Giriş Yap

Jean-Jacques Rousseau

Yazar
8.1
4.816 Kişi
19,8bin
Okunma
2.060
Beğeni
63,2bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

İsviçre'nin Cenevre kentinde doğmuştur. Bir saatçinin oğludur. Babası Topkapı Sarayı'nda saat tamirciliği yapmıştır. On yaşında eğitimine bir din adamının yanında başlayan Rousseau, daha sonra bir gravürcü ustasının yanında çalışmıştır. 1728-1738 yılları arasında, sekreterlik, müzik hocalığı ve tercümanlık yaparak, Fransa, İtalya ve İsviçre'de dolaşmıştır. Fransa'da yazıları yasaklanınca daha sonra aralarının açıldığı dostu David Hume'un daveti üzerine İngiltere'ye gitti. Daha sonra Batı İsviçre'de Neuchatel'e sığındı. Kalvenist olarak vaftiz olmuştu. Torino'da Katolikliğe geçti, daha sonra tekrar Kalvenist oldu. Bu sebeple doğduğu şehir olan Cenevre'de ateist suçlamalarına mâruz kaldı. 1749'da Ansiklopedinin müzik bölümünü kaleme almıştır. Jean-Jacques Rousseau'nun yapıtlarındaki karmaşıklık onun; doğal hukuk kuramcısı, doğal hakları yadsıyan biri, aydınlanmacı, aydınlanma ilkelerini yerle bir eden biri, demokrasinin inançlı savunucusu, demokrasiyi ayaklar altına alan biri, burjuva liberal devriminin hazırlayıcısı, öte yandan böyle bir devrimin olumsuzluklarını çok önceden gösteren, hatta reformculuğu bile benimseyen biriymiş gibi birbiriyle çelişen ve çatışan çok karşıt düşüncelerle yorumlanmasına sebep olmuştur. Bu sebeple Rousseau anlaşılması güç bir düşünür olmuştur. Kendisini hep halktan birisi olarak görmüş, halktan kişiler arasında daha rahat etmiştir. Rousseau, doğru bir siyasal toplumun temellerini ortaya koyabilmek için olguların bir yana bırakılması gerektiğini belirtir. Çünkü ona göre salt olgulardan hareket edildiğinde, çıkarlar, yararlar ön plana yerleştirilmekte ve böylece adalet, hukuk ayaklar altına alınmaktadır. Rousseau, güçlünün haklı kabul edildiği, siyasal toplumun kökenine olguları yerleştiren, olgusal verileri ve kuramları eleştirmektedir. Yurttaşı, ortak benliği, halkı, devleti yaratan bir toplum sözleşmesini ve bu sözleşmeye toplumdaki her bireyin dahil olması gerektiğini savunur. Halk olmanın temelinde egemenliğin var olması gerektiğini düşünür. Yasaların olmadığı bir yerde devletten söz edilemeyeceğini savunmuştur. Yasaların, halkın tümü için geçerli olması gerektiğini düşünmektedir. Halk sayısı arttıkça, yönetici sayısının azalması gerektiğini savunan Rousseau, demokrasi, aristokrasi, monarşi” şeklindeki sınıflandırmayı benimsemiştir. Rousseau'ya göre demokrasi biçimindeki hükümette yönetici, halkın tamamı ya da büyük bir kısmıdır. Aristokrasi biçimiyse küçük bir azınlığın yönetimidir. Monarşik hükümette ise yönetme yetkisi tek bir kişidedir. Rousseau'ya göre yurttaşlar olmadan erdem, erdem olmadan özgürlük, özgürlük olmadan devlet olamaz. Ayrıca devletin temelinde dinin de olması gerektiğini savunur. Rousseau; devletin iktidara değil, halka ait olduğunu savunmuş ve ulus-devlet anlayışını benimsemiştir.
Unvan:
Cenevreli filozof ve yazar
Doğum:
Cenevre, İsviçre, 28 Haziran 1712
Ölüm:
Ermenonville, Fransa, 2 Temmuz 1778

İncelemeler

Tümünü Gör
254 syf.
·
Puan vermedi
Emile "Bir Çocuk Büyüyor" Yazar eserinde, kendisine hayali bir öğrenci seçip onun eğitimi ile ilgileniyor ve bu süreci 5 başlık altında inceliyor. Bakalım çocuk eğitimi için neler söylemiş. 1.Doğuştan İlk Çocuğun Sonuna Kadar (0-2 yaş) Yazar bu bölümde, kundaktaki bebeğin özgürlüğünün kısıtlanmasının doğru olmadığını, çocuğun annesinin çocuğa bakmakta isteksiz olursa çocuk için facia oluşturacağını, çocuğun hastalanmasının doğal olduğunu, bebeğin yıkanma ve uyku saatlerinden, çocukların ağlamasının nedensiz olmadığını, çocuğun acı çekmeyi bilmesi gerektiğinden, çocuğun dişleri çıkarken sert cisimleri ağzına götürmemesine ve çocuğun konuşmasında acele edilmemesi gerektiğine değiniyor. 2. Konuşan Çocuk Çağı (2-6 yaş) Bu bölümde de: Çocuğun sevilmesi gerektiğinden, ağlamayla isteklerini elde etmeye çalışmasının yanlış olduğundan, bu dönemde çocuğun konuştuğundan, iyiliği, kötülüğü, mutluluğu bilmesi gerektiğinden, çocuğun hareketlerine karışılmaması ve özgür yetiştirilmesi gerektiğinden, ayrıca çocuğun iradesinin kontrolünün ebeveynin elinde olmasından, çocuğun ne buyurgan ne de uysal yeriştirilmesini, isteklerini ağlayarak elde etmemesini, çocuklara şımarıklığın zarar verdiğini, çocuğun her isteğinin kabul edilmemesini, çocuklara kullanmayacağı bilgilerin verilmemesini, çocuklara zamanından önce bilgi verilmemesini, çocukta öfke kontrolünü, çocuğa kır havası iyi geldiğinden,  dersleri ezberleyerek öğrenmemesini, masalların çocuğa göre seçilmesini, çocuğun okumayı öğrenmesini, çocukların kural koymadan idare edilmesini, kat kat üst üste giydirilmemesini, çocukta uyku düzenini, çocukların acıya neşeyle katlanmasını, çocukların tehlikelere karşı hazır olmasını, karanlık korkutucu gölgelerin çocukları korkuttuğundan, beslenmelerinden ve çocukların zevklerinden bahsediyor. 3.İlk gençlik çağı (6-12 yaş) Bu bölümde de: Çocuklara kuvvet ile beden arasındaki ilişkinin kavratılmasından, bilgilerin öğretilmesinden, çocukların faydalı olmalı birey olmalarından, çocuklara ahlak-etik değerleri verilmesi, çocuğun meslek edinmesini, çocuğun dşüncelerinin ve duygularının dengesi sağlaması gerektiğini ve bu dönemde çocukların yavaş yavaş soyut düşünmeye başladığını kırık baston hikayesiyle anlatıyor. 4-Buluğ: İnsanın Gerçek Kişiliği Bu Çağda Başlar (12-18 yaş) Bu bölümde de: Benliğin tatmininden, arzulardan, çocuğun bağlanma eğiliminden, karşı cinse duyduğu aşktan, çocuğun merak duyguları körüklenmesinden, ihtiraslarının iyiye ve kötüye yönlendirilmiç olduğundan, çocukların cinsiyet üzerindeki merakından, buluğ çağı buhranlarından, çocukların duygusal hassaslığından, nedensiz ağlamalarından, merhamet, kıskançlık gibi duygularıyla başetmelerini, çocukların barış yanlısı yetiştirilmeli gerektiğinden, çocukların kendilerini tehlikelere karşı korumalarını, iman, ahlak, zina, namus gibi konularda bilgilendirilmelerini, çocukların hayata atılmalarını, zenginlik, moda gibi isteklerini kontrol altına almaları gerektiğinden, sınırsız isteklerin çocuklara zarar verdiğini anlatıyor. 5.Genç Adam: 'Hayata Giriş" 18-30 Son bölümde ise yazar: Kadının hem anne hem de asker olamayacağını, kadınlar ile erkeklerin aynı şekilde eğitilemeyeceğini, kadın terbiyesinin erkeğe nazaran ayarlanması gerektiğini, kız çocuklarının güzel olmayı istediklerini, Sophia gibi kadınların geleneksel ev işleri çocuk bakımı ile ilgilenmelerini, karı kocanın uyumundan, koca seçmenin güçlüklerinden, evlenmede güzellik aramadığından, Emile'im aşık olduğu Sophia ile görüşmek için ailesinden izin alması gerektiğinden, kız isteme, eşlerin hedeflerinin  mutluluk olduğu, izdivaç evlilik süreçlerini, dünya nimetlerinden faydalanmadan, evlenme, evlendikten sonra da aşık kalmak gerektiğinden, en son ise kocanın evini severse karısını da seveceğinden bahsediyor. ### Okur olarak son söz.. Açıkçası bu kitap 1760'larda yazılmış. O yüzden burada bahsedilen bilgiler eski.. Zaten kitapta geleneksel havanın hakim olmasından da anlaşılıyor. Mesela o zamanlar kadınla erkeğin sorumlulukları birbirinden ayrıymış. Kadın ev işleri, temizlik, çocuk bakımı ile uğraşırken erkek ise para kazanmak için çalışır, evin geçimini sağlarmış. Oysa günümüzde ise bu durum biraz daha farklılaştı. Çünkü kadınının da çalışma hayatına dahil olmasıyla şartlar değişti. Artık kadın ile erkek arasında, iş bölümü ayrılmıyor. Modern çağın getirisi 'hayat müşterektir' prensibine esasen kadın ile erkeğin görev paylaşımları ortak oldu. Onun haricinde her ne kadar eserde geleneksel süreç baz alınsa da yazarın çocuk eğitimine dair kullandığı ifadeler çok kıymete değerdi. O yüzden eserin altının çizile çizile, itina ile okunması gerektiğini diye düşünüyorum. Keyifle kalınız, okumanız dileğiyle.. ๑ ◕‿◕ ๑
Gizemli okur
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.6