Joseph Beuys

Joseph Beuys

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
17
Gösterim
Adı:
Joseph Beuys
Unvan:
Alman Performans Sanatçısı, Heykeltıraş, Sanat Kuramcısı, Grafiker ve Sanat Pedagogu
Doğum:
Krefeld, Almanya, 12 Mayıs 1921
Ölüm:
Düsseldorf, Almanya, 23 Ocak 1986
Joseph Beuys, 1960`lı ve 70`li yıllarda Avrupa`daki öncü sanatın en önemli sanatçılarından biri... Grafik, resim, heykel, performans ve video sanatı üzerine çalışmalar yapan Beuys, çeşitli enstalasyon işlerine de imza atmıştır.

Beuys, 1921 yılında Almanya, Krefeld’de doğmuş ancak daha çok buraya komşu olan iki kasabada, Kleve ve Rindern`de büyümüştür. Tıp eğitimi alan sanatçının sanatla arasındaki bağ, sıklıkla ziyaret ettiği Achilles Moortgat’ın stüdyosunda oluşmuştur. 1936`da Hitler Gençliği (Nazi Partisi’nin 1922`den 1945`e değin varlığını sürdüren yarı askeri organizasyonlarından biri) adlı gruba katılmıştır. Beuys bu dönemle ilgili ”herkes kiliseye gitti ve herkes Hitler Gençliği’ne katıldı” ifadesini kullanarak bu gruba katılmanın kiliseye gitmek kadar kutsal olduğunu belirtmiştir. II. Dünya Savaşı`nın patlak vermesiyle birlikte gönüllü olarak Alman Hava Kuvvetleri’ne katılmış; 16 Mayıs 1944`te Kırım üzerinde uçarken uçağı düşürülmüş ve kendisi de ağır yaralanmıştır. Beuys`un yaşamını uçağının düştüğü yerde yaşayan göçebe Tatarlar kurtarmış, Tatarlar, Beuys’un vücudunu önce yağ ile kaplayıp sonra keçe ile sarmalamışlar ve bu şekilde soğuktan donmasını engellemişlerdir (1). Daha sonra sanatçı Batı Almanya’da paraşütçü olarak görev almış ve bu görevindeki başarıları nedeniyle çeşitli madalyalarla ödüllendirilmiştir. Savaşın son günlerinde İngilizler tarafından esir alınmış; ancak Ağustos 1945’te Kleve’deki ailesinin yanına dönebilmiştir.

Savaş sonrasında Beuys, spritüel bilim konusuna ilgi duymaya ve Spritüel Bilimin kurucusu Rudolf Steiner`in yapıtlarını okumaya başlamıştır. Bu arada küçük boyutta suluboyalar da yapmaya başlamış; ayrıca bu konuda Hans Lamers ve Walter Bruex gibi yerel ressamlardan da bazı teknikler öğrenmiştir. Gittikçe sanata ilgi duymaya başlayan Beuys, 1947 yılında Düsseldorf sanat Akademisi’ne girmiş, buradaki eğitimi 1951`e değin sürmüştür. 1950’lerde daha çok desen çalışmaları yapmış, 1961 yılında ise sanat eğitimi aldığı akademide heykel bölümünde profesörlüğe kadar yükselmiştir. Beuys`un akademideki bu pozisyonu, sınıfların isteyen herkese açık olması gerektiği konusundaki ısrarı nedeniyle sona erdirilmiştir. Öğrencilerinin ayaklanması sonucu sanatçının akademideki atölyesi açık kalmış; ancak eğitmenlik görevi konusundaki karar değişmemiştir.
1962 yılı sanatçı için farklı açılımlar getirmiştir. Bu dönemde Nam June Paik ve George Maciunas vasıtasıyla Fluxus Hareketi`ne (2) katılmış ve aynı yıl “Toprak Piyano” adlı ilk eylemini gerçekleştirmiştir. 1963 yılından başlamak üzere düzenli olarak Fluxus olaylarına katılan sanatçı bu alanda çeşitli eylemler gerçekleştirmiştir. “Marcel Duchamp’ın Sessizliğine Paha Biçilmez”, “Ölü Bir Tavşana Resimleri Nasıl Açıklarsınız(1965)”, “Eurasia (1966)”, “Amerika’dan Hoşlanıyorum ve Amerika da Benden Hoşlanıyor(1974)” bu eylemler arasında yer alır. Sanatçı ayrıca 1963 yılında Düsseldorf Akademisi öğrencileri için “Festum, Fluxorum, Fluxus” adlı bir kollogyum da düzenlemiş burada “Komposition für zwei Musikanten” (İki Müzisyen İçin Kompozisyon) ve “Sibirische Symphonie, 1.Satz”ı (Sibirya Senfonisi, 1. Şatz) gerçekleştirmiştir.

Beuys, bildirisinde sanatı, insan düşüncesi ve eylemi olarak tanımlar. Dünya, çağın toplumsal ve siyasal kısıtlamalarına karşı eylemde bulunmalıdır. Bu nasıl gerçekleştirilebilir? Yüksek öğretim görevlilerini ve parti yöneticilerini bu sorunlarla savaşmaya çağırarak. Beuys`un asıl yapmak istediği dünyanın insan yaratıcılığı konusundaki anlayışsızlığına ve kısıtlayıcılığına karşı savaş açmaktır. Sanatçı, kullanılmayan yaratıcılığın saldırganlığa dönüştüğü kanısındadır. Çevresinde de yaratıcılık sürekli yadsınan bir hal almıştır. Kendi yaratıcılığında etkili olan Beuys, yaşadıkları ile herkesin yaşantısı ve durumuyla ilgili simgesel nesneler ve çevreler yaratmıştır. Görsel özdeyişler aracılığıyla konuşmaktadır. Örneğin Batı Almanya bayrağındaki renk şeritlerindeki oranlara verdiği yeni biçimle kapitalist “Wirtschaftwunder’in” (ekonomik mucizenin) ülkesindeki eşitsizliğini vurgular ya da bir kartpostalda New York Dünya Ticaret Merkezi`nin iki kulesine Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde vebaya karşı koruyuculuk görevini üstlenen ve “kutsal züğürtler” olarak bilinen Cosmas ve Damian gibi iki aziz ve din şehidinin adını verir.

Sanatçının enstalasyonları da ona ün kazandıran çalışmaları arasındadır. Bir askı üzerinde sergilenen “Keçe Elbise”, yağları istifleyerek bir köşede meydana getirdiği “Yağ Köşesi”,', “Terremoto”, “F.I.U. Doğanın Defansı” ve “Kötü Durum” bunlar arasında sayılabilir.

Beuys, yeni nükleer silahların protestolarında da öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak Alman rock gruplarından BAP ile anti-nükleer pop şarkısı Sonne Statt Reagan’ı (Güneş Reagen/Yağmur değil) birlikte söylemiştir. Sanatçı, 1982 yılında Documenta 7 çalışması için Kassel`de (Almanya`da bir şehir) 7000 meşe ağacı dikme işini organize etmiş, bundan dört yıl sonra da hayata gözlerini yummuştur.

Spiritüel Bilimin önermeleri, Beuys`un demokratik, sanatsal ve spirütel olarak motive edilen toplum teorisini etkilemiştir. Beuys, toplumun tek büyük sanatsal bütün olduğuna inanmış ve sanatçının bu bütüne anlam ve spiritüel bir derinlik verme rolü olduğu sonucuna varmıştır. Sanatçının en bilinen sözlerinden biri ise “Herkes Sanatçıdır”.

Sergiler:
1964-Documenta, Kassel, Almanya
1972-Documenta, Kassel, Almanya
1976-Venedik Bienali, İtalya
1979-Solomon R.Guggenheim Müzesi, Retrospektif, New York, ABD
1984-Seibu Müzesi, Tokyo, Japonya
2006-Düsseldorf ve Bonn Sanat Müzeleri; Hamburger Bahnhof Müzesi, Berlin, Almanya

NOTLAR:
(1)-Sanatçıyı ölümden kurtaran gereçler(yağ ve keçe) ileride gerçekleştireceği yapıt ve eylemlerde sık sık yinelenen öğeler olarak karşımıza çıkacak, bu iki gereç Beuys’un sanatında toplumsal sağalmanın bir simgesi olarak kullanılacaktır.

(2)-1962–1970 yılları arasında bir grup avangart sanatçının oluşturduğu sanatsal bir hareket. Grup üyeleri arasında tarz olarak benzerlik ya da birliktelik olmamasına rağmen tümü burjuva tutuculuğunun ve alışılagelmiş sanatsal yaklaşımların üstesinden gelerek sanatta devrimci bir gelgit yaratmayı ve yaşayan bir sanat ortaya koyabilmeyi amaçlıyorlardı. Dada ruhunu yeniden canlandıran grup, happening’ler ve sokak gösterileri düzenlemişlerdir. Faaliyette oldukları alanlar arasında görsel sanatlar, müzik, edebiyat, kentsel planlama, mimari ve dizayn yer almaktadır. Joseph Beuys, Robert Filliou, Dick Higgins, Yoko Ono, Wolf Vostell ve George Macunias gruba üye olan sanatçılardır.
Kounellis: Belli sanatçılar, olağanüstü figürleri oluştururlar. Sanatçının dekoratif bir figür olmadığından emin olmak gerekir. Kültür için sanatçı, temel önem önem taşır.
Cucchi: Sanatçının dekoratif bir figür olduğu düşüncesi, yozlaşmaya ve düzey yitimine yol açtı.
Kiefer
Örneğin televizyon, bize ait hiçbir şey söylemiyor. Var olan görüntüler, sadece televizyonda yeniden üretilmekte.
Kiefer: bugün bizde yalnızca nesnel zorlamalar var. Herkes ne yapmak zorunda olduğunu biliyor. Neyin gerekli olduğunu özgürce söyleyen bir sınıf yok, onun yerine hep kendilerini bazı zorlamalara göre yönlendiren öbekler var.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Joseph Beuys
Unvan:
Alman Performans Sanatçısı, Heykeltıraş, Sanat Kuramcısı, Grafiker ve Sanat Pedagogu
Doğum:
Krefeld, Almanya, 12 Mayıs 1921
Ölüm:
Düsseldorf, Almanya, 23 Ocak 1986
Joseph Beuys, 1960`lı ve 70`li yıllarda Avrupa`daki öncü sanatın en önemli sanatçılarından biri... Grafik, resim, heykel, performans ve video sanatı üzerine çalışmalar yapan Beuys, çeşitli enstalasyon işlerine de imza atmıştır.

Beuys, 1921 yılında Almanya, Krefeld’de doğmuş ancak daha çok buraya komşu olan iki kasabada, Kleve ve Rindern`de büyümüştür. Tıp eğitimi alan sanatçının sanatla arasındaki bağ, sıklıkla ziyaret ettiği Achilles Moortgat’ın stüdyosunda oluşmuştur. 1936`da Hitler Gençliği (Nazi Partisi’nin 1922`den 1945`e değin varlığını sürdüren yarı askeri organizasyonlarından biri) adlı gruba katılmıştır. Beuys bu dönemle ilgili ”herkes kiliseye gitti ve herkes Hitler Gençliği’ne katıldı” ifadesini kullanarak bu gruba katılmanın kiliseye gitmek kadar kutsal olduğunu belirtmiştir. II. Dünya Savaşı`nın patlak vermesiyle birlikte gönüllü olarak Alman Hava Kuvvetleri’ne katılmış; 16 Mayıs 1944`te Kırım üzerinde uçarken uçağı düşürülmüş ve kendisi de ağır yaralanmıştır. Beuys`un yaşamını uçağının düştüğü yerde yaşayan göçebe Tatarlar kurtarmış, Tatarlar, Beuys’un vücudunu önce yağ ile kaplayıp sonra keçe ile sarmalamışlar ve bu şekilde soğuktan donmasını engellemişlerdir (1). Daha sonra sanatçı Batı Almanya’da paraşütçü olarak görev almış ve bu görevindeki başarıları nedeniyle çeşitli madalyalarla ödüllendirilmiştir. Savaşın son günlerinde İngilizler tarafından esir alınmış; ancak Ağustos 1945’te Kleve’deki ailesinin yanına dönebilmiştir.

Savaş sonrasında Beuys, spritüel bilim konusuna ilgi duymaya ve Spritüel Bilimin kurucusu Rudolf Steiner`in yapıtlarını okumaya başlamıştır. Bu arada küçük boyutta suluboyalar da yapmaya başlamış; ayrıca bu konuda Hans Lamers ve Walter Bruex gibi yerel ressamlardan da bazı teknikler öğrenmiştir. Gittikçe sanata ilgi duymaya başlayan Beuys, 1947 yılında Düsseldorf sanat Akademisi’ne girmiş, buradaki eğitimi 1951`e değin sürmüştür. 1950’lerde daha çok desen çalışmaları yapmış, 1961 yılında ise sanat eğitimi aldığı akademide heykel bölümünde profesörlüğe kadar yükselmiştir. Beuys`un akademideki bu pozisyonu, sınıfların isteyen herkese açık olması gerektiği konusundaki ısrarı nedeniyle sona erdirilmiştir. Öğrencilerinin ayaklanması sonucu sanatçının akademideki atölyesi açık kalmış; ancak eğitmenlik görevi konusundaki karar değişmemiştir.
1962 yılı sanatçı için farklı açılımlar getirmiştir. Bu dönemde Nam June Paik ve George Maciunas vasıtasıyla Fluxus Hareketi`ne (2) katılmış ve aynı yıl “Toprak Piyano” adlı ilk eylemini gerçekleştirmiştir. 1963 yılından başlamak üzere düzenli olarak Fluxus olaylarına katılan sanatçı bu alanda çeşitli eylemler gerçekleştirmiştir. “Marcel Duchamp’ın Sessizliğine Paha Biçilmez”, “Ölü Bir Tavşana Resimleri Nasıl Açıklarsınız(1965)”, “Eurasia (1966)”, “Amerika’dan Hoşlanıyorum ve Amerika da Benden Hoşlanıyor(1974)” bu eylemler arasında yer alır. Sanatçı ayrıca 1963 yılında Düsseldorf Akademisi öğrencileri için “Festum, Fluxorum, Fluxus” adlı bir kollogyum da düzenlemiş burada “Komposition für zwei Musikanten” (İki Müzisyen İçin Kompozisyon) ve “Sibirische Symphonie, 1.Satz”ı (Sibirya Senfonisi, 1. Şatz) gerçekleştirmiştir.

Beuys, bildirisinde sanatı, insan düşüncesi ve eylemi olarak tanımlar. Dünya, çağın toplumsal ve siyasal kısıtlamalarına karşı eylemde bulunmalıdır. Bu nasıl gerçekleştirilebilir? Yüksek öğretim görevlilerini ve parti yöneticilerini bu sorunlarla savaşmaya çağırarak. Beuys`un asıl yapmak istediği dünyanın insan yaratıcılığı konusundaki anlayışsızlığına ve kısıtlayıcılığına karşı savaş açmaktır. Sanatçı, kullanılmayan yaratıcılığın saldırganlığa dönüştüğü kanısındadır. Çevresinde de yaratıcılık sürekli yadsınan bir hal almıştır. Kendi yaratıcılığında etkili olan Beuys, yaşadıkları ile herkesin yaşantısı ve durumuyla ilgili simgesel nesneler ve çevreler yaratmıştır. Görsel özdeyişler aracılığıyla konuşmaktadır. Örneğin Batı Almanya bayrağındaki renk şeritlerindeki oranlara verdiği yeni biçimle kapitalist “Wirtschaftwunder’in” (ekonomik mucizenin) ülkesindeki eşitsizliğini vurgular ya da bir kartpostalda New York Dünya Ticaret Merkezi`nin iki kulesine Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde vebaya karşı koruyuculuk görevini üstlenen ve “kutsal züğürtler” olarak bilinen Cosmas ve Damian gibi iki aziz ve din şehidinin adını verir.

Sanatçının enstalasyonları da ona ün kazandıran çalışmaları arasındadır. Bir askı üzerinde sergilenen “Keçe Elbise”, yağları istifleyerek bir köşede meydana getirdiği “Yağ Köşesi”,', “Terremoto”, “F.I.U. Doğanın Defansı” ve “Kötü Durum” bunlar arasında sayılabilir.

Beuys, yeni nükleer silahların protestolarında da öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Bu konuyla ilgili olarak Alman rock gruplarından BAP ile anti-nükleer pop şarkısı Sonne Statt Reagan’ı (Güneş Reagen/Yağmur değil) birlikte söylemiştir. Sanatçı, 1982 yılında Documenta 7 çalışması için Kassel`de (Almanya`da bir şehir) 7000 meşe ağacı dikme işini organize etmiş, bundan dört yıl sonra da hayata gözlerini yummuştur.

Spiritüel Bilimin önermeleri, Beuys`un demokratik, sanatsal ve spirütel olarak motive edilen toplum teorisini etkilemiştir. Beuys, toplumun tek büyük sanatsal bütün olduğuna inanmış ve sanatçının bu bütüne anlam ve spiritüel bir derinlik verme rolü olduğu sonucuna varmıştır. Sanatçının en bilinen sözlerinden biri ise “Herkes Sanatçıdır”.

Sergiler:
1964-Documenta, Kassel, Almanya
1972-Documenta, Kassel, Almanya
1976-Venedik Bienali, İtalya
1979-Solomon R.Guggenheim Müzesi, Retrospektif, New York, ABD
1984-Seibu Müzesi, Tokyo, Japonya
2006-Düsseldorf ve Bonn Sanat Müzeleri; Hamburger Bahnhof Müzesi, Berlin, Almanya

NOTLAR:
(1)-Sanatçıyı ölümden kurtaran gereçler(yağ ve keçe) ileride gerçekleştireceği yapıt ve eylemlerde sık sık yinelenen öğeler olarak karşımıza çıkacak, bu iki gereç Beuys’un sanatında toplumsal sağalmanın bir simgesi olarak kullanılacaktır.

(2)-1962–1970 yılları arasında bir grup avangart sanatçının oluşturduğu sanatsal bir hareket. Grup üyeleri arasında tarz olarak benzerlik ya da birliktelik olmamasına rağmen tümü burjuva tutuculuğunun ve alışılagelmiş sanatsal yaklaşımların üstesinden gelerek sanatta devrimci bir gelgit yaratmayı ve yaşayan bir sanat ortaya koyabilmeyi amaçlıyorlardı. Dada ruhunu yeniden canlandıran grup, happening’ler ve sokak gösterileri düzenlemişlerdir. Faaliyette oldukları alanlar arasında görsel sanatlar, müzik, edebiyat, kentsel planlama, mimari ve dizayn yer almaktadır. Joseph Beuys, Robert Filliou, Dick Higgins, Yoko Ono, Wolf Vostell ve George Macunias gruba üye olan sanatçılardır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okuyor.