Julianne Donaldson

Julianne Donaldson

Yazar
8.2/10
38 Kişi
·
64
Okunma
·
7
Beğeni
·
824
Gösterim
Yüzümü ellerinin arasına aldı. “O halde dinle, benim kör, inatçı, sevgili arkadaşım. Tanıştığımız gece o saçma şarkıyı söyleyip gülmememi istediğinde kalbimi çaldın. Ve o zamandan beri seninle geçirdiğim her dakika benden bir şeyler daha çaldın. Ta ki artık seni yanımda bulamayıncaya kadar." Durup nefes aldı. “Yanımda olmadığın zaman elimde hasretinden başka hiçbir şey kalmıyor.”
Rüzgâr gibi geçti'
kitabının çok sevdiğim bir sözü vardır:‬
‪"Bugün hiçbir şey düşünmeyeceğim, çünkü yarın yeni bir gün."‬
"Büyüyünce gıdıklanmanın geçtiğini söylemiştin diye hatırlıyorum,"dedim nefes nefese.
"Geçtiğini sanıyordum."Yanakları kızarmış,saçına yapraklar takılmıştı.Koyu gri gözleri benimkilere gülümsüyordu.
"Sanırım bende büyümekle asla geçmeyecek bazı şeyler var." Gülümseyişi yumuşayıp ağzının bir köşesini yukarı çekti,gözleri pişmanlıkla sevgi karışımı bir şeyle doluydu.
"Senin gibi".Sesi artık neredeyse fısıltı gibi,buğulu ve kahkahasının kalıntılarıyla pürüzlüydü."Sanırım sen asla geçmeyeceksin Kate."
"Hapsedilmiş hissediyorum. Kafese kapatılmış bir kuş gibi kaçmanın yolunu arayıp duruyorum. Ama her defasında önümü parmaklıklar kesiyor."
“Birazdan”ın yıllar önce yaşlanmış olduğunu, “uzun süre sonra”nın hasta ve zayıf olduğunu, “nihayet”in ölüm döşeği olduğunu bilemezdi. Sabır benim sahip olduğum erdemlerden
biri değildi. Tahammül de öyle.
Kal,tatlı ötüşlü tarlakuşu,gitme
Ne olur titreyen bahar dalını terk etme
Bahtsız bir âşık senin şarkını istiyor
Teselli edişini,sevgiyle inleyişini.
O dokunaklı kısmını bir daha,bir daha söyle
Belki içimi eriten hünerini duyarım böyle;

Bu ona da dokunacaktır elbette,
Hor görerek beni öldüren kalbine.
Büyük çaresizlik ve tarifsiz keder,
Ne olursun tatlı kuş,buna bir son ver!
Yoksa zavallı bir kalbim kırılıp gider.
Zaman Philip'in yokluğunda korkunç şeyler yaptı. Saatler yavaşladı, güneş gökyüzünde donup kaldı, geceler bile her zamankinden daha çok uzadı.
"Ağaçların sağlam, sürekli bir yanı var"dedim sessizce. "Mevsimler içinde değişiyor olsalar da hep aynı yerdeler. Güvenilirler. Ve meyve bahçesi orman gibi büyük değil. Beni tutmaya yetecek kadar büyük sadece. Kendimi şey hissettiğim zamanlarda..." Düşüncemi nasıl bağlayacağımı bilemeyerek sustum.
"Nasıl hissettiğin zamanlarda?"
"Korunmasız hissettiğim zamanlarda galiba." İtirafımdan ötürü biraz utanarak halime güldüm. "Kulağa tuhaf geliyor. Ama bazen insanlardan uzak kalmak istiyorum ve orada kendimi güvende hissediyorum."
"Hiçbir şey yapmadınız bayım.”

“Bayım mı?” Bunu bir hakaret gibi söylemişti.

“Artık ciddi olduğuna eminim. Hemen söyle ki özür dileyebileyim."
352 syf.
·80 günde·Puan vermedi
Hediye edilen bir kitabın karakteriyle bu denli benzemem kitabı okumayı dahada özel kıldı bir sayfasında herşeyden önce olduğum kişi olarak sevilmek istiyorum diyordu ne özel bir cümle karakterleri çok ilgi çekici ve mutlu sonla bitmesiyle ne güzel kitap diyorsun ve bittiğine üzülüyosun okurken aşk duygusunun en saf halini okuycağınıza eminim hatta sizde sevdiğiniz insanlara bu özel kitabı hediye edebilirsiniz
379 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Şaşkınım, şaşkınım, hala çok şaşkınım. Bu sanırım haddinden uzun bir yorum olacak ama hislerimi tam olarak yansıtabilmem için, yazmam şarttı.

Şunu bilmenizi isterim ki tarihi kurgu/tarihi aşk etiketiyle basılan kitaplarla lise yıllarımda tanıştım ve şu an geriye dönüp baktığımda iki Julia Quinn kitabı dışında bende iz bırakan hiçbir kitap yok ne yazık ki. JQ kitapları ise kütüphanemde saklayacak kadar kıymetli olmamıştı. Peki neden? Bu uzun bir açıklama olacak, o kesin. Öncelikle bu kitaplarda tarihi detay olmamasından yakınabilirim. Sürekli 1750, İngiltere, bıdı bıdı başlığı ile giriş yapılır ama tarihten kasıt bu olarak kalır. Birkaç ufak, hepsinde mecburen gördüğümüz detay vardır yalnızca. İşte giyim kuşam, meşhur balolar, birkaç ıvır zıvır detay ama tarih? Yok. Bunun yanında öyle sığ aşklar yazılır ki bu aşksa teşekkürler, kalsın dedirtir bana daima. Kadınlar yalnızca güzelliği ile önce çıkan, güzelliği için sevilen ve güzelliği üzerine sürekli muhabbet dönen o eşsiz karakterdir. Aşık olduğu adam da tüm çapkınlığı, huysuzluğu, kibri, gururu, inadı, hor görüşünün yanında daima yakışıklı ve unvan sahibi bir zengindir. Bu korkunçluklar yetmezmiş gibi birbirlerine fiziksel çekim dışında hiçbir şey hissetmeyen bu iki kişi bize aşık olarak yedirtilir. Birbirilerini incitir, yeri gelir adam kadını aşağılar ve adının lekelenmesi riskiyle yahut başka bir unvan sahibinin varlığıyla sinir strese sokar, mecburi evlilikler ya da kaçınılmaz kaçamaklar yaşar ama sonunda ne hikmetse çok ciddi bir şekilde aşık ve mutlu olarak aramızdan ayrılırlar. İnsan yazarken bile göz devirmek istiyor, ne yalan söyleyeyim? Bunun yanında bol bol cinsellik sahnesi de eklenince haliyle kitapta sevecek en ufak bir şey bulamaz oluyor ve hüsranla bitiriyorum kitapları. Yani bitiriyordum. Çünkü bir süredir bu türü okumuyor, para vermeyi ve denemeyi reddediyordum. Ama Bir Asi Yürek ve Bir Rüya Gibi, beni şaşkınlık içinde bıraktı. Kitaplığımda mutlaka olmasını isteyeceğim iki tarihi aşk kitabım var artık, çok ama çok şaşkınım.

Şimdi gelelim Bir Asi Yürek'e...

Yukarıda söylediğim şeyler bu kitapta yok, en başta bunu bir bilin de yüzünüz gülsün kitap dostlarım. Bu kitabı bana öneren arkadaşıma, mesafeler sebebiyle sarılamıyor olsam da manen onu kucakladığımı hissedebiliyorum. Yüzümde koca bir tebessüm oldu bu kitap, nereden başlasam anlatmaya bilmiyorum.

Kate ve Henry çok gerçekçi, nahif ve tatlı karakterlerdi. Zamanda geri gitme şansım olsa oralarda görmek isteyeceğim insan tipini yansıtıyorlardı. Henry tam bir beyefendi ve konumuna yaraşır şekilde bilgili, olgun, düşünceli, çalışkan ve mantıklı bir adamdı. Bunun yanında içinde bu koca sevgiyi biriktirmesine asla şaşırmayacağınız bir çocuksuluk kalmıştı, yalnızca Kate'ine özel... O kadar anlamlı bir aşkı vardı ki şu an bile gülümsüyorum.

Kate... Kate ise... Ah benim canım kızım, dedirtti bana. Arada gözlerim onun hissettiği esaret ve çaresizlikle doldu, yeri geldi elini kolunu bağlayan haksızlıklara karşı dişlerimi sıktım ve tüm enerjisini, araştırma tutkusunu, kuşlara olan özel ilgisini hissederek okudum. Sanki yazar o zamana gitsek bizi en çok ne incitir, gerçekten düşünen bir kadın için en büyük sıkıntılar nelerdir o zamanın şartlarında diye empati yaparak yazmış bu kitabı. O kadar haklı ve güzel yansıtmış ki diyecek sözüm yok. Çok da düzgün bir denge üzerinde ilerletmiş karakteri. Başından sonuna, evet bu benim kızım ya, böyle olması gerekiyordu diye destekledim Kate'i.

Genel olarak ise kitabın dili sade ve akıcı, tasvirler de bu kurguya uygun düşecek kadar dozunda ve başarılıydı. Gerçekten iyi bir kitaptı anlayacağınız. Sevmediğim ufacık birkaç detay var yalnızca. Birkaç mantık hatası, sonun hayal ettiğimden daha kısa olması -bir kısım var, bilmek istediğim- ve kahraman anlatıcıyla yazılmış olması... Ama onlar dışında gerçekten çok, çok, çok güzeldi. (Kahraman anlatıcı kötü değildi bu arada, ben yalnızca Henry'nin tarafını da okuyabilmeyi isterdim.)

Bu güzel kitabı, nahif bir aşk hikayesi okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
384 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Neredeyse 400 sayfa olan bir kitabı birkaç saatte bitirdiğim nadir kitaplardan biri oldu.

Bir Rüya Gibi kitabını oldukça sevmiştim fakat 2. kitap için beklentim düşüktü, ilk kitabın yanına bile yaklaşamayacağından emindim.

Kitap ilerledikçe ben şok, ben iptal oldum. Resmen yılın en iyi historical kitabını okudum ben, bir de young adult tarzına giren bir kitaba aşık oldum, gerisini siz düşünün. *-*

Arka kapak durumu özetlese de inanın bana, göründüğünden çok çok derin bir kitap.

Yazar, yeminle nasıl romantik sözler yazacağını çok iyi biliyor. Bunu erkek karakterlerine o kadar güzel uyguluyor ki <3

En fazla şunu söyleyebilirim, başta Henry'i, Kate için hiç uygun görmemiştim. Kitap ilerledikçe sevdiğini tam anlamıyla anlayan bir erkek gördüm. Şu ana kadar okuduğum kitaplarda bunu bana hissettirmeyi başaran ilk kişi Henry oldu. Hele ilan-ı aşk kısmında... Ayy, daha fazla şey söyleyemem! Hem şahit olunması gereken, hem de beni mahveden bir sahne oldu. Bildiğiniz bebek gibi ağladım.

Aşk romanı severler için kesinlikle kaçmaması gereken bir kitap! Aradığınız her şey var içinde.
349 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bir Asi Yürek'i bu kadar sevince yazarın diğer eserini de merak etmemek imkansızdı. Bu kitabı da öyle çok sevdim ki hala inanamıyorum kendime. Resmen yazarın fanatikliğini yapacak kıvama gelmeye başladım. Yeni kitaplarının da çıkmasını ve hemen bizde de yayınlanmasını heyecanla bekleyeceğim.

Bir Rüya Gibi çeviri olarak kitabın adını kesinlikle yansıtmıyor olsa da çevirmenin neden bu ismi verdiğini anlamamak imkansız. Hakikaten bir rüya gibi, tatlılığıyla beni benden alan bir kitaptı. Şunu söyleyebilirim ki elinize aldığınız an birkaç saat içinde bitirebileceğiniz kadar akıcı bir kitap. Bitmesin isteseniz de bakmışsınız, son bölümdesiniz.

Philip ve Marianne dünyanın en komik ve sevimli çiftlerinden biriydi. Atışmaları ve dostlukları beni benden aldı diyebilirim. Bunun yanında ben insanın aşık olduğu kişinin en yakın arkadaşı olması gerektiğine inanan biriyim ve bu yönüyle kitap beni inanılmaz mutlu etti. (Yalnız kitabı o kadar çok sevdim ki fark ettiğiniz üzere yorum yapmakta zorlanıyor, adeta saçmalıyorum.)

Bu kitabın tarihi yönü ve Edenbrooke'u anlatışı bir parça zayıftı diğerine göre. Ve kızımızın yaptığı bir şey beni azıcık sinirlendirdi ama olur öyle arada diyerek o ufak kızgınlığı da görmezden geldim. Bunlar yanında yine çok nahif bir aşktı, çok sağlam karakterlerdi ve çok eğlenceliydi. Benim kadar severek okumanızı umarak tavsiye ederim sizlere de.
384 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İlk defa bir kitabın 26. sayfasında bir karaktere gönlümü kaptırdım.
*
Henry Denfield, diğer tarihi kurgulardaki adamlardan biri değil. Ne bir lord ne de bir dük, baron... O, Bay Henry ve bunun farkı kitap boyunca oldu, onun o sevgisi, aksiyon, bilimkurgu, korku kitapları arasındaki birçok kişinin bile hayranlığını kazanabilir. Kate, aslında gördüğüm birçok kadın karakterden biriydi, inatçı, bilime aşık, araştırmayı seven; bazen yazarlar farklı karakterler yapmayı düşünürken bir kişiyi tekrarlayıp duruyorlar. Bunun için o eleştirilen soğuk, kibirli, tüm eleştirilenleri yaşayan bir kadının hikayesini de tarihi kurgularda daha çok rastlayabilmeyi umuyorum.
352 syf.
·Puan vermedi
Entrikanın göz yaşlarının neredeyse hiç olmadığı, yalın anlatımı ve olayların tek düze ilerlemesi ile okurken dinginlik veren bir kitap . Ama kütüphane de olmazsa olmaz denilecek bir kitapta değil .
352 syf.
·52 günde·10/10
gozlerine baktigimda zamani ve mekani yitiriyorum.
aklim basimdan gidiyor dogru duzgun dusunemiyorum ve bakislarinda buldugum cennette kayboluyorum.
kizaran yanaklarina dokunmak icin  sana ne kadar hayran oldugumu kalbimi sana kaptirdigimi sensiz yasamak dusuncesine katlanamadigimi kulagina fisildamak icin can atiyorum.
bu kadar yakininda olup sana dokunamamak istirap.
duygularimi goremeyisin her gun cektigim bir eziyet.
sana olan askimin beni gunbegun delirttigini hissediyorum.
en cok ihtiyac duydugum zaman da sefkatin nerede?
ac gozlerini sevgilim gozunun onundekini gor .
benim yalnizca bi arkadas degil sana derinden delicesine asik bir adam oldugumu gor
sana susayan.

Philip bu mektubu yazdiginda asik oldum ona.
yazar cok guzel anlatmis bu saf aski. philip en sevdigim karakterdi.
384 syf.
·8/10
yazar ablanin diger bir kitabi olan bir ruya gibi kadar cok sevmedim ama tabi ki bu da cok guzeldi.
erkek karakterin askinin pesinden gitmesini sevdim.
erkek taraf daha çok sevince kitaplar daha iyi oluyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Julianne Donaldson
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 35 okur okuyacak.