James Owen Weatherall

James Owen Weatherall

Yazar
7.5/10
2 Kişi
·
9
Okunma
·
0
Beğeni
·
65
Gösterim
Adı:
James Owen Weatherall
Unvan:
Yazar
Newton'a göre, bir nevi Tanrı'nın görüşünden belirli bir gözlemci ya da ölçü aletinin referansı olmadan uzay ve yer üzerinde düşünmek mümkün değildir. Bu Newton'un mutlak uzay ve yer kavramıyla kastettiği şeydir. O zaman, izafi yer tespit çabalarımız mutlak kavramların (kusurlu) tanımlamaları olarak anlaşılmalıdır. Buradan yarım metre uzakta olan bir sandalye veya dünyadan 93 milyon mil uzaktaki güneşten bahsederken, mutlak yerler hakkında konuşabilmek için izafi yerler kullanmak durumunda kalıyorum. Mutlak uzay kavramı, herhangi bir bakış açısına değil, tüm mutlak yerlere dayanmaktadır. Yani gözlemci ya da ölçüm aletlerinden bağımsız şekilde tüm eşya konumlarında bulunur.
Descartes, on yedinci yüzyılın ilk yarısındaki en etkili doğa felsefecilerinden biriydi. Aristo fiziğini reddetti ve kendi tam ve sistematik fiziğiyle değiştirmeyi denedi. Bu çalışmasının bir kısmı uzay ve zaman, Tanrı ve her çeşit meseleyi içeren eksiksiz bir metafizik geliştirmeyi amaçlıyordu. Yeterli bir doğa felsefesinin matematiğe dayanıyor olması gerektiği fikrinin erken savunucularından biri olmuştu. Bu yaklaşımı onu geometri ilkelerine dayanan bir uzay, zaman ve madde kuramı geliştirmeye yöneltmişti. Descartes'e göre, bir cismin sahip olduğu temel özellik genişliği yani uzaydaki şekliydi. Uzay ise cisimlerin şekilleri tarafından işgal edilen bir genişlikten başka bir şey değildi.
Yirminci yüzyıl, fizik açısından çalkantılı bir dönem olmuştur. İlk olarak 1905-1912 yılları arasında Einstein'ın özel ve genel izafiyet (görelilik) kuramlarını keşfetmesiyle, ardından 1920'lerin ortalarında, bu kavramların kuantum teorisiyle geliştirilmesiyle ve yine 1940'larda bu iki yeni teorinin birleşerek kuantum alan teorisine evrilmesiyle, asırlık teoriler yıkılmıştır. Bu devrimlerle, hiçliğin fiziği dahil olmak üzere yara almayan pek bir şey kalmamıştır.
Newton gibi, Einstein da yeni hareket kanunlarını açıklayabilmek için uzay ve zaman gibi temel kavramları yeniden tanımlaması gerektiğini fark etmişti. Böylece (boş) uzayın yapısı hakkında yeni bir resim doğmasına sebep olmuştu. Newton'un hareket kanunlarını revize ederek onları yeni bir uzay-zaman çerçevesinde Maxwell'in teorisine göre yeniden ayarlaması, bugün özel izafiyet olarak bildiğimiz sonucu doğurmuştur.
Neden hiçbir şey yok ya da neden bir şeyler var? Bu soruyu zor yapan şey, kısmen verilecek olan cevabın nasıl ve ne şekilde tatmin edici sayılabileceğinin net olmamasıdır. Yapılacak açıklamalar bir yerden başlamalı fakat bu soru bizden var olan hiçbir şeye başvurmadan, tek seferde her şeyi açıklamamızı beklemektedir.
Nihayetinde hiçlik, eğer ortada bir şeyler olmasaydı elde edeceğimiz durum olurdu. Bir anlamda, ortada ne tür bir eşya var olursa olsun, hiçliğin varlığı halinde her yer aynı olurdu: Sade, basit, boş uzay. Bu hal, on yedinci yüzyılın muhteşem fizikçisi lsaac Newton'ın şeyler hakkındaki düşünme biçimiydi. Uzayı, içindeki uzayın yapısını etkilemeksizin, içine eşya konulabilecek veya çıkarılabilecek sonsuz bir konteyner olarak ele almıştı. Fizik kanunlarının işlediği bir tür sahneydi. Bu resme göre hiçliğin fiziği basittir.
Genel izafiyet birçok açıdan çarpıcıdır. Çok büyük kütleli nesnelerin diğer çok büyük kütleli nesneleri etkilediği bir teoridir. Bu açıdan, Newton'un yer çekimi teorisi gibidir. Ancak Newton'un teorisinde bu hareket, nesnelerin diğerleri üzerinde yer çekimi kuweti uygulaması sonucu ortaya çıkar. Genel izafiyet teorisinde ise nesneler, uzay ve zamanın geometrik yapısını değiştirerek birbirlerini etkilemektedir. Bu teoriye göre uzay ve zaman, voleybol topu veya arabanın kaportasının büküldüğü gibi aynı tarzda bükülebilmektedir. Yağmur damlalarının eğimli yüzeylerde farklı şekilde akmaları gibi gezegenler de bükülen uzay ve zamanda farklı şekilde hareket edeceklerdir.
Günümüzde fizikçiler arasında yer çekimi dalgalarının mümkün olmadığı lakin kendi evrenimizde çevrede gezindikleri konusunda geniş fikir birliği bulunmaktadır. Fizikçiler, yıldızların patlayarak süpernova olduklarındaki gibi olaylarla oluştuklarına inanmaktadır. Çoğu fizikçi, yer çekimi dalgalarının büyük patlamadan (big bang) hemen sonra evrenin ilk zamanlarından beri üretilmeye başladığına ve bunların günümüzde evrende seyahat ettiklerine inanmaktadır. Yer çekimi dalgaları, Newton yer çekiminin tam zıddı olan genel izafiyet kuramının yeni temel tahminlerinden biri olarak görülmektedir.
Yakın zamana kadar, hikayenin sonu buraya kadardı: Bir asır önce tahmin edilmiş, bulunmaları için milyarlarca dolar sarf edilmiş ve ön yıllar boyu emekler adanmış olsa bile herhangi bir yer çekimi dalgası hiç gözlenmemisti. Fakat 14 Eylül 2015 günü, sabahın erken saatlerinde bu durum değişmiştir. İlk kez, biri Louisiana ve diğeri Washington'da olmak üzere iki ayrı Lazer Girişimölçer Kütleçekimsel Dalga Gözlemevi (Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory, LIGO) tesisinde yerküremizden geçmekte olan bir kütleçekimsel dalganın sinyalleri kaydedilmiştir. Bu sinyallerin analiz edilmesiyle, dalganın bir milyar ışık yılı mesafede üretildiği, iki karadeliğin birbiriyle çarpışarak uzay ve zamanda bir dalgalanmaya sebep olduğu ortaya çıkarıldı. Bu keşif, teorinin tanımladığı bir uzay - zaman yapısı da dahil olmak üzere, genel izafiyet için güçlü bir kanıt teşkil etmektedir.
Newton fiziğinin kalbinde uzay ve zaman gibi temel kavramların radikal biçimde yeniden ele alınması yatıyordu. Newton'dan önce uzay ve zaman anlayışımız, metafizik karanlıklara saplanmış durumdaydı. Newton'un bu kavramları yeniden tanımlaması, fiziksel nesnelerin hız ve ivme gibi hareket miktarlarının kesin olarak ortaya koyulabilmesini ve bu miktarları laboratuvarda veya gözlemevinde yapabileceğimiz ölçümlerle ilişkilendirebilmesini sağlamıştı.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
James Owen Weatherall
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 9 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.