Kafka Okur

Kafka Okur

Dergi
8.6/10
2.979 Kişi
·
14.529
Okunma
·
1.736
Beğeni
·
22302
Gösterim
"Kadınların çoğu dünyanın gidişinden hep uzak tutulmuştu çünkü erkekler bir tek kendilerinin gerekli nitelikleri taşıdığını inanıyordu."
Kafka Okur
Sayfa 38 - Simone de Beauvoir
"Nasıl seveceğini bilmeden sevmek sevdiğimiz kişiyi yaralar. Beni anneni sevdiğin gibi sevme. Beni en yakın arkadaşını sevdiğin gibi de sevme. Beni eski sevgilini sever gibi sevme. Bana bir bak, gözleme ve unut tüm bildiklerini. Şimdi sıfırdan büyük bir merakla tanı beni."

Thich Nhat Hanh
38 syf.
·Puan vermedi
“Dokunulmasa da,
Görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına, nedensiz.”
― Cemal Süreya

Artık sen de benim kalbimin tam ortasındasın büyük usta.

Bu nasıl bir hayat hikayesidir. Daha önce bu kadar detaylı okumadığımdan bilmiyordum yaşanılanları…
Bir kez daha anladım ki, başarısız ilişkilerin tek sebebi sevgisiz aile de geçen çocukluk.
Babam ile hep mesafeliydim demiş şair. Kendi çocukluğum aklıma geldi. Kurallar yığını olan bir çocukluk… Babam asker olduğu için çok yaklaşamazdım yanına. Ev değil sanki koğuştu:)
Şimdi gülerek anlatıyorum ama bıraktığı izler derin.
Küçükken eve hep hediyelerle gelirdi. Ben kapıda onun bana sarılmasını kucağına almasını beklerdim. O ise genelde yorgun ve sinirli olurdu. İçten içe beni sevmediğini düşünürdüm.
Bilirsiniz kızlar baba ya aşık büyür. Doğal olarak bu kadar kuralcı bir çocukluktan sonra içe kapanık bir çocuk yetişir. Derslerinde son derece başarılı,insan ilişkilerinde korkan bir çocuk…
Neyse ki farkındalığı olan bir çocukmuşum ki 20’li yaşlarıma geldiğimde kendimi bulmaya başladım. Puzzle’ın eksik parçaları bir bir yerine oturuyordu. Anne babamı anlamaya başlamıştım.Müziğim dolayısıyla oluşan özgür ruhum kabuğumdan çıkardı beni. Sonunda babam ile istediğim ilişkiyi yakaladım. Ama tabi çocukluk izleri silinmedi. Bunu da ilk aşık olduğumda fark ettim. Sonuç başarısız oldu tabi. Bitmek tükenmek bilmeyen korkularım ve karşı tarafa sevgimi ifade edemeyişim… Çünkü sevgi nasıl verilir bilmiyordum.Bana verilen sadece hediyelerdi.
Neden kendimi anlattım ? Yazının başında dediğim gibi,hikaye beni tam kalbimin ortasından vurdu. Belki ben de evlensem muhtemelen boşanır,boşanır evlenirdim :) Bilemiyorum….
Cemal Süreya’ya gelecek olursak; böyle çalkantılı bir hayat yaşamasaydı bu muhteşem sözler çıkar mıydı ? Tabiki hayır.
Sürekli bir sevgi arayışı…Onu anlamayan kadınlar…. Tam anlaşıldığını zannederken yine bir hayal kırıklığı.. Belki ona denk gelen kadınlarda sevmesini bilmeyenlerdi…
Ve Memo tıpkı kendisi gibi ordan oraya atılarak bir çocukluk geçiren oğlu. Sonrasında yaşanılan trajik son :(
Eminim Memo’da böyle olmasını istemezdi. :(
Cemal Süreya ise yaşadığı olay sonrası halini soran dostu Muzaffer Buyrukçu’ya şöyle cevap verir;
“Ben atlatırım bu bunalımı,hiç merak etme.”
Sonrasında zaten hastaneye kaldırılır.Hafifçe gülümseyerek son kez bakar sevdiklerine…
“Ölüyorum Tanrım,
Bu da oldu işte
Her ölüm
Erken ölümdür
Biliyorum Tanrım.
Ama,ayrıca
Aldığın şu hayat,Fena değildir.
Üstü kalsın…”

Bu ay ki konu anlaşıldığı üzere Cemal Süreya...
Ben çok beğendim dergiyi.
Kesinlikle alın ve okuyun derim.
Hissettiklerimi bütün şeffaflığıyla paylaşmak istedim.
Ve son bir şey eklemek istiyorum.
Çocuklarınıza her daim "Seni Seviyorum" diyin. Bir çocuğun tek beklentisi bu çünkü.
Sevgiler
#jess
40 syf.
·9 günde
Günümüzün en popüler, en çok okunan ve en çok satan, ismini ve sloganı olan "...ben edebiyattan ibaretim" sözünü Franz Kafka'dan alan Kafkaokur'un ilk sayısında Franz Kafka'yı kapak ve konu edinmesine şaşırmadık tabi.
Peki nerden geliyor bu Kafka aşkı? Tabiki derginin editörü ve kurucusu Gökhan Demir'den. Gökhan Demir dergiden önce blogunda Kafka üzerine yazılar, makaleler ve incelemeler paylaşan bir Kafka sevdalısı.
Derginin bu ilk sayısında da temel olarak Kafka üzerine başta Gökhan Demir olmak üzere yazan yazarlar güzel bir sayı ile edebiyat dünyasına giriş yapmış diyebiliriz. Özellikle Gökhan Demir'in Kafka üzerine yazdığı yazılar, Kafka okumak ve anlamak üzerine yol gösterici ve açıklayıcı olmuş. Dergi yazarlarının şiir ve öyküleri de bulunuyor 64 sayfalık dergide. Özellikle Doğa Durmaz'ın Whiskas sonrası Suikast öyküsü çok hoşuma gitti.
Ayrıca bu dergi benim baştan sona hiçbir yazı, cümle atlamadan okuduğum ilk dergi oldu devamı gelir umarım. Çünkü Cemil Meriç'in de dediği gibi Dergi hür tefekkürün kalesidir.
64 syf.
Arkadaş, Audrey Hepburn hayranı ve ben de sinema dünyasındaki ününü biliyorum. Güzelliğini de biliyoruz. 23.sayıyı bu yüzden almıştık. İlk kez Kafkaokur alışımız Audrey'in güzelliği sayesinde oldu. 24'ü de yine bir arkadaş vesilesiyle okumuş oldum. Ben inadına bu dergiye para vermem; şeffaf dosya mı, naylon mu ne diyorlar, çıkaracaksınız onun içinden. Vardır sanırım herkesin bir takıntısı...

Nazan Bekiroğlu'lu sayfalar güzeldi. Anlaşılan kendisi öyle bir yazardır ki, hakkında bahsetmek dahi ismi geçen sayfalara "ruh" katmış. Yoksa ki "ceset" gibi bir dergi. Oysa düzeni, özeniyle tam notluk bir dergi olduğu itiraf edilmeli. Kaan Murat Yanık'ın yazısını görünce çok sevindim. İzdiham'dan biliyorum ve emindim ki ne yazmışsa güzeldir. İnanın bu sayıda okuyacağınız en güzel ve akılda kalıcı yazı bu - "Kokunun İzi".

Nazan Hanım kendisiyle yapılan röpartajda "sanatkarca huzursuzluklarım" diye ifade kullanmış. Eleştirmek istiyorum. Huzur yerine hüzün olmalı. 'Huzur' varsa, 'huzursuzluk' yoktur. Var varsa, yok yoktur örneği gibi. Huzursuzluk, huzuru keşfedene kadar izafi olarak kullanılan - eğer duygusal bir durumdan bahsediyorsak- bir anlayıştır. Huzur bir kez "ele geçince" (doğrusu o biz ele geçirir, fetheder) bir daha çıkmaz. Bu yüzden huzura kavuşmuş kişi için huzursuzluk diye bir anlayış ortadan kalkar. Buradan hareketle anlıyorum ki Nazan Bekiroğlu ya huzuru keşfedememiştir ya da huzurla hüzünü ayıramamıştır. Sanat ve sanatkar(ca) anlayışları yanına 'hüzün' daha yakışır ve uygun olan kelime... Bitti.
53 syf.
·10/10
Evimin yanması sebebiyle giden binden fazla kitap ve biriktirdiğim dergilerimden sonra , dergi okumaya küsmüştüm. Kafkaokur bu inadımı kırmamı sağlayıp takip ettiğim ilk dergi. Gittikçe daha da güzelleşeceğine inanıyorum.
40 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Özellikle Son Akşam Yemeği resim incelemesini çok beğendimi söyleyerek katkıda bulunan herkesin eline ve kalemine sağlık diyorum! Bayılarak takip ettiğim size de önerdiğim bir dergidir, okuyun..
48 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Ben bu dünyaya şarkıcı olarak gelmedim.Benim birinci işim bu değil. Ben düşüncelerimi bu dünyaya aktarmak için geldiğime inanıyorum. Bu düşünceler bazen müzik eşliğinde daha güzel, daha şirin, daha hoş algılanıyor. Onun için bana verilen bu nimeti kullandım. Ben her şeyi gayet iyi anlattığımı düşünüyorum. Acaba şunu anlatamadım mı diye hiç kendimi sınırlandırmadım."
62 syf.
·1 günde·Puan vermedi
https://hizliresim.com/DyJ02o

Nilgün Marmara ..
Derginin kapak sayfasında güzelliğiyle bizleri karşılıyor..

Çok söze gerek yok aslında .. Dergiyi ilk kez bu sayısıyla tanıdım.. Dolu, her sayfası hazine değerinde ..
Ve bizlere birkaç hediyesi var derginin .. 3 kitap ayracı tatlı mı tatlı.. Ve bir tane de "değerli gördüğünüz " kişiye göndermek isteyeceğiniz bir kartpostal ..
Nilgün Marmara'yı yakından tanımak için bile değer dergiyi almak ..
53 syf.
Jim Carrey'i görür görmez koşup aldım. Jim Carrey'le beraber Kafka, Anayurt Oteli/Yusuf Atılgan, Orhan Veli ve Sigmund Freud ile zengin, bir solukta okunacak bir sayı olmuş. Kafka okur sevenlerine duyurulur!