dış görevlerde bulundu. Yazarın en büyük özelliği kitaplarindaki olayları tarafsızlıkla anlatmasıdır. En acımasız hatta insanlık dışı sayılabilecek eylemlerde dahi yazar yalnızca olayı, o sırada insanların ne düşündüklerini ve hareketlerinin sebeplerini anlatmakta; fakat herhangi bir görüş belirtmemektedir. Hümanist olan Ivo Andrić eserinde çeşitli dinlerin ve soyların kaynaştığı bu bölgede en küçük bir din ve ırk ayrımı yapmadan, anlattığı olaylarda yer alan bütün kişilere eşit bir sevgi ve ilgi göstermiştir.
411 syf.
İnsan savaşın ne olduğunu, ancak bittiği zaman anlar.
Andre Gide diyor ki: "Stendhal benim için kemiktir. Düşüncelerimi bilemek için..." Nobel ödüllü eserler de benim için birer kemiktir. Çünkü bu ödül siyasetin edebiyat üzerinden yürütüldüğü kanaldır benim için. Ama Gide'nin defalarca Stendhal'ı okuduğu gibi Nobel ödülü almış eserler için efor sarfetmem, eserlerin içindekileri dürtükleyip sinir hücrelerimin ayarlarıyla oynamam. Bu eseri de sırf Nobelli diye elime alıp okumadım. Sırp'ın, Boşnak'ın yeryüzünden geçtiği buhranlı yolları o coğrafya yazarından okumak, İvo'nun dediği gibi insanlar ikiye ayrılır; "İzleyenler ve izlenenler.." İzlenenlerin yerine kendimi koyup, hissetmeye çalışmaktı amacım.. Hasan Ali Ediz 'e enfes çevirisi için teşekkür ederek, iyisiyle kötüsüyle daha bol acısıyla var olan eser hakkında bilgi vermek gerekirse...: Eser, bir olay ve aynı karakterlerin toplamı değil. Drina Köprüsü etrafında gelişen farklı ırkların, dinlerin öykülerini içeriyor. Eser, heyecanlı bir öyküyle giriş yapıyor, belki bir seksen sayfayı çok hızlı okuyorsunuz, halkların efsaneleriyle, tarihiyle. Yazarın kalemine hemen adapte oluyorsunuz. Sonra durağan bir öykü içinde bulunduğunuzu, okuduğunuz heyecanlı öykünün bittiğini anlıyorsunuz. Sayfaları aynı heyecan arzuyla çeviriyorsunuz. Ama üzgünüm, ilk sayfalar selin önüne aldıkları gibi hızlı giderken, ardı selin bıraktıklarını toplamak kadar acı ve yavaş ilerliyor. Yer yer müslümanların, yahudilerin anlayışları kıt ve çıkarcı olduğunu ima eden satırlar, hıristiyanların pembiş bulut olduğunu vurgulayan cümleler komik geldi. Çünkü eserle çelişiyor. Yıllarca beraber dipdibe karışık kültürün, dinin sahipleri huzurla yaşadığını ta ki Birinci Dünya Savaşı'na huzurun bozulduğunu vurgularken; nasıl iki dinin mensubu böyle iken pembiş bulutun anlayışıyla mı huzur oldu? Bu nokta haricinde gayet güzel yazılmış, fanatiklik hissetmedim. Pembiş bulut fanatikliği de yoktu minik nüanslar haricinde. Öyle olsa yazara kimse hadis-i şerif yazdıramazdı. Beğenerek okudum. İlk öyküyü okuyunca fanatiklik var diyen, kızan, tarihin gerçeklerini kabul etmeyen okumamalı. Tavsiye hususunda Balkan buhranı çekemem diyenler hariç okunabilecek, inançlar, âdetler, bilmediğiniz duymadığınız efsaneler, atasözleriyle yoğrulmuş bir eser. Okuyacak listenize almalısınız yani :) ** (Eser, İlber Ortaylı'nın okunması gereken eserler listesinde.)
Drina Köprüsü
8.2/10
· 3.582 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5
75
108 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Lanetli Avlu, Balkan edebiyatında çığır açan Nobel ödüllü yazar İvo Andriç’in hapsedilme deneyimi ve iradenin sınırları üzerine çarpıcı bir anlatısı.. Kitap Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir hapishanede, o hapishanenin lanetli avlusunda toplanan müslüman, Hıristiyan ve Yahudi mahkumlar arasında geçiyor. 108 sayfalık kısa bir kitap ama dolu dolu bir kitap.. Keyifle okudum, okunmasını tavsiye ederim.
Lanetli Avlu
7.7/10
· 180 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
42
354 syf.
·
12 günde
·
9/10 puan
Drina Köprüsü... Sebebi nedir bilmem ama köprüleri severim. Eski taş köprüleri daha bi samimi, içten bulur, buram buram ruhu varmış gibi hissederim. Resim yapan bi arkadaşım Mostar Köprüsü' nü bana resmedip hediye ettiğinden beri, köprü hikayeleri beni hep kendine çeker. Bu kitabı hiç araştırmadan, hakkında hiçbir yorum okumadan, ismi ve resmine bakarak almıştım bir kitapçı gezimden. Ve iyiki de almışım.... Drina Köprüsü de Vişegrad kasabasına, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa döneminde ciddi zorluklarla ve uzun bir süreçte inşaa edilmiş bir hayrat. Yapim sürecinden, aldığı ilk ciddi darbeye kadar yaşadığı bölge halkının hayatlarını, destansı bir dille ve üçüncü bir gözle yazmış yazarımız. Okuduğunuzda bölgeyle ilgili, -coğrafi , tarihi, toplumsal yapı , gelenek görenek, kültür -aklınıza gelebilecek bir çok konuda fikir sahibi oluyorsunuz. Osmanlı döneminden başlayıp 1. Dünya savaşına kadar bölgede yaşanan olaylar köprü üzerinden anlatılmış. Neler mi? Tabi ki öncelikle aşklar sevdalar, sonrasında acılar intiharlar, infazlar, savaşlar, doğal felaketler, salgınlar ve toplumsal olaylar. Osmanlıdan başlayıp sürekli olarak değişen yönetimle birlikte insanların değişmek zorunda kalan hayatları nesnel bir bakış açısıyla anlatılmış. Her gelen yönetimin halkın bir kısmını zulmeden bir baskıyla yönetmesi hayatın acı gerçeğini gözlerimizin önüne seriyor. Özellikle 1. Dünya savaşına yaklaştıkça bölgede başgösteren milliyetçilik akımları, halkın eski barış ve huzur içindeki yaşantılarına yoğun bir özlem duymalarına neden oluyor.... Bir çırpıda okunup bitirilecek bir eser değil. Sayfa sayısından daha hacimli bir kitap. Biraz sakin kafayla ve vakit ayırarak okumak gerekiyor. Aksi halde kitabın farklı yerlerinde karşımıza çıkacak olan çok sayıda farklı karakterler biraz kafa karışıklığına sebep oluyor. Kısacası ilginizi çeken bir konuysa ve nerden başlamalıyım diyorsanız Drina Köprüsü Balkanlara bakmak için harika bir eser. Ama okudukça gördüğünüz şey daha çok acı ve zulüm olacak.... Çünkü zulmün "çağı", zamanı yok.... "O çağda hâlâ zulüm ve şiddeti haklı gösterecek sebepler aranıyor ve bunlara, geçmiş yüzyılların söz hazinelerinden bir ad bulmaya çalışıyorlardı...." Zulme konulacak bir ad değil de, adı konulacak zulüm bulamayacağımız bir çağ olması dileğiyle... Keyifli okumalar.....
Drina Köprüsü
8.2/10
· 3.582 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
25