John Gilchrist

John Gilchrist

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
18
Gösterim
Kadınlar insanın karşısına (yoksa erkeğin karşısına mı?) şeytângibi çıkarlar."(9İmam Gazali, İhyâu 'Ulumi'd-din Tercümesi (Çeviren A. Serdar Oğlu, Bedir Yayınevi, İstanbul 1975 Cild II, s. 79.)

"Kadınlar arasında sâliha kadın, yüz tane siyah karga arasında alaca karga gibidir."(A.g.e., s. 117-118.)

"Kadın eğe kemiği gibidir. Onu doğrultmak istersen kırarsın. Onu kendi haline bırak ve eğriliğiyle ondan faydalanmaya bak."(A.g.e., s. 119.)

"Uğursuzluk üç şeyde vardır: Karı'da, ev'de, ve at'da."(İbn Ömer'den, Sahih-i Buharî Tecrid, VIII, 312, Hadîs no: 1211 ve XI, 267-8, Hadîs no: 1795.)

"Kadın, eşekve kara köpek namazı bozar."(Sahîh-i Buharî, II. Cilt, s. 441, dipnot'ta Müslim'den alınan bir hadîs.)

"Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı fitnev e fesad olarak hiçbir şey bırakmadım."(Riyazü's Salihin Tercümesi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 4. baskı, I, 105.)

"Bana Cehennem halkı gösterildi; çoğunluğu kadınlardı... cehennemin kapısında durdum, oraya girenlerin çoğu kadınlardı..."(Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınladığı Sahîh-i Buharî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercumesi ve Şerh, IX, Hadis no: 1340.)

"Bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emredecek olsaydım, herhalde kadının kocasına secde etmesini emrederdim."(Riyazü's-Salihin, I. Cilt, 325. s., 283. Hadis.)
Matta 10:34-35'i dikkatle okuyacak olursak İsa'nın getirmeye geldiği "kılıç"ın ne olduğunu göreceğiz: "Kılıç getirmeye geldim" ifadesi "ayrılık koymaya geldim" ifadesiyle yorumlanmaktadır. Yani bu sözde "kılıç" demek, ayrılık demektir. Kendisi dünyayı, hatta aileleri bile ikiye bölmeye geldi. İnsanları bu kötü çağdan kurtarmak için onların günahlarına karşılık kendini feda etti. Artık insanlar arasına ayrılık getiren mihenk taşı budur. Yol Mesih'te ikiye ayrılır. İsa, "Benden yana olmayan bana karşıdır. Benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir"demiştir (Matta 12:30).
“Kâfirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?" (Meryem/19:83)
Yukarıdaki ayette Allah'ın şeytanları imansızların üzerine gönderdiğini okuyoruz. Bu yüzden onları şaşkınlığa iten Allah da olsa, baştan çıkarmak için şeytanı kullanmaktadır.
Muhammed evlilik öğütleri verirken, evleneceği kadında bekâret aranmasını tavsiye etti: "Bâkire kadınlarla evleniniz. Çünkü onlar doğurgandırlar, daha tatlı dilli, dudaklıdırlar. Cinsel ilişkide ve harcamada daha kanâatkârdırlar."(Feyzûl-Kadir, Şerhül Cami'us-Sagir, Bkz. İlhan Arsel, Şeriat ve Kadın, s. 180-181.)
Bu nedenle henüz Mesih İnanlıları gelecekle ilgili önbildiriler bazı tarikatların davrandığı gibi kesin tarihler belirlememelidir. Buna çarpıcı bir örnek Allah'ın Çocukları'nın, İsa'nın 1993'de geleceğini bildirmeleridir. Daha önce de Yehova Şahitleri'nin eski Başkanı Rutherford, İsa Mesih'in 1914 yılında geleceğini ilan etmişti. Oysa bu tarihte, 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı çıktı.
Kuran'a göre "erkeklerin kadınlardan bir üstün derecesi vardır" (Bakara/2:228). Yani İslam'ın evlenme ("Teehhül") hukukunda kadınlar erkeklere göre daha aşağı bir derecede görülürler. Kuran'a göre iki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir. (Bkz Bakara/2:282). Peki neden? Buharî ve Müslim gibi kaynakların bildirdiği bir hadîse göre, bu ayetin nedenini soran bazı kadınlara Muhammed şöyle demiş: "İşte buaklınızın eksikliğindendir."(Sahîh-i Buharî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih, Tercümesi (1970), I, 222, Hadîs no: 209.) Aynı hadîse göre, kadınların dini de eksiktir demiş peygamber, çünkü âdet gördüğü zaman namaz kılmaz ve oruç tutmaz. Yani bu dinsel eksikliğin kanıtı olarak Muhammed kadınlara, Allah'ın onları "hayızlı (âdet görür) şekilde" yaratmış olduğunu hatırlatmış. Buna benzer bir şekilde miras alma bakımından da kadının mirastan aldığı pay, erkeğin payının yarısıdır (Bkz. Nisâ/4:11, 176).
Bununla beraber, burada şu konuya da açıklık getirmekte yarar vardır. "Allah" kelimesinin bir özelliği yoktur, Kuran'dan kaynaklandığı da düşünülmemelidir. Suriye dilinde Tanrı anlamına gelen, "Alaha" kelimesinden geldiği, İslam öncesi dönemde Hıristiyanlarca yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. (Jeffery, Kuran'ın Yabancı Kelimeleri, s. 66.) İslam'dan önceki dönemde Araplarca da yaygın olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Örneğin, Muhammed'in babasının ismi, Abdullah'tır. Allah (Tanrı) ve Abd (kul) anlamına gelen iki kelimeden yapılmıştır. Diğer yandan, "Allah" kelimesinin, İslam öncesi dönemin şiirinde, Tanrı anlamında kullanıldığı apaçık bir gerçektir.(Bell, Hıristiyan Çevrede İslamın Kökeni, s.53.)
Fakat Kutsal Kitap'a göre kadın, her yönden erkekle eş değerdedir. Bunun en çarpıcı ve çekici örneğini Mesih açıkladı. Yeryüzündeyken İsa Mesih toplumun bütün kadın-erkek ayrımını oluşturan kalıpları kırdı. Havarileri olarak on iki erkek seçmekle birlikte en yakın öğrencileri arasında birçok kadın vardı. O dönemdeki Yahudi din liderlerini şaşırtan bir şekilde İsa, ayırım yapmadan veya kadınların akıllarını eksik görmeden, en derin öğretişlerini onlara da açıklardı.
Hadîslerden birinde Muhammed şöyle konuşmuş:
"Kadını hayırlı yapan şeylerden biri de, erken yaşlarda evlendirilmeleridir." (Gazali, II, s. 63)
Elimizde yeterince kanıt vardır ki, Halife Osman zamanında, Kuran tek bir standart metin haline getirilirken, elde bir çok metin vardı ve bunlar da değişik ifade tarzlarına sahipti. Halifeliği zamanında Osman haber aldı ki, Kuran, Suriye, Kafkasya ve Irak'ta, Arabistan'da olduğundan farklı bir şekilde okunuyordu. Derhal harekete geçip Hafsah'ın (Hz. Muhammed'in eşlerinden biri ve Hz. Ömer'in kızıdır) elinde bulunan elyazması metinleri istetti. Sonra Zeyd b. Sabit'e ve daha üç kişiye emir vererek bu metnin kopya edilip çoğaltılmasını ve gerekli yerlerinin düzeltilmesini sağladı. Bu işler tamamlandığında, Kuran'ın diğer elyazmalarıyla ilgili olarak, sert tedbirler aldığını görüyoruz.

"Hz. Osman'ın hazırlattığı nüshalar... Mekke, Küfe, Basra, ve Şam'a gönderilmişler, bir tanesi de Medine'de alıkonulmuştur. Bu nüshaların gönderilmesiyle birlikte, bunların metinlerine uymayan mashafların (Kuran'ların) yakılması da emredilmiş, yazılarına aykıra düşen okuyuşların yasaklanması istenmiştir." (İbn Ebî Dâvâd, Kitaba'l-mesâhif, s. 34; Dânî el-Mukni, s. 9; Suyûtî, el-Îtkan, I. Cilt, s. 172. Bkz. Tayyar Altıkulaç, Yüce Kitabımız Hz. Kur'an, s. 21, Türkiye Diyanet Vakfı Yay., Ankara, 1984.)
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.