Geri Bildirim
Jose Antonio Jauregui

Jose Antonio Jauregui

9.4/10
5 Kişi
·
7
Okunma
·
0
Beğeni
·
196
Gösterim
Adı:
Jose Antonio Jauregui
Unvan:
Yazar
Doğum:
12 Aralık 1941
... gezegendeki bütün kuşların insanları dışkılarıyla bombardımana tutmalarını, olabildiğince kessssin nişan alarak organik atıklarıyla insanların en ayırt edici özzzzelliğini hedef almalarını öneriyorum: kibirlerini.
"Onlar o kadar üst tepe hile dolandırıcılar ki bazen gevezeliklerine 'Gerçeği söylemek gerekirse' veya 'Dürüst olacağım' diyerek başlıyorlar, sanki ak pak püripak dürüstlük sadece kıt nadir zamanlar içinmiş gibi. Bu hileci hilekarlara kim inanabilir ki?
Anlayacağınız demek istediğim şu ki insanlar arasında en yaygın hakaret birinin,şey,birinin bir hayvan gibi davrandığını söylemektir
Ve bu bir kabus.Bütün yüreğinle tekrar uykuya dalmayı ve kendi dört duvarın içindeki yastığın,çarşafların,komedininle birlikte kendi yatağında uyanmayı dileyerek yere uzanıyorsun.
"Yani o dinazor çağına ssson veren afet gibi kitlesel bir yokoluşa mı neden oluyor? Bu nedenle insssan evladı Toprak Ana'ya çarpan tehlikeli bir asssteroit mi?"

"Bueno, aslında insan evladı hem dinosaurio hem de asteroide. Gezegene dinosaurioların yaptığı gibi hükmetmeyi başardı fakat çevrede o kadar çok değişiklik yapıyor ki yaşamın dokusunu tümden yok edebilecek bir asteroide dönüşüyor. Homo Sapiens yeryüzünde ortaya çıktığından beri türleri birbiri ardına yok oluşa sürüklemiştir."
"Karalıyıcı! Hor gören! Kötüleyici! Kuauk! Çok sayıda evet! Birine 'kene gibi yapışmak' onu taciz etmektir. Birine 'kancıklık etmek' ona ihanet etmektir. 'Aralarına kara kedi girmesi' darılmak demektir. 'Kuş beyinli' veya 'tavşan beyinli' aptal demektir. Ve bir de 'tilki gibi kurnaz' derler, 'katır gibi inatçı', 'yarasa gibi kör', 'ekin iti gibi kibirli', 'iti an çomağı hazırla'..."
Bütün bu şaşırtıcı vahşi yaşamın ortasında bu köpek o kadar tanıdık geliyor ki havlayan köpeğin söylediklerini sanki mükemmel bir insan dili konuşuyormuş gibi anladığın zaman şaşırmıyorsun bile
İnsanlar Sanık Sandalyesinde, doğanın yargısını biz Homo Sapiens’e bildiren, adeta her bir sayfası, her bir cümlesinin tokat gibi etki ettiği bir kitap, bir yetişkin fablı hem de en moderninden.

Bir sabah uykunuzda uyanıyorsunuz ama bakıyorsunuz ki yatağınızda değil, çırılçıplak bir şekilde, mübaşir bir kaplan tarafından komut alarak, sağınızda ve solunuzda farklı farklı her tür hayvanın bakışları eşliğinde, “bu o mu” “suçlu olan bu di mi” “evet en sonunda söz bizde ve hakkımızı alacağız” sözleri eşliğinde mahkeme salonuna, sanık kürsüsüne götürüldüğünüzü düşünün, hakkınızda yapılan suçlamalarda ise verebilecek, savunabilecek bir tek mantıklı cevabınız yok, gündelik hayatta defalarca söylediğiniz her söz hakkınızda delil olarak kullanılıyor, “kancıklık etme”, “kuş beyinli”, “aramıza kara kedi girdi”, “iti an çomağı hazırla” gibi hayvan ırkını kötüleyen ve isimlerinin hakaret olarak kullanıldığı söylemleri, içtiğiniz her bir bardak sütün size hangi suçlarla geldiği, hangi buzağının annesinden erken bir şekilde ayrılıp annesiz bırakıldığı ve yapay gıdalar ile beslenmek zorunda kaldığı, afiyetle yemek için tavanın içine kırdığınız her bir yumurta için hangi tavukların canının yandığı, et yemenize hak verirlerken bile oburluk yaparak aslında suç işlediğimizi, bir gösteri, bir maç veya bir savaşta kalabalık bir şekilde toplanarak Toprak Ana üstünde beraber yaşadığımız canlıların düzenlerini, hayatlarını bozduğumuz, bir arsaya bir bina dikerek orada belki de bir yaşamı sonlandırdığımız suçlamaları ile karşı karşıya kaldığınızı düşünün, ne cevap verebilirsiniz ki; ama bu durumlara rağmen Hayvan Krallığı bize de bir avukat veriyor ve tabii ki de avukatımız en sadık dostumuz dediğimiz hayvan türü olan bir köpek (bunlar kesinlikle spoiler değil). Her tanık, tanık kürsüsüne gelip yaşadıklarını ve gördüklerini anlattıkça arka arkaya tokatları bir insan evladı olarak utanarak kabulleniyoruz ve okudukça daha da suskunlaşıp sadece korkuyoruz. Okuyacak kişilerin bunun için öncelikle içinde bir doğa sevgisi ve hayvan sevgisi olması ve sorumluluklarının farkında olması lazım.

Kitap içindeki mahkemeye çıkartılan sanığın bir adı yok, aslında sanık bir roman karakteri de değil, okuduğumuz sanık aslında kitabın okuru. Yazar kalemine bu şekilde yön vermiş ve kesinlikle kitabın o dediğim tokat etkisini daha da kuvvetlendirmiş, her bir betimlemeyi ve her bir anlatıma bizim yaşamamızı isteyerek anlatmış: “Birden uyanıyorsun ama yatakta değilsin. Radyoyu kapatmaya çalışıyorsun -ne çılgın bir müzik bu böyle? Fakat çalar saatli radyo sanki ortadan kaybolmuş, aslında bütün komedin gitmiş. Etrafı el yordamıyla yoklayan parmakların sadece toz toprak, yaprak, eğri büğrü tahta parçaları ve ne olduğunu bilmemenin daha hayırlı olacağı yapış yapış bir şey buluyor” Bu şekilde kurduğu anlatım ile yazar bizim kendimizi sanık sandalyesinde olmamızı istemiş ve kesinlikle de çok başarılı olmuş ve ilerleyen sayfalarda bu anlatım daha da kuvvetleniyor.

Anlaşılacağı üzere, Homo Sapiens olarak kendimizi her zaman üstün gördüğümüz, her şeyin bizler için olduğunu düşündüğümüz bu yeryüzünde çoğunlukla yaşadığını unuttuğumuz ya da önemsemediğimiz diğer canlıların da bizlere söyleyecekleri bir şeyleri var ve bu söylediklerini de her aklı başında olan insanın cevap veremeden kabul edeceği sözler olması biz insan evladını daha da utandırıyor. Hele ki bunlar içinde Sivrisinek Fee, Papağan Quetzauc, Maymun Wampa’ya ve Domuz Jamboenoire’ye verdiği dersler için, her bir sözü için de teşekkür ederim, avukatım Köpek Philos’a da her zaman biz insan evladına sadık olduğu için, yılmadan üşenmeden beni savunup, az biraz farkında olduğumuz şeyleri kendi türünden çekinmeyerek söylediği için de teşekkür ederim ama ne fark eder ki suçluyuz sonuçta.

Kitap içinde kısa bir gönderme yaptığı, 6 yaşındayken izlediğim ve ağlamama sebep olan Dian Fossey'i anlatan bir filmi de sonradan izlemenizi tavsiye ederim: http://www.imdb.com/title/tt0095243/
Kendinizi hayvanların dilinden tanımak isterseniz bu kitap tam aradığınız türden.Her hayvan insanın o hayvana davranışlarımıza göre bizi yargılıyor.Bazen üzülüyorsunuz bazen gerçekten ayıp etmişim diyorsunuz.Sizin hareketlerinizi tokat gibi yüzünüze vuruyor.Okumanızı tavsiye ederim.Birçok yazılacak konu var ama uzatmamak için Uğur hocamın yaptığı inceleme kitabı tam olarak açıklamış.Benim sevmediğim tek yanı hayvanların konuşmalarını biraz abartılı bulmam.Abartı yanı ise yılanın tıslaması sonucu konuşmasında sssiizzz gggel gibi uzatmaların olması.Bazı diğer hayvanlarda da vardı bu.Bu konuyu da göz ardı edersek müthiş bir kitap.
Hayvanlar insanları anlatıyor; insanın insana yaptığını, insanın hayvana yaptığını, insanın doğaya yaptığını ve insanın kendine yaptığını... Bazı hayvanların açıklamalarını saçma bulup, "hassiktir ordan" diyebilirsiniz. Bu düşünceler bizim icin sacma görünebilir ama ben merkezli bakis acisiyla cok mantikli sozler. Kaplumbağa Taiji evrensel konuşuyor, bilge bir dede gibi... Sadece onun sozleri icin bile okunmasi gereken bir kitap. Sivrisinek Fee ise anlayana saz, anlamayana...

Yazarın biyografisi

Adı:
Jose Antonio Jauregui
Unvan:
Yazar
Doğum:
12 Aralık 1941

Yazar istatistikleri

  • 7 okur okudu.
  • 19 okur okuyacak.