Joanna Pawlik

Joanna Pawlik

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
96
Gösterim
Adı:
Joanna Pawlik
Unvan:
Polonyalı Ressam
Doğum:
1974
Önerilerinin oldukça az destek görmesi ve isimsiz anlatıcının, aşkını geri çevirmesine duyduğu acıyla, Pierre, içindeki şiddetli ıstırabın korkunç tarifini yapar:
"Kimsenin, hiçbir zaman isimlendirmeye cüret edemeyeceği ülkelere, ruhları lanetlenmiş ülkelere giden kişi benim. Ruhların kürtaj edilişlerini, hataların farkındalığını, ruhun karanlığa düşüp kaybolduğu zamanların bilgisini biliyorum."

Hikâye, Pierre'nin bir akıl hastanesine kapatılmasıyla birlikte, trajik bir biçimde, iki hastane görevlisinin, onun ayakları bağlı olduğu halde ona yürümesini emretmesiyle biter ve şu cümleyle sonlanır:
"O, düşmeye mahkûmdu."
"Mısranın kendisi nefes ile bağlantılıdır, çünkü tüm bedenin yönelimi, ifadeyi eksiksiz telaffuz etmeye seferber olmuştur... ve şayet bu bedensel bir nefes ise, bu seferberliğe bedenin tüm metabolizması ve hisleri ile birlikte kalp kasılması katılır, böylece nefes, deyim yerindeyse, doğrudan kalbe, hislerin merkezine etki eder."
"Vahşet Tiyatrosu'nu başlatıyorum. Tiyatronun nesnelliğine karşıyım. Oyun, izleyiciden kopuk bir sahnede değil tam da o sahnenin göbeğinde sergilenmeli, izleyicilere o kadar yakın olmalı ki içlerinde o sahnenin canlandığını hissedecekler... Konuşma olmayacak. Jest ve mimikler, feryat ve haykırışlar ile müzik. İnsanları, antik çağ ritüellerindeki gibi bir ortama sürükleyecek, onlara aşırı zevk ve korku verecek sahneler istiyorum. Öyle vahşet ve işkence sahneleri canlandırmak istiyorum ki insanlar akan kanı içlerinde hissedebilsinler. Sahnede canlandırılan oyundan öyle etkilenmelerini istiyorum ki kalkıp onlar da oyuna katılsınlar."
GIORDANO BRUNO
GIORDANO BRUNO Antonin Artaud Amerikan Avangardı ve Beat Edebiyatı'ı inceledi.
@Anarest·12 Haz 2019·Kitabı okumadı
Baylar,

Hukuk ve gelenek, sizlere insan aklını değerlendirme hakkı tanıyor. Bu muazzam ve haşmetli yetkiyi muhakeme yeteneklerinizle kullanmanız gerekmektedir. Lütfen gülmeme izin verin. Uygar toplumların, alimlerin ve yöneticilerin bu bönlükleri, psikiyatriye sonsuz bir doğaüstü bilgelik ihsan ediyor. Mesleğinizin konumu önceden karara varmakla ödüllendiriliyor. Burada biliminizin geçerliliğini de, akıl hastalığının varlığına dair şüpheleri de tartışma amacımız yok katiyetle. Fakat, akıl ile maddenin arasındaki karışıklığın at koşturduğu yüz tane afra tafralı patolojik tanıdan, hâlâ kullanıldığı belirsiz yüz tane sınıflandırmadan kaç tanesinde, sizin bir çok esirinizin yaşadığı aklın dünyasına yaklaşmak için içtenlikle çaba gösterilmiştir? Örneğin, sizden kaç kişi bir şizofrenin kendisine dadanmış rüyaları ya da imgelerinin karmakarışık bir kaç kelimesinden yakın?

Çok az kişiye nasip olacak bir görev için sizi eşit bulmamamız şaşırtmıyor. Fakat sizi, darkafalı ya da değil, sadece belirli insanlara verilen bu yetkiyi, araştırmalarını aklın tahakkümünü müebbet hapisle cezalandırmayı tüm coşkunluğumuzla protesto ediyoruz.

Hem de ne hapis! Hepimiz biliyoruz ki –hayır, çoğunluk tarafından bilinmiyor- tımarhaneler, akıl hastaneleri olmaktan uzak, yatanların bedava ve kullanışlı işgücü sağladığı ve vahşetin tek kural olduğu, sizlerin de buna izin verdiğiniz korku dolu hapishaneler. Bilim ve adalet kisvesi altındaki bir tımarhane, kışlalarla, hapishaneyle ya da köle kolonisiyle karşılaştırılabilir ancak.

Keyfe keder mahpusluğa dair bir şüpheyi de dile getirmiyoruz burada. Böylece sizleri telaşlı inkar derdinden korumuş oluruz. Fakat kesinlikle belirtiyoruz ki, resmi tanımla deli diye tanımlanmış olan hastalarınızdan birçoğu keyfe keder içeride tutulmaktadır. Hezeyanın serbest gelişmesine her türlü müdaheleyi protesto ediyoruz. Hezeyan da insana ait diğer tüm fikir ve davranışlar kadar makul ve meşrudur. Anti-sosyal eylemlerin baskı altına alınması prensip olarak kabul edilemez olduğu gibi saçmadır da ayrıca. Çünkü bütün bireysel eylemler anti-sosyaldir. Hepsinden öte, deliler toplumsal diktatörlüğün bireysel kurbanlarıdır. Özellikle insana ait olan bireysellik adına, duyarlılıktan hüküm giymiş tüm bu kişilerin özgürlüğünü talep ediyoruz. Hiçbir kanunun düşünen ve eyleme geçen insanlar kadar güçlü olmadığını sizlere bir kez daha hatırlatırız.

Bir kısım delinin tezahürlerinin muhteşem biçimde coşkulu mizacına değinmeden kendilerini takdir etmiş olamayız. Basitçe belirtmek isteriz ki, onların gerçeklik konsepti de, davranışlarının doğurduğu sonuçlar da tamamen yasaldır.

Yarın sabah turunuzu atarken şunu asla unutmayın: Dillerini bilmeden konuşmayı denediğiniz tüm o insanlara karşı tek avantajınız, kabul edin ki, elinizdeki güçtür. Çünkü -nerede bok kokusu varsa, orada insan vardır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joanna Pawlik
Unvan:
Polonyalı Ressam
Doğum:
1974

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 2 okur okuyacak.