Julien Benda

Julien Benda

Yazar
5.5/10
2 Kişi
·
3
Okunma
·
3
Beğeni
·
451
Gösterim
Adı:
Julien Benda
Unvan:
Fransız Filozof ve Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 26 Aralık 1867
Ölüm:
Fontenay-aux-Roses, Fransa, 7 Haziran 1956
26 Aralık 1867’de Paris’te doğdu. Edebiyat eleştirisinde Romantizm karşıtı akıma önderlik etmiş, Henri Bergson’un felsefi sezgiciliğine karşı usu ve anlığı savunmuştur. 1894’te Paris Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, 1898’de Dreyfus olayı üzerine yazılar yayımladı. L’Ordination kitabı ile edebiyat alanında ün kazandı. En önemli yapıtı sayılan Aydınların İhaneti’nde, ırksal ve siyasal nedenlerle doğruluktan ve adaletten sapanları ahlâksal ihanetle suçladı.
‪“Sanki “aydının” işlevi aydın olmayanlara onları rahatsız edecek doğruları söylemek ve kendi huzuru pahasına bunun bedelini ödemek değilmiş gibi!”‬

‪Benda, Sy. 69‬
Eskiden insan, adalet kavramını, yasa fikrini, Tanrı hissini kazanabildiği için kutsaldı; bugün ise, kendisini maddenin efendisi yapan bir tehçizat yaratabildiği için kutsal.
‪“aramızda sırf birkaç nehir veya dağ var diye birbirimizden ayrı düştüğümüz için hepimizin de aynı doğadan olduğunu unuttuk.” ‬
‪~Bossuet‬

‪Benda, Sy. 69‬
‪“Övgümüzü belirleyen, bir insanın uğraşılarının sağladığı fayda olsaydı, sabanın mucidi, Aristoteles’ten, Galilei’den ve Descartes’ten çok daha büyük bir deha olmayı hak ederdi.”‬
‪Bayle ‬

‪Benda, Sy. 120‬
‪Modern Avrupa, Tolstoy’un bir hikayesinde münzevi bir dindarın, kendisine günah çıkaran hayduta hayretle söylediği “Diğerleri hiç olmazsa haydut olmaktan utanç duyardı; haydutluğundan gurur duyan adama ne yapılabilir ki?” sözünü çağrıştırır.‬

‪Benda, Sy. 141‬
‪Spinoza, “Herkes kendini, kendisinin ve diğerlerinin haklarının bir savunucusu olarak görse hükümet diye bir kurumsallaşma söz konusu olamazdı.” der.‬

‪Benda, Sy. 171‬
‪Pazara düşen “aydın” hakkında beni ilgilendiren tek bir konu var; yukarıda açıkladığım gibi, işlevlerini yerine getirirken sadece gerçekçi bir ihtirasın (bu ister sınıfsal, ister ırksal, ister milli bir ihtiras olsun hiç farketmez) başarılı olmasına hizmet ettiğinde, “aydın” olarak işlevlerini yerini getirmede başarısız olmaktadır.‬

‪Julien Benda, Aydınların İhaneti, Sy. 42‬
‪Modern “aydınların” itibarlarını ve faaliyetlerini sıradan tutkuların hizmetine sokma kararlılığını, bu Kilise adamlarının İsa’yı milliyetçiliğin havarisi haline getirmelerinden daha iyi sembolize eden bir şey olabilir mi?‬

‪Benda, Sy. 71‬
‪Modern yazar ve onun siyasi tutumunun nedenleri konusuna dönecek olursak, modern yazarın korku, endişe hali içindeki bir burjuvazinin hizmetinde olmakla kalmayıp, bunun yanı sıra bu sınıfa ait olan tüm toplumsal konum ve itibar ayrıcalıklarından faydalanan bir burjuva olmaya giderek daha fazla yaklaştığını da söylemem gerekir.‬

‪Benda, Sy. 132‬
‪“Aydın” eğitimsizin işlevini üstlendiğinde sonuç anarşidir; öte yandan, asli görevi ülkesini savunmak olan eğitimsizin “aydın” gibi davranıp sınırların kalkması özlemini, evrensel sevgi ya da diğer maneviyatçı inançları açığa vurmasında da anarşi vardır.‬

‪Benda, Sy. 164‬
Batı’da Aydınlar hakkında ilk kapsamlı eleştiri XX. yüzyılın başlarında Julien Benda’dan gelir. Benda’ya göre, aydınların hakikat duygusu artık zayıflamıştır. Onlar, şimdilerde siyasi ihtirasların güdümündedirler. İktidarın muhalif görünen sözcüleridir. Esasen kendi gruplarının çıkarlarını kollamak adına da sonsuz bir kin ve nefret duyarlar.  

“Benda’nın tanımına göre gerçek aydınlar kazığa bağlanıp yakılma, sürgüne gönderilme, çarmıha gerilme riskine girmek durumundadırlar. Bu yüzden de sayıları çok olamaz, gelişimleri belli bir rutine bağlı olamaz... Benda’nın tasarladığı biçimiyle gerçek aydın imgesinin hâlâ çekici ve güçlü bir imge olduğuna benim şüphem yok.”

Edward W. Said, Entelektüel  

“Benda’nın anlattığı entelektüeller alelâde insanlar ya da sıradan oku­muşlar gibi maddi kazançla ilgilenmezler. Şahsi çıkar peşinde koşmak, ikbal ve mevki gayreti içinde olmak onların işi değildir. Onlar siyasal iktidarın yakını olmak için el etek öpmezler. Güçlünün uydusu değil, zayıfın savunucusudurlar. Zengin sofralarından yemlenmek için şakla­banlık yaparak kralın soytarısı rolüne soyunmazlar ... Siyasal iktidarın kusur­larını, otoriteyi kötüye kullanmasını kınarlar ve bunu topluma haykırırlar. Onlar, iktidarın hizmetlisi değildir. ...Onlar satılık değildir, kalemlerini de ödünç vermezler. İşte, bu kabilden özelliklerle bezediği entelektüellerin dönemin siyasi gelişmeleri karşısında ilkesiz davranışlarının yarattığı infialle Benda sözünü esirge­memiş ve ‘aydın ihanetinden’ söz edebilmiştir.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Julien Benda
Unvan:
Fransız Filozof ve Yazar
Doğum:
Paris, Fransa, 26 Aralık 1867
Ölüm:
Fontenay-aux-Roses, Fransa, 7 Haziran 1956
26 Aralık 1867’de Paris’te doğdu. Edebiyat eleştirisinde Romantizm karşıtı akıma önderlik etmiş, Henri Bergson’un felsefi sezgiciliğine karşı usu ve anlığı savunmuştur. 1894’te Paris Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, 1898’de Dreyfus olayı üzerine yazılar yayımladı. L’Ordination kitabı ile edebiyat alanında ün kazandı. En önemli yapıtı sayılan Aydınların İhaneti’nde, ırksal ve siyasal nedenlerle doğruluktan ve adaletten sapanları ahlâksal ihanetle suçladı.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 15 okur okuyacak.