Geri Bildirim
Joelle Charbonneau

Joelle Charbonneau

7.7/10
23 Kişi
·
34
Okunma
·
1
Beğeni
·
463
Gösterim
Adı:
Joelle Charbonneau
Unvan:
Yazar
Doğum:
Chicago,ABD, 4 Kasım 1974
Neyin doğru olduğuna karar vermek için başkasına bel bağlayan birinin aklını çelmek kolaydır.
Puslu ay ve yıldızlar tepemizde parıldamaya başlamıştı. Söylenenlere göre bir zamanlar gökyüzü o kadar berrakmış ki bulutsuz bir gecede yıldızlar elmas gibi parlarmış. Belki gerçekten öyleydi ama hayal etmesi güçtü.
Joelle Charbonneau
Sayfa 34 - Pegasus yayınevi.
Kütüphaneye gittiğimde Ben, Earl ve Ölen Kız ile Test'i almıştım. Ben, Earl ve Ölen Kız'ı yarıda bırakmıştım ve yarısına gelene kadar 1 hafta geçmişti. Reading slumpa girecektim ki 'Test'e bir şans vereyim' dedim. İyiki de şans vermişim. Zekice kurgulanmış, Açlık Oyunları kıvamında, fazla akıcı bir kitap. Kitabın arkasında konuyla ilgili çok bilgi yok. Size kitabın konusundan bahsedeyim:
Bir bölge savaşlar sonucunda paramparça oluyor. Yönetimse şu kararı alıyor:Üniversitede okuyacak kişi her vasıfa sahip olmalı. Her bölgeden alınan 3-4 kişi çeşitli sınavlara giriyor. Çok heyecanlıydı, zekiceydi...
Okuyun,okuyun,okuyun.
Kitabımız aslen güzel ama sanki biraz Açlık Oyunları eserine benzetilmiş gibi. Köyler var ve bu köyden seçilen adaylar bir teste tabi tutuluyor.
Hikayemize ise şöyle bir göz atalım. Mia denilen kızımız köyden toplanıp teste tabi tutulacaklardan yalnızca biri ama başkarakterimiz bu. 4 aşamadan oluşan bir test var. Yazılı sınavlar olsun, mantık ve problem çözmeler, takım çalışmaları ve en fenası da Arena diyebileceğimiz son alan. Dananın kuyruğu orada kopuyor zaten.
Biraz Spoiler Verelim; (Sadece Bu Paragraf)
Cia teste gitmeye hak kazanır. Babası ona, gitmeden önce son kez uyarılarını yaparken orada yaşadıklarını rüyalarında gördüğünü ama hayal mi gerçek mi bilmediğini anlatır. Bu hayalin ötesinde bir durum vardır. Test aşamaları bittikten sonra hafıza silinmesi gerçekleşecektir. Sadece bu da değil. Son aşamada kendisine yardım eden adam kimdi? Hafızası silinmeden önce aldığı ses kayıtlarını dinledikten sonra ne yapacak? Nasıl tepki verecek. Bunların tamamı diğer kitaba kaldı. Burası çok güzel bir kısım tabi ama eleştireceğim noktalar da var. Gelelim efendim.
Burası da Spoiler ama Eleştirel !
Peki kitabın kalan serisini okumaya lüzum var mı? Şayet konu aynıysa kesinlikle yok dedim en başta kendi kendime. Nedeni çok basitti kafamda. Çünkü ben Açlık Oyunlarını okumuş biri olarak bu kitabın neredeyse kopyalandığını düşüneceğim. Sadece TV yayını yok. O da şimdilik yani, onunla ilgili bir bilgi yok ama dışarıdan gelen yardımlar var. Nasıl mı? Mesela açlık oyunlarında filmden de hatırladığım gibi koloniler vardı, burada da var. Seçilenler toplanıyor. Bunların geçtiği son test ölüm kalım testi. Testi geçenler Üniversite eğitimi alacakmış, hayatı kurtulacakmış falan. İnsanlar öldürülüyor. Tanıdığın bildiğin konuştuğun insanları öldürmek zorunda kalıyorsun falan. Sonra bir de dışarıdan gelen peynir ekmek su et tavuk vs yardımlar var. Açıkçası çok fazla benzerlik görünce de sıkıldım sayfa 250 olduktan sonra falandı tabi yanlış hatırlamıyorsam. Açıkçası bu kıyaslamayı zihnimde yapınca da kitap beni çok tatmin etmedi bu kısmıyla.

Görüldüğü üzere orta karar giden bir kitap. Hani şuan seriyi sonlandırırsam üzülmem ya da merak etmem ama sonlandırmazsam da bana bir kayıp yaşatmaz. Orta karar bir kitap. Bu arada şunu da mutlaka belirtmeliyim. Açlık Oyunları serisini seyretmemiş ya da okumamış birisi bu kitabı beğenir. Ben sadece o benzerliği çok fazla yakaladığım için ondan yana örnek verdim. Yoksa berbat olduğundan değil. 
Zaten artık sizi de alıştırdım paramı uyduruk kitaplara verince attığım feryatlara.  O yüzden içim rahat. Herkese keyifli okumalar, iyi günler diliyorum efendim..
Test'in, Açlık Oyunları'nın açtığı yoldan ilerleyen bir hikayesi var. Dünyayı yok olmanın eşiğine getiren büyük bir savaş sonrası, insanlar kolonilere ayrılıyor. Savaşın sorumlusu olarak hükümetler görüldüğü için, potansiyel liderlerin eğitimine büyük önem veriliyor ve bu yüzden Üniversite eğitimine hak kazanmaları için zorlu bir dizi teste tabi tutuluyorlar. Hikayemiz, baş kahraman Cia'nın teste girmeye hak kazandığını öğrenmesiyle başlıyor. Akıcı ve heyecanlı bir şekilde ilerlerken, Cia'nın testler esnasında yaşadıklarını, bir değil bir çok yönden sınanışını, bu sırada karakterinin ne yönde geliştiğini, pek çok defa değerlerinden ödün verip vermeme konusunda hayati kararlar almak zorunda kalışını görüyoruz. Bu zorlu yolculukta, büyük bir zevkle eşlik ediyoruz Cia'ya. Sürpriz bir dönemeçle de sona eriyor kitap. İkinci kitabı, Cia'nın maceralarının devamını merakla bekliyorum.
Kasım-aralık aylarında okuyacağım kitapların bir listesini yaptım, artık biraz düzene ihtiyacım olduğunu düşündüğüm için. Aklımın başka kitaplara kaymasını önlemek amacıyla yaptım aslında bu listeyi, okumam gereken, aradan çıkarmam gereken kitaplardı bunlar. O kitapların arasında Test’te bulunuyordu. Yani listemden okuduğum ilk kitap Test oldu. Ve hayal kırıklığı yaşatan kitaplar listeme bir kitabı daha ekledim.
Nereye baksam açlık oyunlarına benzetiliyordu. Gerçekten merak ettim, açlık oyunlarına benziyorsa güzeldir. Hatta belki bu daha gelişmiş, daha zekice yazılmıştır diye düşündüm. Her zamanki gibi yanıldım.
Okurlar bu kitabı nasıl Açlık Oyunları’yla kıyaslayabilmiş. Kitabın Açlık Oyunları’yla alakası yok. Açlık Oyunları gerçek bir şaheserdi. Üç kitabıyla birden. Katniss, gerçekten güçlü bir karakterdi. Üzgünüm ama Cia, ne kadar olgun görünmeye çalışırsa çalışsın benim gözümde öyle olamadı. Öyle göremedim. Her şeyi biliyorum kafasında olamazdı böyle bir karakter, olmamalıydı. Daha yeni mezun olan bir kız, neden bu kadar tedbirliydi? Neden hiç hata yapmadı. Bu kadar olgunluk bana çok yapmacık geldi. Hiç sevemedim, hiç. Malencia karakteri, kitaptaki en büyük hataydı.
Yazarın, şöyle bir tekniği ya da düşüncesi vardı sanırım: Cia ana karakter, ona bir şey olmasın. Akıllı olsun, oyunlara gelmesin. Çünkü o zeki ve olgun. Arkadaşı ölüyor ama gözünden tek damla yaş gelmiyor. Neden? Hangi insan o sahneyi görüp kendini tutabilir? Beni böyle görmemeliler, profesyonel görünmeliyim, test görevlileri bunu görmemeli, şunu görmemeli…
Kitabı ‘bu ne ya?’ diyerek bitirdim, bırakmamak için kendini zor tuttum, zaten her gün birkaç sayfa okudum, o da zorla. Bitsin diye.
Cia’nın sürekli olarak olan şeyleri sorgulaması , dikkatimi büyük ölçüde çeken şey bu. Düşünüyorum, yazar karakteri neden bu şekil yazmış? Güçlü göründüğünü mü sanmış? Onun güçlü karakter anlayışı bu mu? Eğer buysa neden gerçekçi bir şekilde aktarmamış? 18 yaşındaki bir kızdan böyle davranışları okumak kimseye garip gelmedi mi? Bu kız neden hata yapmıyor? Neden yazar karakteri kullanmıyor, el üstünde tutuyor? Sarah j. Maas, öyle mi? Celaena neler çekti… Bırak yaralansın. Bırak hırpalansın. Senin dünyan değil mi? Bir yolunu bulursun…
Burada Celaena ile karşılaştırma yapmadım, aynı zamanda yazarın neden karaktere işkence etmediğini de belirtmedim. Sadece çok vasat ilerleyen bu kitabı daha iyi yazabilirdi. Cia hata yapabilirdi ve bu hatalarından ders çıkarabilirdi. Böylece okurlar hiç değilse Cia ile birlikte şaşırır, üzülürlerdi. Ama Cia her şeyi biliyordu… Önlemliydi. Sanki tekrar tekrar yaşamış ve her şeyi anlayabiliyormuş gibi.
Yazara sinirliyim, tecrübesiz olması gereken bir karakteri böylesine bilge yapmasına sinirliyim. Kendisi ya da Cia’nın yaşında olan daha nice genç kız arasında kim böyledir. Tamam, bu hayali karakter biliyorum. Ama yine de bu şekilde yazılması durumu yumuşatmıyor. Karakterin böyle olması bana aşırı saçma geliyor. Daha sadece Cia’dan bahsettim. Diğer karakterlere girersem neler olur bilmiyorum.
Yine de bahsetmem gerekiyor, içimde kalmasın. Şimdi direkt olarak karakterlere giremeyeceğim çünkü ondan önce bahsetmem gereken bir ‘aşk’ konusu var. Tabii buna aşk denirse.
Yazarın eksiklerinden biri de duyguydu, duygusuz bir romanı yazmanın amacı nedir?
Kitapta açıkça görülebilecek şekilde araya sıkıştırılan bir aşk konusu vardı. Yani şöyle açıklayayım; Test’e girilecek, o kadar gün ıssız bir yerde konaklanacak, düşmanlar var, rakipler var. Aşk olmazsa olmaz!
Tamam aşk olmazsa pek tatlı olmaz diyelim, aşk konusu işleyeceksin madem biraz duygulu işle, biraz mantıklı işle. Ben ne olduğunu anlayamadım gerçekten. Kayanaraç geliyor, Tomas geliyor, biz ortağız diyor, elini tutuyor, Cia’nın da bu olgunluklar arasında Tomas’a nasılsa gönlü kayıyor. Ama zaten Tomas’ı okuldan itibaren beğeniyordu. Ve hiç şaşırtıcı olmayarak bütün kızlar Tomas’a hayran. Ama Tomas hiçbiriyle ilgilenmiyor. O Cia’ya ilgi duyuyor!..
Ortaya serpiştirilen bir aşk vardı kısacası. Gereksizdi. Böyle olacaktıysa hiç olmasaydı. O öpücükleri ve sevgi sözcüklerini okumasaydım da olurdu. Hatta daha güzel olurdu. Benim düşüncem şöyle; tomas ve Cia arasında geçen diyalogları anlatsaydı yazar, birbirlerine karşı bir çekimleri olduğundan bahsetseydi fakat yakınlaşmalarını bu şekilde yazmasaydı.
Test sırasında birbirlerine yakınlaşsalardı. Yavaş bir şekilde. Adım adım. Birbirlerini tanısaydılar. Belki çekebilirdim. Ama Cia ve Tomas kısımlarını baş ağrısıyla okudum. Zaten 200.sayfadan itibaren gelen aşk itirafı çok zorlama olmuştu bana göre. Yazar akışına bırakmalıydı ama yapmadı.
Zaten Tomas ve Cia’nın birbirlerine olan o gereksiz güvenlerinden bahsetmek bile istemiyorum. Bize aktarılmamış detayları geçiyorum.
Test sırasında o kadar insan nereye gitti. Yazar neden o kadar insan varken tek tük insan attı ortaya. Saçma sapan olaylar oldu ya, ben anlam veremedim, hala da veremiyorum. Mutasyona uğrayan insanlar, onları öldüren başka bir adını bile hatırlamadığım karakter. Okçu çocuk, ve üç beş kişi daha. Birbirlerini öldürmeye çalışan kim vardı? Sadece Will herhalde.
Neymiş bu Will. Yazarın elinde insan kalmadı, hadi bir de buradan vurayım nasıl olacak dedi bence. Sonra durdu baktı, güzel oldu dedi… Ama olmadı. Güzel durmadı.
Will’in okçu olması, çok güvenilir görünmesi ve geri kalan her şey zorlamaydı. Telin arkasında olan o adam bile. Michal bile. Herkesin Cia’ya güvenmesi ve yardım etmesi bana ne kadar saçma geldi anlatamıyorum. Yazarın bu konuda bir açıklaması var mı bilmiyorum. Belki diğer kitaplarda Cia’nın neden bu kadar olgun olduğunu, Tomas’ın neden böyle aşk çocuğu olduğunu, Will’in hangi kafada olduğunu açıklıyordur. Artık ben bilemem. Ben sadece bu kitabı inceliyorum. Diğer kitaplarda olacak olanlar beni zerre ilgilendirmiyor. Kapağını bile görmek istemiyorum.
Pazarlama çok yanlış yönde gidiyor. Kapakların cezbediciliği yüzünden belki de bir çok genç bu kitabı aldı, ne olduğunu bilmeden, yargılamadan, güzel ve mükemmel olduğunu benimseyerek okuyor. Üzülüyorum.
Sinirimi bozan bir iki noktadan daha bahsedip kapanışı yapıyorum.
Romantikliğin ne yeri ne de zamanıydı, Maçoluğun ne yeri ne de zamanıydı, dramanın ne yeri ne de zamanıydı, hiçbir şeyin ne yeri ne de zamanıydı! Cia’nın sürekli bu cümleleri kullanması, bilmiş tavırları, zamanımı harcadığım için oturup ağlayasım geliyor.
Son kısımda ses kaydı yapması, hafızasının gittiği yer, sonra ses kaydını dinlemesi… Allahım dedim, bu ne? Nasıl bir şey bu? O kadar saçmaydı ki, saçmalığını anlatacak kelimeler var mı bilmiyorum. Zamanımı harcayıp bu incelemeyi yazdığım için bile üzülüyorum. Sevmediğim işe yaramaz kitaplara yazdığım incelemeler, sevdiklerimden daha uzun sanırım.
Olur da bu incelemeyi okuyan olursa teşekkür ediyorum. Okumayın. Okunacak tonla güzel, anlamlı kitap varken gelip bunu okumayın. İndirimlere kanıp saçma sapan kitaplar da almayın.
Dikkat spoiler içerir.
Malencia Vale yani Cia, Beş Göl kolonisinde yaşayan ve yeni reşit olmuş bir kızdır. Üniversitede okuyabilmek için Birleşik Bölgeler merkezi olan Tosu'daki Test'e katılmaya hak kazanır. Zamanında bu testi geçen babasının Test ile ilgili şüpheleri vardır. Kimseye güvenmemesi gerektiğini söyleyerek yollar kızını. Zandri, Tomas, Malachi ile beraber yola çıkan Cia, orada Raye, Will, Brick, Stacia gibi kişilerle tanışır. Yazılı ve uygulamalı testler zorlayıcıdır. Bu arada intiharlar ve ölümler olur ama en son test en zorudur. Yüzlerce kilometre ötede bırakılırlar ve Tosu'ya dönmek zorundadırlar. Tomas ile anlaşan ve yola onunla çıkan Cia pek çok zorluğu atlatır. İnsanlara olan güven duygusu da yeterince sınanır. Ancak Test'i geçmeyi başarır ve Üniversiteye gitmeye başlar. Fakat hafızası zamanında babasının uyardığı gibi tamamen silinmiştir. Acaba bu duruma önlem olarak bir şeyler yapmış mıdır? Tomas ile olan ilişkisi nasıl gelişmiştir? Hayata olan bakış açısı nasıl gelişecektir? Üniversitede başarılı olabilecek midir? Soluksuz okunan bir roman. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
Kitap fuarından %50 indirimle almıştım kendisini. Keşke serinin devamını da alsaydım diyorum şimdi... Kitabın konusuna gelirsek aslında diğer incelemelerde de sıkça belirtildiği gibi Açlık Oyunları'na bayağı bir benziyor. Savaş sonrası kolonilere ayrılmış bir devletin üniversite sınavını konu alıyor. Bu savaş sonrası ülkenin başına geçecek kişilerin seçilmesi için kolonilerdeki mezunları 4 etaptan oluşan bir teste tabi tutuyor. Baş karakterimiz Cia ise uzun zamandır mezunlarının teste katılmadığı bir koloniden geliyor.
Konudan kısaca bahsettiğime göre kitapla ilgili eleştirime geleyim. Öncelikle konu olarak çok özgün olduğunu söylemem tabiki fakat distopya seven, okuyan biri olarak bu tarz konuların sıkça tekrarlandığının farkındalığıyla başladım kitaba. Sıkılmadan, yazılı haftam olmasına rağmen 2 günde okuyup bitirdim. Devam kitabını almadığıma pişman oldum çünkü aklımdaki soru işaretlerinin tamamı diğer kitaba kaldı. Sevdiğim bir çok şey vardı tabiki ama sevmediğim veya daha farklı olmasını istediğim yerler de oldu.
Bu paragraf spoiler içerecektir uyarımı yaptıktan sonra, sevmediğim yerlere geleyim. Öncelikle babası bas bas kimseye güvenme dedikten bir gün sonra Cia'nın Tomas'a koşulsuz güvenip kameralardan ve babasının rüyalarından bahsetmesi... Hatta ben bile babasının öğüdünü daha ciddiye almış olacağım ki, Tomas'ın Cia'ya her an ihanet edebileceği düşüncesiyle çevirdim sayfaları. Cia karakterinin çok ilahi görüşlere sahip olması da dikkatten kaçmıyor tabiki. Daha yeni liseden mezun olmuş birinin testin ilk üç etabındaki uzman görüşlerinden tut bütün hileleri ve olabilecek her kötülüğü tahmin etmesi... Kızın tek hatası Will'e güvenmek oldu herhalde bütün kitap boyunca. Yazara soruyorum, ablacım abartmadın mı sence de? Cia karakterinin Allah'tan vahiy alıyormuşcasına her şeyi bilmesi çok can sıkıcıydı. Tomas'la aşkları da çok vasat başladı yani ne yalan söyleyeyim. Teste seçildikleri gün birbirlerini gördüler, araçta flörtleştiler, aşkları hemen filizlendi tabii, biz de öğreniyoruz ki meğer bunlar geçen seneden beri yanıklarmış birbirlerine, Tomas okulun yakışıklısı herkes tarafından beğenilen çocuğu Cia'dan başkasını gözü görmemiş bir sene boyunca... Ha aynen ondan ablası. Zorlama olmuş yani. Keşke diyorum etaplarda başlasaydı bu hoşlanma, orada yeşerseydi aşk ve o saçma "bir sene önce dans ettik baloda" mevzusu hiç olmasaydı. İlk üç etaptan çok az bahsedildi, olaylar arkamızdan atlı koşturuyormuş gibi işlendi. Etaplarda insanlar ölmeye başladı, tanıklar buna hiç tepki vermedi. Etap sonrası toplandıkları yemekhanede ilk defa biri öldükten sonra bile kimse korkup şaşırmadı çok olağanmış gibi devam ettiler. Bu kadar da olmaz be ablacım, bunlar 18 yaşındalar bu kadar korkusuz olmaları normal mi? Son olarak da Cia hakkında tek bildiğimiz küçük bir koloniden seçildiğiyken bir anda 4.etapta dışarıdan yardım yağmaya başladı Cia'ya. Kısaca hızlı işlendi önemli noktalar, olmayan tarafı bu kanımca.
İkinci kitabı alacağım yakında. Umarım hatalar telafi edilmiştir ve kafamdaki soru işaretlerini giderebilir.
Benim Pegasus yayınlarından çıkmış en büyük hayal kırıklığı olan kitaptır...
Baş karakter olan Cia nedense hiç hata yapmaz,verdiği kararlar onu hep en doğru yola yönlendirir,test ortamında olmasına rağmen en ufak bir hata dahi yapmaz yani kısacası yazara göre mükemmel bana göre vasat bir karakterdi.Ben kitaptaki hiç bir karaktere ısınamadım hepsi zorlamaydı sanki...
Yazarın betimlemeleri çok yerli yerinde ve güzeldi,oluşturduğu distopya da çok güzeldi ama kitabı okutan karakterler ve onların seçimleri bana göre karakterler oldukça vasat ve yetersizdi bu sebepten dolayı da kitapta benim için yalnızca bir zaman kaybından ibaretti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joelle Charbonneau
Unvan:
Yazar
Doğum:
Chicago,ABD, 4 Kasım 1974

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 34 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 28 okur okuyacak.