Yazar
Jennifer L. Armentrout

Jennifer L. Armentrout

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
4.589 Kişi
13,3bin
Okunma
479
Beğeni
22,2bin
Gösterim
Tam adı
J. Lynn
Unvan
Amerikalı Yazar
Doğum
Martinsburg, Amerika Birleşik Devletleri, 11 Haziran 1980
Yaşamı
Jennifer Batı Virgina’da, Martindburg şehrinde yaşıyor. Onun hakkında duyduğunuz her söylenti doğru değildir. Yazım işiyle yoğun olarak ilgilenmediği zamanlarda kitap okuyarak, egzersiz yaparak, berbat zombi filmleri izleyerek, yazıyormuş gibi yaparak, kocası ve Jack Russel köpeği Loki ile vakit geçiriyor. Yazar olma hayali, vaktinin büyük bir kısmını kısa hikâyeler yazarak geçirdiği matematik derslerinde başladı. Bu, matematikten kötü notlar almasının da en büyük sebebidir. Jennifer genç okurlar için paranormal, bilim-kurgu, fantezi ve modern aşk hikâyeleri yazıyor. Ayrıca J. Lynn takma adıyla yetişkinler için aşk romanları da yazıyor.
duru ezel
Kan ve Külden'i inceledi.
680 syf.
·
7 günde
·
7/10 puan
Herkese merhaba, son zamanların enn popüler kitaplarından biri olan Kan ve Külden’in incelemesiyle geldim. Kitaba o kadar yüksek puanlar verilmiş ki 1000kitap’ta ortalaması 9.4’ken ben 7 verince 9.2’ye düştü fjjdfjfd. Daha fazla insan yorum girdikçe ortalama biraz daha dengelenir ama 9’un altına düşeceğini sanmıyorum. Uzun lafın kısası kitap baya beğenildi. Yurtdışında zaten inanılmaz popülerdi, burada çevirilene kadar bütün yabancı hesaplarda sürekli görüyordum ama öyle böyle değil, cidden herkes okumuştu. Haliyle çok büyük bir beklentiye girmiştim. Çıkar çıkmaz da aldım (evet dex yayınları, evet cüzdanımın ruhuna el fatiha…) Aslında kitap güzeldi. Genel olarak bakınca keyif aldığım yerler, sevdiğim karakterler oldu. Kurgu da fena değildi. Şimdi diyeceksiniz ki bunları sevdiysen neyi sevmedin de 7 puan verdin. Kitap oldukça akıcıydı ve akıcı olduğu için ufak sıkıntılar varsa bile gözüme çarpmayacağını düşünmüştüm ama bazı hatalar beni rahatsız etti. Detaycı biri değilseniz rahatça okursunuz belki ama ben kitabın en büyük üç sorunundan bahsedeceğim: 1: Kitaplarda hikayenin başlangıç noktası denilen çok temel bir yer var bildiğiniz gibi. Genellikle önce biraz karakterin normal düzenini okuruz ve sonra öyle bir şey olur ki karakterlerimizin hayatında önemli bir şeyler değişir. Bu başlangıcın öncesindeki kısım yazarın tarzına göre değişir ve kısa ya da uzun olabilir. Ama bu kısım karakteri ve dünyayı tanımamız için önemlidir. Kan ve Külden kitabını okurken yazarın hikayeyi, bir şeylerin başladığı noktanın çok çok gerisinden başlattığını düşündüm. İlk 400 sayfa boyunca tabii ki bir şeyler oluyor ama olaylar bana biraz gecikmiş gibi geldi. Ortamın vb değişmesi için 400 sayfa çok geç bence. Yani o ilk 400 sayfayı okuduktan sonra orada en fazla 100 sayfalık olay olduğunu fark ettim, yazar çok sündürmüş sebepsiz yere. 2: Diyaloglardan sonra sıklıkla ‘dedi’ kelimesi kullanılır ve okurken biz bu kelimeyi filtreleriz, görmeyiz bile. Bu yüzden gerekmedikçe zarf ya da durum bildiren şeylerin fazla kullanımı okuyucunun zihnindeki o hızlı okumayı bölebilir. Durum bildiren ifadeden kastım da mesela ağır duygu yüklü bir sahnede, ‘dedi’ yerine ‘belirtti’ gibi bir kelimenin kullanılması. (Bu kısım kitaptan değil, örnek.) Karakter ölen bir yakınının başında ağlarken isyan edip etrafındakilere bağırıyor olsun. “Bir şeyler yapın,” gibi bir cümle söylesin. ‘“Bir şeyler yapın,” diye haykırdı’ ifadesi ile ‘“Bir şeyler yapın,” diye istekte bulundum,’ ifadesi bence çok farklı ve özellikle birinci kişi ağzından olunca daha çok kendini fark ettirdi. Sanki resmi bir yazı okuyormuş gibi hissettiriyor ‘istekte bulundum, belirttim…’ gibi şeyler. Bir de bu üslup kitabın genelinde de hakimdi. Karakterin duygularına nadiren yakın hissettim. 3: Bu söyleyeceğim tuhaf gelebilir ama kitapta bana okuduğumu hatırlatan çok fazla öge vardı. Kitabı kafamızda oynayan bir film gibi düşünün, 2’de söylediğim durum gibi bazı şeyleri de bu filmi sürekli olarak duraklatıyor gibi. Olaylarla aramızda, bakış açısından okuduğumuz karakterin varlığını bize hatırlatıp duruyordu. “Ayağımın altında yumuşak halıyı hissettim,” cümlesi yerine “Ayağımın altındaki halı yumuşaktı,” denebilirdi(örnek). Tabii ki ilk cümle tarzında da yazabilir ama kitaptaki betimlemelerin çoğu ilk örnekteki gibi olunca benim dikkatim dağıldı açıkçası. Bu üç sorun biraz teknik detaya giriyor, dediğim gibi böyle şeyleri takmayan biriyseniz hiçbir şekilde rahatsız olacağınızı sanmıyorum. Kitapta sevdiğim şeylerse asıl olayın biraz geç başlamasına rağmen yine de o 400 sayfanın su gibi akıp gitmesiydi. Hawke karakteri övüldüğü kadar varmış gerçekten çok sevdim, hatta keşke onun bakış açısından da kısımlar olsaydı. Poppy’ye gelince başlarda pek hoşlanmamıştım ama bunu bir sebebi yoktu, Dikenler ve Güller Sarayı’ndaki Feyre için hissettiğime benzer genel anlamda bir iticilik hissetmiştim. Sonra beklenmedik bir şekilde çok sevmeye başladım. Son elli sayfaya kadar her şey iyi gidiyordu (400-600 arası iyiydi ve sırf o kısmın hatırına 8 vermeyi düşündüm) ama son elli sayfada Poppy beni çok şaşırtacak safça şeyler yaptı, normalde yarım saatte okuyacaksam olayların saçmalığına gülmekten bir saate sarktı jfhfsh. Olaylar tahmin edilebilirdi, sadece Poppy’nin son salaklıkları beni cidden hazırlıksız yakaladı. Bir de kitaptan verilebilecek en büyük ve bana göre tek spoiler olduğu için söyleyemeyeceğim müthiş bir olay var. Son kısımlarda giren yan karakterleri sevdim, gidişata bakılırsa devam kitaplarında onları daha çok okuyacak gibiyiz. Kitap öyle bir yerde bitti ki hem aşırı aksiyonlu falan değil ve ikinci kitabın da en az ilk 200-300 sayfasının ilk kitap gibi geçeceği belli hem de çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Önümüzdeki yıl çıkacakmış, belki de yazar beni şaşırtmayı başarır. Kitapta +18 kısımlar olduğu uyarısını da yapayım. Bunun dışında tamamen genç yetişkin havasındaydı. Seçilmiş kişi temasını seviyorsanız beğenebilirsiniz. Klişe seçilmiş kişi kitaplarından çok farklı değildi ama tam olarak aynı da değildi, hatta sevdim bile diyebilirim.
Kan ve Külden
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Nur D.
From Blood and Ash'ı inceledi.
634 syf.
·
8 günde
·
10/10 puan
Beklentisi çok fazla yükseldiği için okumaya neredeyse gözü korkmuş biri olarak şu an diyorum ki From Blood and Ash bir romantik-fantezi kitabından umduğum ve umabileceğim her şey. Penellaphe, doğumunda tanrılar tarafından yeni bir dönemi başlatacak kişi olarak seçilmiştir. Solis Krallığı’ndaki herkes için o Bakire’dir. İnsanlarla fiziksel veya duygusal yakınlık kurması, gerekmedikçe konuşması ve hatta yüzünü dahi göstermesi yasak. Bakire’den beklenen krallıktaki ikinci doğan kız ve oğulların tanrılar tarafından kutsandığı ritüel günü olan Yükseliş'e dek bu kurallara uyması. “Ben Bakire’ydim, Seçilmiş olan… Ben Poppy değil; tecrübe etmesine, ihtiyaç duymasına, yaşamasına veya istemesine izin verilmeyen bir kişinin gölgesiydim.” Fakat Poppy herkesin onu gördüğünden çok daha fazlasıdır ve içten içe tanrılar tarafından değersiz bulunmanın o kadar da kötü olup olmayacağını sorguladığı bir dönemde muzip, fazlasıyla çekici kraliyet muhafızı Hawke Flynn tepetaklak olmak üzere olan hayatına giriyor. “Ben Bakire’yim, Hawke,” Ona veya belki de kendime hatırlattım. “Ve ben umursamıyorum." “Gözlerim şok ile açıldı. “Bunu söylediğine inanamıyorum” “Söyledim. Ve tekrar söyleyeceğim. Ben ne olduğunu umursamıyorum.” Hawke’ın eli sırtımdan kaydı. Bir an sonra avcunun tam bir hassasiyetle yanağıma yaslandığını hissettim. “Ben kim olduğunu umursuyorum.” Başlangıç bölümü biraz yavaş akıyor. Hikâye ilerlemiyormuş gibi hissettirdi. Diğer yandan Poppy ve Hawke'ın tanışması ise çok hızlıydı. Hava çarpması gibi. Kullanılan mekan isimleri hatta kişi isimleri anadilim İngilizce olmamasına rağmen dilime tuhaf geldi. En basitinden Poppy'nin bulunduğu dükalığın/şehrin adı, Masadonia. Makedonya... Ama okurken çok hızlı alıştım. İşte bu %15'lik girişten sonra beni ağına fena düşürdü. Poppy ona dikte edilen yaşam tarzına rağmen asla çaresiz kalmamak için dövüşmeyi, kılıç, yay kullamayı bilen; çoğu zaman konuşmasına bile izin verilmezken zihni tonlarca soruyla dolu olan bir ana karakter. Sanırım Poppy ile ilgili en sevdiğim şey Hawke hayatına girmeden öncesinde başının çaresine bakabilmeyi öğrenmiş ve düzeni kendince sorguluyor olması. “İçimde, yeterince istediğin bir şey varsa hiçbir şeyin seni durduramayacağına dair bir his var." Hawke daha sahneye girer girmez sevilen o karakterlerden. Böyle sürekli sırıtmak istememe sebep oldu. Öldü sandığım tüm ergenlik hormonlarımı canlandırdı haha Ve Poppy ile Hawke arasındaki enerji yakıyor! “İsteyip istemediğim önemli değil ve—“ “Ve istiyorsun.” Fısıltısı yanağımda dans etti. “İstediğin benim.” Nefesim kesildi. “Bu önemli değil.” “Senin ne istediğin her zaman önemli olmalı.” Kitabın sonundaki gizem daha ilk sayfalardan tahmin edilebilse de o ana dek yaşananlar nasıl izah edilecek, işin içinden çıkılacak diye meraklandım. Bu inceleme de hiç içime sinmedi. Aslında FBaA'e inceleme yazmadan ikinci kitabı okumayacaksın diye kendimi kısıtlamıştım ama yok zorla güzellik olmuyor. Üstelik A Kingdom of Flesh and Fire'ı da dayanadım okudum. Öyle sevdim işte, anlayın~ "Kılıcım ve hayatım pahasına seni güvende tutacağıma yemin ederim, Penellaphe," bana yoğun, nefis bir çikolatayı anımsatan derin ve pürüzsüz bir sesle konuştu. "Şu andan son ana dek seninim." Fark ettim ki Jennifer L. Armentrout ayakta kalan son kalelerimden. Türlerini değiştirse de karakterleri ve ilişkileriyle hep sevdiriyor. Umarım hizasını bundan sonra da bozmaz ve yıkılmaz. "Kan ve külden yükseleceğiz!"
From Blood and Ash
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
WizardStrudel
Obsidiyen'i inceledi.
360 syf.
·
2 günde
·
5/10 puan
Senelerdir kitap yorumu yapılan bütün mecralarda sürekli gördüğüm, görmek istemesem bile o retina yakan kapaklarıyla itinayla her yerde karşıma çıkan seriye başladım sonunda. Başladım da ne okudum anlamadım arkadaşlar :D Herhalde yazarın ilk kitabı olduğundan ne düzgün kurulmuş bir evren ne de karakter gelişimi var. Öyle ki Katy'nin gittiği kasaba halk ekmek büfesi büyüklüğünde sanırsınız. Katy sokakta yürüyor yol üstünde tanıdığı bir sürü kişiyle karşılaşıyor falan :) Daemon ile aralarında olanlara ise pek bir şey diyemiyorum çünkü neredeyse hiçbir şey olmadı ya da ben hiç ikisinin kimyasını uyumlu bulmadım bilemiyorum :) Eğer çok fantastik okuyan bir insansanız bu seriyi baya yavan bulursunuz. Ben seriye devam edeceğim ama çok bir beklentim yok siz de eğer başlamayı düşünüyorsanız beklentiyi alçak tutun :D
Obsidiyen
8.2/10
· 1.479 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Deniz
From Blood and Ash'ı inceledi.
634 syf.
·
4 günde
·
10/10 puan
Off karakterler, yaratılan dünya ve mitoloji o kadar güzel kiii Poppy kesinlikle ikonik bir karakter. Ondan ağırbaşlı, kurallara uyan birisi olması beklenirken o gizli gizli dövüş eğitimi almış ve kendini gayet savunabilen biri. Poppy’nin güçlü duruşunu ve karakterini çok sevdim. Beni çok da güldürdü. Hawke’a ise dibim düştü gerçekten. Çok iyi karakter bayıldımm Poppy ile atışmalarını okumak çok eğlenceliydi. Yazar kitaba çok fazla gizem koymuş ve bunlar uzun süre açıklanmıyor. Mesela ben kitaba başladığımda Maiden’ın ne olduğunu açıklamıyor ama Maiden şöyle böyle anlatıp duruyor. O yüzden kitabın içine girmekte biraz zorlanmıştım ama sonra içine öyle bir çekti ki elimden bırakamadım tabi shkkfssjks Kitapta her karakter başka bir şey söylüyor, ortaya bir şeyler çıkıyor. Sizin de kafanız karışıyor, bir yandan meraklanıyorsunuz ve sürekli okumaya devam etmek istiyorsunuz. Beni böyle kitaba bağlayan yazarları seviyorum. Ben bu yorumu yazana kadar çok uzun zaman geçti ve şu an 3. kitabı okuyorum. Karakterleri o kadar çok sevdim ve bağlandım ki bu seriyi bitirince kesin reading slump’a girerim🥲 Umarım malum yayınevi en kısa zamanda çevirisini yapar da herkes bu mükemmel kitabı okur
From Blood and Ash
OKUYACAKLARIMA EKLE
14