Karen M. McManus

Karen M. McManus

7.9/10
73 Kişi
·
142
Okunma
·
3
Beğeni
·
172
Gösterim
Adı:
Karen M. McManus
Unvan:
Roman Yazarı
“Başlangıç olarak size bir ipucu vereyim:
Herkes yalan söylüyor.
Başlayın!”
Karen M. McManus
Sayfa 134 - Yabancı Yayınları
Herkesin sırları vardır, değil mi ? Asıl önemli olan, o sırları korumak için ne kadar ileri gideceğinizdir.
Hep aynı şeyi söylerdi, sanki yaşam biriktirip biriktirip, pazar günleri önüne koyabileceğim harikalarla doluydu.
Merhaba arkadaşlar .Bu benim bu platformdaki ılk incelemem olduğu için genelde hangi kriterlere göre kitabı değerelendirdiğimi zaman zaman açıklamaya da çalışacağım. Kitaba bugün başladım bugün bitirdim. Ama bu benim için genelde normal bir okuma alışkanlığı olduğu için kitap gerçekten sürükleyici miydi değil miydi sorusuna cevap vermeyeceğim. Bundan sonraki incelemelerimde de kitabın sürükleyici olmasından çok sürükleyiciliği eksik bulursam bu durumu belirteceğim. Olay cezaya kalan , tamamen farklı sosyal çevrelere sahip 5 öğrenciden bir tanesinin - Simon Kelleher'in- ölümüyle başlıyor . Simon dışında kalan bu 4 kişi olayları belirli sıralarda kendi bakış açılarıyla bize anlatıyor ki bu da hiç zorlanmadan olayın içine dahil olmanız bazı yerlerde empati kurmanız konusunda size rahatlık sağlıyor .Belki ondan olsa gerek ben karakterleri sempatik buldum .Olay örgüsüne geleceksek iyidi daha karmaşıklaştırılabilirdi belki . Ilerleyen zamanlarda Simon'un ölümü arkasındaki gerçeği tahmin edebildim fakat sebepleri kendimce yetersiz buldum. Kitabı özelikle gençlik dizileri,filmleri romanları seven okurlara tavsiye ederim.
Şunu da belirtmek isterim ki kitabı okumaya başladığım andan itibaren sürekli aklıma bu aralar netflixte popüleritesini koruyan gençlik dizileri geldi (ölmem için 13 sebep ,riverdale bknz.) Iyi okumalar dilerim
Kitap bir gizem üzerine kurulu. Bir okulda çantasından nereden geldiği bilinmeyen telefonlar çıkan beş öğrenci cezaya kalır. Ceza sırasında aralarından biri ölür. Ve geri kalan dört öğrenci cinayet zanlısı olarak soruşturulmaya başlar. Kitabın konusunu kısaca bu şekilde anlatabilirim. Öncelikle kitap zanlı dört öğrencinin ağzından anlatılıyor. Bu da hikayeyi bütün zanlıların ağzından dinleyip yorumlayabilme şansını veriyor bize. Evet, kitabı dört kişinin ağzından okuyoruz ve hepsinin kendine göre ölen kişi yani Simon'ı öldürmesi için sebepleri olduğunu görüyoruz. Kitap bir polisiye roman olduğu için sonunda şaşırmamız gerekiyordu. Ama ben hiç şaşırmadım. Evet yazar şaşırtıcı bir şey yapmaya çalışmış belli ama becerememiş. Kitabı okuduysanız beni anlarsınız zaten. Kitabı okurken bir polisiye kitabı olduğundan, ortada bir gizem olduğundan olabilecek bütün sonuçları düşünüyorsun -Simon'ın nasıl öldüğünü- ve açıkçası kitabı okurken kitabın sonu benim en başta aklıma gelmişti. Yazar kitabı evirmiş çevirmiş sonunu çok basit bir son yapmış. Hani kitap öyle bir şekilde gidiyor ki ne olabilir yani diyorsun. Ben kitabın sonunu tahmin etmekten yakında şizofren oluyordum. Artık aklıma şizofrenik şeyler gelmeye başlamıştı yani o derece abartmış yazar. Yani böyle bir konu daha az sayfada bitirilebilirmiş. Ama tavsiye eder miyim? Yine de bir okuyun derim belki siz beğenirsiniz :)
Beş öğrenci, çantalarında nereden geldiği belli olmayan telefonların bulunmasıyla cezaya kalırlar. Çalışkan öğrenci, balo prensesi, sabıkalı öğrenci, beyzbol oyuncusu ve okuldaki dedikoduları paylaşıp herkesin gizli işlerini ortaya çıkaran bu yüzden de sevilmeyen bir öğrenci. Cezaya kaldıkları o gün dedikodu sayfasının sahibi olan Simon, öldü. Geriye şüpheli olan dört öğrenci kaldı...

Birimiz Yalan Söylüyor, okurken keyif aldığım bir kitap oldu. Yazarın, karakterleri ve olayı iyi kurguladığını düşünüyorum. Ama maalesef bir olay dışında her şey beklediğim gibi oldu. Yine de şaşırdığım kısımlar oldu fakat bu bölümler çok azdı.

Okurken keyif alacağınızı düşündüğüm, sıkılmadan okuyacağınız bir kitap:)
Kitap aşırı güzel. Çok iyi tasarlanmış. Simon’un trafik kazasını kasıtlı yaptırdığı kitabı iyice sürükleyici kılmış. Ve bence en güzel kılan özellik de ceza sınıfına kalanların sakladığı sırlar ve katilin beklenmedik çıkması. Nate ve Browny aşkı da kitaba renk katmış.
5 liseli genç okul çıkışı cezaya kalır ve içlerinden biri ölür...

Ölen genç yani Simon, Dedikodu Kazanı adlı bir uygulamayla okuldaki herkesin kirli çamaşırlarını pazara çıkarmaktadır. Birçok kişi onun yüzünden zor zamanlar geçirmiştir ve dedikodular hep doğrudur. Haliyle sevilen bir tip değildir.

Cezaya kalan diğer dört gençten bahsetmek gerekirse;

Bronwyn, okul birincisi son derece yetenekli bir kızdır. Amacı Yale Üniversitesine gitmektir.

Cooper, yetenekli bir beyzbol oyuncusudur ve okulun en popüler kızı Keely ile çıkmaktadır.

Addy, Jake isimli bir futbol oyuncusunun kız arkadaşıdır. Tam bir balo prensesidir.

Ve Nate, adı uyuşturucuyla anılan kötü çocuktur. Islah evinden yeni çıkmıştır.

İyi ya da kötü gözükseler de herkesin sakladığı bir şeyler vardır. Önemli şeyler... Ve Simon bu önemli şeyleri bulmuş paylaşamadan ölmüştür.

Peki ama onu kim öldürmüştür?

Kitap genel olarak fena değildi. Bazı olaylar tekrara düşmüştü. Bu kitabı biraz sıkıcılaştırmıştı ancak karakterlerin yaşadıkları olaylar karşısında yaptıkları hataları görmeleri güzeldi.
En sonunda kitap tür değiştirdi gibi bir şey oldu bence buna çok gerek yoktu. Yine de kötü bir son değildi.

Cinayet romanlarını seven biriyseniz biraz yavan gelebilir ancak çok beklentiniz olmadan okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle bu kitabın çok güzel bir cinayet romanı olduğunu düşünüyorum.Sonunda beni o kadar da şaşırtmasa da ustaca kurgulanmış olduğunu düşünüyorum ama Agatha Cristie romanlarının eline su dökemez:)

Kitap 4 tane karakterimizin ağzından anlatılıyor yani olaya 4 farklı kişinin gözünden bakabiliyorsunuz.Kitabın bu yönünü çok sevdim.

Konusu;Spoiler YOK

Simon adında dışlanan bir karakterimizin Dedikodu Kazanı adında bir uygulaması var.Bu uygulamada okuldaki kişilerin sırlarını ortaya çıkardığı için bir çok kişinin hayatını altüst etmiş ve haliyle de ondan nefret etmelerine yol açmıştır.Bir gün 5 öğrenci çantalarında telefon bulunduğu için cezaya kalır ve o ceza odasında bir cinayet işlenir.Cezaya kalan Bronwyn,Addy,Nate,Cooper ve Simon arasından Simon ölür.Şüpheliler ise bu odada bulunan diğer 4 öğrencidir.

Kitap çok gizemli ve sürükleyiciydi.Okudukça yeni sırlar keşfediyorsunuz...
Çıktığından beri merak ediyordum.
Bursa TÜYAP ta da @erennadiraksamoglu önerince hemen almıştım.
Son zamanlarda vaktim olmadığı için yavaş yavaş okusamda Çok sevdim.
Aslındaa akıcı ve sürükleyicydi uzun sürmesi biraz benim sorunum. .
.
Karakterlerin hepsini çok sevdim.
Bayview Lise’sinde çantasından nereden geldiği bilinmeyen telefon çıkan 5 öğrenci cezaya kalır.
Bunlardan Nate sürekli cezaya kalsada
Addy, Simon, Browyn ve Cooper için bu ilktir.
Birbirinden tamamen farklı bu öğrencilerden birinin -Simon- ceza sınıfında ölmesiyle başlıyor.
Simon, okulun Dedikodu Kazanı’ diye kurduğu bir siteni sahibidir ve okulda çoğu kişinin sırlarını ifşa etmektedir.
Kimse nasıl yaptığını bilmesede Simon’ın dediği her şey her zaman doğru çıkmıştır.
Nate, uyuşturucu satmaktan sabıkalı kendi halinde kimseye zararı olmayan çocukluğundan beri ailevi sorunlar yaşamış bir çocuktur.
Browyn, aile geleneği olan Yale Üniversitesine kabul edilmek için çalışan çok güzel ve okulun en zeki öğrencilerinden biridir. Ama kimya dersiyle daimi bir sorunu vardır.
Addy, yakışıklı sporcu erkek arkadaşının geri planında kalmış, pasif, Çok güzel upuzun saçları olsada ortalama güzellikte bir kızdır.
Ablası bir avukatla kötü bir evlilik yapmış ve çok mutsuzdur.
Cooper, okulun takımında oynayan ve gelecek vaadeden çok başarılı bir beyzbol oyuncusudur. .
.
Simon’ın ölümünden sonra cinayeti dördünden birinin veya dördünün beraber işlediğinden şüphelenselerde ellerinden hiçbir kanıt yoktur.
Simon’ın sitesini incelemenin ardından dördü hakkında yayınlanmamış bir haber bulurlar.
Asıl araştırmalar sorgular ondan sonra başlar.
Herkesin Sırrı var ve biri yanan Söylüyor.
Konu sıradan olsada işleyişi çok güzeldii. Duyduğuma göre yine Yabancı Yayınlarından çıkan ‘Bu Bizim Hikayemiz’i de yakın zamanda okumak istiyorum. •

Umarım bu ay kitap okuma anlamında verimli geçer.
Kitabı okumaya başladığımda bir arkadaşım sevmeyeceksin diyerek beni uyarmıştı ama ben pek yorumları dikkate alan biri değilimdir. Olabilir falan diye düşünüyordum. Şey, şunu baştan söylemeliyiz ki arkadaşım haklıymış.

Birimiz Yalan Söylüyor benim için tam da yarı yarıya diyebileceğim bir kitap. Bazı yönlerden güzel gibiydi bazı yönlerden de değil gibiydi. Nefret etmedim, sevemedim de. Tuhaf yani. Ama elimde saklamak istediğim bir kitap değildi.

Bir lisede yaşanan cinayet anlatılıyor kitapta. Kahraman anlatıcı farklı karakterler üzerinden verilerek gizem oluşturulmak istenmiş ve bence bu çok gereksiz bir hamleymiş ama neyse. Açıkçası esas olayı hiç sevmedim ve mantıklı bulmadım. Yani nasıl desem mesele ile ilgisi olan tüm öğretmenler, avukatlar, ebeveynler ve artık aklınıza gelebilecek tüm yetişkinler ahmak ötesiydi. Bir tanesinin bile çocuklara anlayışı, merhameti, empatisi olmaz mı ya? Bir tanesi dahi aklını kullanmaz mı? Resmen esas karakterlerin kendince yaptığı saçma sapan şeyler olmasa koca hukuk sisteminin bir halta yaramadığı iddia ediliyor. Evet, genel olarak da öyle ama buradaki bana epeyce çocuksu bir kurgu gibi geldi. Temeli sağlam değildi ve yetersizdi.

Kitabı bir parça güzel bulmamın tek sebebi vardı. O da ergenlikte yaşanan birçok problemi, farklı karakterler ve onların yaşamı etrafında değerlendirerek satır aralarında işlemesiydi. Her karakter bir sorunu, bir şeyleri temsil ediyor ve yargılamada bulunmadan bu sorunları açıklıyor, bir şeyler düşünmeye teşvik ediyordu. Yeterli miydi? Değildi ama idare ederdi. Son kısımda olanlar biraz yüzeysel olduğu için hayal kırıklığı yaşasam da en azından gençlere kötü örnek olmadığını söyleyebiliriz, sanırım?

Öyle bir şeyler işte. Yorumu bile isteksiz yaptığımı görebiliyorsunuzdur. Anlayacağınız tavsiye ettiğim bir kitap değil.
Heyecanı hiç bitmeyen sır dolu bir kitap karakterler kendi içinde karmaşıklaşıyor
Nasıl bitti anlamayacaksınız ,ben sevdim :)
Sırları seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz
Birimiz Yalan Söylüyor okuma iştahımı tatmin eden bir kitap oldu. Kitabı yatmadan önce okumaya başlamıştım. Haliyle gece boyunca zihnimde döndü en sonunda sabaha karşı uyandım ve bitene kadar başından kalkamadım. Uykusuz olsam da pişman değilim.

Tüm karakterler ve olaylar yerli yerinde, düzgünce planlanmıştı. Akıcıydı. Merak duygumu eşeledi. Kitabın başından beri bir tahminim vardı ama yoksa diye de düşündürdü. Yazarın çıkış kitabı olduğunu bilmek de yazarın gelecek eserlerini heyecanla beklememe sebep oluyor.


Not: Sadece bir yer kafama takıldı. TJ, kitabın başlarında (66. sayfa) Andy'nin evine Jake ile gelmişti. Sonlara doğru ise (287. sayfa) TJ Andy'nin evine geldiğinde Andy ev adresini nereden öğrendiğini soruyor. TJ de okul idaresinden öğrendiğini söylüyor. Eğer ben bir detayı gözden kaçırmadıysam o zaman yazar, editör ve kitap üzerinde çalışan/ön okumasını yapan herkes bunu gözden kaçırdı...

Yazarın biyografisi

Adı:
Karen M. McManus
Unvan:
Roman Yazarı

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 142 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 68 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.