1000Kitap Logosu
Joan Aiken
Joan Aiken
Joan Aiken

Joan Aiken

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.2
40 Kişi
123
Okunma
4
Beğeni
491
Gösterim
Unvan
Amerikalı Şair ve Yazar
Doğum
İngiltere, 4 Eylül 1924
Ölüm
İngiltere, 4 Ocak 2004
Yaşamı
Pulitzer ödüllü Amerikalı şair Conrad Aiken ve yazar Jessie McDonald Aiken’in kızı olan Joan Aiken, 1924’te İngiltere’nin Sussex bölgesindeki Rye kasabasında doğdu ve on iki yaşına kadar evde annesi tarafından eğitildi. Yalnız geçen çocukluğunu yazarak renklendiren Aiken’in öyküleri, 1941’de BBC’nin Çocuk Saati programlarında yayınlandı. BBC’de, St. Thomas Hastanesi’nde ve Birleşmiş Milletler’in Londra Bürosu’nda çalışan yazarın ilk kitabı All You Ever Wanted and Other Short Stories (Hep İstediklerin ve Öteki Öyküler) 1953’te okurla buluştu. Aynı yıl yazmaya başladığı, ancak eşinin hastalığı nedeniyle bir reklam ajansında çalışmak zorunda kaldığı yıllarda yarım kalan The Wolves of Willoughby Chase (Willoughby Chase’in Kurtları) adlı çocuk kitabı sonunda yayımlandığında 1963 Lewis Carroll Shelf Ödülü’nü kazandı. Ardından, Night Fall’la (Gece Gelen) 1972 Edgar Allan Poe Genç Macera Kitabı Ödülü’ne layık görüldü. Peşpeşe sayısız kitap yazan Aiken’in üretken yaşamı 2004 yılında noktalandı.
Merve İnci
Ruhban'ı inceledi.
Sponsorlu
328 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bilimsel Mistisizm: Ruhban
Eksik Parça Yayınları aracılığı ile okura ulaşan Ruhban, Ozan Ertürk’ün bilimkurgu türünde yayımladığı ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Ruhban’ın bu tür içerisinde yer edinirken “Yeni Çağ Mitolojisi” alt başlığını kullanması, içerik hakkında ciddi ipuçları barındırıyor. Kitap, varoluşu iki ayrı gezegende işleyerek ilerlerken, üzerinde yaşadığımız gezegenin doğumundan bugüne değin geçirdiği sancılı süreçleri çeşitli yaşantılar üzerinden sunuyor. Diğer yandan Ruhban denilen bir “oluş” aracılığı ile ilginç bazı fikirlerle de tanıştırıyor bizleri. Bu gizemli gezegende yaşayan canlı formlarının tek bir varlık bilincinde vücut bulması (Ruhban ismiyle tanımlanıyor), akıllara “mistik/aşkın” fikirlerin dünyasını getiriyor. İşte Big Bang’ten beri yaşanan keşmekeşin bambaşka bir pencereden anlatısı ile böylece tanışmış oluyoruz. Tanrısal bir elin dokunduğu farklı hayatları tadımlarken, metafiziksel söylevleri yücelten romanın ana fikri ise konuya hâkim kimseler için tanıdık görünüyor. Dünya’daki insanlarla iletişime geçmeyi başaran Ruhban, yardımsever bir tümel bilinç ile hem insanı deneyimliyor hem de onlara yardım etmenin derdini çekiyor. Ruhban kendince kadim bilgiler ışığında gezegenimizde doğarken, aslında defalarca kez bölünüyor. Ancak bu bölünmüşlük gerçek bir ayrılıktan ziyade daha büyük bir amaç için organize bir kolektifliğin çalışması şeklinde çıkıyor karşımıza. Mitolojik tasvirlerle işlenen giriş cümleleri ilgi çekici olsa da, karamsarlık çizgisindeki mizahi karakterlerin yer yer dengesinin bozulması okuyucunun yüreğini ağzına getiriyor. İnsan türünün bedensel ve bilişsel gelişimiyle ilgili olarak anlatıda girişilen felsefi dayanakların kimi okurları cezbedeceğinden şüphe yok. Geliştirilen bu şiirsel yapı, söylenmek istenen alt metinlerin okura doğru hızda akmasını sağlıyor ve perde önünde gerçekleşen gösterime engel olmuyor. Ruhban denilen bu tümel bilinç formu, uzayın derinliklerindeki gezegenlerin yardım isteklerine karşı kayıtsız kalmıyor ve bu işi görevden öte bir sorumluluk bilinciyle yaşıyor. Yaşıyor, çünkü Ruhban gerçek anlamda yardım isteyen bilinçlerin adeta birer paydaşı. Çoğu kere insan bedeninin çalışma prensiplerine yakın çekim yapan kitap, bir anda metafiziksel aşkınlığı çağrıştıran akışıyla birlikte sadık bilimkurgu okurlarına tarifi zor duygular yaşatmayı da ihmal etmiyor. Bu durum hem olumlu hem de olumsuz anlamda algılanmalı. Sert bilimsel gerçeklikle başlayan cümlelerin aniden yoga, astroloji gibi konuların çıkış noktası olan çeşitli fikirlere yakınlaşması büyük bir risk barındırıyor. Karakterlerin ayrıntılı biyolojik ve ruhsal analizlerinde hayli başarılı olan eser, özellikle akıl hastanesinde geçen sahnelerde uyguladığı betimleme teknikleri ile başarısını ortaya koyuyor. Buradaki başarı, karakterlerle resmedilen olayların okuyucu tarafından kolayca anlamlandırılmasına olanak sağlıyor. Bu süreçte çeşitli bedensel ve fiziksel hastalıkların tarifi sırasında uygulanan metot okuru sıkmazken sinestezi, otizm gibi baş edilmesi güç kavramların ince işçilikle romana uygulandığına da tanıklık ediyoruz. Yazar iyi, kötü, delilik gibi kavramların irdelenmesi işinin sadece gören gözlerin algılayabileceği kadim doğruların ışığında bulunacağına dikkat çekiyor. Mistisizmin koynunda büyüyerek fizik, matematik ve metafizikle bir olmuş yaşantıların pusulası ise Ruhban oluyor. Herhangi bir varlığa zarar verecek her eylemin kötü olması sorunu “kötülük” kavramının felsefi ve etik sınırlarının dışında tamamen öznel yargılarla algılanmasını gerektiriyor. Zaten kötülük ve yardım konusu felsefi çizgide işlenecek olsa işin içinden çıkılamayabilirdi. Arthur C. Clarke, Andy Weir, Fredric Brown gibi türün önde gelen isimlerinin yarattığı bilindik öykülerin izinde ilerleyen Ruhban, riskli bir anlatı yolu ile çıktığı bu yolculukta aykırı bir yol seçtiğini açıkça ilan ediyor. Kitabın sitesi varmış: ruhbankitap.com
Ruhban
10.0/10
· 50 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
1.224
50 öğeden 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.